AnasayfaAlaturka OnlineSeçilmiş "TİRAN" oy'latması?!

Seçilmiş “TİRAN” oy’latması?!

Secilmis Tiran Oylatmasi- Hayrullah Mahmud

Seçilmiş “TİRAN” oy’latması?! Hayrullah Mahmud yazdı. Hayaller “Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, gerçekler Vahideddin, Damad Ferit..

Seçilmiş “TİRAN” oy’latması?!

“İktidar önce Kral’dan Parlamento’ya, sonra Parlamento’dan Hükümet’e geçti. Şimdi ise ‘Hükümet Diktatörlüğü’ var!”

Duverger, 1975.

Ne var ki, Bahçeli’nin yüksek katkısı ile 16 Nisan’da gerçekleşen referandum’da, hükümet de, meclis de aradan çekildi, tüm yetki “tek adam”da yani Erdoğan’da toplandı.

Davul, Erdoğan’ın boynunda asılı, “Tokmak” ise 2006’da “İran’la savaşma” sözü verip, Türkiye’deki pozisyon’unu korumasına katkı sağlayan küresel network’ün el’inde.

Konjontür’den kaynaklı bir “tehir” ve/veya “öteleme” gerçekleşmez ise Türkiye, 24 Haziran 2018 Pazar günü “erken genel seçim”e gidiyor.

Bahçeli’nin 26 Ağustos teklifine, Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Erdoğan’dan gelen “24 Haziran” beyan’ı.

KERHEN “EVET”

Nitekim…

Ekran’a yansıyan görüntülere bakılacak olursa, Erdoğan’ın kurmay heyeti de 24 Haziran tarih’inden rahatsız.

Eller göğüs hizası üzerinden düğümlenmiş, iletişime, dış dünya’ya kapalı bir vücud dili.
Bahçeli üzerinden yapılan erken seçim (baskısına) önerisine, verilen “Kerhen Evet” cevap’ı.

İktidar mensupları bu defa “neşeli” değil, “endişeli”.

Kaldı ki, basın açıklaması için ekran karşısına geçen Erdoğan’ın yüzünde de gül’ler açmıyordu.

O da ‘ortak endişe’yi yansıtan bir vücud diline sahip’ti.

Parti Kongreleri’ndeki tonlama’sından, “Eyyyy” diye kitleler üzerinden meydan okuyan üslup’undan çok geride, alt ton’dan yapılan bir ses’lendirme vardı.

Ne var ki, muhalefet, “Hodri Meydan” diye bu tarih’e cevap veriyor olsa da, aynı şaşkınlık o cephe için de geçerli.

“Bu tarih de nereden çıktı?” şaşkınlığı, Meclis’teki, siyaset’teki ortak duygu.
Yani?!

“Binmişiz bir alamet’e gidiyoruz Kıyamet’e!”

GERÇEK YALANLAR

Ki…

ABD’de yapılan seçim’in sonuç’u ortada!

Halkın yarısı Trump’ı istemiyor, sokaklarda bitmeyen gösteriler, eylemler dizisi.

Merkez Medya’da her gün aşağılanan, mizah’ı yapılan Trump enstantanesi, 2007 öncesinin Erdoğan’ından izler taşıyor.

Paris’in sokakları da karışık, Ermenistan ise kalkışmaya hazır.

Arap Baharı’nı aratmayan bir “Meteo” ve/veya konjonktür sözkonusu.

İsrail / İran ya da Rusya / ABD arasındaki sert ayrışmada, sinir uçları’na basan, yara’ya tuz basan bir söylem.

Nüans?!

Haklı ya da haksız olmanın değil, ‘stratejik zeka’nın hayat memat değer ifade ettiği 24’lerin içinden geçiyoruz.

Örnek: “Kimyasal silah kullanıldı” dedikodusu üzerinden vurulan Suriye coğrafyası ortada.
Saddam da, “kimyasal silah” iddiası üzerinden alaşağı edilmedi mi?!

Ankara, bu iddia’ların somut’lamasını beklemeden (Zarrab davası’ndan kaynaklı mecburiyetler üzerinden), “kimyasal silah iddiaları”nı gerçek kabul edip, hava’dan yapılan saldırı’ya onay vermişken, BOP’ta “rüzgar eken”in, BOP’un final’inde anlaması gereken basit hakikat şudur:

Real Politik’te, kimse gerçeklerle ve/veya haklılıkla ilgili değil!
Velev ki öyle, Irak’ta Saddam’ın haklılığını teslim edip iktidar’ını iade etmeyi düşünen var mı?!

HAYALLER & GERÇEKLER

Zira…

Erdoğan ile Gül arasında ikiye bölünen, ABD / Rusya ya da NATO / ŞİÖ blok’ları üzerinden çekiştirilen bir Türkiye’nin, derinleşen kaos ortamından “yek parça” çıkması ne derece mümkün?!

Türkiye’de şartlar yeni bir askeri müdahale’yi zorunlu kılabilir mi?!

