27 NİSAN SÜRECİ /
“YÜKSEK SİYASET LİGİ”NDE “27 NİSAN E-BİLDİRİSİ”NİN ARKA PLANI
YA DA
SÜPER NATO’NUN, İRAN SAVAŞI ÖNCESİNDE, AKP’YE “DOLMABAHÇE GÖRÜŞMESİ” ÜZERİNDEN VERDİĞİ “EK AVANS”IN SÜRESİ DOLARKEN
VEYAHUT
POST MODERN ZAMANLARDA, “BÜYÜK SAVAŞ OYUNU”!?
27 Nisan süreci?!
“Oyuna üzerinden bak Çekirge! Aynen suyun derinliğini görmek için havuzun yüzeyinden içeri bakar gibi…”
Kung Fu ustası Po
………….
Yaşar Büyükanıt!
En zor anında dahi yüzünden tebessümü eksik etmeyen bir komutan!
Mütevazılığa lüzum yok, TSK’nın bir numaralı “asimetrik savaşçısı”!
İyi oynar, paslar açar!
Gurur, kibir yapmaz!
Büyükanıt aynı zamanda AKP iktidarında en çok yıpratılan bir isim!
Gülen Cemaati ile en çok sorun yaşayan asker!
Genelkurmay Başkanı olmadan önce hakkında yapılan yıpratma kampanyalarının ise haddi hesabı yok!
Burada tekrara da gerek yok, zaten sizler de biliyorsunuz!
27 Nisan e-bildiri/muhtıra tartışmaları bağlamında birkaç satır daha yansıtayım…
Büyükanıt, aynı zamanda bir NATO subayı, “genelkurmay başkanı”dır!
Fenerbahçeli’dir!
Bu bağlamda, kısaca yakın tarihi hatırlayacak olursak…
Seçim sabahı, Erdoğan, Zapsu’nun bilgisayarından, Wolfowitz’e, Hilmi Özkök ile arasını yapması için mektup yazdı.
Beyaz Saray’da Bush tarafından ağırlandı.
1 Mart Tezkeresi reddedildi, ABD çok kızdı.
Erdoğan & Zapsu, suçlu olarak TSK’yı gösterdi, 11 Türk askerinin başına çuval geçirildi!
Edelman, YSK’yı ziyaret edip, Siirt seçimlerinin önünü açtı, RTE böylece Jet Fadıl’ın yerine vekil olabildi.
Erdoğan, Beyaz Saray’da “easy/kolay” dediği halde, hiçbir şey vaat ettiği gibi gerçekleşmedi.
ABD, Irak’ta bataklığa saplandı.
Beyaz Saray, AKP’yi “deliğe süpürme” kararı aldı.
Bu nedenle, 2005 Haziran’ında “Net: 7 dakikalık” bir randevu ile Erdoğan’ın adının üstünü çizdiklerini AKP’ye sert bir şekilde hissettirdiler.
Zaten Beyaz Saray randevusu da binbir güçlük ile alınmıştı.
Ardından Erdoğan, Soçi’ye gitti ve Putin ile ABD’yi satma pazarlığı yaptı!
BOP operasyonu, 2006’nın mayıs sonunda resmen çöktü!
Yeni oyun kuruldu!
Vs vs vs….
……………..
Zapsu, ABD’ye gidip, “Bu adamı deliğe süpürmeyin kullanın” ricasında bulundu!
AKP, hem içte hem de dışta çok zorda, köşeye sıkışmış bir haldeydi!
Büyükanıt’ın başında olduğu Genelkurmay, 27 Nisan 2007 günü internet sitesine Cumhurbaşkanlığı seçimleri bağlamında bir uyarı metni, yerleştirdi!
Tarihe, 27 Nisan bildirisi olarak geçen bu uyarı, AKP için bir “Milat”tır!
Çöktüğü halde, sandıktan füze gibi fırlatılan, Ergenekon operasyonunu yapan bir iktidara dönüşme süreci!
Daha sonra Büyükanıt, bu konudaki tüm sorumluğu üzerine aldı!
https://www.taraf.com.tr/haber/33322.htm
(…)
27 Nisan mek parmak öncesi ve sonrasında şu gelişmeler yaşandı:
* 23 Nisan gecesi AK Parti üst kademelerinde daha çok da Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener ekseninde olanlar sonucunda Başbakan Erdoğan, Büyükanıt`ın beklentisi doğrultusunda cumhurbaşkanlığına Savunma Bakanı Vecdi Gönül`ü değil, kendisini de değil, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül`ü aday gösterdi.
* Sabih Kanadoğlu`nun (ilk başta CHP lideri Baykal`ın fazla itibar etmediği) 367 tezi bir anda Meclis gündemini kapladı. ANAP ve DYP`nin kenara çekilmesiyle 27 Nisan günü Gül 367`yi bulamadı. Bir kaç saat sonra CHP Anayasa Mahkemesi`ne gitti. Birkaç saat sonra Büyükanıt, e-muhtırayı yayımladı.
