
Tarkan’ın Kış Güneşi şarkısında yer alan bu sözlerden yola çıkarak, Trabzonspor’a teknik direktör olmuş veya olacak olan isimlerin bazen doğru, bazen de yanlış zamanlara denk gelen hikayelerini anlatmaya çalışacağım.
Ersun Yanal: 2009’da yepyeni bir kadro ile Trabzonspor’da yola çıktı. Çoğu gelecek vaat eden futbolculardan kurulu bu kadro ile fena işler de yapmadı. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin şampiyonluk yarışının uzağında kaldıkları sezonda şampiyonluğu yönetimin Yusuf Şimşek transferindeki hatası yüzünden Beşiktaş’a kaptırdı. O dönemin sürpriz takımı Sivasspor’a da yenildikten sonra istifa ederek takımdan ayrıldı. Kısacası,
Doğru insan, yanlış zaman…
Hugo Bross: Önceki sezon şampiyonluğa oynamış ve nispeten başarılı olmuş kadroyu 6 ay gibi kısa bir sürede ligin diplerine indirerek büyük başarı sağladı. Bu başarısı sonrasında kısa sürede takımdan ayrıldı. Kadro gelişmekteydi ama kendisi bu gelişimi 6 ay geciktirmiş oldu. Yani,
Doğru zaman, yanlış insan…
Şenol Güneş: Ersun Yanal döneminde oluşan, devamında Hugo Bross tarafından yerlerde sürünen Trabzonspor kadrosunu sezonun ortasında devraldıktan sonra Kupa Şampiyonu yaptı. Ertesi sezon Fenerbahçe ile giriştiği yarışta takımını 2010-2011 sezonu şampiyonu yapmış olsa da “şike” nedeniyle elinden alınan bu ünvanını ne yazık ki hala teslim alamadı. O sezonun ve devam eden sürecin travmasının atlatılması adına kendisini yıprattı ve devam eden sezonda da dikiş tutmayınca koltuğunu bırakmak zorunda kaldı. Malum sezonda Brozek kardeşlerin yerine takıma tek bir tane kaliteli yabancı transferi yapılsaydı, o sezonu belki de 1-1 berabere kalınan Ankaragücü maçını alarak en başta kopartacak ve 9 puanlık farkı koruyarak şampiyonluğunu erkenden ilan edebilecekti.
Doğru zaman, doğru insan, ama yanlış düzen…
Tolunay Kafkas: Çalıştırdığı Anadolu takımları ile elde ettiği göreceli başarılarla gelecekte Trabzonspor teknik direktörü olacak isimlerden biri olarak telaffuz ediliyordu. Şenol hocasının istifa ettiği gün havaalanında bitivermesi nedeniyle sezon başından anlaşıldığı belli olan Tolunay Kafkas’ın geliş şekli eleştiri konusu olmuştu. Travmadan henüz çıkamamış, kaliteli isimlerini teker teker elinden kaçırmış bir kadroyu agresif tavırları ile yola getirmeye çalıştıysa da başarılı olamadı. Elde kalan son hedef olan Türkiye Kupası’nı finalde Fenerbahçe’ye karşı kaybetmesi de hepsinin üzerine tuz biber oldu. Geliş şekli ile ilgili tartışmalar soğumaya yüz tutmak üzereyken yeni yönetim tarafından şık olmayan bir biçimde gönderildi. Uzun lafın kısası,
Yanlış zaman, yanlış insan…
Ünal Karaman: Kimi zaman yardımcı antrenör, kimi zaman sportif direktör olarak değişik konumlarda görev yaptı. Gel denilince geldi, git denilince gitti. Takımın tek sorumlusu olma şansı kendisine bir türlü verilmedi. O yüzden Trabzonspor’da teknik direktör olsaydı ne olurdu sorusunun cevabını da şu ana kadar bilememekteyiz.
