“Post Modern Dünya Savaşı” ve/veya “III. Dünya Savaşı” bağlamında birkaç izlenim notu daha…
……………
Öncelikle…
İki kavram:
“Fısıltı gazetesi”!
“Çöp bilgi”!
WikiLeaks üzerinden şu an yapılan tam anlamı ile bu!
ABD Dışişleri Bakanlığı mensuplarının topladığı “çöp bilgileri” faş etmek!
İstihbarat servislerinin gazeteci, diplomat, politikacı, işadamı vb üzerinden “Fısıltı gazeteleri”ne manşet yaptığı “done”leri açıklamak.
Gerçek olanla gerçek olmayanın iç içe geçtiği kısım bu!
Alacakaranlık kuşağı!
Daha “Top Secret” kısmına geçilmedi.
…………..
Nitekim…
Bu bağlamda cevabı aranan saçma bir soru:
İsrail / İran ayrışması bağlamında önümüzdeki günlerde bu “ses bombaları” patlamaya devam eder mi?!
Eder!
Pazarlık devam ediyor.
Bitmedi!
“İsrail” bu operasyonda da, “olağan şüpheli” olarak öne sürülüyor.
Operasyonu yapan bizim haklılığımız belli oldu der mi?!
Neyse…
Tam bu noktada cevabı aranması gerekli soru şu:
İngilizler’in amacı ne?!
Erdoğan’ı bu operasyonda neden harcamıyor, koruyorlar?!
………….
Ki…
Bu sorunun cevabına geçmeden önce, birkaç satırla Erdoğan’ın son açıklamasına değineyim…
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/16420528.asp?gid=373
Erdoğan, hakkındaki iddialarla ilgili kameraların önünden meydan okudu.
ABD’ye posta koydu!
İsrail zaten her daim hedefte!
CHP’yi köşeye alıp, evire çevire yumrukladı.
Muhalefeti ezdi.
Arka planında İngilizler’in olduğu Taraf ve Sözcü’yü ezdi.
Alçaklıkla suçladı.
Şerefsiz dedi.
WikiLeaks’in yayınladığı iddialar ile ilgili olarak bunlar içi boş iddialar dedi.
Puan aldı.
Erdoğan, bu açıklamayı nereden yaptı?!
Kürsüden!
Yani, seçim propagandası!
Yaşananlar, seçim çalışmasının bir parçası!
…………….
Zira…
Erdoğan’ın Savcı’sı olduğu Ergenekon iddianamelerinden dolayı yüzlerce insan içerde, tutuklu sanık!
Milyonlarca insan ise tutuksuz sanık!
‘Korku İmparatorluğu’nda sıranın ne zaman kendilerine geleceğini endişesi içinde bekliyorlar.
Bu noktada Erdoğan’ın açıklamalarına Kılıçdaroğlu, “Belgesiz suçlamayı, iftiralar üzerinden itham etmeyi sizden öğrendik, Sayın Baykal’ı böylesi bir komploya kurban verdik sayın Başbakan” demiş olsaydı, inmez, çıkardı.
Ortaya koydukları işbilmezlik, yüksek siyaset okumaları yapmadaki yanlışları bir yana, çocuk gibi “Gücün yetiyor ise ABD’den hesap sor” demek tek kelime ile çapsızlıktır.
Devamını getirmeyeyim.
Bu CHP’den medet uman, neyse, gerisini siz anladınız.
Vs vs vs…
………………
AKP iktidarında şu an devlet tepeden tırnağa İngiliz kuşatması altında!
Gül, İngiliz arka planlı!
Bahçeli, İngiliz arka planlı!
Kılıçdaroğlu, İngiliz arka planlı!
Kurtulmuş da öyle…
Taraf, Sözcü vs de!
Güvenlik bürokrasisi de!
Şimdi gelelim o iki sorunun cevabına:
İngilizler’in amacı ne?!
Erdoğan bu operasyonda neden harcamıyor, koruyorlar?!
1- İngilizler, yeniden dünyanın üzerinde güneş batmayan imparatorluğunu tesis edebilmek için Türkiye’yi ele geçirmeleri şart! ABD, Rusya, Çin, İran, Irak her yer Anadolu’dan geçiyor. Bunun için AKP & Gülen’i karşı devrim, Turkuaz darbe sürecinde taşeron olarak kullanıyorlar.
2- İngilizler, AKP’nin çökmesini değil, ayakta kalmasını istiyorlar. 2011’deki seçimleri de iyi bir hatip olan Erdoğan’ın liderliğinde sadece kazanabileceklerini düşünüyorlar, bu yüzden Erdoğan’ı koruyorlar, şimdilik harcamıyorlar.
3- Bunun için Erdoğan’ı, İsrail karşıtı, ABD’ye posta koyan, AB’ye meydan okuyan bir lider formatı içinde, askeri dize getirmiş bir fatih edası üzerinden formatlıyorlar. Bu süreçte muhalefet, medya vb unsurlar da dekor olarak kullanılıyor. Yani sandıktan çıkacak sonucun halka oylatılması için büyük bir hazırlık var! Arka planında MİT & MI6 olan sözde araştırma kuruluşlarından bazılarının masabaşından seçim sonuçlarını nasıl milimetrik tahmin ettikleri de net olarak anlaşılmıştır sanırım.
4- Asıl plan seçim sonrasına dönük! AKP, sandıktan seçim zaferi ile çıktıktan sonra, Erdoğan’ın çekilmesini, yerine Davutoğlu’nun gelmesini, Gül’ün de konumunu korumasını hedefleniyor.
İlk üç maddeyi Erdoğan biliyor ve Londra ile son ziyareti sırasında antat kaldılar.
