Çalan telefonumu açtığımda karşıdaki ses :
“Seni Başbakan yapacağız” diyordu..
Şaşırmadım desem yalan olurdu.
Kimdi bu ses? Neden beni başbakan yapmak istiyorlardı?
Bu kadar kişi arasında başbakanlığa beni neden layık görmüşlerdi?
Peki, bu makamı ben hak ediyormuydum?
Böyle bir makama gelmek için benim çok bilgili, insanları etkiliyen, hitabet gücü yüksek, rakiplerini akarte edecek, her türlü ayak oyunlarını bilen bir kabiliyete sahip olmam gerekirdi.
Bunca kişi arasından sıyrılarak benim adımın başbakanlığa layık görülmesi, Tanrı’nın bir mucizesimiydi acaba bana?
Yoksa bu şu mu demekti : Ben bayağı meziyetli biriymişim!..
Peki öyle ise; Bu meziyetlerimi benimde biliyor olmam gerekmezmiydi???
***
Neyse.. Tekliflerini kabul ettim.
Seçim hazırlıkları başladı. Ben birşey yapmıyordum. Sağolsun bağlı bulunduğum partim benim adıma herşeyi yapıyordu.
Gazetelerde çarşaf çarşaf ilanlar çıkıyordu.
“Basit Düşünceli Adam : Türkiye’nin Başbakanı”
“Basit Düşünenlerin Aynası”
“Değişen Türkiye’nın yeni yüzü”
“İyi, kötü, güzel ve çirkin’in Başbakanı”
Medyada beni allayıp pullayıp Türk insanına tanıtıyorlardı. Bende kendimi medyadan tanımaya başlamıştım.
Meğer ben neymişim de haberim yokmuş!..
***
Popüleritem bayağı artmıştı. Henüz Başbakan olmamıştım ama herkes tarafından tanınmıştım. Mitingler, toplantılar, şehirden şehire koşuşturmalar beni oldukça yormuştu.
Ama giderek kendimi de sevmeye, tanımaya başlamıştım…
***
Ben ben olmaktan çıkmıştım. Herşey bir plan-program dahilinde yürütülüyordu. Planları kimler yapıyordu onu bile bilmiyordum.
Sormaya kalktığımda; “Fikir yürütme! Dediğimizi yap” şeklinde bir ses geliyordu perdenin arkasından..
***
Milyonda bir gelen bu şansı iyi değerlendirmeliydim. Genç Türkiye’nin Başbakanı olma ihtimalim çok yüksekti.
Bu duruma alışmaya da başlamıştım.
Konuşmalarımda, esip gürlüyor, patates fiyatlarından bahsediyor, seksinde bir ibadet olduğundan dem vuruyor, futbolun güzelliklerine değiniyor, özellikle kadınların estetik yaptırmalarının ülke ekonomisine katkısını formüller ile açıklıyordum.
***
Zaman hızlı geçiyordu. Seçim günü yaklaşmıştı. Karşı partinin Başbakan adayı bana çamur atıp duruyordu.
Yok ben ABD’nin gösterdiği adaymışım.
Masonmuşum da üstelik..
“Basit Düşünceli Adam” olduğum için halkımızı basit basit yolacakmışım…
Sekse çok düşkünmüşüm de. Bütün kadınlar benden korksunmuş da…
Ekonomi diyince hep aklıma patates geliyormuş da, patates yedirerek, halkımızın düşünce yeteneklerini asgariye indirecekmişim de..
Daha neler neler…
***
Seçim günü heyacanımı anlatamam. Akşam parti genel merkezi’nde; sandıkların açılmasıyla, illerden, ilçelerden gelen güzel haberler, “Başbakan BDA” tezahüratları kolay kolay unutamıyacağım anlardı.
Evet..
Partim seçimleri ezici bir çoğunlukla kazanmıştı. Tek başına iktidardaydık.
Türkiye’nin Başbakanıydım artık..
“Türkiye Otobüsü”nun direksiyonu artık benim ellerimde idi…
Başbakanlığa da yakışmıştım doğrusu..Koskoca odamın içinde volta atıyor, yorulunca orta şekerli kahve söylüyor diğer yandanda “Charlie’nin Melekleri” dizisinde olduğu gibi verilen talimatları bana özel mesaj kutumdan, yüzünü hiç görmediğim o sesten alıyordum.
Bir süre o talimatları aynen yerine getirmeye devam ettim. Ta ki “Basit Düşünceli Adam” olduğum hatırıma gelinceye kadar…
***
Madem ki ben Basit düşünceli Adam idim.. O zaman artık bu talimatları yerine getirmiyecek yada talimat ne diyorsa onun 180 derece tersini yapacaktım.
Sağ mı diyorlar, sol diyecektim.
Sev mi diyorlar, nefret edecektim.
Zam mı diyorlar, ucuzluk yapacaktım.
Ciddi ol mu diyorlar, onlara nanik çekecektim.
…
Talimatlarını dinliyor, dediklerinin tersini yapıyordum. Ve bundan da acaip zevk alıyordum.
