AKP’NİN ÇAPRAZ BULMACASI /
“AKP – CEMAAT İLİŞKİSİ BİTTİ, ABD AKP’Yİ GÖZDEN ÇIKARDI” NEDEN
YA DA
ERDOĞAN, ERGENEKON’DA “SAVCI” İDİ, BAYKAL’A “KOMPLO CD” OPERASYONUNDA, “SANIK” OLDU
VEYAHUT
ABD’NİN GÜLEN CEMAATİ’NE UZATTIĞI “HAVUÇ” NE “SOPA” NE?!
AKP’nin çapraz bulmacası?!
“Eğer kazanırsanız, açıklama yapmanıza gerek yoktur. Fakat kaybettiyseniz eğer, açıklama yapmamak için orada bulunmamanız gerekir.”
Adolf Hitler
——
RAP.. RAP.. RAP…
——
Ortak bir tanıdığımız, “Emre Taner’i çok hırpalamışsın, aslında o da vatanını seven bir “ultra” Türk dedi.
Güldüm!
Muhatabıma, “Haklısın” dedim, ekledim:
“O aslında çılgın Türk! AKP’nin bayrağı ile uzaya gidecek ilk Türk! Sözde demokratik açılımlardan sonra, ona Türkiye dar gelir, Ay’a yerleşse yeri var!”
——
RAP.. RAP.. RAP…
——
Bugünlerde pek soran kalmasa da, eskiden “Siz kimsiniz?” soruları sıkça sorulurdu.
Ne var ki, aradan geçen süre içinde, AKP hariç, başta ABD, AB, İsrail, Rusya, Çin, Almanya, İngiltere, Fransa olmak üzere tüm BM üyeleri, G8’ler topyekun tanıdı.
Küba, Dominik Cumhuriyeti vb ile sıkı dostluklar kuruldu!:))
Ama ben yine de yeri gelmişken tekrarlayayım, akılda bulunsun, yarın öbür gün AKP’li ve/veya F Tipi okurlara lazım olur:
“Ben ki sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Azerbaycan’ın ve Şam’ın ve Halep’in ve Mısır’ın ve Mekke ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen’in ve nice memleketlerin sultanı ve padişahı Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han’ın, torunun torunun torunu Hayrullah Mahmud’um! Siz ki AKP’nin Başbakanı, AKP’nin Cumhurbaşkanı, AKP’nin Hocaefendisisiniz!?”:))
Sözün özü:
So what?!
——
RAP.. RAP.. RAP…
——
2010’un ikinci yarısı itibariyle, manzara-i umumiye…
Eşlerinin başları marka türbanlı, parmakları pırlantalı, AKP’li yeni yetme zenginler için İtalyan’ların “Dolce Vita’ dedikleri “Tatlı hayat“ın son demleri…
Selim Edes’in akibetinin arifesi ya da mek parmak öncesi…
Pentagon’dakiler, AKP için “Pain in the neck” yani “Baş belası” deyimini kullanıyor.
Erdoğan için ise “Completely unedcuted” yani “karacahil”!
Hal böyleyken…
AKP’nin sadece dışta görünümü değişmiyor, içte de pozisyonu değişmekte!
Erdoğan, “Ergenekon” davası başladığında kendisini bu “dava”nın “Savcı”sı olarak ilan etmişti.
Baykal ise “Avukat”ı!
Baykal’a “CD’li komplo” operasyonunda ise taraflar yer değiştirdi!
Baykal, bu davanın hem “mağdur”u, hem de “savcı”sı oldu!
Erdoğan ise hem “sanık”, hem “tanık”, hem de “avukat”ı!
Cemil Çiçek’e gelince…
Soyadı “Çiçek” olan tüm faniler gibi o her daim “olağan şüpheli”!
——
RAP.. RAP.. RAP…
——
Bu bağlamda, yakın geleceğe dönük, AKP’nin “Çapraz Bulmacası”!
Öncelikle…
Sabah’ta yazdığım günlerde, köşemde yer verdiğim çarpıcı bir anektod:
II. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, müttefikler “Normandiya Çıkarması”nın hazırlığını sürdürmektedirler.
