Nuh’un Gemisi Los Angeles’ta mı? Mahmut Ekenel yazdı.
Nuh’un Gemisi Los Angeles’ta mı?
Serin bir Aralık günü sabahı kumsalın kenarında durup okyanusun derinliklerine dalgın halde bakarken aklımdan geçen soru elbette bu değildi. Hz. Nuh’un gemisinin nerde olduğu çok da umurumda değildi açıkçası. Ama aklımdan geçenler, Hz. Nuh’tan bugüne binlerce yıllardır süre gelen bir gelenekle ilgiliydi. Önce nostaljikti duygularım; annemin leziz mi leziz aşuresi gelmişti aklıma. Sonraki duygularım ise mutluluktu; komşularımızın pişirdikleri aşureyi bizimle paylaşmak için kapımızı çalmasıydı; benim elimde aşure kaplarıyla akrabaları birer birer ziyaret etmemdi. Ne güzel bir gelenekti Aşure günümüz.
Gözlerimi okyanustan ayırıp gitmekte olduğum hedefime baktığımda ise, sabahın serinliğine aldırmadan onlarca arkadaşımızın Santa Monica Sahilinde toplanmış olduğunu görüyordum. Herkez çok ama çok neşeli görünüyordu. İlk önce Türkiye’den binlerce kilometre ötede Aşure gününü düzenleyen iki bayan arkadaşım merhaba dedi bana gülen yüzleriyle. Hiç vakit kaybetmeden gittim aşure kazanının başına. Doldurdum kaseyi mutlulukla. İnanmayacaksınız ama, doyulacak gibi değildi tadına. Birden neşe gelmişti bana da. Sonra bir aşure daha gelmişti. Sonra bir tane daha. Her gelen bir önceki kadar tatlıydı. Kahkahalar kaplamıştı Santa Monica kumsalını, umurumuzda bile değildi etraftan geçenlerin bakışları. Derken bir baktım ki beraber voleybol oynadığım Asya’lı bir arkadaşım merhaba dedi bana. Geçerken görmüş beni yolda. O da doyamadı ilk defa yediği asurenin tadına. Gitti getirdi iki arkadaşını daha.
Arkadaşıma aşure ikram ederken aklıma bir yıl öncesi gelmişti. Bir Türk derneği küçük kaselerde aşure satıyordu; ben de yirmi kase alıp götürmüştüm çalıştığım iş yerine, dizmiştim aşureleri üst üste mutfak
masasının üstüne. İki tane de kağıt asmıştım yanlarına. Birinde Hz. Nuh’un hikayesi, diğerinde de aşurenin içindeki malzemeler yazılıydı. Ne de olsa Amerikalıların birçok maddeye allerjileri vardı. İlk önce kimse ilgilenmemişti. Ama biraz sonra bir kişinin tadına bakması yetmişti. Yirmi kase aşure birkaç dakika içinde bitmişti. Sonrasında tarifini sormak için üst üste gelen emaillere cevap vermek ise benim için bir zevkti.
Büyük ihtimal Hz. Nuh’un gemisi Los Angeles’ta değildi. Ama onun geleneği dünyanın bir ucuna, Pasifik okyanusunun kıyısına kadar gelmişti; beraberinde de neşe, kahkaha , birlik ve beraberlik. Ne güzel bir mutluluktu güzel geleneklerimizi çok uzaklarda yaşayabilmek, tatlı yüzümüzü dostlarımıza gösterebilmek. Yoksa siz, Türkler dünyanın bir ucuna gidince geleneklerini unutup yabancılaşıyorlar mı sandınız?
Mahmut Ekenel