Enerji bazlı güvenlik arayışları ve/veya Avrupa’da yükselmekte olan radikal sağ söylem ya da İsrail / İran arasına sıkışmış ve bölge’de İsrail’in güvenlik’ini zora sokan siyaset anlayışı, ABD’den Rusya’ya kayan eksen üzerinden bakıldığında, içinden geçmekte olduğumuz 24’lerin birçok şey’e gebe olduğunu söylemek, müneccimlik olmasa gerek.

Şartlar hazır olduğunda, ki öyle gözüküyor, taş da düşebilir, kaya da yuvarlanabilir, kutup ayısı da çıkabilir.

‘Real Politik’te; Bahçeli’nin peşinden sürüklenen, Karamollaoğlu’nun özgül ağırlığı altında ezilen, ezdirilen bir Erdoğan enstantanesi var.

Hayaller “Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, II. Abdülhamid”, gerçekler Vahideddin, Damad Ferit (Saddam, Kaddafi, Menderes, Özal, Ecevit, Mursi) vb.

ACEM HARP

Nüans?!

16 Nisan referandum sonuç’u orta yerde durur’ken, 24 Haziran sandık’ından farklı bir sonuç beklemek ne derece mümkün?!

Yüzde 1’in hayat memat değer ifade edeceği ortamda, Erdoğan’ın köpük oy’larla sandık’tan çıkması, böylesi bir hava’da gidilen seçim’le ilgili tartışmayı sonlandırır mı?!

Yüzde 50’nin, diğer yüzde 50’yi baskı altına alması ya da ötelemesi ve/veya yenişemeyen, şaibeli sandık sonuç’u karşısında, renkli demokrasi kalkışması Türkiye’nin sokaklarını alev top’u gibi yalayıp yangın yerine çevirmez mi?!

Eksen’i Batı’dan Doğu’ya kaydıran, S – 400 tercih’i üzerinden NATO’dan, ABD’den, AB’den kopma mesaj’ı veren Erdoğan’ı 25 Haziran sabah’ı ne beklediği ortada!

AB’nin dumanı üzerinde türen son rapor’u da ortada, ABD’den yeni gelen S – 400 açıklaması ve de Rahip Brunson’a sahip çıkan söylem de.

Her türlü iç / dış provokasyon’a açık bir seçim takvim’i süreç’i.

Gündem: İran’la savaş.

Erdoğan’ın parti içindeki “1 Mart Tezkeresi” karşıtlarını tasfiye edip güç’ü yek elde toplaması, aradan geçen zaman dilimi içinde ayak’ta kalmasını sağladı.

Ne var ki, bundan sonrasında “Acem Harp” sözü kapsamında aldığı iktidar kredisi’nin geri ödemesi var; “İran’la savaş” sözünü tutmadan, ayak’ta kalması mümkün değil!

Ne varsa düne dair dünde kaldı, yeni döneme dair yeni şeyler söylemek, bakış açısını güncellemek elzem.

SEÇİLMİŞ DİKTATÖR

Ve…

Son olarak…

Sandık’tan çıkanın “Seçilmiş Diktatör (TİRAN)” ilan edileceği 24 Haziran süreç’inde, Erdoğan’dan başka “ciddi aday” yok!

Kılıçdaroğlu’nun güç’ü, boy’u pos’u ortada!

Akşener süreç’in bir başka illüzyonu, neo GP vak’ası.

Gül cephesi’nden sahneye sürülen Levent Gültekin, 2007 seçimlerinin Metin Uca’sı gibi “siyasi magazin” bir tema’şa.

Erdoğan’ın, “Yüzde 1’lik baraj’ı” aşmasına engel olacak, Ak Parti taban’ından alınacak 1 oy 1 oy’dur hesap’ına bir katkı.

Demem o ki:

Trump’ın, “İran’la savaş” planlaması çerçevesi’nde atadığı “şahin kadro” orta yerde dururken, “Nereden çıktı bu baskın seçim?” diye sormak yersiz bir soru!

4 Kasım tarih’i “makul” olan ise “anormal olan nedir?” denilse, 24 Haziran bu tarih’lerden sadece yek’i.

Demem şu ki:

Erdoğan’ın özel yetkilerle donatıldığı, İran’la savaş sözü çerçevesinde “Neo Enver kaftanı” giydirildiği, tam hakkı ile söyleyecek olursak, gerçek manada “Seçilmiş Kral / Padişah” ilan edileceği, bir sandık vatandaş’ın önüne konuluyor.

Bu bir istihbari şaka ve hiç de gülünç değil.

Ezcümle:

Demokrasi’yi ortadan kaldırmak için yapılan bir oy’lama, Dünya tarihinde aransa zor bulunur.

“Erdoğan baharı” kapsamında, iktidar’ıyla, muhalefet’iyle, binmişiz bir alamet’e, gidiyoruz Kıyamet’e.

Nokta. …

19 Nisan 2018
Hayrullah Mahmud

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi Buraya Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

502,124BeğenenlerBeğen
88,916TakipçilerTakip Et
3,552TakipçilerTakip Et
7,662TakipçilerTakip Et
58,900AboneAbone Ol

Kaçırmayın