Yapılan planlara “özel kod”lar verilmektedir.
Bu operasyonunun kod adı; “Overlord” olarak belirlenir.
Deniz Kuvvetleri’nde görevli olan grubunki ise “Neptune”!
Çıkarmanın yapılacağı kıyıların adları da “Utah” ve “Omaha” sözcükleriyle kodlanır.
Takviye birliklerin bekleyecekleri bölgenin adı ise “Mulberry” olarak belirlenmiştir
Çıkarmanın yapılmasından 33 gün önce, İngiltere ‘de yayımlanan Daily Telegraph gazetesinin “Çapraz Bulmacası”ndaki bir sorunun yanıtı, bu çok özel kodlardan birine aittir.
Sonraki günlerde öteki sözcükler de yine aynı çapraz bulmaca köşesinde yer alır.
Nihayet çıkarmadan 6 gün önce, aynı bulmacada operasyonun kod adı “Overlord” sorulunca, günlerdir bulmacaları izleyen İngiliz Gizli Servisi ajanları artık dayanamazlar ve Daily Telegraph’ı basarlar.
Bir Nazi ajanıyla karşılaşacaklarını zannederler ama karşılarındaki kişi, yani Leonard Dave, 20 yıldır gazetenin çapraz bulmacasını hazırlayan kendi halinde bir okul müdürüdür.
Dave çok korkmuştur ve yetkilileri bir Nazi ajanı olmadığı konusunda zorlukla ikna edebilir.
Sözün özü:
AKP’nin “Çapraz Bulmacası”ndan ilkbahardan sonbahara uzanan “sert iklimsel geçiş süreci”nde ortaya çıkması muhtemel “anahtar kelimeler”den birkaçı:
“Kaos, CD, Muhtar, İmam, Darbe, İhanet, Hain, Makber, Delik!”
——
RAP.. RAP.. RAP…
——
Baykal’a şantaj CD’si!
(…)
Baykal’a suikast iddiası Adliye’de!
(…)
Nükleer nazdarovya!
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14699177.asp?gid=373
(…)
AKP’den “Rusya” vizesi!
https://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=983194&title=turkiye-ile-rusya-arasindaki-vize-isi-tamam
(…)
Libya’da uçak düştü!
https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14699285.asp?gid=373
(…)
Ekrem Dumanlı: Fitnenin amacı!
https://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=983080
(…)
Melih Aşık: “AKP – Cemaat ilişkisi bitti, ABD AKP’yi gözden çıkardı” iddiası doğru mu?
(…)
Çifte yalanlama!
(…)
Oda TV: O gazeteciyi kim koruyor?
https://www.odatv.com/n.php?n=o-gazeteciyi-kim-koruyor-1105101200
(…)
Gül ile Erdoğan’ın arasına “İsrail” girdi!
https://www.odatv.com/n.php?n=one-minutecilar-sasiracak-1205101200
(…)
——
RAP.. RAP.. RAP…
——
Başbakanlık koridorlarından ilkbahar fısıltıları…
Erdoğan, Gülen ile kendisi arasında “postacılık” yapan kurmayına sert çıkıyor:
“Adam yine yazmış işte! Ne o beni satıp, Baykal’la yola devam edebileceğini mi zannediyor! O halde söyle ona yanılıyor! Uzan’dan, Doğan’dan beter ederim onları. Ergenekon çarpmışa dönerler. Maliye ile üzerinizden silindir gibi geçerim! Söyle o efendiye efendi olsun, oturduğu yerde otursun, tepemin tasını attırmasın!”
Gülen, Erdoğan’ın bu öfkeli tepkisine “cevap”ı anında Cihan Haber Ajansı’ndan kamuoyuna servis ediliyor:
“Sayın Deniz Baykal ile ilgili kaset skandalını haber bültenlerinden öğrendim. İnsani olarak fevkalade üzüntü duydum. Bu samimi hislerimi çevremdeki arkadaşlarımla paylaştım. Beni ziyarete gelmiş bir arkadaşım bu hislerimi Sayın Baykal’a iletti. Bunun ötesinde medyada yer alan ‘Bizim çocuklara sordum. Bizimle ilgisi yok. İktidara baksınlar’ gibi tırnak içine alınarak verilen sözler kesinlikle bana ait değildir, yalan ve iftiradır.”