Onları kızdırmıştım. O ses, her mesaj dinleyişimde daha boğuk ve çirkin bir hal almıştı.
Artık yalan dolan söylemiyor, aklıma ne geliyor ise bunları halkım ile paylaşıyordum. Halkım söylediklerimden başlangıçta hoşlanmasa bile onlar ile aramızda daha samimi bir bağın oluştuğunu hissediyordum.
Halkımın gözünde BÜYÜRKEN, o sesin gözünde KÜÇÜLÜYORDUM.
Tehditler alıyordum. Birgün bir suikasta kurban gideceğimi de adım gibi biliyordum. O günü korkusuzca bekliyordum.
***
Ankara semalarında bana tahsis edilmiş geniş donanımlı küçük uçak ile şöyle bir gezinti yapmak istemiştim.
Bu küçük uçakta taplam 3 kişiydik. Pilot, korumam ve ben.
Havalandıktan sonra Pilot ile korumamım kilo almış gibi halleri dikkatimi çekmişti. Sanki sırtlarında bir kambur vardı.
Havalanışımızdan yaklaşık 15 dakika geçmişti.
Ankara semalarını seyrederken, Pilot ve korumam olacak zat başıma dikilerek, bir ağızdan :
“Biz uçağı terkediyoruz, sende başının çaresine bak” diyerek uçaktan kendilerini aşağıya bıraktılar.
Bunlar deli mi ne diye düşünmeye vakit bulamadan arkalarından bakakaldım.
Kamburları paraşüte dönüşmüştü.
Kalmıştım uçakta yanlız başıma.. Hızlı düşünmem ve hızlı hareket etmem gerekiyordu.
Madem ki bu dünyaya çıplak gelmiştik ve toprağa geri dönecektik!…
Öyleyse?
Hemen çırılçıplak soyundum. Önce üzerimden çıkarttıklarımı tek tek dışarıya attım. Onları bir uçurtma izler gibi seyrettim. Sonra, kendimi boşluğa bıraktım..
Ankara semalarında hızla aşağı doğru süzülürken :
Orhan Veli’nin o çok güzel kısa şiiri aklıma geldi.
Onu mırıldamaya başladım.
“Ne yapmadık ki şu ülke için.
Kimimiz nutuk attık!..
Kimimiz öldük!.. ”
Ben ise, her ikisini de yapmanın saadeti ile ölüme hızla yaklaşıyordum…
***
Telefonun sesiyle uyandım.
Bir telefon ile başlıyan rüyam, yine bir telefon sesi ile noktalanmıştı.
***
Not 1– Tüm müslüman aleminin ramazan ayını kutlar, bu ayda insancıl duyguların
gösterişe değil, içtenliğe yönelmesini temenni ederim.
Not 2– Yukarıdaki yazı daha önce bu sitede yayınlanmıştır.
KKV
Ramazan geldi.
Çok dikkatli olmalısın!
Din tacirleri senin Aleviliğini dillerine dolayacaklar.
Camiye gitmediğinden, oruç tutmadığından dem vuracaklar.
Bu kafire nasıl oy vereceksiniz diyecekler!
Bunlara aldırmıyacaksın.
Fırsat buldukça iftarlara katıl.
Oruçlu değilsen, bunun bilinmesini sağla.
Diğer din tacirleri gibi oruçlu olmadıkları halde oruçluymuş gibi görünme.
Ya olduğun gibi görün.
Ya da göründüğün gibi ol.
Merak etme!
Aklı selim bir nesil arkadan geliyor.
Başbakan’ın seni otuz veya elli sene önceki olaylara çekerek politika yapmasına cevap bile verme.
Seçmen ile bugünü ve yarınları konuş!
Geriye değil, ileriye bak!
Bir de yukarıdaki yazmış olduğum, daha önce de yine bu sitede yayınlanmış yazımı lütfen oku!
En fazla üç dakikanı alır.
Bu sıcak günlerde iyi gelecektir.
Gülümseyeceksin.
Buna senin de, halkın da ihtiyacı var.
Atilla Aybalık
alaturkaonline.com

Ewwet,daha once ki hikayen ama, her okudugumda guluyorum,keske diger yazarlarda senin gibi boyle mesaj veren hikayeler yazsada gulsek,ve dusunsek,….bu ulkede sifir olan morallerimiz biraz da duzelse. cunku benim gibi her okuyucunun buna ihtiyaci olduguna inaniyorum,/ayrica “,senin bir pasa oglu hikayen varmis,,okursak,,Amerika ruyasina fazla inananlara ders vermis olursun…
Güzel bir yazı. Mizah katarak sürükleyici bir yazı çıkmış.
rüyada bile olsa başbakan olmak çok güzel ama… bir o kadar da ağır sorumlulukları taşımakta çok zor. ramazan ayına da gelince de önce hayırlı uğurlu olsun tüm müslüman alemine, dilerim siyaseti dine alet etmeden hayırlı bir şekilde oy verilir.
