
‘Büyük Yangın’a, el’de ‘benzin bidonu’ ile koşan, koşturulan başkent enstantanesi?! Hayrullah Mahmud yazdı.
‘Büyük Yangın’a, el’de ‘benzin bidonu’ ile koşan, koşturulan başkent enstantanesi?!
“Savaşın amacı, ülken için ölmek değil, karşıdaki piçin ülkesi için ölmesini sağlamaktır.”
General Patton
24 saat, yüksek siyaset’te uzun ve hatta çok uzun süredir.
Deprem anında geçmek bilmeyen saniyeler, saliseler gibi.
Nitekim, Türkiye’de gazeteler piyasaya çıkmadan, Trump’ın Suriye’yi bombardıman ateş’ine tutması, sadece ön sayfalar’daki manşet’leri eskitmedi, süreç analizi yapan köşe’leri de ‘dart tahtası’nın tam orta yerine çiviledi.
Trump, 2007 öncesi Erdoğan gibi.
Kaybettikçe kazanan, “Embedded medya”da hırpalandıkça, Gehlen CIA tarafından “Kazan & Kazan” üzerinden yükseltilen.
ESAD / ERDOĞAN SAVAŞI
Nitekim…
“Suriye operasyonu” öncesinde, merkez medya’da (!) profili yükseltilen Erdoğan, görünen o ki, “arabulucu” kimliğinden çıkıp, “aktif” olarak saldırıda yer alıyor.
Trump’ın saf’ında.
Rusya, İran’ın karşısında “Kurşun asker”.
İstihbari terminoloji’deki adı ile “izli mermi”!
‘Zeytin Dalı’ndaki Rus, İran ağırlığı’na karşılık, Esad’ı hedef alan saldırıda, ABD, İngiltere, İsrail, Fransa ile aynı çatı altında.
Damat Albayrak’ın ŞİÖ’süne karşılık, NATO ile aynı saf’ta.
Yani?!
İran ve Rusya’yı, 4 Nisan’da, kendi elleri ile birbirine bağlayan Erdoğan, bu defa mecburiyet’lerinden kaynaklı yine ‘üç artı bir’in heybe’sinde!
Isparmaça?!
Denge mi oryantal mı?!
Kuru fasülye, yiyen’in bünyesinde gaz yapar ise bu operasyon’un geri dönüş’ü ne olabilir?!
Neo terör dalgası!
Nüans?!
Almanya, Rusya’ya enerji ihtiyaç’ından kaynaklı muhtaç, siyaset’ini de buna göre dizayn etmiş.
Londra ise final sahnesinde, Rusya’yı öteleyerek, Trump üzerinden İran’ı ve safdaşlarını tekmeleyerek yeni süreç’i inşa ediyor.
Erdoğan başında “Enveriye” ile Alman’ın inşa ettiği İngiliz gemisinde, Fransa’ya doğru koşuyor.
Acayübül garaip.
“Osmanlı tokadı”?!
İsrail, Rusya, ABD eksen’inde şekillenmekte olan büyük barzan procesi’nin mek parmak sonrasını tahmin etmek, kehanet olmasa gerek.
FRANS’ACEM
Humeyni karşı darbe’sinden bu yana Fransızlar, İran’ın içinde!
2. Dünya Savaş’ından bu yana da Nazi’ler, Derin Almanlar Fransa’nın içinde!
Tam Fransızlar’a uygun bir kelam; “Evet ama Hayır”lı, ikircikli söylem.
Obama döneminde İsrail ötelenip, Londra üzerinden İran arkalandı, Ruhani vs.
“Siyasal Şia İslam” demek, yüksek siyaset penceresinden bakıldığında, Alman istihbaratı’nın dümen suyu’ndakiler demek, aynen siyasal sünni İslam’ın İngiltere’nin yönlendirmesi’nde olması gibi.
Kaldı ki, Ankara’nın Trump’a şartsız desteğinde, “Zarrab davası” çerçevesinde medya’ya servis edilen “çıkar sağlayanlar listesi”nin ağırlığı var mıdır, var ise o ağırlık ne kadardır, orası ayrı konu!
Bu nokta’da “altı çizilmesi gereken” bir başka husus:
İstihbarat’ın Erdoğan adına geçtiği not, “Tamam destek verdik ama bir sor neden verdik” temalı oryantalizm bu konjonktür’de netice alır mı, mazeret dinleyen çıkar mı?!
Ak Parti’nin, Erdoğan’ın can’ını yakmadığı adres kaldı mı?!
Yaşam “Kanma / Kandırılmadan” ibaret bir seromoni değil ki, sabah’tan akşam’a istihbarat’ın hakim olduğu kanallarda temaşa?!
