AnasayfaAlaturka Online2012, Kıyamet Günü?!

2012, Kıyamet Günü?!

Kiyamet Gunu - Hayrullah Mahmud

2012, Kıyamet Günü?! Hayrullah Mahmud yazdı. BOP operasyonu bağlamında yapılan “Post Modern Savaş”a dair birkaç enstantane daha…

2012, Kıyamet Günü?!

BOP operasyonu bağlamında yapılan “Post Modern Savaş”a dair birkaç enstantane daha…

………………

2002 bitti.

2003 bitti.

2004 bitti.

2005 bitti.

2006 bitti.

2007 bitti.

2008 bitti.

2009 bitti.

2010 bitti.

……………..

2011 kapıda!

2012 ise kıyamet!

……………..

Öncelikle…

“Sebil gibisin. Her şeyi bedava anlatıyor, çözüyorsun” diyen nitelikli okurlarım için bir not:

“Bedava sirke baldan tatlıdır!”

Ne var ki “sirke” “bal” değildir.

“Sirke”yi “bal” niyetine bedava diye araklayanlar içinde iki yakası bir arada olanına da hiç rastlamadım.

Demek ki onlar daha “gerçek bal” nedir görmemişler.

Neyse…

Kadrolu falcılar bugünlerde, yıldızlara bakıp, yüksek siyaset ligine dair yönlendirme yapmakla meşguller!

Bu bağlamda, yakın geleceğe dair, “Hayrullah Mahmud”un hayratından sayılabilecek iddiasız birkaç projeksiyon demeti daha yansıtayım…

……………..

2010 Aralık tablosu:

AKP devlet olmuş!

Gülen Cemaati devlet olmuş!

İngilizler, AKP üzerinden Atatürk Türkiyesi’ni rehin almış.

Rejimi dönüştürmek için operasyon yapıyor.

Hal böyleyken…

Atatürkçüler içerde!

Olağan şüpheli, terörist, darbeci vs…

Atatürk Türkiyesi’ni yıkmak isteyenler ise dışarıda!

Devletin dörtbir yanında!

Hüküm giymiş Apo bile muteber adam!

PKK, kabul edilebilir muhatap!

Vs vs vs…

……………..

Abdullah Gül, İngiliz arka planlı bir Cumhurbaşkanı!

Erdoğan, İngiliz & Alman arka planlı bir Başbakan!

Şahin, İngiliz arka planlı bir TBMM Başkanı!

Bahçeli, İngiliz arka planlı MHP genel başkanı!

Kılıçdaroğlu, İngiliz arka planlı CHP genel başkanı!

TÜSİAD Başkanı Boyner, İngiliz arka planlı!

AKP, İngiliz arka planlı bir siyasi parti!

……………..

CHP’ye gelince…

Düne kadar “Cumhuriyet’i kuran parti olmak” ile övünüyorlardı.

Şimdi ise “Cumhuriyet’i yıkan parti” olmaya soyunmuşlar, bir de bununla övünüyorlar!

Nokta!

…………….

2012 kiyamet

Kılıçdaroğlu’nun da, Tekin’in de arka planı İngiliz!

Yönlendiren adresleri MİT!

“Turkuaz operasyonu!”

Yukarıda ne demiştik:

AKP, tepeden tırnağa devleti ele geçirdi.

Bu durumda Kılıçdaroğlu’nun, “Bütçe görüşmeleri”nde açıkladığı “Kayseri dosyası” için ne düşünmeliyiz?!

Çünkü, Erdoğan kürsüye hiç teklemeden çıktı, konuştu.

İddialara vakıftı, ezdi geçti.

Nereden biliyordu?!

Bu durumda, ağızda hiç plastik tadı yok mu?!

Bu bir operasyon olamaz mı?!

Bir çavuş ile astsubay üzerinden askerin uyuşturucu işi yaptığına inananlar, buna da çabuk inanır.

Bu anlamda şöyle düşünmek de mümkün:

MİT, AKP’nin kendini temiz hissettiği bir dosya üzerinden operasyon yaptı!

Bu operasyonda CHP’yi kullandı.

Neyi neden yaptığını bilmeyen, gerçekten “taviz” verdikçe biraz daha iktidar olacağına inanan, inandırılan, eski genel başkanlarına yapılan komployu dahi sorgulamamış, gerdeğe girecek damat gibi sabırsızlanan Kılıçdaroğlu ağzından o iddiaları seslendirdi.

