AnasayfaAlaturka OnlineCIA belgesinde RTE adı?!

CIA belgesinde RTE adı?!

buyuk-ortadogu-projesi-haritasi

ÇUVAL’IN PERDE ARKASI YA DA CIA BELGESİNDE ERDOĞAN ADI?!

CIA belgesinde RTE adı?!

SESAR’ın 15 Mayıs 2006 tarihinde “BİR DÖNEMİN PERDE ARKASI!!! GENEL KURMAY BAŞKANI ÖZKÖK, NASIL FETULLAHÇI İLAN EDİLDİ?! ÇUVALIN PERDE ARKASI!” başlıklı analizi ile 12-13 Şubat 2007 tarihlerinde Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan Kasım Cindemir’in “CIA davasında Erdoğan adı” başlıklı haberini sizlerle paylaşıyor ve yazıların değerlendirmesini de, siz değerli takipçilerimize bırakıyoruz:

Çuval’ın perde arkası!!!

AKP’yi kuranların ve kurduranların özellikle RTE’nin özel önem verdiği danışmanlarından ve operatörlerinden biri ile yemekte karşılaştık.

Tam bir panik havasındaydı.

“Hayrola işleriniz iyi gitmiyor galiba!” dedim.

Tezkere krizinde oldu ne olsuysa, büyü o zaman bozuldu, beklediğimiz sonuç çıkmadı, sonrasını biliyorsunuz.

Katılmıyorum, Edelman’ın YSK’ya ziyareti, Londra, Washington, New York, Dubai ve bazı şehirlerde daha AKP kurulmadan önce verilen sözler, sonunuzu hazırladı. Devleti tanımadan, Anayasal organlardan ve milletten gerçek anlamda bir “olur” almadan küreyi yerinden oynatacak kararları alabileceğinizi sanmak çocukçaydı. Bu durum AKP’yi bitirdi.

Hayır, bizi (AKP’yi) Özkök Paşa ve Paşalar bitirdi. Tezkere krizinde ne yapacağımızı bilemedik. Sorduk ne yapılmalı diye; “İktidar sizsiniz, karar almak sizin işiniz, biz kararı uygularız” dediler.

Ama zaten siz orduya sormadan informel olarak her türlü garantiyi vermiştiniz. Asıl hata o değil mi?

Tamam her türlü garantiyi ve tavizi verdik ama ABD’nin Doğu ve Güneydoğu’ya tam yerleşeceğini bilmiyorduk. Yani, ABD ve İngiltere Türkiye’yi işgal edeceklerdi, paniğe kapıldık.

Ama ABD’lilere bu garantinin AKP’nin kurulması aşamasında verdiniz.

Evet çok yanlış yaptık.

Peki o halde Özkök Paşa’nın ve Paşaların suçu ne?

Onlar diyebilirlerdi ki; “Tezkerenin çıkmasına karşıyız”. Ancak asker kararı bize bıraktı!

Normal, demokrasilerde zaten böyle olmaz mı?

Tamam da tezkerenin faturasını AKP’ye kesti ABD’liler. Asker, “tezkereye karşıyız” deseydi, parti ile ABD değil, ABD ile TSK karşı karşıya gelecekti, biz yırtacaktık.

Özkök Paşa ve Paşalar size tezkereyi çıkarmayın demedi mi?

Hayır demedi ama cesaret edemedik!

ABD Türk, askerlerinin başına çuval geçirdi ama ceza olarak.

Yahu o olayı hiç sorma. O Wolfowitz’in halt yemesi. Bizimkiler (AKP’liler), tezkerenin öcünü TSK’dan alalım demiş.

Yoksa sizin danışman arkadaşlarınızdan biri ve İstanbul’da iki işadamı Wolfowitz’e asıl suçlu AKP değil, TSK demiş olmasın. Yoksa AK Parti tezkereyi çıkaracaktı. TSK’yı cezalandırma teklifi, iki işadamı ve bir danışmandan gitmedi mi?

Çok büyük, çok fahiş bir hata Wolfowitz. Türk ordusunu (bu teklif üzerine) cezalandırmaya karar verdi.

Tek başına mı?

Yok canım, RTE ve Gül’le paylaşıldı, onlar da “olur” dediler.

Yani Wolfowitz, ABD’nin çok bilmiş danışmanı ve İstanbul’daki iki işadamının Türk ordusunu cezalandırma önerisini RTE ve Gül ya da Eş Genel Başkanlar “evet” mi dedi?

