CARPE DIEM /
BAYKAL, “AŞK-I MEMNU” “YOK” DİYOR, ERDOĞAN “VAR” DİYOR, DOĞRUYU HANGİSİ SÖYLÜYOR
YA DA
HİTLER’DEN ERDOĞAN’A MİRAS KALAN “BÜYÜK YALAN”IN KURALLARI
VEYAHUT
BİR İNSAN SÖYLEDİKLERİNDEN ZİYADE, SÖYLEMEDİKLERİ İLE ANLAŞILIR?!
Carpe diem?!
“Bir insan söylediklerinden çok, söylemedikleri ile insanlaşır.”
Albert Camus
—————————-
RAP… RAP… RAP…
—————————-
Yusuf Ziya Ortaç, genç çizerlere verdiği öğütte, “Müstehcenlikle müstekrehlik farklı şeylerdir. Müstehcenliğin hoşa giden bir yanı vardır, ama müstekrehlik ise iğrençliktir” der.
Erdoğan’ın AKP’sinin Baykal’ı ve CHP’yi hedef alan “seviyesiz, belden aşağı” beyanları için yapılabilecek en yerinde değerlendirme, “Müstekrehlik”tir.
İlk etapta, CHP’yi ve Baykal’ı hedef aldığı düşünülen ve gün geçtikçe AKP’yi hedef aldığı anlaşılan “Komplo CD operasyonu” bağlamında birkaç satır daha…
—————————-
RAP… RAP… RAP…
—————————-
Şok iddia: Bush-Condi aşık!
https://www.hurriyet.com.tr/dunya/4519685.asp?gid=51
(…)
Erdoğan: “Partimde olsa, derhal ihraç ederdim!”
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14738869.asp?gid=373
(…)
Çelik: Baykal hem kel hem de fodul!
(…)
Tolga Tanış: Baykal’ın komplo kasedi Amerika’da olsaydı ne olurdu?
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14738945.asp?yazarid=322
(…)
Soner Yalçın: Baykal’a CD komplosunu MİT hazırlamadı, AKP de hazırlamadı, kesin CIA yapmıştır!:))
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14739010.asp?yazarid=218&gid=61
(…)
MİT’de formül arayışı!
https://www.milliyet.com.tr/mit-te-formul-arayisi/guncel/haberdetay/16.05.2010/1238554/default.htm
(…)
Baykal: Benim müdahalemi istiyorsunuz anladım!
—————————-
RAP… RAP… RAP…
—————————-
Öncelikle…
Erdoğan’ın, “Ben ve partim kesinlikle kullanmayacak” dediği “CD donesi” üzerinden Baykal’ı hedef alan sözleri:
“Baykal, ‘Başbakan dedikodu yapacağına, skandalı aydınlatsın’ diyor. Önce adama sorarlar ‘Bu odaya girdin mi, girmedin mi? Buluştun mu, buluşmadın mı?’ Bu ne kadar ahlaki değilse, daha sonra yaptığın da ahlaki değil. Pisliğin içinde debeleniyor. Debelendikçe batıyor!”
Ardından Çelik’in sözleri:
“Pişkin tavrıyla toplumun hassasiyetlerini, ailenin kutsallığını ve Türk toplumunun değer yargılarını hiçe sayan bir aymazlık içindedir. Şayet kendisine izafe edilenler doğruysa, bunun utanç ve mahcubiyetiyle hem kel hem de fodul tavrı içinde olmamalı ve bir kahraman edasıyla ortalıkta dolaşmamalıdır.”