Sonrasını biliyorsunuz.

Erdoğan kürsüye çıktı, ezdi ve geçti.

Şimdi de o açıklamaların devamı geliyor.

İçişleri Bakanı Atalay, belgeli iddialarda eli yükseltti.

Yeni belgeler açıkladı.

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/16538989.asp?gid=373

Dokunulmazlıklarda görmediğimiz, Gökçek’le ilgili somut vakalarda görmediğimiz bir özgüvenle konuştu.

İşte buna dört dörtlük operasyon derler.

Oltaya gelen kimmiş?!

Erdoğan mı yoksa Kılıçdaroğlu mu?!

……………..

“Telekomgate” ile ilgili cevap verecek var mı?!

https://www.bakterim.net/siyaset/200422-dogruysa-siz-yuce-divanliksiniz.html

………………

“Turkuaz CHP” operasyonunda, AKP’nin ağırlığını taşıyacak bir “hamal”a ihtiyaç vardı.

12 Eylül referandumu öncesinde, Kılıçdaroğlu o görevi layığı ile yerine getirdi.

Adeta AKP’yi aklamak için CHP’yi çamura, BOP’a buladı.

Malum medya destek vermeye verdiği için bazı adreslerde kafalar karışık!

O desteği veren adrese de, Doğan Medya Grubu’na da “büyük af” gelmedi mi?!

Haziran’daki genel seçimde, İngiliz arka planlı AKP’nin “Turkuaz CHP’den beklentisi “bölünme”, parçalanma, kimliksizleşme…

Zaten kurultay öncesinden o resim ortaya çıkmaya başladı.

Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, kısa bir süre sonra içerden çıkacak.

Büyük gösteriler, medyatik yükseltmeler yapılacak.

Özkan’ın partisi, CHP’deki radikal laikleri, küskünleri toplayıp, yine aynı tabandan oy tırtıklamaya çalışacak.

AKP & Gülen iktidarının, Tuncay Özkan’a “MİT” üzerinden biçtiği “misyon” bu!

………………

Şaka gibi: Gül konuşursa taraf olurmuş!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/16539633.asp?gid=373

(…)

Merkez Sağ’da, ipi Erdoğan’ın elinde olan Çiller genel başkanlık yolunda!

https://www.turktime.com/haber/Demirel-in-evinde-surpriz-bulusma/116784

(…)

Ertuğrul Özkök: İmralı’da maçı kim yönetiyor?!

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16535340.asp?yazarid=10&gid=61

(…)

Cüneyt Ülsever: Müesses nizam değişince ne değişir?

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16535360.asp?yazarid=3

(…)

…………..

2011 Haziran sandık sonucu:

AKP, yüzde 50’nin üzerinde (Yüzde 55 hedef) oy oranı ile iktidar!

MHP çökmüş, zaten seçmen nezdinde parçalı, baraj altı kalabilir!

CHP parçalanmış!

PKK, devlet kurma aşamasına gelmiş.

AKP & Gülen Cemaati, ortak hareket ediyor, yeni Anayasa adı altında üniter devlet sonlandırılıyor.

TÜSİAD, sermaye, CHP’yi desteklediği için AKP & Gülen’in odağında.

İngiliz arka planlı Gül, Cumhurbaşkanlığı’nı bırakmak istemiyor.

Alman arka planlı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı’nda inat ediyor!

Netice:

Rap… Rap… Rap…

Vs vs vs…

………………

“2012, Kıyamet Günü”

https://www.kanalturk.com.tr/haber-detay/37639-2012-kiyamet-gunu-haberi.aspx

Kanal Türk!

16 Aralık 2010, Perşembe, saat 19,50

(…)

Sözün özü:

Bu gidişin sonucu ortada!

AKP, en başından bu yana menfaate sesleniyor.

Devlet zaten elinin altında!

Güvenlik bürokrasisini AKP’yi yönlendiren zevat yönlendiriyor.

Demem o deme değil, şu deme:

Bu kafa ile “Bermuda Şeytan Üçgeni”nden çıkamazsınız.

Olsa olsa köpek balıklarına kısa ve/veya orta vadede yem olursunuz.

Demek ki, neymiş bedava sirke bal tadında olsa da bal değilmiş.

Vs vs vs…

………………..

Şimdi gelelim Ergenekon boyutuna!