Maalesef. Tayyip ile Gül’ün gezileri bu plana göre ayarlandı. O gün RTE de Rize’de, Gül Kayseri’de olacaktı. Çok ters bir şey olursa ikisi ABD’liler tarafından alınacaktı. Wolfowitz hazırlamıştı.

Ne tür bir terslik bekliyordunuz?

RTE’ye ve Gül’e yönelik askeri hareket olabilir diye düşündük?

Yani AKP üst yönetimi, AKP’nin yıldız danışmanı ve İstanbul’daki iki işadamı Türk askerlerinin başına çuval geçirileceğini biliyor muydu?!!!

Evet. Yanılmıyorsam bir de emekli bir Paşa da biliyordu.

Hiçbir kimse çıkıp RTE ve Gül’e bunun sonuçlarının çok ağır olabileceğine ilişkin görüş bildirmedi mi?

Çok kızmıştık. ABD Savunma Bakanı arkamızda idi. Kendimizi çok güçlü hissediyorduk.

Ordunun sessiz kalacağını mı düşündünüz?

Biz değil, Wolfowitz düşündü. Türk askerlerinin başına çuval geçirilince Genelkurmay Başkanı Özkök ve diğer Kuvvet Komutanı Paşalar’ın, o gün Genelkurmay Harekat’ın nöbetçisi Büyükanıt’ın istifa edip emekli olacaklarını öngörmüştük. Eğer o gün paşalar istifa etseydi, bizim Genelkurmay Başkanımız hazırdı.

Kimdi?

Söyleyemem. Ama Paşalar istifa etmeyince dümen yarım kaldı. Paşaların kesin kararlı oluşu ve çuval olayını Türkiye’nin lehine kullanmaları oyunumuzu kökten bozdu. Paşalar istifa etmeyince Özkök Paşa’ya “Fetullah Hocacı” diyelim dedik.

Neden?

Çünkü, Özkök Paşa’nın namaz kıldığı söylenmişti. Eğer Özkök Paşa’ya “Fetullah Hocacı” dersek istifa eder, biz de (AKP) intikam alırız diye düşündük.

Yani Özkök Paşa “Fetullah Hocacı” değil mi?

Ne ilgisi var? Mümkün mü? Paşa samimi Müslüman bir adam. “Çamur at, izi kalır” dedik.

Sonuç alamadınız!

Kimse inanmadı. Bunun üzerine Emin Çölaşan gibi yazarlara Özkök Paşa’nın “Fetullah Hocacı” olduğu yalanı sızdırıldı. Wolfowitz’in adamları bir psikolojik harp yürüttü. Hulki Cevizoğlu, Emin Çölaşan, Mustafa Balbay, filan, bunları CIA ve MI6 iyi etkiliyordu.

Özkök Paşa istifa etseydi, yerine kim geçecekti? Büyükanıt Paşa mı?

Yok canım. Ancak Büyükanıt Paşa’yı Özkök Paşa’ya karşı kullanmaya çalıştık. Aziz Yıldırım. ABD’deki bazı askerler Büyükanıt Paşa’yı etkilemeye çalıştı ama Büyükanıt oyuna gelmedi. O oyuna gelmeyince “Sabetayist” olduğunu yaydık.

Onun kabahati neydi?

Bizim (AKP’nin) Genelkurmay Başkanı adayı o değildi.

TSK’ya müdahale etmeniz saçma değil mi?

Arkamıza ABD Savunma Bakanı’nı, iki-üç çok önemli işadamını ve bir emekli paşayı alınca kolayca sıyrılırız diye düşündük.

Hem Özkök Paşa, hem de Büyükanıt Paşa’nın sessiz kalmasını nasıl karşıladınız?

Sinirlerimiz bozuldu. Emin Çölaşan, Mustafa Balbay, Cüneyt Arcayürek, Tuncay Özkan ve Hulki Cevizoğlu’na yönelik dezenformasyonun dozajını yükselttik ama başaramadık.

Neden?

Özkök Paşa’yı, Büyükanıt Paşa’yı, Genelkurmay’ı ve galiba genel olarak TSK’yı çok basite indirgedik. Çok boş gördük onları. Ama öyle değilmiş. Mesela sizin SESAR’ın, Hayrullah Mahmud’un ve Atatürkçülüğünden, milliyetçiliğinden emin olunan kalemlerin paşalara yönelik ağır eleştirileri işimizi kolaylaştıracağına, bozdu. Bir çok operasyonda nasıl olsa SESAR, Hayrullah Mahmud ve diğerleri sonuç alır diye yapmadık.