Şimdi de, Baykal’ın “istifa”sı sırasında söylediği sözleri:
“Kendinden menkul bir ahlak zabıtalığını bizzat deruhte edenlerin insanlık tarihi boyunca Hz. Peygamberden başlayarak günümüze kadar ne mağduriyetlere yol açtıklarını çok iyi biliyoruz. Bu tablo karşısında bana da bir görev düştüğünün farkındayım. Bu kara kampanyaya teslim olmayacağım. Bu hukuksuz ve ahlaksız komplo nedeniyle kimsenin beni sorgulamasına izin vermeyeceğim. Eğer bunun bir bedeli varsa ve bu bedel CHP Genel Başkanlığından ayrılmaksa o bedeli de ödemeye hazırım. Benim CHP Genel Başkanlığından istifa etmem hiçbir şekilde bu komploya teslim olmak ya da kaçmak anlamına gelmez. Tam tersine bu bir meydan okumadır. Bu anlayışla bugün CHP Genel Başkanlığından istifa ediyorum.”
Bu sözler karşısında çok şey söylenebilir:
1- Erdoğan, erken yorum yapma hastalığına yakalanmış! Hüküm vermek için çok aceleci davranıyor! Ya komplo CD’sindeki kadın görüntüsü, teknik inceleme sonrasında, o alanın içine daha sonra yani başka zaman diliminde eklenmiş çıkarsa Erdoğan ne yapacak ne diyecek?! Ki, Baykal, bir başka kadının varlığını kabul etmiyor, bilakis bu konuşması sırasında bunu tartışmayı zul adlederim diyor. Bu bir meydan okumadır diyor. CHP’yi zorda bırakmamak için istifa ettim diyor! Bu durumda Erdoğan’ın AKP’si ne yapıyor, söylediklerinin tam tersini?!
2- Erdoğan’a ait benzer görüntüler ortaya çıkar ise medya ve muhalefet ne yapmalı, istifaya davet mi etmeli yoksa kendi sözlerini yüzüne tekrarlamalı mı?!
3- AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in “Bakan”lığı sırasında sekreteri ile gönül ilişkisi yaşadığını Ankara’da duymayan kalmadı ama kimse bunu muhalefet malzemesi yapmadı! Bakan Çelik, Başbakan Erdoğan tarafından sorguya çekildiğinde de kendisini “O benim helalim, imam nikahı kıydım” diye savunmuştu! Bu durumda Erdoğan en yapacak, Çelik’i partiden ihraç edecek mi?! Ki, bu anlamda o kadar çok isim var ki, Erdoğan o isimleri partiden uzaklaştırmaya kalksa, partide adam kalmaz!
4- Erdoğan, Menderes’in izinden gitmekle övünüyor! Baykal’ı vuracağım diye kullandığı sözler, aynı zamanda Menderes’i vurmuyor mu?!
Sözün özü:
Erdoğan ve AKP’sinin “Hitler’den ödünç akıl” ile yapmaya çalıştıkları “siyaset üslubu” çok iyi biliniyor!
Şöyle ki:
II. Dünya Savaşı’nda, Amerikan istihbaratı tarafından hazırlanan bir belgede Hitler in stratejisi söyle anlatılmıştır.
“Büyük Yalan” in kuralları:
1. Hiçbir zaman kitlenin olayı unutmamasını sağla!
2. Hiçbir zaman hata ya da yanlışı kabul etme!
3. Hiçbir zaman düşman tarafında da iyiler olabileceğini söyleme!
4. Hiçbir zaman başka seçeneklerin olabileceğini kabul etme!
5. Düşmana konsantre ol, kötü giden her şeyden onu sorumlu tut!
6. Bunları yeterince çok yaparsanız, insanlar eninde sonunda inanır!
Hülasa, Baykal’ı hedef alan CD’deki görüntülerin gerçek olmadığı ortaya çıkarsa, “Aşk-ı Memnu” yani “yasak ilişki” diye pazarlanmaya çalışılan “kadın milletvekili” görüntüsünün kurgu olduğu anlaşılırsa, Erdoğan ve AKP ne yapacak, gerçekten merak ediyorum?
Çünkü; bu durumda, hem Erdoğan hem de AKP, iftiracı, komplocu durumuna düşmüş olacak!
Nokta!
—————————-
RAP… RAP… RAP…
—————————-
Öcal Uluç: GÖZLEM’e veda!
https://www.gozlemgazetesi.com.tr/yazar/18343-gozlem39e-veda.html
(…)
—————————-
RAP… RAP… RAP…
—————————-
Baykal’a komplo CD’si bağlamında “medya” notu:
AKP iktidarında, her yer gözetim altında!