Doğan Medyası üzerinden Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’a indirgenen “mağduriyet” edebiyatına!

Ertuğrul Özkök’e sormak farz oldu:

Bir şişe şarap kaç lira?!

Ertuğrul Özkök, sözde devrimci Enis Berberoğlu’nun bir günlük, bir aylık masrafı ne kadardır?!

Kaç para ile geçinirler?!

Ailelerinin bir aylık masrafı ne kadardır?!

Ayşe Arman’ı obez maymun edip, milletin içinde dolaştırdığınız kadar, bu basit sorunun cevabını aramanız da gerekmez mi?!

Ergenekon davasından mağdur edilen, tutuklu ya da tutuksuz sanıkların hayatlarında ne gibi değişiklikler oldu?!

Evlenenler, boşananlar, ölenler, çocuklarının nafakasını ödeyemeyenler kim ya da kimler?!

Kimlerin evleri dağıldı, işleri bozuldu, hacze uğradı?!

Hangi isimlerin bu dava süresi içinde sağlığı bozuldu!

Ergenekon davasından yargılananlar içinde hangi isimlerin eşleri bu davaya inandığı için sanık eşini destekledi, hangileri inanmadığı için köstekledi?!

Bu vb sorular, cevabı aranması gerekli sorular değil midir?

İster ise “Allah ile aldatan” Gülen Cemaati’nin Zaman gazetesi de bu insanlık dramına yer verebilir.

Ekrem Dumanlı araştırır, yayınlar belki utandırır bizi!

Ve/veya Uğur Dündar & Nedim Şener!

Doğan Medyası da!

Ciner, Çalık vs medyası da!

……………..

Tuncay Özkan, Aydın Doğan, Bedrettin Dalan vb isimlerden aldığı paralar ile Kanal Türk’ü kurmadı mı, daha sonra da Fetullahçılar’a satmadı mı?!

“Beni hapse atın” dedi, attılar.

Tuncay Özkan içerde tutuklu iken ailesi ya da karısı ve/veya sevgilisi, çocukları ekonomik sıkıntı çekmiş mi?!

Hayır!

Peki ya MİT ve askeri psikolojik harekat arka planlı Mustafa Balbay!?

Gazetesi sadece temsilcilik görevinden aldı, maaşını ödemeye devam ediyor.

Ailesi ekonomik sıkıntı çekmiş mi?!

Hayır!

Sadece onu, haklı olarak özlüyorlar!

Bir de Mehmet Haberal var.

İsrail’in Türkiye’deki baş operatörü.

Suçlu olduğu için değil, AKP ekseni İsrail’den İran’a kaydırdığı için içerde, tutuklu, zulüm görüyor.

İçerde olmak büyük bir külfet ama Tuncay Özkan & Mustafa Balbay üzerinden mağduriyet edebiyatı yapmak, gerçek mağdurlara, gerçek manada bu vatanın bölünmez bütünlüğü adına ter akıtanlara haksızlık değil mi?!

Demem o deme değil, şu deme:

Doğan Medyası, Tuncay / Mustafa üzerinden kendini aklayamaz, vicdanını rahatlatamaz!

Bu dava, Tuncay & Mustafa ikilisine sığmaz!

Doğan Medyası’nda bu ikilinin mağduriyetine, şakalarına açık olan köşeler, neden diğer sanıkların beyanlarına, şakalarına kapalı?!

Hülasa, bu muhabbet ve/veya bu üçkağıt burada böyle bitmez!

………………

Taraf!

Zaman!

Yeni Şafak!

Sabah!

Vb yayınlara ev ödevi!

Çarşaf çarşaf yaptığınız Ergenekon, Balyoz vb davalar ile ilgili yayınlara bir yenisini ekleyin.

Ergenekon davasından tutuklu / tutuksuz sanık olanların ekonomik durumlarını sayfalarınızdan faş edin!

Düşürün maskemizi!

Bakalım, kim nasıl hangi şartlarda mücadele etmiş!

Savcı’nın araştırması, medya ile paylaşması gereken boyutlardan biri de buydu ama kimse önemsemiyor?

“Allah” adına yürüdüğünü iddia eden bir siyasi iktidar nasıl zulmetmiş.

Abdülhamid’in dahi yapmadığı zulmü onlar sanıkların ailelerine nasıl yapmış?

Ancak bu zulmü, Allah ile aldatan ve/veya Allahsızlar yapar!