Bilmediği ise dördüncü madde!
Vs vs vs…
……………..
Bu bağlamda, yeri gelmişken, birkaç satırla da ABD’nin eski Büyükelçisi Edelman’a değinmeden geçmek olmaz.
Edelman, Erdoğan’ın Türkiye’de önce milletvekili olması, sonra Başbakan olmasını sağlayan isimdir.
Deniz Baykal’ı perde arkasında İngiliz Büyükelçisi üzerinden ikna eden operatör diplomattır.
İngilizler’in, Edelman’a bu kadar gıcık olması sebepsiz değil!
Çünkü, Erdoğan Başbakan olunca, Gül koltuğu bırakmak zorunda kaldı.
Aynı zamanda, BOP amacına ulaşsa, İngilizler bu işten zararlı çıkacak vs!
Balık hafızalı beyinler için minik bir hatırlatma notu:
Erdoğan’ın İstanbul’da “Beni Başbakan yapın, BOP planını ben hayata geçiririm” deyip, Beyaz Saray’da ağırlandığı günlerin sonrasında, Edelman Ankara’ya ayak basar basmaz ilk ziyaret ettiği yer Yüksek Seçim Kurulu değil miydi?!
CD!
Edelman ve yardımcısının o günlerde AKP ile arası çok iyi idi.
1 Mart Tezkeresi şokunun ardında İngiliz arka planlı Arınç & Gül ikilisi vardı.
Edelman o sıcak günlerde ulusalcı, millicileri ölümle tehdit etmekle meşguldü.
İşler ne zaman bozuldu?!
2005 Haziran, Beyaz Saray’da “Net 7 Dakikalık at sinekli görüşme” ve sonrasında Soçi’de Putin ile yapılan ABD’yi satma pazarlığı sürecinde…
Bu bakımdan Edelman’ın Erdoğan’ı sevmediği vs doğru değil!
O günlerde araları çok sıkı fıkı idi.
Ne var ki, aradan geçen süre içinde ABD, AB, İsrail yaptıkları hatanın farkına vardı, köprülerin altından çok sular aktı.
Deliğe süpürmeyin, İran operasyonunda kullanın süreci!
Edelman’ın şimdi geldiği noktaya bakıp, başından beri böyleydi demek doğru değil!
Keşke başından bu yana AKP’ye şimdiki baktıkları gözle bakmış olsalar idi, şu BOP Eş Başkanı rezaleti yaşanmaz idi.
Bizler de bu kadar sıkıntı çekmez idik.
Onlar bu kadar üzülmez idi.
Vs vs vs…
……………….
Bu arada bir başka not:
“Teflon” Alman Başbakanı’nın lakabı değil!
İngiliz medyasının Blair’e taktığı lakap!
İngiliz servisi karıştırmış olmalı!:))
Vs vs vs…
……………
Şimdi gelelim medya notuna…
Her ekrana çıkan gülerek anlatıyor:
“Biz bunları zaten biliyorduk!”
İyi o zaman neden yazmadınız, araştırmadınız?!
Utanmadan, yüzleri kızarmadan konuşmaya devam ediyorlar!
Medya dedikoduyu sever, doğru.
Düşeni tekmelemeyi sever, o da doğru.
İlke, falan hak getire!
Misal, Abdullah Gül, Fehmi Koru, Aydın Doğan arasındaki özel görüşmeler mesajlar medyaya yansısa nasıl olur?!
Ayşenur Arslan’ın, Birand hakkında konuştuklarını kayıtlar üzerinden okumak nasıl bir his uyandırır?!
AKP’li, F Tipi medyanın kendi aralarında yaptıkları geyikler vs…
Demem o deme değil, şu deme:
“Deniyor ki, ‘Diplomasinin 11 Eylül’ü.’ Asıl 11 Eylül saldırıları için de ‘Amerika’nın parmağı var’ demişlerdi. Yani bu birilerinin gerçekten hırsızlık yaparak, üstün bir yetenekle ele geçirdiği belgeler, Amerika’yı sıkıştırma operasyonu mu yoksa Amerika’nın kendi safralarını atarak, diplomaside yeni tarz geliştirme, enstrüman geliştirme yöntemi mi? Bize gösterilmek istenene değil, bizden saklanmak istenene bakmak lazım.”
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/16417395.asp?gid=233
Medyanın işin dedikodusundan öte bir de bu yanına bakması gerekmez mi?!
Kimin söylediği değil, bu noktada o kişinin ağzı üzerinden ne söylendiği önemli!
………………
Ve…
Son olarak…
Önümüzdeki günlerde kaos daha da derinleşecek.
28 Şubat süreci’nde paranoya denilen ne varsa şu an hepsi tek tek gerçek oldu.
Olmaya da devam ediyor.
Hülasa, “İrtica” devlet rejimi oldu!
Mürteciler, devlet oldu!
AKP “takiye” yapıyor.
Gül, Gülen, Erdoğan takiyeci!
İngilizler, Atatürk Türkiyesi’ni yıkmak için AKP’yi “Truva atı” olarak kullanıyor.
Laik sermaye topun ağzında!
“CD”!
C’em & D’alan!
Sözün özü:
Şimdi sıra geldi, Vecdi Gönül’ün Milli Savunma Bakanlığı’ndan alınmasına.
Yerine “Seyfi Kurtbek”in atanmasına…
https://tr.wikipedia.org/wiki/Seyfi_Kurtbek
Bakalım post modern dönemin Seyfi Kurtbek’i kim olacak?!
Rap… Rap… Rap…
Sevgiler
1 Aralık 2010
Hayrullah Mahmud Özgür