Ardından CHP’den yalanlama geliyor:
“Penssylvania’dan gelen telefon üzerine yapılan görüşmede Sayın Genel Başkan’a ‘Bizim çocuklara sordum, bizimle ilgisi yok. iktidara baksınlar’ sözleri söylenmemiş, bu ve benzeri ifadeler kullanılmamıştır. Telefonla Sayın Deniz Baykal’a komplodan duyulan üzüntü iletilmiş, tertip kınanmış ve Sayın Genel Başkan’ın şahsı ile ilgili samimi duygular belirtilmiştir.”
——
RAP.. RAP.. RAP…
——
Kaldı ki, Baykal’ın “Komployu ayıplar gibi yapanlar, aslında bizzat ayıbı işleyenlerdir. Bu çerçevede başka bir sorumlu arayışına çıkacaklara yardımcı olmak üzere, ABD’den, Pennsylvania’dan aldığım üzüntü ve destek mesajlarının samimiyetine inandığımı da belirtmek isterim” sözleri başta Hüseyin Gülerce olmak üzere F Tipi Medya’da büyük bir sevinçle karşılandı.
Kimsenin sevincine limon sıkmak istemem ama Baykal’ın söyledikleri sadece “CD” operasyonu ile ilgili!
Yani kendi boyutundan, kendisine kurulmak istenen “komplo” üzerinden konuşuyor!
Gülen’in güldürmeyen “GATA”gulli esprileri hala hafızalarda, hatırlatırım!
Cemaat’in yayın organı “Zaman”ın sayfalarından, Samanyolu Tv ekranlarından sözde habercilik adına yapılan “kara propoganda”nın kayıtları hala ortada!
Devlet katındaki, medya ve güvenlik bürokrasisindeki “F Tipi” örgütlenme “şaka” değil ki, ayniyle vaki!
AKP muhalifleri, TSK’yı hedef alan “Ergenekon” operasyonunda, sahte konuşma kayıtları, bilgisayarlardan çıkartılan ya da masaüstlerinde bulunan “sözde çok gizli belgeler” üzerinden komployu kuranlar kimlerdi?!
F Tipi Polisler değil mi?!
O halde Baykal’ın açıklaması ortadayken, “Bir anda biz her şeyden kurtulduk” sevinci biraz abartılı bir sevinç değil mi?!
Ki, “Ergenekon operasyonu” CIA & MI6, Emniyet içindeki “F Tipi Polis”, “F Tipi Medya” üzerinden yürütülmedi mi?!
(Mehmet Eymür, Bülent Orakoğlu, Ramazan Akyürek vs…)
CIA & MI6; sadece, bu son “vak’a”da Baykal’a “CD’li komplo” operasyonunu, AKP Özel Örgütü eli ile MİT üzerinden yaptı!
O da, İran, Rusya, Çin eksenine kayma kararı veren Gülen Cemaati’ne “havuç” uzatma kabilinden bir enstantaneydi o!
“Gitme kal, nasıl Hüsamettin Özkan üzerinden sizi Ecevit ile uzlaştırdı isek, Baykal’la da aranızı düzeltip, Türkiye’deki sorunlarınızı çözmenize yardımcı olabiliriz” mesajı!
“Havuç” bu!
“Üç artı bir” ve/veya ABD’nin diğer elinde ise “Askeri darbe” sopası var!
“Kırk katır mı yoksa kırk satır mı” dedikleri dilemma, bu olsa gerek!
Sözün özü:
Bu anlamda bir Afrika atasözü şöyle der:
“Ancak bir aptal, suyun derinliğini her iki ayağı ile ölçer.”
Nokta!
——
RAP.. RAP.. RAP…
——
Medya Analiz!
Ekrem Dumanlı’nın bugünkü yazısına diyecek bir şey yok!
Onların kafası hep öyle çalışıyor!
Ama usta gazeteci Melih Aşık’a gelince, ben ulusalcının da zeki, çevik ve aynı zamanda “büyük resim”i doğru okuyanını severim.
