Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Mavi Marmara baskını nedeniyle İsrail’in özür dilemesi durumunda, “Tamam biz unuttuk, ölen öldü, kalan sağlar bizimdir” diye bir anlayışın söz konusu olmadığını söyledi.
65. Dönem BM Genel Kurulu Genel Görüşmelerine katılmak üzere New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, New York’taki temasları kapsamında Türkevi’ne basın toplantısı düzenlmedi. Gül, Türk dernek temsilcileri ve vatandaşlarla da biraraya geldi. Gül, Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği’nde BM Genel Kurulu toplantıları konusunda düzenlenen toplantıya katılmak için geldiği Türkevi’nin kapısında, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ertuğrul Apakan ve diğer yetkililer tarafından karşılandı.
BM, 65. DÖNEM TOPLANTILARI BİZİM AÇIMIZDAN ÖNEMLİ
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “65. Dönem toplantılarının bizim açımızdan çok önemli bir tarafı, BM Güvenlik Konseyi üyeliğimiz sırasında BM Güvenlik Konseyi’ne başkanlık yapmamızdır” dedi. Abdullah Gül, BM’de yarın başlayacak temasları öncesinde Türkevi’nde basın toplantısı düzenledi.

65. Dönem BM Genel Kurulu Genel Görüşmelerine katılmak için New York’a gelen Cumhurbaşkanı Gül, BM’deki görüşmelere, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın da aralarında bulunduğu büyük bir heyetle katılacaklarını bildirdi. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un 65. Dönem BM Genel Kurulu Genel Görüşmeleri öncesinde BM Binyıl Kalkınma Hedefleri Zirvesi’ni düzenlediğini kaydeden Gül, bu zirveye 139 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının katılacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Gül, 2000 yılında eski Genel Sekreter Kofi Annan’ın yoksulluk gibi dünyanın en önemli sorunlarıyla mücadele edebilmesi amacıyla tüm dünya liderlerini BM’ye davet ettiğini ve o toplantıda pek çok önemli ilkenin benimsendiğini hatırlattı. “Bu kapsamda 2015’e kadar ölçülebilir bir ilerlemenin olması kararlaştırılmıştı” diyen Gül, yarın başlayacak zirvede, dünyanın en önemli meseleleri olan açlık, yoksulluk, hastalıklarla mücadelede 2010 yılında gelinen mesafenin değerlendirileceğini ve gözden geçirileceğini belirtti. Yarından itibaren yoğun çalışmaların başlayacağını bildiren Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu:
“65. Dönem toplantılarının bizim açımızdan çok önemli bir tarafı, BM Güvenlik Konseyi üyeliğimiz sırasında BM Güvenlik Konseyi’ne başkanlık yapmamızdır. Perşembe günü Güvenlik Konseyi’ni bir zirve toplantısına davet ettik ki bu da her zaman olan birşey değildir, bu BM’de olağanüstü durumlarda söz konusudur. Bu zirve toplantısının açılışını yapacağım ve bu toplantıyı da yöneteceğim. Bütün bunlar tabii Türkiye’nin dünya sahnesinde oynadığı rol, ağırlığı, Türkiye’nin diplomasisinin takdir edilmesiyle çok direk ilgilidir. Bunun dışında başka toplantılar da olacak, ama Güvenlik Konseyi’ndeki toplantıda benim başkanlığımda yapılacak toplantıda, barışı yapmak, barışı gerçekleştirmek, krizlerden kurtulma yöntemleri gibi bir tema işlenecek. Böyle bir tema, taa 1992 yılında Barış Ajandası adıyla konuşulmuştu, o günden bugüne ilk defa böyle büyük bir mevzu tekrar ele alınıyor.”