Doğruyu bilmem de, iyi insan fakat yanlış zaman…
Mustafa Reşit Akçay: 1461 Trabzon’da kazandığı başarı ile ön plana çıktı. Yeni yönetimin öze dönüş hamlesinin teknik direktörü olarak lanse edildi. Ne var ki öze dönülürken yapılan U dönüşü ile alınan Malouda ve Bosingwa gibi yabancı futbolcularla genç yerliler arasında bir türlü uyum sağlayamadı. Yıldız diye oynatmak zorunda hissettiği (veya kaldığı, ya da telkin edildiği) Malouda’nın kötü performansı takım kurgusunu önemli ölçüde etkiledi. Gençler ile yıldızlar arasındaki bu ikilemle başa çıkamadı ve ayrılmak zorunda kaldı. Bu sezon Akhisar Belediyespor’un başında topladığı puanlara bakınca görülüyor ki,
Doğru insan, ama yanlış zaman…
Hami Mandıralı: Mustafa Reşit Akçay’dan devraldığı takımı kendince derledi toparladı. “Trabzonspor’un forması ilk dörde oynar” söylemini doğrularcasına takımı sezon sonunda ilk 4’e soktu. Henüz teknik direktör lisansına sahip değilken kazandığı kredi sonraki sezonda takımın başında olacağını garantiler gibiydi. Yönetimden belki de tek istediği iyi bir forvetti. Ancak Trabzonspor başkanı sezon başında büyük masraflara girerek baştan aşağı yenilediği kadroyu teslim edecek kadar kendisine güvenmedi. İki arada bir derede kaldığından başka takıma da gidemedi. Sözleşmesi devam ediyor belki ama mevcut teknik direktörün olası gidişinde, sezon başındaki hamlesinin “hatalı” olduğunu kabul etmemek adına, başkan tarafında yine de tercih edilmeyecektir. Kısacası,
Doğru insan, yanlış zaman…
Vahid Halilhodzic: Başkan’la eski dostluğuna binaen Dünya Kupası başlamadan önce anlaşmaya varıldı. Dünya kupasında kazandığı göreceli başarı ile kaşesi arttı. Kafası karıştıysa da sözünü çiğnememek için Trabzonspor’un teklifine evet dedi. Dedi demesine de herkesin de burnundan getirdi. Futbolcuyu da, taraftarı da hakemleri de çileden çıkarttı. Yedek kulübesine sığmadı, her iki maçtan birini tribünden seyretmek gibi değişik zevklere kapıldı. Anlamsız kadro tercihleri ile eldeki kadroyu mundar etti. Taraflı tarafsız herkesin takdirini değil, tepkisini kazandı. Dostu Hacıosmanoğlu’nu da zor durumda bıraktı. E böyle dost düşman başına. Bugünlerde ayrılacağı veya gönderileceği yönünde dedikodular yapılıyor. Sonuç olarak,
Doğru zaman, yanlış insan…
ve bir kez daha
Ersun Yanal: Önceki yıl hükmen mağlup olunan Fenerbahçe maçında soyunma odasına kaçış şekli ile eleştirilen (eğlenilen), hem ezeli hem de davalık rakip Fenerbahçe’yi çalıştırmış olup geçen sezon da şampiyon yapmış olan bir teknik direktör. Başkanı tarafında kapıya konulduktan sonra adı önce Galatasaray ile anıldı, şimdi de kendisinin de doğruladığı üzere Trabzonspor’dan bir teklif almış durumda. Bununla da kalmayıp gönderilmesine kesin gözü ile bakılan Halihodzic’in yerine 1.5 yıllığına anlaşıldığı da söylentiler arasında. Ersun Yanal ismi daha şimdiden taraftarı ikiye bölmüş durumda. Halilhodzic gibi geçmişte Trabzonspor’dan ayrılmış, bu zaman dilimine kadar kaşesini yükseltmiş, ancak bırakın ikinciyi veya üçüncü dördüncü tercihi Trabzonspor olan bir teknik direktördür bana göre Ersun Yanal. Belki göreceli bir başarı sağlayabilir ancak kendisinin kalıcı olacağı şüphelidir. Başarılı olursa da fırsatını bulunca ayrılmayacağının da garantisi bulunmamaktadır. Yani demem odur ki,
Doğru zaman, yanlış insan…
Peki, “Doğru insan” kim?
Zorunda kaldığı için ya da ikinci, üçüncü tercihi olduğu için değil, ilk ve tek önceliği TRABZONSPOR olan kim ise doğru insan odur. Görev verilirse bu insanların tek ihtiyaçları, arada bir yakalanan o doğru zamanlar denk gelene kadar kendilerine gösterilmesi gereken sabırdır. Ya o sabır “Trabzon’da” bulunur mu?
Hakikaten güzel bir soru…
Ercüment Yılmaz