Kaldı ki, Serencebey’in “Oda”sının penceresinden “manzara”yı tam olarak yakalamak mümkün değil, ne de olsa yarı özgür yayın ortamı!
Neden mi?!
Anlatayım:
“Üç artı bir”, yani ABD, İsrail, İngiltere ve Fransa, AKP’yi “deliğe süpürmeyip İran operasyonunda kullanma” karşılığında “Ergenekon operasyonu” başta olmak üzere, Gül’ün uzlaşmadan Çankaya Köşkü’ne çıkartılmasına destek vermişti.
Ne adına?!
İran operasyonunda İncirlik Üssü başta olmak üzere, TSK’yı taşeron olarak kullanma karşılığında!
AKP aradan geçen sürede ne yaptı, İran, Rusya, Çin’in olduğu bloğa yanaştı!
İsrail’i de hedef tahtasına oturtup, radikal dinci söylemin fitilini ateşledi!
ABD, İran operasyonu için AKP’den destek beklerken, eksen kaydıran, Batı’dan kopup, İran’ın çizgisine yanaşan bir AKP realitesi ile yüzyüze kaldı.
Şimdi kürede çanlar İran için çalıyor!
Aynı zamanda, deliğe süpürülmekten İran operasyonuna destek sözü verip satan AKP için!
(…)
WSJ: Türkiye, 10 yılda İran olur!
(…)
Hal böyleyken, başta ABD olmak üzere Batı bir süredir sormaya başladı:
“Türkiye nereye gidiyor?”
Eğer AKP, “İran operasyonu” için verdiği destek sözünü tutmuş olsaydı, böyle bir soru sorulmayacaktı!
O halde, bu ne anlama geliyor?
Elcevap, Batı, AKP’nin arkasından çekiliyor!
Tam Türkçesi ile söyleyelim:
AKP & Gülen Cemaati’nin, “Atatürk Türkiyesi”ni, TSK’yı, “Batılı çağdaş yaşam”ı, “Laik Türkiye”yi hedef alan saldırılarını onaylamadığının, arkasında olmadığının mesajını veriyor.
Bu bağlamda, Baykal’a “CD komplosu” operasyonuna bakacak olursak…
“Üç artı bir”, Baykal’ın ağzından Fetullah Gülen’i aklattı!
“Üç artı bir”, F Tipi yapının “F Tipi Sol”un başına getirmek için hazırladığı Sarıgül’ü, sahte suikast ihbarı üzerinden, yine Baykal’a aklattı!
“Üç artı bir”, AKP Özel Örgütü içinden MİT’in eli ile yaptığı operasyonda, F Tipi Örgütü yine Baykal’ın ağzı ile aklatmış oldu!
“Peki bu operasyon ne diye yapılmış olabilir?”, diyenleriniz olabilir.
Birkaç satırla tekrarlayayım:
1- “Üç artı bir”, eksen değiştirme kararı alan Gülen Cemaati’ne, bu operasyon üzerinden, “Sizi yeni dönemde ayakta tutacak formüller bende var! Cemaatin yönetim kadrosunda yapacağınız birkaç değişiklik ile CHP çatısı altında Baykal ile yolunuza devam edebilirsiniz” mesajı verdi!
2- “Üç artı bir”, İran, Rusya aksına kayma kararlılığında olan Erdoğan’a, “İstediği an Gülen Cemaati’nin desteğini AKP’den çekip, bir başka siyasi oluşuma verebileceğinin”, mesajını verdi!
3- “Üç artı bir”, aynı zamanda “mağdur politikacı portresi” yaratmanın hiç de zor bir şey olmadığını “Baykal örneği” üzerinden Erdoğan’a hatırlatmış oldu!
Sözün özü:
Tüm bu yaşananlar ne anlama geliyor!
Kürede savaş tamtamları çalıyor!
Çanlar İran ve AKP için çalıyor!
Üç artı bir, “AKP & Gülen Cemaati’ne bundan sonra ya verdiğiniz sözü tutarsınız, bende sizi korumaya devam ederim, dokunulmazlığınız devam eder ya da sizin eliniz ile Türkiye’de zaten darbe şartları hazırlandı, askerin önünü açarım, üstünüzden geçer” mesajı veriyor!