BM Güvenlik Konseyi’nde yine Türkiye’nin girişimiyle terörizm konusunun ele alınacağını ve o toplantının da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında düzenleneceğini ifade eden Gül, bunun dışında BM’de pek çok ikili görüşmeler yapacağını, BM Genel Kurulunda dünya liderlerinin dünya meseleleri hakkında fikir alışverişinde bulunacaklarını kaydetti. Kendisinin de pekçok devlet başkanıyla görüşeceğini bildiren Cumhurbaşkanı Gül, bu ikili toplantıların Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’ndeki başkanlık odasında yapılacağını söyledi.
BM Genel Kurulunda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da yükünün ağır olduğunu, şu anda 50’nin üzerinde ikili görüşme programının bulunduğunu, ancak bu sayının 60’ı geçip 70’e ulaşacağını tahmin ettiğini belirten Gül, şöyle devam etti:
“Dolayısıyla yoğun bir ikili ve çok taraflı görüşmeler olacaktır. Ümit ederiz ki bütün bunlar dünya barışına, huzuruna, dünyanın temel sorunlarına hep katkı sağlayacak şekilde cereyan eder. Bizim Türkiye olarak politikamız, hep problem çözmeye, problemlerin halline, onlara yapıcı şekilde yaklaşma olduğu için, bizim de muhakkak ki bu büyük problemlerin çözümünde katkımız olacaktır.”
Cumhurbaşkanı Gül, BM Toplantıları dışında başka faaliyetlere de katılacağını, bazı önemli düşünce kuruluşlarında ve üniversitelerde konuşmalar yapacağını, ayrıca Boston’da çok seçkin Türk akademisyenlerle görüşeceğini, onların da buradan Türkiye’ye katkılarının olabileceğini, yurt dışındaki Türk akademisyenlerle irtibatı devamlı canlı tutmanın önemli olduğunu kaydetti. Gül, hafta sonunda Türkiye’ye döneceklerini belirtti.

İSRAİL CUMHURBAŞKANI İLE GÖRÜŞME KONUSU
İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez ile görüşüp görüşmeyeceğine yönelik bir soru üzerine, Cumhurbaşkanı Gül, “Doğrusu benim programım uymuyor zaten. Bu söylediğiniz şey basında da gördüm, Clinton Global Initiative’de bir davet var, birçok kişilere, bana da ona da dolayısıyla ben oraya gitmeyeceğim” diye konuştu. “Görüşmemek için mi gitmeyeceksiniz?” sorusu üzerine Gül, “Programımız elvermiyor” dedi.
ÇOCUKLARININ BU İŞLERE ALET OLMASINA FIRSAT VERMESİNLER
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Güneydoğu’daki “okul boykotu” çağrısıyla ilgili olarak, “Bütün vatandaşlarımıza, bölgedeki bütün vatandaşlarımıza buradan seslenmek isterim. Çocuklarının bu işlere alet olmasına fırsat vermesinler. Çocukların geleceğini parlak yapalım diye uğraşırken onları bu tip şeylere eğer alet ederlerse, en büyük kötülüğü yaparlar” dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, BM’de yarın başlayacak temasları öncesinde New York’ta Türkevi’nde düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin, “kimi siyasilerin de dahil olduğu grupların, Güneydoğu’da 5 gün boyunca çocukları okullara göndermeme kararı aldığını” hatırlatması üzerine, bu konuların Türkiye’nin önemli konuları olduğuna dikkati çekerek, “Türkiye’nin bu konulardan uzaklaşması, kurtulması lazım, bizler için hayatidir bu. Terörden, vatandaşlarımız, hepimiz çok çekmekteyiz” diye konuştu.
“Terör, hiçbir konuyu hiçbir yere götüremez, hiçbir konunun çözümünü kolaylaştırmaz, olacak işleri olmaz yapar. Hiçbir devlet ‘terör beni mecbur etti de şunu yaptım’ demez. Bunu herkesin önce bilmesi lazım” diyen Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ama herkesin şunu da bilmesi lazım; Türkiye zaten demokratik standartlarını yükseltme konusunda iradesi açık olan bir ülke. Türkiye’de uzun süredir çok köklü reformlar yapılıyor. 2 sene, 5 sene, 15 sene önce Türkiye’nin tabusu olan, dokunulmaz, konuşulamaz olan konular konuşuluyor, hallediliyor ve çok önemli mesafeler alınıyor. Bunlar hayatımızın konusu olmaktan çıkıyor.
