
Yeni sezona başlarken Trabzonspor’da teknik direktörden oyunculara kadar epey bir yenilenme oldu. Ercüment Yılmaz yazdı..
Avni Aker’deki Son Sezona Güzel Bir Merhaba
Uzun zamandır Trabzonspor hakkında yazı yazmıyordum. Son yorumlarımızda geçen sezon inişli çıkışlı performans gösteren, Avrupa’da grubunu lider tamamlayıp bir üst turda Juventus’a elenen, Türkiye’de ise liderin epey gerisinde kalmasına rağmen ligi güç bela dördüncü tamamlayıp Avrupa Ligi ön elemelerine katılma hakkı kazanan bir takımı ardımızda bırakmıştık.
Yeni sezona başlarken Trabzonspor’da teknik direktörden oyunculara kadar epey bir yenilenme oldu. Bu maça kadar yaşanan süreçler herkesin malumu olduğu için detaylı bir analiz yapmaya gerek duymuyorum. Transfer döneminden bugüne kadar geçen süreçte sıkça kullanılan anahtar sözcüklerden bahsedip geçeyim.
Anahtar Sözcükler (Keywords): Halilhodzic, Hami Mandıralı, Galatasaray, Olcan, Henrique, Çin, Adrian, Arabistan, Janko, Bamba, Fesih Bedeli, bolca yerli oyuncu transferi, bu takım yeterli değil, Hami’ye ayıp edildi, 10 transfer istiyorum, Cezayirli futbolcular, Cardozo, Kevin Constant, Mehmet Ekici, Malouda, Kavga, Halilhodzic, Kadro Dışı, İbrahim Hacıosmanoğlu, İmzacılar, Passo Lig, Kombinelerde Yüksek Fiyat, Kombinlerde İndirim, vs.
Bir dolu transfere rağmen elindeki kadrodan memnun olmayan Halilhodzic yönetimindeki Trabzonspor’un Rostov karışışındaki bu ilk resmi maçında nasıl bir sınav vereceğini hepimiz merak ediyorduk. Ancak, Avni Aker’in bu son sezonunun ilk resmi maçında görüldü ki PASSO lig uygulaması ve kombinelerde en baştan uygulanan yanlış fiyat politikası (ki sonradan indirime gidilerek yanlıştan dönüldü) tribünlerdeki seyirci sayısını epey bir etkilemişti. Özellikle geçtiğimiz yıllarda taraftar gruplarının yoğunlukla yer aldığı kale arkalarına baktığımızda bu bölümde maçı izlemek için neredeyse bir avuç seyirci ancak yerini alabilmişti. Stat dışında da maç öncelerinde alıştığımız kalabalıklardan eser yoktu. Son anda maça gelmeye karar vermiş ve maç öncesinde PASSO Lig çıkartabilmek için sıraya girmiş bir grup taraftarın dışında stadın çevresinde pek bir hareketlilik yoktu. Maraton tribününün yarı yarıya dolu olması ve bizim bulunduğumuz kapalı tribündeki seyircilerin desteği ile maça başladık.
Rostov karşısındaki kadro Halilodzic’in Bursaspor karşısında sezon açılışında oynattığı ya da denediği kadrodan oldukça farklıydı. Bursa maçında birkaç oyuncuyu gerçek mevkileri dışındaki pozisyonlarda oynatan Vahid hoca bu Avrupa mücadelesinde ise oyuncuları gerçek mevkilerinde kullanmayı tercih etmişti. Oyuncular ilk kez bir arada oynamanın verdiği acemilikle ilk başlarda Rostov’a karşı ciddi bir üstünlük sağlayamadılar. Genellikle sol kanattan Yusuf’un getirmeye çalıştığı toplarla kaleye inmeye çalıştılarsa da bu teşebbüsler Yusuf’un hatalı tercihleri sebebiyle tehlikeli pozisyonlara dönüşmekten uzak kaldı.
Orta sahanın yükünü çekmekle görevli olan Soner’in ürkek mücadelesi, yerleşim ve pas hataları, büyük umutlarla transfer edilen Sefa Yılmaz’ın sağ kanatta etkisiz oyunu uç uca eklendiğinde ileri uçtaki Cardozo’ya Yalnızlık Senfonisi’nin dinlemek düşüyordu.
Ancak, orta sahada Kevin Constant diye bir isim vardı ki, oynadığı oyun, aldığı sorumluluk, doğru pas tercihleri ve sahanın her köşesinde gösterdiği mücadele ile soyadının anlamı gibi ilk 11’in sabit ve değişmeyen bir parçası olacağının sinyallerini daha ilk maçta vermeye başlamıştı bile.
Ön libero mevkiindeki Constant’ın ve defanstaki Belkelam’ın mücadeleleri olumlu idi. Mustafa Yumlu her zamanki gibi gözünü budaktan esirgemeden oynuyor, mücadelesini geçen sezonda kaldığı yerden devam ettiriyordu. İlk yarıda Carl Medjani’nin kale önünde topu boş filelere gönderebilmesindeki en önemli etken Soner’in kullandığı korner sonrasında Sefa’nın indirdiği hava topuna Mustafa’nın dalışa geçerek yaptığı kafa müdahalesi idi. Bu müdahale sonrasında topu önünde bulan Medjani dakika 37’de bu sezonun ilk resmi golünü atarak Trabzonspor’u 1-0 öne geçirip tribünleri ve Vahid Hoca’yı ayağa kaldırmıştı.