Bir başka deyişle, AKP sonrası dönem için değişik “iktidar” ve/veya “tasfiye seçenekleri”nin “teaser”ı hızla ekranlardan akıtılıyor.
Hülasa, “AKP – Cemaat ilişkisi bitti, ABD AKP’yi gözden çıkardı!”
Bu bir saptama!
Yeni bir süreç ya da AKP’nin gidiş sürecinin kilometretaşlarından biri…
Neden, niçin, niye?!
Çünkü, Erdoğan tüm gemileri yaktı, geri dönülmez bir şekilde İran’a doğru ilerliyor!
“Akçeli ilişkiler” üzerinden Putin ile geri dönülmesi imkansız anlaşmalar yaptı!
Şu saatten sonra, AKP’nin de, Gülen’in de neleri yapıp neleri yapamayacağı ortada!
Bunu anlamak, okumak için dahi olmaya gerek yok!
Neden, niçin, niye?!
Ezbere yenilmemek lazım!
Çünkü; dünya değişir, mevsimler değişir, tüm arka planlar değişir!
Ezcümle, lafın tamamı aptala söylenir!
——
RAP.. RAP.. RAP…
——
Öte yandan…
Bu anlamda, “AKP demokrasi”sine dair bir başka enstantane…
AKP’nin “Erdoğancı” fanatik yazarı Mehmet Metiner, katıldığı programlarda “AKP iktidarında Türkiye’ye demokrasi geldi, yasaklar kalktı, AB standardı yakalandı” diyor başka bir şey demiyor.
Bu anlamda, dünyanın en ‘akıl almaz’ yasalarını “Dünyanın En Absürd Yasaları” adıyla bir kitapta toplayan İngiliz Savcı David Crombie‘nin kitabından çarpıcı birkaç örnek:
İngiltere’de pub, bar gibi yerlerde sarhoş olmak yasak!
Kadınların otobüste çikolata yemesi, 10 yaşından küçük çocukların çıplak vitrin mankenlere bakması yasak.
Danimarka’da hapishaneden kaçmaya çalışmak suç değil!
Fransa’da rayların üzerinde öpüşmek yasak!
İtalya’da Mary adındaki kadınların fahişelik yapması suç!
İskoçya’da bir ineğin yanında sarhoş olmak yasak!
Çin’de bir insanı boğulmaktan kurtarmak, o kişinin kaderini değiştirmek anlamı taşıdığından yasak!
Kaliforniya eyalet yasalarına göre otel odalarında portakal soymak yasak!
İngiliz Savcı David Crombie, bu kitabı hazırlamaya başladığında AKP daha “Ergenekon operasyonu”na başlamamıştı.
Savcı Crombie’ye kitabının yeni baskıları için AKP Türkiyesi’nden de biz birkaç yasak örneği sıralayalım:
“AKP’yi açık alanlarda eleştirmek yasak!”
“Erdoğan’ın özel konuşmalarını internet, yazılı ve görsel medyada yayınlamak yasak; TSK’nın görevdeki ya da emekli komutanlarının kurgu, çakma konuşma diyaloglarını yayınlamak ise serbest!”
“Telefonda, yazılı ve görsel medyada AKP’yi eleştirmek yasak, Atatürk’e, İnönü’ye küfretmek serbest!”
“Çalmak, yağmalamak AKP’li ve/veya Gülen Cemaati mensubu olma şartı ile serbest!”
Vs vs vs…
——
RAP.. RAP.. RAP…
——
Ve…
Son olarak…
AKP & Gülen Cemaati’ne mesajım şudur:
Büyük filozof, örnek insan (!) Adolf Hitler‘in altını çizdiği gibi “Eğer kazanırsanız, açıklama yapmanıza gerek yoktur. Fakat kaybettiyseniz eğer, açıklama yapmamak için orada bulunmamanız gerekir!“:))
Sözün özü:
Rap… Rap… Rap…
Sevgiler
12 Mayıs 2010
Hayrullah Mahmud Özgür
