AnasayfaAlaturka OnlineAğızdaki bakla?!

Ağızdaki bakla?!

AĞIZDAKİ BAKLA /
 
ZAMAN, DERVİŞ İLKER’İN AĞZINDAKİ BAKLAYI ÇIKARMA ZAMANI
 
YA DA
 
VAKİT, DERVİŞ İLKER’İN AĞZINDAKİ BAKLAYI ÇIKARMA VAKTİ
 
VEYAHUT
 
DİNİME DAHL EDEN BARİ MÜSELMAN OLSA?!
 

Ağızdaki bakla?!

 

“Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.”

Benjamin Franklin

 

———-

RAP… RAP… RAP…

———-

 

Hikaye bu ya…

Vaktiyle halk tarafından çok sevilen, insanlara yardım etmesi ile bilinen Derviş İlker adında bir fani yaşarmış.

Bu zât iyi olmasına iyiymiş, lâkin ağzı fena halde bozukmuş.

Her şeye sinirlenir, küfretmeden duramazmış.

Şeyh Efendi, İlker’in bu durumuna üzülür, küfretmekten vazgeçmesi için bir çare bulabilmeye uğraşır dururmuş.
Günlerden bir gün Şeyh Efendi’nin aklına onu bu durumundan kurtarabilecek bir çözüm yolu gelmiş.

Almış İlker’i karşısına ve şöyle demiş:
“Bak İlker! Şimdi bu baklayı al ve dilinin altına güzelce yerleştir. O senin dilinin altında olduğu sürece senin küfür etmeni engelleyecek. Böylece zamanla sen de bir gün bu kötü huyunu unutup gideceksin.”
Şeyhinin dediklerini aynen yapan İlker, o günden sonra gerçekten küfür edemez olmuş. Sinirlendiğinde dilinin ucuna kadar gelen bir kötü söz, sanki baklaya takılıyormuş gibi bir türlü ağzından çıkamıyormuş. Sözü eveleyip geveliyormuş, kötü bir şeycik söyleyemiyormuş. Baklanın işe yaradığını anlayınca çok sevinmiş.
Yağmurun, sanki gökyüzü delinmiş gibi bardaktan boşanırcasına yağdığı bir Cuma gününde Derviş İlker, Şeyh Efendi’nin evine gitmiş. Birlikte büyük bir evliyanın türbesini ziyaret etmek için yola koyulmuşlar.

Önünden geçtikleri bir evin önce kafesi, sonra da penceresi açılmış.

İçerden küçük bir kız çocuğu uzanarak onlara seslenmiş:
“Amcalarım, ne olur biraz durun!” dedikten sonra hemen içeriye gitmiş.

Şeyh Efendi ile İlker, oldukları yerde durup beklemeye başlamışlar.

Yağmur yağmaya devam etmekte olduğundan ikisi de sucuk gibi ıslanmışlar. Yavaş yavaş sinirlenmeye başlayan İlker, başlamış ağzındaki baklayla oynamaya.

Sabrı taşmakta olan Şeyh Efendi pencereye doğru seslenmiş:
“Kızım ne istiyorsun bizden? Söylesene istediğini. Mühim işlerimiz var, gitmemiz lazım.”

Tam bu esnada pencere yeniden açılmış, aynı kız başlamış yalvararak konuşmaya:
“Allah’ınızı severseniz birazcık daha bekleyin,” demiş sonra tekrar içeriye girmiş.
Ne için bekletildiklerini bir türlü anlayamayan Şeyh Efendi ile İlker çaresiz bir süre daha beklemişler.

Artık ikisi de sabırsızlanmaya başlamışlar. İyice ıslandıkları için artık yağmura aldırmıyor, sadece küçük kızın söyleyeceklerini merak ediyorlarmış.

Bu duruma daha fazla dayanamayan İlker gitmek için hareketlendiği sırada küçük kız tekrar pencereyi açmış ve onlara seslenmiş:
“Şimdi gidebilirsiniz. Hadi güle güle!”

Kızın bu sözleri karşısında ikisi de şaşkına dönmüş.

Sinirinden kıpkırmızı kesilen İlker bir şeyler söylemeye çalışmış; fakat sözcükleri gevelediği için söylediklerinden hiçbir şey anlaşılmıyormuş.

