AnasayfaA-EkonomiBir Emperyalizm Öyküsü

Bir Emperyalizm Öyküsü

Bir emperyalizm öyküsü…

Tiryakiler Moskova’ya…

Meriç Köyatası

AKP  yanlısı solcu eskileri ve kendilerine liberal tanımlaması yapan arkadaşlar,  Tayyip Erdoğan ve AKP’nin faşist uygulamalarını görmezden gelip büyük pişkinlikle AKP’yi demokrat, AKP’ye karşı çıkanları da faşist ilan ettiler ya…

AKP’ye karşı olanlar Rusya’daki Putin faşizmi özlemi içinde imiş, Tayyip Erdoğan demokrasi kahramanı imiş. O nedenle eskinin “Komünistler Moskova’ya” sloganından esinlenip AKP karşıtlarına “Faşistler Moskova’ya” diye yazılar da yazdılar.

Bu arkadaşlar, Türkiye’nin özellikle ekonomik açıdan Rusya ve Çin ile yakınlaşma girişimlerini de çok ağır bir dille eleştiriyor, Türk ekonomisinin IMF sopasıyla, yüksek faiz düşük kur kıskacında bir sömürü ekonomisi olarak kalmasına ses çıkarmıyorlar.

Tek adam Recep Tayyip Erdoğan’ın İslamofaşist  yönetimini demokrasi diye algılayan bu arkadaşlara göre, Türkiye’nin Rusya ve Çin ile işbirliği yapması faşist düşünce örneği… Oysa hayran oldukları AB ve ABD’li şirketler Rusya’da, Rusya’nın hinterlandında ve Çin’de işlerini güçlendirmek için harıl harıl çalışıyorlar.

Bu yazıyı da bizim arkadaşların “Faşistler Moskova’ya” dediği bir dönemde, Moskova’dan yazıyorum.

20 yıl önceki Moskova, ABD  gezilerimle 20 yıl sonrası Moskova’ya bakıp global bir şirketin büyüme stratejisini ve emperyalizmin öngörüsünü aktarıyorum.

Eski adıyla çok uluslu, yeni adıyla global şirketlerin emperyalizm ve sömürü düzenini belki bizim sözde arkadaşlarımız anlar umuduyla…

Moskova caddelerinde, alış veriş merkezlerinde, lokanta ve cafelerinde dolaşırken ilk edindiğim iki izlenim şu oldu…

1- Cadde ve sokakta gördüğüm insanların ezici çoğunluğu yolda yürürken sigara içiyor… Lokanta ve cafelerde ise bu oran neredeyse yüzde 80 seviyesinde… Cadde ve sokaklar sigara izmariti ile dolu… 14 – 15 yaşından başlayıp her yaştaki kişiler, erkek, dişi fark etmeden  caddelerde sigara tüttürüyor. Türkler ve Fransızlar çok sigara içiyor derler ya… İnanın Rusları görünce, Türkler ve Fransızlar az sigara içiyormuş dedim… Sovyetler Birliği dağılmadan önce 1990 yılında da Gorbaçov zamanında Moskova’ya gelmiştim. Bu kadar yoğun bir sigara tüketimi görmemiştim.

2- Caddelerde, Metroda gördüğüm Rus kadınları, bakımlı ve güzeldi. Kadınlar güzel ve bakımlıydı ama önemli bir kısmı da kendini salmıştı…  Moskova’dayken bir haber okudum. İngiliz seyahat gazetecileri arasında yapılan oylamaya göre, dünyanın en güzel kadınlarının yaşadığı 10 kent içinde yıllardır birinciliği kimselere bırakmayan Moskova geçtiğimiz yıl üçüncülüğe, bu yıl da altıncılığa düşmüştü. Buna gerekçe olarak Amerikalı fast food şirketlerinin Moskova’yı istila etmesini gösteriyorlardı. Gerçekten her köşe başında Amerikan menşeli hamburger ve kahve dükkanları vardı. Herkes durmadan Amerikan menşeli sigara içiyor, hamburger, soslara batırılmış kızarmış patates, kremalı pasta ve kek yiyor, vücut formlarını bozuyordu. Globalizmle birlikte, Amerikan şirketleri Rusya pazarına giriyor (bizim kendinden menkul sözde liberal arkadaşlara göre, faşist olmalılar), karlarını artırıyor, Rus kadınlarının dünyaca ünlü güzelliğini de deforme ediyordu. Tabii bunun ardından selülit sorunu çıkacak ve selülitle mücadele ürünleri de pazarda yerini alacaktı.