Eğer Türkiye’de terör olmasaydı, AB ile bütünleşmeyi bir devlet stratejisi yapmış olan bir ülke, bugün demokratik standartlar açısından çok daha ileride olurdu ve birçok şikayetler, birçok problemler, bölgemizle ilgili de bunlar zaten kendiliğinden çözülürdü, bu kadar kan akmasaydı ve bunlar olmasaydı. Önce bunun doğrusunun bilinmesini isterim. Siyasetçiler veya sivil toplum örgütleri, herkes bu anlayış içinde hareket etmeli. Bunun dışındaki konular, ajandalar, politikalar sadece yük getirir ve bir şeyi de halletmez”.
“EDİRNE DE BİZİM, HAKKARİ DE…”
“Onun için çocuklarımızı alet etmek, masum insanları, kadınları, bunların hiçbir kazancı yoktur” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti:
“Bölgemizin daha çok yatırıma, altyapısının daha çok iyileştirilmesine tabii ki ihtiyacı vardır. Şimdi bu tip olayların yaşandığı, bu tip ajandaların olduğu bir yerde ne yatırım yapılır, ne iş adamı gider, ne fabrika açılır.
Türk iş adamları Kuzey Irak’a gidip orada büyük şirketler kuruyorlar, oralarda çok büyük faaliyetler, ekonomik faaliyetlerde bulunuyorlar, istihdam, üretim yaratıyorlar. Ama kendi ülkesinde varsa böyle bir kargaşa, gitmez oraya. Kim sıkıntı çeker, o yörenin vatandaşları, yani Kürt vatandaşlarımız sıkıntı çeker. Halbuki İstanbul da herkesin, Diyarbakır da Hakkari de herkesin, Edirne de herkesin Türkiye’de. O açıdan ben bu vesileyle bütün vatandaşlarımızı, bölgedeki bütün vatandaşlarımızı da buradan onlara seslenmek isterim. ‘Çocuklarının bu işlere alet olmasına fırsat vermesinler. Çocukların geleceğini parlak yapalım diye uğraşırken, onları bu tip şeylere eğer alet ederlerse, en büyük kötülüğü yaparlar”..
“HİÇBİR GRUBU, HİÇ KİMSEYİ HİÇBİR ZAMAN DIŞLAMADIM”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kapatılan DTP’nin eski genel başkanı Ahmet Türk’ten randevu talebi gelip gelmediği ve gelirse kendisiyle görüşüp görüşmeyeceği sorusu üzerine de şöyle konuştu:
“Bunları ben hep gazetede okuyorum. Ben biliyorsunuz prensip olarak hiçbir zaman bir dışlama, hiçbir zaman görmeme durumunda olmadım. Söylediğiniz şahıslar, siyasi partilerin temsilcileri veya sivil toplumun önemli kişileri, bölgeden de bunlarla ben her zaman görüştüm, konuştum. Ama biraz garibime giden şey de basın yoluyla böyle sanki randevu falan…Daha 10-15 gün önce başladı, sordum arkadaşlara, ‘Böyle bir şey söz konusu değil’ dediler. Bunu da anlamış değilim yani. Ama kimse güvenilirliğini kaybetmemeli. Bu çok önemli. Tekrar söylüyorum, ben hiçbir grubu, hiç kimseyi hiçbir zaman dışlamadım. Onun için bu işe böyle bakmak lazım”.