İlk yarıyı 1-0 önde kapatarak soyunma odasına gitmek önemli bir avantajsa da ikinci yarıda mutlak bir gol bulmak gerekliydi. İkinci yarıdaki mücadelede kaleye zaman zaman daha yakın oynayan Trabzonspor Cardozo’nun ayağından bulduğu fırsatlara ikinci golü zorlamaya başlamıştı bile. Yusuf’a yapılan müdahale sonrasında verilmeyen penaltı maçın önemli kırılma anıydı. Bu kararın etkisinde kalan Yusuf’un oyundaki performansı başka bir pozisyonda ceza sahasında kendisini yere atarak sarı kart görmesiyle iyiden iyiye düşüşe geçmişti ki Vahid hoca Yusuf-Fatih Atik değişikliği ile bu handikabın önüne geçmeye çalıştı.
İlk yarıda golün atıldığı 37 ci dakikanın tam tersi olan 73 cü dakikada, Rostov’un iki defans oyuncusunun arasında sezgilerini kullanarak geri pası tahmin eden Cardozo kaleciden önce araya girip enfes bir aşırtma vuruş ile topu ağlara göndererek skoru 2-0 a getirdi. Cardozo bu pozisyonda tereddüt etmeden yaptığı vuruş tercihi ile bir taraftan kalitesini gösterirken diğer taraftan da tur için skor avantajını bir adım daha ileriye taşımış oldu.
İlerleyen dakikalarda özellikle Bosingwa’nın sağ taraftan yaptığı bindirmeler ile bulunan pozisyonlar gole çevrilemeyince maç 2-0 lık skorla tamamlanmış oldu.
Bu maçın sonundaki tespitlerimizi sıralarsak
1-Vahid Halilhodzic önümüzdeki kulübede hop oturup hop kalkarak, takıma elinden geldiği kadar hakim olmaya çalışıp kimi zaman hakemlere isyanını dile getirerek, bazen ciddi, bazen sinirli, bazen de esprili hareketleri ile “Patron benim” mesajını bizlere fazlası ile vermiş oldu.
2–Kevin Constant bu oyununu sürdürmesi halinde takımın değişmez ismi olacağını gösterdi.
3-Cardozo forvet nedir, nasıl oynar, nasıl yer tutar, golü nasıl yoktan var eder gibi konularda güzel dersler verdi. Uzun zaman sonra Trabzonspor’un forvetinde önemli bir eksiklik tam anlamıyla giderilmiş oldu. Buna rağmen Cardozo’nun yanına etkili bir ikinci forvetin alınmasının gerekli olduğu gerçeği de gün gibi ortada. Çift forvet anlayışı ile Cardozo’nun etkisi bence daha da artacaktır.
4-Cezayirli oyuncular Medjani ile Belkelam’ın bireysel mücadeleleri olumlu idi. Buna karşın defansın henüz birbirini tanımaması nedeniyle zayıf rakibe verilen ve Onur’un her zamanki gibi kurtardığı iki önemli pozisyon yaşandı. Görüldü ki bu oyuncularla birlikte Bosingwa, Yumlu ve sol bek mevkiinde oynayacak Musa veya İshak’ın bir arada daha çok maçlar çıkartarak birbirlerini tanımaları gerekiyor.
5-Gönderilmekten kıl payı kurtulmuş gözüken Soner etkisiz oyunu ile önemli bir fırsatı tepti
6-Sol bekte oynayan Musa Nizam hatalı yer tutuşları ve etkisiz pasları ile verimli olamadı. İshak Doğan ile yaşayacakları forma mücadelesinde önemli bir avantajı yitirdi.
7-Sefa Yılmaz sağ kanatta etkili olamadı. Önemli bir meblağ ile takıma katılan bu oyuncunun ilerleyen maçlardaki performansı kendisi hakkındaki daha net yorum yapmamızı sağlayacaktır.
8-Bosingwa, Mustafa Yumlu ve Onur Kıvrak geçen seneden bıraktığımız gibiler.
9-Maçın en önemli kazanımı Malouda’nın takımda yer almayışı idi bence. Malouda’nın Juventus karşısında sahada yürüyerek mücadelesini aklıma getirip diğer yandan onun yerine son anda kadroya dahil olan Kevin Constant’ın oynadığı oyuna bakınca iyi ki kavga çıkarmış da kadro dışı kalmış demekten kendimi alamadım doğrusu. Sahada Malouda olsaydı bugünkü skor ne olurdu kestiremezdik.
Sonuç olarak Trabzonspor ilk resmi maçında, hem de Avrupa Ligi ön elemesinde nispeten zayıf rakibini 2-0 lık bir skorla geçerek önemli bir galibiyet aldı ve sezon başlangıcında moral bulmuş oldu.
Yapılacak ikinci bir forvet transferi, UEFA listesinde bulunmayan yeni transferlerin de takıma katılımları, sakat oyuncuların iyileşmeleri ve bu kadronun maç tecrübesinin artması Vahid Hoca’nın idaresi altında ilerleyen dönemlerde yıldızı parlayan bir Trabzonspor izleyebilme ihtimalinin arttığının göstergeleri olacaktır.
Sonuçta bu oyunun adı futbol ve bu oyunda her türlü ihtimal var. Bir çiçekle bahar gelmeyeceği gibi, bir galibiyetle de başarı gelmeyecektir. Daha önümüzde uzun bir sezon var. Yine de bugün o sezona güzel bir merhaba demiş olduk. Artık darısı diğer maçlara…
Ercüment Yılmaz / Trabzon