* Erdoğan aynı gece kurmaylarını topladı ve altta kalmamaya karar verdi. 28 Mayıs`ta Cemil Çiçek, o güne dek bir hükümetin askerin muhtırasına ilk karşı çıkışını okudu. Erdoğan 1 Mayıs`ta erken seçim kararını açıkladı. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçimi için de düğmeye bastı.
* Erdoğan 4 Mayıs`ta Büyükanıt`ı Dolmabahçe`ye çağırdı; iki buçuk saat görüştüler.
* 12 Haziran`da İstanbul Ümraniye`de bir gecekonduda bulunduğu açıklanan 27 bomba ile iddia edilen Ergenekon operasyonu başladı.
* 22 Temmuz`daki seçimde AK Parti yüzde 47 destekle güçlenerek hükümeti korudu. Yeni Meclis 28 Ağustos`ta Gül`ü cumhurbaşkanı seçti. PKK 22 Ekim`de Dağlıca karakolunu basıp 12 askeri şehit etti. Erdoğan, Büyükanıt ile bir araya gelip Amerikalıların karşısına ortak heyetle çıkmaya karar verdi. Erdoğan`ın 5 Kasım`da Bush ile görüşmesi ardından Irak`taki PKK varlığına karşı ABD`nin Irak harekâtı sonrasında ilk sınır ötesi harekât 1 Aralık`ta yapıldı.
* Ergenekon operasyonunda emekli subayların gözaltına alındığı ilk operasyon 21 Ocak 2008`de Veli Küçük ile başladı. Temmuzda emekli Orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon ile zirveye çıktı. Emekli generaller, darbe girişimi dahil terörle mücadele yasası kapsamındaki suçlamalarla sivil mahkemede yargılanıyor.
* Erdoğan 24 Haziran`da görevi yakında devralacak Kara Kuvvetleri Komutanı Başbuğ ile (tıpkı Hilmi Özkök`ten devralacak Büyükanıt ile yaptığı gibi) başbaşa bir görüşme yaptı. Başbuğ 30 Ağustos`ta görevi devraldı. Fevzi Çakmak`tan bu yana Bakanlar Kurulu`na gidip bilgi veren ve Başbakan`a haftalık sunum yapan ilk Genelkurmay Başkanı oldu. 14 Nisan 2009`da Harp Akademileri konuşmasıyla asker-siyaset ilişkilerine Batı demokrasilerine yakın bir bakış getirdi.
https://www.tumgazeteler.com/?a=5197152
…………………
Bu bağlamda cevabı aranması gerekli soru şu olmalı:
Ne değişti de Büyükanıt ve/veya asker, geri adım atmak zorunda kaldı ya da gerçekten de bir geri adım atış var mı?!
Elcevap, öncelikle “büyük resim”e bakmak şart!
ABD, Irak’ta bataklığa saplanmış, BOP operasyonu patlamış, askeri ve finansal olarak çöktüğü için de yeni bir savaşa ihtiyacı var.
Bu nedenle, AKP’nin, Zapsu aracılığı ile ilettiği, deliğe süpürülmeme karşılığında “İran operasyonu”na dahil olma teklifini kerhen kabul edip, yeni bir süreç başlatmışlar.
Çöken BOP’u, çökmemiş varsayıp, AKP’nin Türkiye’de “Turkuvaz post modern darbe / karşı devrim”i yapmasına izin vermişler.
Bu anlamda da, AKP’nin ve/veya BOP Eş Başkanı AKP’nin ayağına “takoz” olarak görülen her kim var ise adı “Ergenekon” konulan sözde terör örgütü davasına dahil edilmelerine destek vermişler, yapılan hukuksuzlukları uzunca bir süre görmezden gelmişler!
(Çakma Haham Tuncay Güney operasyonu!)
Ne var ki, hem davanın ele alınış şekli, hem de ortaya çıkartılan sözde deliller, AKP’den 1 Mart kazığı yiyen Batı’nın, AKP’ye hiç güvenmediği, ihtiyatlı gittiğini gösteriyor!
Yani, “Ergenekon operasyonu” öncesinde “mağdur”, “mazlum”u oynayan AKP’nin elinden bu kaotik süreçte, mağduriyet ve “mazlumiyet” kartları tek tek alınmış!
TSK, AKP’nin tüm gözaltına isteklerine “Peki” diyerek, sık sık hukukun üstünlüğüne atıf yaparak, bu zorlu süreci, “Aikido dokunuşları” ile yani sert vuruşlara yumuşak donuşlar ile savuşturmuş!
Nokta!
……………..