Kaldı ki, ortada bir örgüt var ise finansal kaynakları da olmalı değil mi?!

Misal, ekonomik sıkıntı çeken bir PKK’lıya (!) rastladınız mı?!

Onların işi bu!

Teröristlik ya da taşeron şiddet işçiliği!

Sözde Müslüman, liberal bir gazeteci köşesi üzerinden “hüküm” giymiş teröristbaşı Apo’nun avukatı ile konuşacak, düşüncelerini aktaracak, iliştirilmiş mağdur (Fransız & MİT arka planlı) Özkan üzerinden sözde vicdani yayın yapacak, ondan sonra haklarında somut hiçbir belge, bilgi olmayanlara o sütunlar kapalı olacak?!

Bu mu demokrasi, bu mu sizin gazetecilik mesleği ahlakınız!?

Medya patronlarının, medya güçlerini kullanarak iktidardan nemalanmaya çalıştığı ve avlandığı, iktidara yaltaklandığı bir konjoktürde, peki ya benim, bizim işimiz ne?!

Hainler, alçaklar, asalaklar baş tacı, bizler terörist, istenmeyen adam!

Peki öyle olsun!

Bakalım, bu kaotik sürecin sonunda ortaya nasıl bir sonuç çıkacak?!

Demem şu deme:

Yaşadığımız hiçbir şey sebepsiz değil!

En başından bu yana, her günün çetelesi tutuluyor.

……………..

Cüneyt Ülsever’e gelince…

Liberal cenahtan en sağduyulu yazıları o yazıyor.

“Kimseye yaranamadım” diyor, yanlış düşünüyor.

Misal, kendi adıma söyleyeyim, yazılarını, tahlillerini büyük bir keyifle okuyorum, okuyoruz.

Arkasındayım, destekliyorum, içi rahat olsun.

İnandığı düşünceyi, duruşu, ilkesi ile tamamlayarak savunuyor.

Bunda bir şey yok!

Anlaşamadığımız husus şu:

Rejimin teminatı kim ya da güvencesi nerede?!

Muhalefet mi?!

Hali ortada!

AKP’nin elinde oyuncak olmuşlar, kayıkçı kavgası yapıyorlar!

Siyasi iktidar mı?!

Hali ortada!

Sözde laik sermaye mi?!

En şeytan olanın kafasına huniyi geçirdiler, meydanda dolandırıyorlar!

Halk mı?!

Bankalara ipotekli, işsiz ya da kent yoksulluğu çekiyor!

Gülen hayırsever hareketi mi?!

Halleri ortada!

Bir de hayırsever olmasalardı neler yaparlardı değil mi?!

AKP & Gülen ortaklığı üzerinden Türkiye’de rejim dönüştürülür ise buna kim dur diyecek?!

Ki şu anda gıdım gıdım değiştiriliyor.

Sermayenin gıkı çıkmıyor!

Diyelim ki, çıktı!

AKP de sizi sallamıyorum, dedi.

Ne yapacaksınız, AB’ye mi, ABD’ye mi şikayet edeceksiniz?!

Emniyet içine giren “cunta”yı nasıl dışarı çıkartacaksınız?!

Sözün özü:

Demokrasiyi romantik olarak savunmak başka bir şey!

Korumak ve kollamak ise başka şey!

2010 Aralık’ında olan şu:

Sistem topyekun çöktü!

Herkes yeni Atatürk’ün gelmesini bekliyor!

Sistemin çalışmadığı ortamlarda ne oluyor ise şimdi de o oluyor.

Bu faşizan iklimde, “Biz demokrasiyi böyle koruruz” diyen kaldı ise sormak farz oldu o kesime:

“AKP neden sizi dinlemiyor, neden sistemi normalleştirmiyor, niçin hukuka bağlı kalmıyor, niye evrensel hukuka bağlı kalanlara medya üzerinden linç uygulanmaya devam ediyor?!”

Hülasa, inandığın değerleri koruyacak sistemi geliştirememiş isen ya da yerine yenisini koymadan eskisini “çeteci, darbeci, terörist” diye yaftalayıp çökertmiş isen sermayen kolaylıkla kendisini taşıyan sistemi yıkma operasyonuna dahil olabiliyor ise siyasi iktidar yolsuzluk dosyaları üzerinden şantaja tabii tutulup, kendi devletini yıkma, yağmalama operasyonuna dahil edilmiş ise AKP & Gülen; kimi ne diye dinlesin?!