inanırmısınız oturdugumuz semtte oy alım ve satımları başladı diye duydum hazır ramazan çadırlarının büyük bir bölümü kaldırılmışken evlere servis yapalım düşüncesindeler.
acaba sizi arayan hamdi bey(varmısın yokmusun) olmasın 🙂
Bir kac gundur TURKIYEmdeyim ve evlenme kagitlari ile bogusuyorum, Mustakbel nisanlimi evlendigimde yanima kolay bir sekilde getirme yollarinda soluk soluga sorunlari azaltma yollarindayim ve devlet burolarinda karsimdaki kisilere saygili bir dille sorun ve isteklerimi bildiriyorum, ve karsimdakilerin acikcasini soylemek gerekirse erkeklerin basit bir sekilde giyindiklerini ve kadinlarinsa turbanla gorev yaptigini goruyorum, sorun bu degil, giydigin sey beni rahatsiz etmiyor, konusma seklinde ama bir devlet dairesinde calisiyorsun ve devleti temsil ediyorsun, sen devleti kendi goruntunle o devlete devlet bu dedirtmen hicte dogru degil, her bir devlet memuru devleti modern bir sekilde tanitmalarini gerekmeli, kimi yanlis kimi degisik bir dusunce ile o devlet burosundan ayrilabilir…
Dedigim gibi konusurken sizli bizli konusmalarima dikkat ettim, karsimdakinin kim oldugunu kisiligine gore degil devlet memuru seviyesine uyarak degerlendirdim, ve bir ricada bulundum malesef yapilamadi, bana gelen cevap “PROSODUR BU ELIMIZDEN BIRSEY GELMEZ” denildi cunku bu memurlar devletin verdigi kanunu yerine getiriyorlardi, nedi bu istekte neden bu istek istenildiginde bu cevap verildi, istek su, ben yurtdisinda yasayan bircok turk halkindan biriyim, yillardir bir aile kurma pesindeyim, ve yasimin ilerlemesinden dolayi acil bir sekilde o hayalledigim AILEyi kurma savasindayim ve malesef Hayitima sectigim o kisiyi biran once yasamima yani yanima getirebilmem icin oturdugum ulkenin vatandasligini alalarak islemleri hizlandirma amacindayim ve bu az once bahsettigim devlet memurlarinin bana olumsuz cevap vermelerinin karsiligi baska bir ulkeden aldigim vatandaslik durumu, tek istegim vatandaslik ile beraberinde aldigim isim degisikliginin evlilik duzdaninda gorunmesi, bana yok imkansiz, mahkeme yolu ile ya TR de isim degiseceksiniz yada hernekadar baska bir ulkenin vatadasi olsanizda ayni anda TURK vatandasi oldugunuzdan dolayi sizi sadece TURKIYE kanunlari ve TURK olarak evlendirebiliriz demeleri…
Ne kadar dogru bir PROSODUR takip ettiklerinden haberim yok ama kimsenin yardimini alamamam ve hicbirinin bana azda olsa yardimci olmamasina cok S(H)OK oldum, biri en azindan daha yukaridaki bir memura veya bugibi olaylarla karsilasan bir memura sormadan ROBOT gibi bana bu sekilde yaklasimlari giyimlerinin yani sira beni ikinci birkere tekrar S(H)OK ettiler, birde en son olarak bir turbanli memurun bana “neden TURK vatandasligindan cikmiyorsunuz” sozu oldu, ve bende siz acaba ne dediginizin farkindamisiniz diye hitap ettim, konu benim esimi kolay ve hizli bir sekilde yanima almam ve onlari beni vatan hayini gibi gormeleri, siz olsaniz kime hak verirsiniz ogrenmek isterim…
Ah TURKIYEM TURKIYEM zamninda memurluga adam gibi insanlari getirip adam gibi eyitipte herseyi basit bir hale getirseydinizde yurt disina cikipta baska ulkelere para kazandiracagima TURKIYEme kazandirsaydim ne vardi, Beni bu hallere sokan insanlar simdi beni O ULKENIN HAYINI gibi o vatandasligimdan cikartmamai istiyor, bu bir RUYAMI ????
Konuyu dagittigimi dusunenlere su an basimdan gecen bir olayla kanitlamak istedim, sonuc ayni ROBOTLASMIS bir toplumla yonetilmeye HAYIR….
güzel bir yorum. ama sen beceremezsin gemiçik almayı.halkı malkı kandırmayı.halı malı götürmeyi .o nedenle yapmazlar burası türkiye.önce malı götürmeyi öğrenmen için kurslara katılacaksın.etrafında bolca yağcınve bolcada camur olmalı olmalı.kırkpınara katılman gerekir güzelce bir yağlanman gerekir .biliyorumki sen yağdan nefret edersin hep ayırırsın etin yağlı kısmını o nedenledirki.rüyada olsa sana başbakanlığı vermezler..
dıger 1 dunyadada olsa bu duyguyu yasamak ayrı bır zevk olsa gerek…gercı bu durumu ruyanız hayr olsun teyzeye sormak gerek kımbılır nasıl yorumluycaktır:))