ABD, İran’ın arka bahçesini vurur ise İran da, MI9 kapsamında, 28 Şubat bağlamında ABD’nin, İsrail’in arka bahçesini vurur mu, vurur!
Erdoğan’ın eli ile yükselen “Erdoğan operasyonu”!
Fil’ler sevişir, ne olursa çimen niyet’ine üzerine basılan, BOP’ta ağızlarının tad’ına bakan büyük müteahhit tayfaya olur!
TAK ŞAK, TAKUNYALI FÜHRER
Bugünkü gazetelerin birçoğu’nun birinci sayfasında, .28 Şubat davası bağlamında verilen hüküm var:
“28 Şubat’a 21 müebbet” neredeyse ortak başlık olmuş.
“Darbe’ye geciken darbe!” vb.
Ön sayfalara hakim olan halet-i ruhiye, öç, intikam, rövanş.
Bir dönem’in etkili, ürkülen isimlerini ezmek, o halde görmekten elde edilen tarifsiz haz.
“Dinime küfreden Müslüman olsa” diye bir söz vardır, atalarımızdan bugünlere emanet.
28 Şubat’ın hüküm giyen isim’lerine taş atan, recm’denlerin 3 Kasım 2002 sonrası performanslarına bakmak yeterli.
İktidar’da dahi mağdur edebiyatı yapan, tüy’ü bitmemiş yetim’in hakkı üzerinden yaşanan lüks hayat’tan geri durmayan sözde mağdurlar’ın Türkiye’yi getirdiği uçurum da ortada, soktukları bataklık da!
“Taşeron Takkeli İmam’ın Ordusu!”
Esad vurulurken saf tutanların, Saddam devrilirken başka pozisyonu var mıydı?!
Arap Baharı’nda, Kaddafi başta olmak üzere bu coğrafya yerlebir edilirken, Ankara kimlerden yana saf tuttu?!
BOP’ta iktidar’dakilerin, Türkiye’nin taşınmazlarını yağmalayanların, yağmalatanların ağlamasından gına geldi.
Kaldı ki, timsah’lar da ağlar!
Cumhurbaşkanlığı dahil almadık makam bırakmayanlar, hala “yerim dar” deyip oynamamak için mazeret arıyor ise 28 Şubat davası bağlamında kesilen hüküm’ün bir başka okuması şudur:
“Ne kadar takoz var ise topladık. Erdoğan Türkiye’de Padişah, Roma’daki Tanrı’ların güç’ünde! Şimdi İran operasyonu’na destek vermesin de görelim!”
Nitekim, Esad operasyon’una verilen katkı orta yerdeyken, İran’la savaş’maktan başka çaresi var mı?!
Türkiye her geçen gün Irak, Suriye’leşirken, Erdoğan adım adım Saddam’laşırken, Kaddafi’leşirken…
İLMİ SİYASET
Ve…
Son olarak…
Görünen o ki, post modern harp’te, ilmi siyaset’in pir’i Hilmi Özkök!
O hariç, kim varsa müebbet’lik!
Matruşka BOP’ta, iki yüzyıllık Prusya projesi kapsamında, bir tek o, The İmam’ı konjonktür’e binaen sevdi, arkaladı, şimdi sıra geldi sakal’ında keramet var, deyip yek tek yoldurmaya!
BOP, Alaman Matruşka ise so what?!
“Kontrollü Kaos’ta” kontrol kim’de?!
Menü alakart: 28 Şubat / AB makas’ı.
Hasılı:
“Biz gazetecileri seven çok azdır toplumda. Değişik nedenleri vardır. Mesela, bakın: Washington’daki Ulusal Hava Limanı’na her gün 600 uçak inip kalkar, her şey tıkır tıkır işler. Biz de bu arada tek satır yazmayız. Fakat günün birinde ufacık bir kaza olmaya görsün, tıpkı akbabalar gibi havaalanına çullanırız. Didik didik eder, eleştirmediğimiz yanını bırakmayız. Sanki, her gün 600 uçağın tıkır tıkır inip kalktığı havaalanı değildir o artık.”
Ben Bradlee, (1982, Tarihin İlk Kaba Müsveddesi başlıklı bir mülakatından)
Nüans?!
Ezcümle:
“Okşayan elin kıymetini bilmeyenler, tekmeleyen ayağı öperler.”
Douglas Adams
Doğru biçimde ifade edilen matematik, sadece gerçeği değil, aynı zamanda ilahi güzelliği de haizdir.”
Bertrand Russel.
Nokta.
14 Nisan 2018
Hayrullah Mahmud