Ezcümle, herkesin anladığı bir lisan var. AKP ile de, PKK ile de, Gülen ile de onların anladığı dilden konuşulmadığı sürece, bu lakırdı böyle uzayıp gider.

Vs vs vs…

…………………

Güncel soru şu:

Fetullah Gülen öldü mü?!

Cevap yok!

Gülen’in İngiliz arka planlı sözcüsü Hüseyin Gülerce, Apo’nun avukatları ile görüştü.

Gülen Cemaati ile PKK aynı kare içine girdi.

Kıyamet koptu!

Gülerce, sözcülükten düştü!

Gülen’in komadan çıkma ihtimali belirdi.

Fetullah Gülen ABD’de rehin!

Pazarlık devam ediyor.

Ve hasta yatağından dedi ki, “Cemaatin ipleri benim elimde! İçimizdeki İngiliz uşaklarını temizleyeceğim!”

Göreceğiz!

……………….

2010 Aralık sonu durum analiz!

Şartların sabit kalması halinde, 2011 seçim sonuçları çoktan belli oldu.

AKP tek başına iktidar!

Anayasa’yı değiştirecek güce sahip!

Eğer herkes bu resimden ve/veya sandıktan çıkacak sonuçtan memnun ise o vakit gelin hep birlikte 2011 Haziran sonrasını konuşmaya başlayalım.

“Çankaya Savaşları” bağlamında “2012’deki Kıyamet”i konuşalım!

Bu kapsamda birkaç soru başlığı:

AKP ile nereye kadar?!

“Merkez sağ”ın ayağa kalkmadığı ve/veya AKP ile kayıkçı kavgası devam ettiği sürece, AKP’ye alternatif bir iktidar formülü mümkün olabilir mi?!

Gül, Gülen, Erdoğan arasındaki derin yarılma ve/veya Çankaya Savaşları’nın neticesi ne olur?!

Kim kazanır kim kaybeder?!

Ülke bu çarpışmadan ne elde eder?!

2011 Haziran sonrası sıcak para Türkiye’yi terk eder ise cari açık nasıl kapanır, Batı’daki ekonomik ve siyasi krizin Türkiye’ye yansımaları nasıl olur?!

(Neo Patrona Halil süreci!)

AKP’nin İran tercihi, Türkiye’de askeri bir darbe sürecini mecbur kılar mı, şartlarını oluşturur mu?!

Sözün özü:

Tüm yollar denenmiş ise geriye denenmiş ve netice alınmış yolu denemekten başka çare kalıyor mu?!

So what?!

………………

Ve…

Son olarak…

Küresel aksta, şimdi “toksik varlık” olan AKP’yi iktidara getirenler, iktidarda tutanlar gerekli dersi aldılar mı?!

Almadı iseler, AKP üzerinden bir tur daha dönecek enerjimiz fazlası ile mevcut!

(Zaten İngilizler en başından bu yana söylüyorlar: Bu Türkler parasız da yaşabiliyor, mücadele edebiliyor!)

Ki, aldılar!

Anıtkabir’de defter doldurmakla meşguller!

Bu anlamda bir diğer soru:

Bir dönem daha AKP ile yaşamaya hazır mısınız?!

Cevabınız “Evet” ise o vakit bilmenizi isterim ki, bizde hazırız!

Yalnız kaydınızı şimdiden yaptırın, erken rezervasyon indirimi var.

Çünkü, İngilizler, Almanlar, AKP’liler, Gülenciler rüşvet kabul etse de, Azrail rüşvet kabul etmiyor.

(…)

NOTAM ya da Americano!

https://www.askerhaber.com/kose-yazisi/355/notam-ya-da-amaricano-.html

(…)

Ayandon Fırtınası!

https://www.askerhaber.com/kose-yazisi/384/ayandon-firtinasi-.html

(…)

Hayalet Operası!

https://askerhaber.com/kose-yazisi/447/cd-&-the-phantom-of-the-opera-.html

(…)

Ekinoks!

Nokta!

Sevgiler

15 Aralık 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi Buraya Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

502,275BeğenenlerBeğen
88,789TakipçilerTakip Et
3,552TakipçilerTakip Et
7,662TakipçilerTakip Et
58,900AboneAbone Ol

Kaçırmayın