“TAMAM BİZ UNUTTUK, ÖLEN ÖLDÜ, KALAN SAĞLAR BİZİMDİR’ DİYE BİR ANLAYIŞ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Mavi Marmara baskını nedeniyle İsrail’in özür dilemesi durumunda, “Tamam biz unuttuk, ölen öldü, kalan sağlar bizimdir” diye bir anlayışın söz konusu olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Gül, BM’de yarın başlayacak temasları öncesinde New York’taki Türkevi’nde düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin, “İsrail’in Mavi Marmara baskını konusunda BM Genel Sekreteri’nin kurduğu soruşturma komisyonunun ikinci başkanı Kolombiya’nın eski devlet başkanı Alvaro Uribe’nin 3 yıl önce Washington’da bir Yahudi kuruluşundan plaket aldığını” hatırlatarak, “Üyeler hakkında Türkiye’nin onayının alınması gerekmez miydi?” sorusunu yanıtladı.
Birçok kişiye zaten çekince konduğunu ve onların da komisyon üyesi olmadığını söyleyen Gül, “Bu tip plaketler falan, o kadar çok herkese veriliyor ki. Bizim de orada bir eski büyükelçimiz, müsteşarımız var. Oranın düzgün çalışması ve neticeyi, gerçeği ona göre ortaya çıkartması. Beklenti bu” dedi.

“BİZİM ONAYLAMADIĞIMIZ BİR İSİM OLMAMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Bizim onaylamadığımız birçok isim orada olmamıştır. Ama böyle bir uluslararası panel söz konusu olunca, insanların tarafsız, panelin kuruluşu, hedefi, ilkeleri neyse, Genel Sekreter onları açıkladı, ona bağlı hareket etmesi gerekir” dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, “İsrail’in baskından dolayı özür dilemesinin yeterli olup olmadığının” sorulması üzerine, “İsrail’in özür dilemesi, ‘tamam biz unuttuk bitti, ölen öldü, kalan sağlar bizimdir’ diye, böyle bir anlayış da söz konusu değil. Türkiye’nin böyle davranmayacağını da herkes bilir” diye konuştu.
Uluslararası hukuk açısından bakıldığında da iki yolun olduğuna işaret eden Gül, “Biri açık, ‘yaptığım benim hataydı deyip, özür dilemek’, ikincisi de bunun tazminatını ödemek” ifadesini kullandı.
“Türkiye-İsrail ilişkileri şu anda donduğu için, Ortadoğu sorununun çözümünün geciktiğine inanıyor musunuz?” sorusu üzerine de Gül, Türkiye olarak BM Güvenlik Konseyi’nde her şeye baktıklarına dikkati çekerek, Orta Doğu’nun kendi bölgeleri olması açısından burayla daha çok ilgilendiklerini söyledi.
Ortadoğu’da barışın önemli olduğuna işaret eden Gül, “Çünkü Ortadoğu, İsrail-Filistin meselesi sadece bölgeyle sınırlı bir mesele değildir. Bu mesele dünyanın birçok köşesindeki problemlerin adeta kaynağıdır. Afganistan’dan tutun, dünyanın başka bölgelerindeki birçok ülke içindeki birçok olayla da çok direkt ilgilidir. Onun için dünyayı tehdit eden en büyük konudur” dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, bölgenin bir ülkesi olarak Türkiye’nin bu sorunun çözümüne katkı yapmak için çok uğraştığını, ancak konunun sadece Türkiye’nin katkısıyla hallolabilecek bir mesele olmadığını ifade etti.