AKP & Gülen Cemaati, muhaliflerini hedef alan “komplo”lar kuruyor!
AKP Özel Örgütü, F Tipi Polis, dinliyor izliyor, medyaları, internet siteleri üzerinden faş ediyor!
Hal böyleyken…
Baykal, “Sivil dikta” diyor, “Ergenekon bir komplodur” diyor, “Erdoğan savcı ise ben bu davanın avukatıyım” diyor.
Yetmiyor!
Üstüne üstlük gidip bir de “çapkınlık” yapıyor!
O da yetmezmiş gibi çapkınlık yapmak için gidip partisinin milletvekili, yakın çalışma arkadaşını buluyor, onun ile yasak ilişki yaşıyor!
Hem de her yerin kayıt altında olduğunu söyleyen bir lider bunu yapıyor!
Önder Sav’a kurulan komplonun izleri daha kurumamışken…
Siz de bunu sorgusuz sualsiz yediniz mi?!
Yediniz?!
Ben size daha ne diyeyim?!
Düşünmeyen, sorgulayamayan, satır aralarını okumaktan dahi aciz bir “medya” için yeniden yapılanma şart!
İnsanın hiç böylesi bir “psikolojik savaş” ortamında, bırakın “yasak” ilişki yaşamayı, normal ilişki yaşayacak hali, takadı kalır mı?!
Eğer AKP ile danışıklı dövüş yapıp, büyük paralar kazanan “yes men” gazetecilerden olmuş iseniz, o başka?!
Sözün özü:
“İktidar” kadar, kamuoyuna yön veren “medya”nın hangi ellerde olduğu sorusunun cevabı da önemli!
Son “vak’a”da da görüldüğü gibi, “merkez medya”nın eli ile hem “medya”yı hem de kamuoyunu yanlış yönlendirmek mümkün!
“Matematik doğa ile iletişim dili” ise o dil, Baykal’a ait olduğu iddia edilen görüntülerin zaten kurgu, komplo olduğunu ortaya koyuyor!
Hülasa, Baykal’ı hedef alıyor gibi gözüken “Komplo CD’si”, AKP eli ile yapılmış ve AKP’nin gidiş sürecini başlatan büyük çaplı bir “operasyon”un ilk adımıdır.
Ezcümle, dünya döner, mevsimler değişir, iklimler değişir, dengeler değişir, her şey değişir. Serencebey sakini Soner Yalçın’ın yaptığı gibi eldeki eski bilgiler ile yeni dönemi yorumlamaya çalışmak, “doğru resim”e değil, “görülmesi istenen” ya da hafızadan silinmemiş “eski resim”e götürür!
Gelmekte olan “Yeni dönem”i anlamak için, zihinlerde “yeni” bir “dosya” açmak şart!
Nokta!
—————————-
RAP… RAP… RAP…
—————————-
Bir başka açıdan…
Ankara’ya “temsilci” olarak ayak bastığım ilk günlerde, Bülent Arınç’ın “TBMM Başkanı” sıfatı ile bana söylediği sözler hala kulağımda:
“Hayrullah Bey, Doğan Medyası bizi ağır hırpalıyor. Ülkenin milli menfaatlerini savunduğum için üzerime geliyorlar. Beni koruyun, bana sahip çıkın! Erdoğan, AKP’nin lideri falan değil. AKP’yi eş başkanlar olarak, Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ile hep birlikte yönetiyoruz!”
Ben de bunun üzerine gereğini yapmış, hem Ataklı ile star Tv Anahaber bültenine çıkarmış, hem de Kırmızı Koltuk’ta ağırlamıştık.
İnanıyorum ki, bana yaptığı bu duygu dolu konuşmadan sonra AKP’li eş başkanlar olarak, oturup bir güzel dalgalarını da geçmişlerdir!..
Olsun!..