Şimdi bir başka anımı aktarayım ve değerlendirmeyi siz yapın…

1988 ya da 1989 yılıydı… Türkiye’den 5 gazeteci Philip Morris Şirketinin davetlisi olarak Amerika’ya gitmiştik. O sıralarda Philip Morris şirketi Türkiye’de sigara fabrikası kurmak istiyor, izin almak için uğraşıyordu. Bir halkla ilişkiler faaliyeti olarak da 5 gazeteciyi davet etmişti. O yıllarda ABD ve Avrupa’da sigaraya karşı ciddi yasaklar vardı. Birçok lokantada sigara içilmiyor ya da sigara içenler için tuvalet kenarında masalar ayrılıyordu.

Yaptığımız sohbet toplantısında Phillip Morris’in Başkan Yardımcısı’na şöyle bir soru sormuştuk. “Başta ABD olmak üzere Avrupa ve gelişmiş ülkelerde sigara içimiyle ilgili yasaklar geliyor. (Buradaki yasak kelimesini, sigara içenlere yasak değil de, sigara içenlerin sigara içmeyenleri zehirlemesine kısıtlama olarak algılayalım lütfen) Yarın öbür gün Türkiye’de sigara içilen mekanlara kısıtlama getirilecek, sigara tüketimi düşecek. Şirketinizin geleceğini nasıl görüyorsunuz”

Bu soruya ilginç bir cevap geldi. O dönemde Sovyetler Birliği’nde Glasnost ve Presteroika rüzgarları esiyordu. Phillip Morris Başkan Yardımcısı bize şöyle demişti:

“250 milyon nüfuslu bu pazarda Sovyet rejimi çökecek ve bu piyasa serbestleşecek. Bize Amerika kadar büyük, cazip ve bakir bir Pazar açılacak. Sovyet sisteminin çökmesinden sonra Çin serbestleşecek, 1.5 milyar nüfuslu yeni bir pazar açılacak. Bu ülkelerdeki tiryakiler, Virgina ve Blend tütünün tadıyla tanışacak. Geleneksel sigara lezzetinden sonra bizim sigaralara yönelecek.  Şirketimizin geleceği hakkında hiç de endişeli değil, aksine çok umutluyuz.”

20 yıl sonra Moskova’ya gittiğimde Phillip Morris Başkan Yardımcısı’nın ne kadar haklı çıktığını anladım.

Rusya ve Çin ile ilişkileri artırmayı, bu pazarlara yakınlaşmayı, faşist zihniyet olarak lanse eden, demokrasi ve faşizm arasındaki farkı görmezden gelen arkadaşlara, Moskova’dan sevgilerimi sunarım… 

Sigarayı bırakmış ve sigaradan nefret eden biri olarak da diyorum ki, Tiryakiler Moskova’ya…

AlaturkaOnline
AlaturkaOnlinehttps://AlaturkaOnline.com
Amerika'nın ilk Türkçe internet Gazetesi, Alaturka Online, 2001 yılından beri Amerika'da en çok okunan, tamamen bağımsız ve tarafsız haber yapan tek Türk Gazetesi. First Turkish American Newspaper - Amerika'daki Türklere Ulaşmanın en Kolay Yolu ! Habersizsiniz ya da Haber Sizsiniz! Alaturka, Gerçek insanlar, Gerçek Haberler. Amerika'daki Aileniz - Alaturka.

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi Buraya Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

502,431BeğenenlerBeğen
88,606TakipçilerTakip Et
3,552TakipçilerTakip Et
7,662TakipçilerTakip Et
59,000AboneAbone Ol

Kaçırmayın