AnasayfaAlaturka OnlineBoş baklava - Yılmaz Özdil

Boş baklava – Yılmaz Özdil

Boş baklava - Yılmaz Özdil

Boş baklava – Yılmaz Özdil yazdı.

Yılmaz Özdil’in “Boş baklava” başlıklı 13 Şubat 2022 tarihli köşe yazısını buradan dinleyebilirsiniz.

Yılmaz Özdil köşe yazılarını yayınlandığı anda ilk siz dinlemek istiyorsanız buraya tıklayarak Alaturka Youtube kanalımıza abone olun.

Boş baklava – Yılmaz Özdil

Baklava…

Saray tatlısıydı.

Topkapı Sarayı’nın mutfak defterlerindeki en eski kayıt, Fatih Sultan Mehmet dönemine aitti.

Paşaların beyzadelerin konaklarında, bayram gibi, sünnet gibi, özel günlerde pişirilirdi, ince zevk göstergesiydi, zenginlik alametiydi.

“Baklava alayı” geleneği vardı.

Ramazan ayında padişahın lütfu olarak yeniçeri ocağı’na askeri törenle baklava gönderilirdi, her on yeniçeriye bir sini baklava hazırlanırdı, İstanbul halkı saray mutfağından kışlalara taşınan baklava alayını seyretmek için yollara dökülürdü.

Saltanat sembolüydü.

Halk tadına bakamaz, anca uzaktan bakardı.

Cumhuriyet’le birlikte halkın tatlısı oldu.

Çünkü…

Şeker fabrikaları açıldı.

Tarımsal üretim patladı.

Baklava, artık vatandaşın ulaşabildiği tatlılardan oldu.

Cumhuriyet öncesinde şeker üretimi sıfırdı, tamamı yurtdışından ithal ediliyordu, peş peşe hayata geçirilen Uşak, Alpullu, Eskişehir, Turhal sayesinde, hem bollaştı, hem giderek fiyatı ucuzladı.

1920 yılında şekerin kilosu 150 kuruşken, 1930 yılında 37 kuruştu!

1929’da dünya ekonomik buhranı varken bile, Türkiye’de şeker ucuzlamaya devam etti!

Cumhuriyet’in kurucu vizyonu, tohum’un stratejik öneminin farkındaydı, tohum ıslah istasyonları kuruldu, yüzde 5 şeker içeren pancar mesela, yüzde 20 şeker içerir hale getirildi.

Ekmeklik un bile yetersizdi, yurtdışından ithal edilen buğday, yurtdışına ihraç edilir hale getirildi.

Cumhuriyet’ten önce ayçiçeği üretimi bile olmayan Türkiye, dünyanın en çok ayçiçeği yağı üreten beşinci ülkesi haline getirildi.

Buna benzer bilimsel üretim mucizeleri sayesinde, saray mutfağının süksesi olan baklava, sıradan vatandaşın sofrasını süslemeye başladı.

Her bütçeye uygun hale geldiği için, hem kendi mutfağında ev baklavası yapanların sayısı arttı, hem baklavacı sayısı arttı.

Aslına bakarsanız, Osmanlı mutfağında da, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde de, baklava sadece Antep fıstığıyla yapılırdı.

Kaymaklısı vardı, kavunlusu bile vardı ama, hepsi Antep fıstıklıydı.

İkinci Dünya Savaşı’nda ekonomik şartlar güçleşti.

Türkiye, ABD’nin kucağına oturtuldu.

Siz boşuna üretmeyin, size ne lazımsa biz veririz dediler.

Sayın ahalimiz alkışladı.

Tarım başta olmak üzere her alanda üretime takoz konuldu.

İthalat kapıları yeniden açıldı.

E haliyle, fiyatlar yükselmeye başladı.

Türkiye’yle birlikte, baklava da biçim değiştirdi.

Antep fıstığı yerine, nispeten ucuz, ceviz kullanılmaya başlandı.

12 Eylül darbesi oldu.

Baklavaya da darbe vurdu.