“TERÖR ÖRGÜTÜNÜ HER ORTAMDA DÜNYANIN DİKKATİNE GETİRİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BM Genel Kurulu görüşmelerinde terör örgütü PKK konusunun dile getirilip getirilmeyeceğine dair soru üzerine de şunları kaydetti:
“BM Güvenlik Konseyi Genel Kurulunda tabii terörü birinci olarak konuşacağız. Ayrıca başkanlığımız sırasında terörle ilgili özel bir panel düzenledik. Bunun başkanlığını da Dışişleri Bakanımız yapacak. Bu, Türkiye’nin önceliklerine önem verdiğini gösteren bir şeydir. Şüphesiz ki terörle mücadelede uluslararası dayanışma çok önemlidir. Bu dayanışma ne kadar samimi olursa, terörle mücadele o kadar başarılı olur. ‘Ama benim teröristim daha önemli, senin teröristin daha az önemli’ zihniyeti hakim olduğu süre içerisinde terör daima fırsat bulur ve dünyanın en büyük tehdidi olarak devam eder. Bu açıdan Türkiye’nin bugün uğraştığı ve sonuna kadar da uğraşma kararında olduğu terör örgütünü, her ortamda, bu açık, kapalı toplantılarda, her ortamda dünyanın dikkatine getiriyoruz”.
ABD DE İRAN KONUSUNDA TÜRKİYE’NİN DAVRANIŞINI TAKDİR EDİYOR
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile dün yaptıkları görüşmeyle ilgili olarak, Genel Sekreterin Genel Kurul görüşmeleriyle ilgili en yoğun hazırlık dönemi içindeyken kendileriyle görüşmesinin bir ayrıcalık olduğunu, bunun Türkiye’ye verilen değeri yansıttığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BM’de yarın başlayacak temasları öncesinde New York’taki Türkevi’nde basın toplantısı düzenledi.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği rezidansında düzenlenen görüşmeye dair bir soru üzerine Gül, bu görüşmenin iyi bir fırsat olduğuna işaret ederek, BM Genel Kurulu genel görüşmeleri dolayısıyla bu ve gelecek haftanın, bir genel sekreter ve yardımcısı için yılın en yoğun günleri olduğuna dikkati çekti.
“TÜRKİYE KENDİ BÖLGESİNDE BM GİBİ HAREKET EDİYOR”
Genel Sekreter Ban’ın, BM Genel Kurulu görüşmelerine yönelik en yoğun bir hazırlık dönemi söz konusu iken, akşam kendileriyle birlikte davete gelmesi ve çeşitli meseleleri konuşmalarının “gerçekten bir ayrıcalık” olduğunu kaydeden Gül, şöyle devam etti:
“Tabii ki kendisiyle kişisel hukukumuz var. Ama bizimle olan hukukundan, daha fazla hukuku olduğu başka insanlar da var. Dolayısıyla bu, Türkiye’ye verilen önem, değerdir. Birçok konuyu görüşme, karşılıklı fikirlerimizi paylaşma imkanı oldu. Gördüğüm ve gururlandığın şey şudur, Türkiye’nin yaptıkları, kendi bölgesinde BM gibi hareket ediyor, bölgesine sahip çıkıyor, olaylarla hepsiyle ilgileniyor, hepsiyle ilgilenirken de ‘Aman şunda benim bir parmağım olsun da günü gelirse bunu kullanırım’ zihniyeti değil, Soğuk Savaş döneminin zihniyeti veya bazı ülkelerin yaptığı gibi değil, tam tersine ‘o problemlerin çözümüne ne kadar katkım olur, nasıl yardımcı olurum’…
Türkiye’nin bu iyi niyeti zaten bilindiği için, herkes de büyük güven içinde Türkiye ile işbirliği yapmaktadır. Bunların hepsinin gerek Genel Sekreter gerekse yardımcısı tarafından çok yakın takip edildiğini, çok fark edildiğini gördüm, bundan çok memnun oldum”.
İRAN
Cumhurbaşkanı Gül, İran konusunun BM Güvenlik Konseyi’nin gündeminde olup olmadığının sorulması üzerine, İran konusunun ayrı bir madde olmadığını, ancak İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile ikili görüşmelerinin olacağını belirterek, şöyle devam etti:
“Türkiye ile yapılan işbirliği, P5 1 (BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ve Almanya) ve İran arasındaki daha iyi bir anlayışı ortaya çıkarma yönünde Türkiye’nin gayretleri, tahmin ederim bütün bunlar hep konuşulacaktır. Yine tahmin ederim ki birçok konuşmacı, devlet başkanı, konuşmasında bu konuya birkaç paragraf ayıracaktır, çünkü dünyanın bugün en önemli problemlerinden birisi önümüzdedir.”