Nitekim…
27 Nisan ve/veya Dolmabahçe görüşmesi sonrasında ortaya şöylesi bir tablo çıkmış:
Merkez sağ çökmüş!
Sermaye, ağzımızın tadı bozulmasın kampanyası yapmış!
Sandıktan AKP oy patlaması yaparak çıkartılmış!
Abdullah Gül, 27 Nisan’da yapılan uyarının aksine uzlaşmadan, AKP, MHP, DTP’nin eli ile Çankaya Köşkü’ne çıkartılmış.
TSK suskun kalarak, basınç altındaki sakin duruşunu korumuş!
Seçim sonrasında Erdoğan, Aydın Doğan’ın üzerine gitmiş!
Türkiye adeta “büyük” bir “Korku İmparatorluğu”na dönüştürülmüş!
Uzan, Dalan yurtdışına kaçırılmış!
Sermaye, medya, yargı, TSK baskı altına alınmış!
Komutanlar gözaltına alınıp, TSK asimetrik saldırıya maruz tutulmuş!
Bu arada, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçildiği süreçte ABD’de büyük bir finansal çöküş yaşanmış!
Yüz yıllık devler yıkılmış!
Şimdi ise AB sarsılmakta!
2010’un ilk çeyreğinde filmin sonuna geldik!
Gül’ün üzerinden İngiliz istihbaratı Türkiye’ye hakim olmuş, örtülü/açık bir operasyon yapmış!
Vs vs vs…
………………….
Hadiseye günlük, kısır çekişmeler, dedikodular boyutundan bakmak yerine tepeden bakınca, karşımıza şöylesi bir tablo çıkıyor:
– Dolmabahçe görüşmesinin içeriğinde bir şey yok! Yüksek siyaset ligindeki perde arkasında, “Süper NATO” var! ABD, İsrail, İngiltere, Fransa, AKP’nin “deliğe süpürülmeme” karşılığında İran operasyonu için destek vaadini kabul etmiş! Yani, ek süre vermiş! Bu noktada, Büyükanıt’ın kişisel bir alışı, satışı ya da şantaja boyun eğmesi sözkonusu değil! Yani kişilerle daim bir süreç değil!
– İngiliz Ordusu’nun bahçesinden Büyükanıt’ın elinde sigara ile poz verdiği hatırlanacak olursa, AKP’nin karşı devrim operasyonunun IISS’te planlandığını anlaşılıyor!
– İngilizler, çöken “BOP operasyonu”na yeni bir cansuyu akıtıp, AKP & Gülen Cemaati üzerinden sözde “demokratik açılım” ve/veya Atatürk Türkiyesi’ni ortadan kaldırma operasyonları yapmışlar! Yeni Anayasa, Kürt, Ermeni, Alevi, Patrikhane, Kıbrıs vb!
– İngilizler’in AKP & Gülen Cemaati’ne yaptırdıkları her açılım Türkiye’de kaosu her geçen gün biraz daha derinleştirmiş!
– 2010 ilk çeyreğinde ise İran için verilen sözün tahsilat vakti gelip kapıya dayanmış! İngiliz istihbaratının kucağında oturan AKP, bocalamaya, olduğu yerde patinaj yapmaya devam ediyor!
Sözün özü:
“Şimendifer!”
https://www.askerhaber.com/hayrullah-mahmud/simendifer-sifahi-muhtira.html
27 Nisan süreci’ne tersten bakılacak olursa, post modern bir “ihtilal” için gerekli şartlar oluşmuş!
AKP kendi kazdığı kuyuya düşmüş!
Bu süreçte hem içte hem de dışta, Atatürk Türkiyesi’nin gerekliliği bir kez daha net olarak anlaşılmış!
Nokta!
……………….
Vaziyet analiz!
Büyük resim ortada!
Büyük bir dünya savaşı kapıda!
Büyük güç merkezlerine söz verip tutmayan ve/veya tutacak olan AKP!
Tüm basınç, tepeden tırnağa “devlet”i ele geçiren AKP’nin üstünde!
Küresel aksta “kalfa” düzeyinde siyaset yapan AKP & Gülen Cemaati ise mayınlı arazinin tam ortasında!
Kendisini iktidara iliştiren küresel güç merkezleri tarafından “pimi çektirilmiş” el bombası ile “fırsat eğitimi” yaptırılmakta!
Hülasa, bazen isteğiniz amaca ulaşmak için “hiçbir şey yapmamanız, susup beklemeniz” gerekebilir!
Şekilde olduğu gibi!
Filmin sonuna geldiğimiz için yazmakta bir sakınca yok.
Büyükanıt, iyi bir asimetrik savaşçı olarak, bu büyük oyunda susup, gurur, kibir yapmadan, her türlü hakarete göğüs geren adamdır!