Sıkıyönetimin höt zöt paşaları, baklava fiyatını höt zöt’le düşürmeye kalkıştı, baklavaya tavan fiyat getirildi.

O günkü piyasa fiyatının neredeyse yarısıydı.

Maliyet kavramından haberleri olmadığı için, akıllarınca baklavayı ucuzlatacaklarını düşünüyorlardı.

Halbuki o fiyatla değil satabilmek, üretebilmek bile imkansızdı.

İstanbul’da uyanık bir baklavacı icat yaptı…

Ceviz yerine fındık kullandı, süt ilave ederek, tadını yumuşatıyorum ayağıyla gramajı arttırdı, adını da Sütlü Nuriye koydu!

Maliyet/tavan fiyat dengesini denk getirmişti ama, fıstıktan cevize dönüşen baklava, cevizden sütlü fındığa dönüşmüştü.

Ülke yönetimi ne kadar bozulursa, baklava da o kadar bozuluyordu.

Akp iktidar oldu.

Bismillah ilk işlerinden biri, nişasta bazlı şeker üretimini patlatmak oldu!

Bizzat ABD başkanı istedi, Türkiye’de nişasta bazlı şeker üreten Amerikan şirketine özel yasa çıkarıldı, önü alabildiğince açıldı.

Akp sayesinde üretimi arttırılan nişasta bazlı şekere “şeker” deniyor ama, aslında insan sağlığı için “zehir” olduğunu bütün dünya biliyor.

İngiltere, Fransa, Hollanda, Avusturya, İsveç, Danimarka, Portekiz, Yunanistan’da yasak; vatandaşlarına asla yedirmiyorlar.

Yetmedi…

Şeker ithalatına gerek olmadığı halde, ihtiyacımız yerli üretimle yeteri kadar karşılandığı halde, Akp tarafından sıfır gümrükle şeker ithalatına izin verildi.

Yerli pancar üretimi komaya sokuldu.

Türkiye’de şeker pancarı üretilmesin diye, ne gerekiyorsa yapıldı, pancar üreten çiftçi sayımız 350 binden 100 bine düştü!

Üretim azaltıldı, ithalat arttırıldı.

Yetmedi…

Şeker fabrikaları satıldı.

Yetmedi…

Dünyanın buğday ambarı Türkiye, dünyanın en fazla buğday ithal eden ülkesi haline getirildi, un bulamaz hale getirildi.

Dünyanın en çok ayçiçeği yağı ithal eden ülkesi haline getirildi, vatandaşımız ayçiçeği yağını anca bardakla satın alır hale getirildi.

Netice?

Boş baklava çıktı.

Fıstıktan cevize, cevizden fındığa dönüşmüştü, artık fındık bile yok.

Şerbeti de, nişasta bazlı şeker.

Boş baklava…

Cumhuriyet vizyonuna ihanetin bedelidir.

Yerli üretim üzerine inşa edilen, vatandaşın refahı üzerine inşa edilen bağımsız Türkiye idealini hançerlemenin faturasıdır.

Cumhuriyet’in içini boşaltırsan, geriye işte böyle boş baklava kalır!

Yılmaz Özdil

AlaturkaOnline
AlaturkaOnlinehttps://AlaturkaOnline.com
Amerika'nın ilk Türkçe internet Gazetesi, Alaturka Online, 2001 yılından beri Amerika'da en çok okunan, tamamen bağımsız ve tarafsız haber yapan tek Türk Gazetesi. First Turkish American Newspaper - Amerika'daki Türklere Ulaşmanın en Kolay Yolu ! Habersizsiniz ya da Haber Sizsiniz! Alaturka, Gerçek insanlar, Gerçek Haberler. Amerika'daki Aileniz - Alaturka.

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi Buraya Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

501,320BeğenenlerBeğen
92,415TakipçilerTakip Et
3,552TakipçilerTakip Et
7,662TakipçilerTakip Et
58,900AboneAbone Ol

Kaçırmayın