Onun söylediklerini tahmin edebilen Şeyh Efendi, İlker’e dönerek şöyle demiş:
“Sakin ol İlker. Bu mübarek günde ağzını bozma. Kızcağızın belki de bizi bekletmek için geçerli bir nedeni vardır. Soralım bakalım bir kendisine.”

Şeyh kıza dönerek sormuş:
“Çocuğum, neden bizi yolumuzdan alıkoydun bu yağmurun altında?”
Küçük Kız, “Şeyh Efendi amcacığım, annem tavuğumuzu kuluçkaya yatırmak üzereyken sizin geçtiğinizi görünce bana seslendi: ‘Eğer yumurtaları tavuğun altına yerleştirmeden bir kavukluya bakarsan, civcivler tepeli olurmuş. Şu geçenleri durdur da iyice bir bakayım,’ dedi. Sonra kafesin arkasına geçip sizi seyretti.”
Şeyh Efendi ve İlker, bu densizliğe adamakıllı sinirlenmişler.

Kızgınlığından burnundan soluyan İlker, küfretmek için yeltendiği sırada ağzındaki bakla ona engel olduğundan birşey söylememiş.

Onun çabaladığını gören Şeyh Efendi daha fazla dayanamamış.
“Evladım İlker, şimdi çıkar ağzından baklayı,” demiş.

 

———-

RAP… RAP… RAP…

———-

 

Irza tecavüz sanığını, yaka paça kadı huzuruna çıkarırlar.

“Kadı”, Bektaşi imiş.

Karşısında ezilip büzülen sanığa hışımla sorar:

“Bu suçu niye işledin?”

Genç adam: Şeytana uydum karşılığını verdi.

Bektaşi, bu sözümona savunma karşısında hiddetini gizleyemez ve bağırmaya başlar:

“Behey rezil! Hz. Adem’e bile papuc bırakmamak için cennetten kovulmayı göze alan şeytanın işi yok da sana pezevenklik mi yapacak!”

 

———-

RAP… RAP… RAP…

———-

 

Hoca namazda “Esselamünaleyküm ve rahmetullah…” deyince, Bektaşi korkmadan “Aleykümselam” demiş.

Hoca kızmış: “Namazı bozdun, defol git.”

Bektaşi, “Hoca ben ne yaptım?” demiş; “Sen selam verdin,ben de aldım!”

Hoca, “Ben sana mı selam verdim? Meleklere selam verdim.”

Bektaşi; “Eeee hocam, senin gibi imamın da benim gibi meleği olur!”

 

———-

RAP… RAP… RAP…

———-

 

Bektaşinin yolu her nasıl olduysa camiye düşmüş.

Bakmış imam “Ey Allahım bana iman ver” diye dua ediyor.

Bektaşi de ellerini açmış “Ey Allahım bana şarap parası ver” demiş.

İmam; “Bre kafir, Allah’tan böyle şey istenir mi ?” diye bağırmış.

Bektaşi “Eeeeeeeee hoca, herkes kendinde olmayanı ister. Sende para var, iman yok. Bende iman var, para yok” demiş.

 

———-

RAP… RAP… RAP…

———-

 

Zengin softa, Bektaşiyi aklısıra din sınavına çekmeye karar vermiş.

“İslamın şartı kaçtır, erenler” diye sormuş.

Bektaşi tereddütsüz cevap vermiş: İkidir beyim!

“Bre dinsiz, bir de derviş olacaksın, sen daha İslamın şartlarını saymaktan acizsin” demiş zengin softa…

Bektaşi, adamın bu tepkisini umursamayıp, sakin bir ses tonuyla; “Zekâtı siz kaldırdınız, namazla orucu da biz… Geriye bir hac, bir de kelime-i şehadet kaldı” demiş.

 

———-

RAP… RAP… RAP…

———-

 

Ve…

Son olarak…

Atalarımız der ki:

“Dinime dahl eden (karışan) bari Müselman (Müslüman) olsa!”

 

———-

RAP… RAP… RAP…

———-

 

Sevgiler

18 Mayıs 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi Buraya Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

502,070BeğenenlerBeğen
89,010TakipçilerTakip Et
3,552TakipçilerTakip Et
7,662TakipçilerTakip Et
58,900AboneAbone Ol

Kaçırmayın