Türkiye’ye İran konusunda bir eleştiri gelmesini bekleyip beklemediğinin sorulması üzerine, “Türkiye’ye eleştiri geleceğini hiç beklemiyorum” ifadesini kullanan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu sadece bir tahmin olarak değil, biliyorsunuz perde arkası konuşmalar, temaslar hep devam ediyor. Yani bizim BM Güvenlik Konseyi’ndeki oyumuzla ilgili bugüne kadar o kadar çok görüşmeler, adımlar atılıyor ki… Herkes aslında Türkiye’nin rolünü ve yaptığını takdir ediyor. Kimi açık şekilde bunu söyleyebiliyor, kimi söylemiyor.
ABD de takdir ediyor Türkiye’nin bu davranışını, İran ile ilgili dosyayı ele alışını ve amacını, bizim nihai hedeflerimizi, bunları doğrusu çok iyi biliyorlar. Bunları çok açık seçik konuşuyoruz. Ayrıca tabii ki müttefiklerimizle biz daima açık seçik konuşuruz. Onlar da gayet anlayışlılar ve takdir ediyorlar”.
“TWITTER MESAJLARINI OKUYORUM”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Twitter mesajlarını kendisinin okuyup okumadığını soran gazetecilere, “Okuyorum tabii. Siz de takdir edersiniz ki devamlı zamanımı ona bakarak değil. Bazen ben bakıyorum, bazen danışmanlarım yardımcı oluyor” diye yanıt verdi.
TÜRK DERNEK TEMSİLCİLERİ VE VATANDAŞLARLA BİR ARAYA GELDİ
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, düzenlediği basın toplahtısının ardından Türkevi’nde ABD’deki Türk dernek temsilcileri ve vatandaşlarla bir araya geldi. Dernek temsilcileri ile görüşmesinde yaptığı konuşmada Türk vatandaşlarıyla New York’ta Türkevi’nde bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Gül, 65. Dönem BM Genel Kurulu Genel Görüşmeleri nedeniyle New York’a geldiğini, her yıl olduğu gibi New York’ta yine Türk vatandaşlarıyla bir araya gelip “hasret giderdiklerini” söyledi.
ABD’nin dünyanın en büyük, en güçlü ülkelerinden biri olduğunu belirten Gül, “Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler, bizim dış politikamızın en temel unsurlarından birisidir ve bunu çok önem veririz. Aynı önemi ABD’nin de verdiğinin en iyi göstergesi ABD Başkanı Barack Obama’nın daha seçilir seçilmez ilk ziyaret ettiği ülkenin Türkiye olmasıdır ve ilişkilerimizin modern ortaklık şeklinde, en güzel şekilde ifade etmesidir” dedi.
Türk vatandaşlarına seslenen Gül, şöyle devam etti:
“Dolayısıyla sizler burada yaşayan vatandaşlarımız olarak hem burayı hem Türkiye’yi en iyi şekilde biliyorsunuz ve buralarda aslında hepiniz ayrı ayrı bizim birer elçimizsiniz, ayrı ayrı Türkiye’nin buralardaki sesisiniz. O bakımdan sizlere tabii çok önem veriyoruz, sizin burada mutlu olmanız, başarılı olmanız, burada sizlerin daima ABD’de yerinizi almanızdan gerçekten gurur duyuyoruz.”