Bu bakımdan takdiri ve gerçek bir emekliliği hak etmiştir. İyi dinlenmeler.
(…)
Filhakika, Türk’ler gururlu, onurlu aynı zamanda tezcanlı bir millettir!
Her şey bir anda olup bitsin isterler!
Kaldı ki, ben de böyleyim!
Böyle düşünenlere de diyeceğim şudur:
Rakamlar yalan söylemez!
AKP iktidarda, Cumhuriyet tarihinde yapılan borçlanmayı ikiye katlamıştır.
Üretim durmuş, işsizlik rekor kırmıştır.
Nakit merkezi kurumlar özelleştirme adı altında yağmalanmış, yandaşlara peşkeş çekilmiştir
Küresel tefecilere söz verip iktidar ödünç alanlar da onlar!
Hal böyleyken…
Kısa bir hatırlatma:
II. Dünya Savaşı sonrası yanlış planlamadan dolayı Almanlar battı!
Kimi Alman kadınları, kızları bir topan ekmek için fahişelik yapmak zorunda kaldı!
Rusya, Romanya çöktüğünde de benzer bir tablo yaşandı!
Allah’a şükür ki, bizler böyle acı bir son yaşamadık!
Bu bağlamda diyeceğim şudur:
Yunanistan, İzlanda, İrlanda, Belçika vb devletlerin çöktüğü…
ABD, İngiltere ve Almanya’nın krizden çıkamadığı bir ortamda, “Büyük resmi” ihmal etmeden, dikkatli adımlar atmak şart!
Ekonomi çökecek ise kim çökertmiş ise onun üzerine çökmeli!
Nokta!
………………..
“A=X+Y+Z”
Ünlü fizikçi Albert Einstein’a ait bir formül bu!
“Başarı”nın formülü!
Einstein’ın formülasyonunda:
A; “Başarı”!
X; “Çalışmak”!
Y; “İyi oynamak”!
Z; “Ağzını sıkı tutmak”!
Anlamına geliyor!
Bu bağlamda, Einstein’in “başarı formülü”ne göre Yaşar Büyükanıt, başarılı bir asimetrik savaş oyuncusu!
Siber komutan!:))
Sözün özü:
Evet çok sıkıntı çektik, çok aşağılandık, zulme tabii tutulduk!
Ancak, bu tabloya göre, Yaşar Büyükanıt Paşa’nın deyişi ile “basınç altında sakin kalmayı” başardığımız ve Hilmi Özkök Paşa’nın deyişi ile “akılla masaya vurmayı becerebildiğimiz” için kaybedenin kim olduğu ortada!
27 Nisan sürecine bir de bu gözle, tersten bakın derim!
AKP Özel Örgütü’ne notum; “Alacaksanız Büyükanıt’ı şimdi alın! Nokta!”:))
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/13944486.asp?gid=229
Yaşar Büyükanıt, “27 Nisan muhtıra değildir” diyorsa “muhtıra değildir”!
Görüldüğü üzere, muhtıra olmuş olsaydı, netice almak için bir çaba gösterilir, TSK tam saha pres yapardı!
Bu defa öyle yapmak yerine, yuları AKP’nin eline verip, intihar edişini izlemeyi tercih etmiş!
Hülasa, AKP, “27 Nisan bildirisi” üzerinden “çakma kabadayı”lık yapıp yine “oy” elde etmiş, erken sevinmiş, ne var ki, şimdi de 2010’un ilk çeyreğinde, gerçekler ile yüzyüze kalmış, paniklemiş, büyük bir “korku” içinde inlemekte!
Filvaki, İstiklal Marşı, “Korkma” diye başlıyor, hatırlatırım.
“Tarihi olaylar ve kişiler hakkında” yorum yaparken, günlük vak’alar üzerinden “erken yorum yapma hastalığı”na kapılmamak şart!
Ezcümle, geldikleri gibi gidecekler!
https://www.taraf.com.tr/haber/33322.htm
Nokta!
………………..
Ve…
Son olarak…
İran savaşı öncesinde…
ABD, AKP’yi (HAARP) doğru tercih yapması için “deprem” üzerinden uyardı!
NYT manşetten duyurdu:
“Depremde felaketi bekleyen şehir İstanbul!”
“Uzamanların yaptığı değerlendirmeye göre, İstanbul depreminde felaketin boyutu Haiti’deki depremden bile daha büyük olabilir.”
https://alaturkaonline.com/?p=2614
2010 ilk çeyreğinde…
Kılıçlar belde!
Sancaklar bir arada!
Ultra Voltran oluşmuş!
Akılla masaya vuran!..
Basınç altında sakin kalmasını bilen!
“Tek ses & tek yürek” olmuş bir ordumuz var!
Nokta!
Sevgiler
26 Şubat 2010
Hayrullah Mahmud Özgür
