ABD ve Üniversiteler Arası Rekabet. Mahmut Ekenel yazdı.
ABD ve Üniversiteler Arası Rekabet
Dünyanın dört bir yanından gelmiş bini aşkın akademisyen ve araştırmacı ile aynı ortamı paylaşma imkanı buldum geçen hafta. Toplantının bir parçası olan ve üniversite öğrencilerinin hünerlerini ve bilgilerini sergiledikleri yarışmayı da izleme imkanım oldu. Toplam 50 üniversite kıyasıya yarıştılar. Para ya da unvan için yarışmadılar. Okullarının adlarını duyurmak, kendi okullarına daha kaliteli öğrenci ve öğretim görevlisi çekmek için yarıştılar.
Yarışmaları izlerken aklıma ABD’deki üniversiteler arası rekabeti çok iyi anlatan yaşanmış bir örnek geldi. Adı geçen üniversite, ABD’nin ortasında, içinden Mississippi nehrinin geçtiği bir ormanın içinde, nüfusu sadece 15 bin olan bir kasabada, 1870 yılında kurulmuş bir mühendislik okulu. Kampüs kurulurken okulun cezbedebileceği öğrenci sayısı, arazinin ve kasabanın imkanları, başarıya ulaşmak için en fazla ne kadar öğrenci alınması gerektiği göz önüne alınarak uzun çalışmalar yapılmış, ve kampüsün en fazla 6 bin öğrenciye ev sahipliği yapması gerektiği kararlaştırılmış. Okul, 1980’li yıllarda ABD’nin en iyi 500 okulu içinde ilk 25’e girme başarısı göstermiş.
Bildiğiniz gibi ABD’de üniversiteler, devlet okulu bile olsa, eyaletten çok büyük bir yardım almazlar. Okulun ihtiyaçlarının çoğunluğu genelde öğrencilerin verdiği okul ve ders ücretlerinden, akademisyenlerin okula kazandırdığı araştırma kaynaklarından karşılanır. Dolayısıyla okullar, öğrencilerin kendi okullarını tercih etmeleri için kıyasıya yarışırlar. Bu küçük bilgilerden sonra gelin ana konumuza geri dönelim. Adı geçen okul 1980’li yılların başında büyük bir başarıya imza atar ve en iyi 500 okul sıralamasında ilk 25 içine girer. Ama ne olduysa bundan sonra olur. Çok iyi yönetilememekten ve dönemin ihtiyaçlarına uyum sağlamada geri kalmaktan kaynaklanan sebeblerden dolayı ilk önce okulun nüfusu maksimum kapasitesi olan 6 bin’den 5 bin’lere düşer. Okulun nüfusu düştükçe geliri azalır. Geliri azaldıkça akademisyenlere ve araştırmaya ayırdığı pay düşer. Daha çok öğrenci başvurusu alabilmek için kayıt önşartlarını düşürür okul yönetimi; bu durumda da okula giren öğrenci kalitesi düşer. Öğrenci kalitesi düşünce ülkedeki firmaların okula ilgisi azalır. İlgi azalınca mezunlar kolay iş bulamaz olurlar. Bu okuldan mezun olunca iyi bir iş bulamayacağına inanan öğrenciler, buraya başvurmaz olurlar. Durum böyle olunca bu okul, aynı eyalet içinde bulunan diğer 6 üniversite ile rekabet edemez hale gelir. Diğer üniversiteler bu okulun öğrencilerini çalmaya başlarlar. Öğrenci sayısı 4 bin’lere düşer. En nihayetinde eyalet valisinden uyarı gelir: “durum böyle devam ederse okulu kapatmayı düşünüyoruz”.
Okulun kapanma ihtimali, işlerini kaybetmekten korkan akademik ve idari personalı ve öğrenciden para kazanan kasabanın halkını rahatsız eder. İlk önce yeni bir rektör seçerler kendilerine. Yeni bir halkla ilişkiler uzmanı ise alırlar. Okulu öğrencilere cazip hale getirmenin yollarını bulmak için aylar sürecek araştırmalar başlatırlar. Ders anlatan araştırma görevlisi sayısının toplam öğrenciye oranının büyük olduğunu gören okul, bu desavantajı ortadan kaldırmak için yeni bir hamleyle birbiri ardına yardımcı doçent ilanları verir. Öğrencilerin iyi bir eğitimin yanında güzel ve ferah bir kampüs hayatı istediklerini anlayan yönetim, okulun ellibeş yıl önce yapılmış olan öğrenci sosyal merkezi yıkıp yepyeni bir bina ile öğrenci karşısına çıkar. Yine kırk yıl önce inşaa edilmiş olan yurtların yerine son model yurtlar yapılır. Okulun spor binası içindeki tüm jimlastik aletleri yenilenir.
Bu ve buna benzer onlarca gelişme sayesinde okulun nüfusu 2005 yılında tekrar 6 bin sınırına dayanır. Hatta sonraları başvuru sayısı o kadar çok artar ki, okul bu başvurular içinden en başarılı öğrencileri seçer. Öğrenci kalitesinin artması sayesinde okula daha çok proje ve maddi kaynak gelir. Yabancı öğrenciler okula gelebilmek için başvuru sırasına girerler. Ülke içindeki firmalar, okuldaki öğrenci kalitesinin arttığını görünce meslek fuarlarına büyük ilgi gösterirler. Meslek fuarlarına gelen büyük firmaların yöneticileri ile görüşen akademik kadro, yeni projelerine kaynak bulmakta zorlanmazlar. Yeni projeler, yeni ve kaliteli öğrenciler getirir. Yeni ve kaliteli öğrenciler de bol bol maddi yardım. Proje üretemeyen akademik kadronun görevine son verilir ve yerlerine daha başarılı akademisyenler göreve alınır. Okul büyümeye ve gelişmeye başlar. Okul, en iyi 500 okul sıralamasında tekrar ilk 25 içine girer.
Bu okula öğrencilerini kaptırmaya başlayan eyaletin diğer 6 üniversitesi ne yaptılar dersiniz. Bunun cevabınıda yukardaki paragraflarda bulabilirsiniz. İşte rekabetin gücü böyledir. Neden dünyanın ilk 100 üniversitesi sıralaması içinde 54 ABD üniversitesi var sanıyorsunuz.
Mahmut Ekenel / Los Angeles