ABD’nin sadece kendi politikasıyla değil, dünya politikasıyla da ilgilenen bir ülke olduğu için bu ülkede alınan kararların, bazı önemli fikirlerin başka ülkelerde de son derece etkisi olduğunu belirten Gül, şöyle konuştu:
“Bu noktada, ABD’deki Türk varlığının güçlü olması, buralarda dayanışma içerisinde olunması, buralarda en iyi şekilde Türkiye’yi temsil etmesi, bizim için hayati derecede önemlidir. Buradan çıkacak kararları etkileyebilmek, yönlendirebilmek, burada yapılacak çalışmalarla çok netice alabilir. Zaman zaman biliyorum Kongre nezdinde, yönetim nezdinde çalışmalarınıza, buradaki derneklerimizin, buradaki vakıfların, buradaki Federasyon’un (Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu) hepsinin çalışmalarına ayrı ayrı çok önem veriyorum.”
ABD’de yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’ye yaptıkları ziyaretlerde kendileriyle görüşmeye önem verdiğini bildiren Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Herkesle görüşürüm, tavsiyelerimi hep paylaşırım. Bir kez daha altını çizmek isterim, burada Türk vatandaşı olabilirsiniz, Amerikan vatandaşı olabilirsiniz, çifte vatandaşlık bizim yasalarımızda tabii ki meşrudur, buna önem de veriyoruz. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, özellikle Avrupa’dakilere ‘Siz bulunduğunuz, yaşadığınız ülkenin de vatandaşı olun’ diyoruz ki yaşadığınız ülkede sistemin içerisine girebilin, sistemin içerisinde fikirleriniz, görüşleriniz dikkate alınabilsin ve yine yaşadığınız ülkede yönetimleri, parlamentoları, diğer önemli kuruluşları etkileyebilin. Bu açıdan ABD’de sizlerin çalışmaları, bir kez daha söylüyorum Türkiye için çok değerlidir. Herkes Türkiye’ye uzakta da olsa hizmet edebilir, katkı verebilir, sizler bu katkınızı verirken burada Türk lobisi olarak en güzel şekilde, en aktif şekilde buranın usullerine en uygun şekilde ne kadar çok çalışırsanız, o kadar çok Türkiye’ye katkınız olur. Bu bir noktada sizin vicdanınızı da çok tatmin eder, çünkü zaman zaman vatan hasreti, uzakta olup da Türkiye’ye birşey yapamama hissi hepimizde olmuştur. Ben de uzun süre yurt dışında bulunan kişi olarak bunu hissetmişimdir.”
Son yıllarda ABD’de birçok yeni Türk derneğinin faaliyete geçmesinin, dayanışma içerisinde olunmasının son derece sevindirici olduğunu vurgulayan Gül, eskiden ABD’ye ziyaret ettiklerinde, Türkiye ile ilgili haberleri de ABD’deki Türk toplumu üyelerine anlattıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, ancak artık buna gerek kalmadığını, ABD’deki Türk toplumunun artık Türkiye’deki haberleri son derece hızlı ve çok yakından takip ettiğini, Türkiye’nin gündemine hakim olduğunu ifade etti.
“O bakımdan bugün ben sizden beklentilerimi ve tavsiyelerimi paylaşmak ihtiyacı duydum” diyen Cumhurbaşkanı Gül, ABD’deki tüm Türk toplumuna selam ve sevgilerini iletti.
GÖRÜŞMEDEN NOTLAR
Cumhurbaşkanı Gül Türkevi’ndeki görüşmede, eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte tek tek vatandaşlarla sohbet etti, onlarla hatıra fotoğrafları çektirdi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da BM’de katıldığı Pakistan konulu toplantının ardından geldiği vatandaşlarla buluşma toplantısında, Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrünnisa Gül, özellikle çocuklarla tek tek ilgilendi. Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrünnisa Gül, ABD’deki Türk toplumu üyeleriyle Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan, Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ertuğrul Apakan ve New York Başkonsolosu Mehmet Samsar eşliğinde görüştü.
Özlem ŞAHİN ŞAKAR – Mehmet TOROĞLU / NEW YORK (A.A)
Fotoğraflar: Tolga ADANALI / NEW YORK (A.A)
Hurriyetusa