Bu anektodu, AKP’nin entrika gücünü, gerektiğinde usta tiyatroculara taş çıkartan oyun performanslarını sergilemek için bu sütunlara alma ihtiyacı hissettim.
AKP, I. Tezkere’yi geçirdikten sonra, II. Tezkere sürecinde asker istemiyor diyerek kamuoyu oluşturmaya çalıştığı günlerde ne tür tiyatro oynadıkları da ortaya çıkıyor!..
Asker’in “Irak’a girmeye hazırız” dediği günlerde oynanan oyun ortada!..
II. Tezkere’yi AKP’nin geçmesini istemediği ortaya çıkıyor!..
III. Tezkereyi ise çıkardıkları halde nasıl çalışamaz hale getirdikleri!..
Sözün özü:
Bize göre yaşanan “kaos”un tek kelime ile özeti “yönetim zaafı”dır…
Türkiye tarihinin hiçbir döneminde bu şekilde bir beceriksizlikle yönetilmemiştir.
Peki bundan sonra iyi yönetebilirler mi?
Cevdet Sunay’ın görev süresini uzatımı tartışmaları esnasında İnönü’ye sorarlar:
“Paşam bundan sonra ne yapar?”
İnönü’den cevap:
“Bugüne kadar ne yaptıysa onu yapar!”
Ezcümle, Erdoğan’ın Baykal’ı hedef alan belden aşağı sözleri tek kelime ile “iğrenç”, onaylamak mümkün değil!
—————————-
RAP… RAP… RAP…
—————————-
İki BDP Milletvekili’nden “iç savaş” tehdidi!
(…)
PKK’nın yeni düşmanı İran!
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14740035.asp?gid=373
(…)
HEPİMİZ HASAN TAHSİN’İZ!
https://askerhaber.com/haber/518/hepimiz-hasan-tahsin-iz.html
—————————-
RAP… RAP… RAP…
—————————-
Ve…
Son olarak…
“Carpe diem”!
Latin edebiyatının ünlü ozanı Horatius’un bir dizesinde geçen (Od’lar I, xi?) “gününü gün et”; “zamanın tadını çıkar” ya da “günü yakala” veyahut “an’ı yaşa” anlamındaki özdeyiştir.
Bu özdeyiş “hazcı felsefe”nin bir savunusu gibi gözükse de aslında gelecek hakkında endişelenmek yerine yaşanılan anın değerine vurgulamak için yapılan bir uyarıdır.
XIX. yüzyıl başlarında Byron’ın yapıtlarında sık sık geçen “günü yakala” (seize the day), deneyimdeki hazzı, yaşanmış yaşanmıştaki önemi gözden kaçırmamayı salık verir.
Kimi Hıristiyan manzumelerindeyse “günü anlamlı yaşa” anlamında kullanılan “carpe diem”, insanların bedenlerini uykuya hazırlamak yerine, ruhlarını ölüme hazırlamaları gerektiğini vurgulama konusunda örtük bir uyarı barındırır.
Yarının (geleceğin) ne olacağı bilinmediği için, içinde bulunulan zamanın kıymetinin bilinmesi, yarına (geleceğe) mümkün olduğunca az güvenilmesi gerektiği vurgusu var.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Carpe_diem
Sözün özü:
AKP’nin üzerinden geçmekte olduğu “Sırat Köprüsü”ne dair Yunus Emre’den birkaç mısra:
“Sırat kıldan incedür, kılıçtan hem keskincedür
Varup anın üstünde evler yapasum gelür.
Dibinde gayya vardur içi nar ile pürdür
Varuben ol gölgelikte biraz yatasım gelir.
Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeker bir molla Kasım gelür!”
Mehmet Akif’ten Erdoğan gibi “Neo Damad Ferid Hükümeti” mensupları için birkaç söz:
“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla övemem
Gelenin keyfi için, geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım,
Boğamazsın ki, hiç olmazsa yanımdan kovarım…”
Hepsi ve daha ötesi şimdilik kaydıyla budur!
Sevgiler
16 Mayıs 2010
Hayrullah Mahmud Özgür