Mesela iptal ettiğiniz birkaç operasyon örneği verir misiniz?

Veremem. Ama Emin Çölaşan yazarsa, Paşalar istifa eder dediler, olmadı. Cüneyt Arcayürek, Tuncay Özkan, Hulki Cevizoğlu, Mustafa Balbay gibi isimlerden kurulu bir Psikolojik Harekat etkisinin taarruzunu sizler sulandırdınız.

İltifat ediyorsunuz!

Değil, değil. Sizin, Hayrullah Mahmud’un bizim hedefimizdeki paşalarla çok iyi görüştüğünüz istihbaratı geliyordu. Kafamız karıştı. SESAR ve Hayrullah Mahmud (ve birkaç isim var hatırlayamadım) hem hedefimizdeki paşalarla çok iyi görüşüp nasıl hem onların aleyhine yazar diye çok sorduk. Sonra bir istihbarat geldi, bu kadar hücum, savunmadan başka sonuç getirmez, oyuna getirildik diye.

Demek ki emekli bir paşa orduyu iyi analiz edememiş.

Sadece o değil, ABD’li, İngiliz, İsrail’li, Fransız bir çok uzmandan TSK’ya karşı yürüttüğümüz savaşta yardım aldık. Ama onlar da çuvalladı. Hepimiz çuvalladık. Kabinenin listesi, Londra ve ABD’de oluşturuldu. Bakanlar Kurulu’nda İngilizlerin, Amerikalıların, İsraillerin, Almanların, Fransızların kotası olduğu söylendi, itiraz ettik, iftira dedik. Ama realite bu. İngilizlerin elinde ipimiz.

Sadece onlar mı?

Onlar (İngilizler), hem ABD’lileri, hem İsraillileri hem Almanları, hem de AB üyelerini parmaklarında oynatıyor. Barzani’yi, Talabani’yi, Kürtleri ve Arapları.İngiliz Büyükelçisi Westmacott? O en büyük fitnebaşı. Hükümet’in içine düştüğü açmazın mimarı o, “Kürt devletini kabul edin, Arap ve Yahudi sermayesi Türkiye’ye akacak” dedi.

RTE’nin Kürt sorunu söyleminin mimarı o mu?

Öncelikle İngilizler ve tabii Westmacott. İsrailliler de var.

Sana göre İngilizlerin amacı ne?

Onlar (İngilizler), Hindistan ve Çin’i arkalarına alarak dünyaya yeniden egemen olmayı planlıyorlar. “Güneş batmayan imparatorluk” şehveti içindeler. ABD’yi Irak batağına çeken İngilizler ve Yahudilerdir. İngilizler ABD’yi bölgeden uzaklaştırıp, Kürt devleti ve İsrail ile ittifak kurup Ortadoğu’ya oturmak istiyorlar. Bu sebeple ABD ile İslam ülkelerinin arasını açtılar; özellikle 11 Eylül’den sonra. Westmacott bizimkine (RTE) demiş ki, İngiltere, Rusya, Çin ve Hindistan ile birlik oluşturuyoruz. ABD bölgeden tasfiye olacak.

Tezkerenin suçlusu bu durumda İngiltere olmuyor mu?

İngilizler, hem İsrail’i hem de ABD’yi yanıltıyor.

AKP, bu İngiliz dümenini yenecek güçte mi?

Biz İngiliz malı bir partiyiz. Ya da Almanların deyimi ile “ankesörlü telefon” gibiyiz. Jetonu kim atarsa, onun düdüğünü çalıyoruz. Hiçbir şeye hazır değilmişiz. Kullanılmışız. İngilizler ince ama vahşice, İsrail, ABD üzerinden, ABD IMF üzerinden, Almanlar, Fransızlar AB ve Kürtler üzerinden ama tüm düşmanlarımız Kürtler, AB ve ekonomi üzerinden AK Parti hükümetini kullanıyor. Çok üzülüyor ve kahroluyorum. İstanbul’un Fethi Şenlikleri’ni düzenleyen maziden İstanbul’un işgalini tezgahlayan parti ve adamlara dönüştük.

Çok ağır bir itiraf değil mi?

Daha özelleştirme ve rüşvetteki dolaplara gelmedim. Yabancılar (İngilizler, ABD’liler, İsrailliler, v.s.), muhalefete hakim. MHP İngiltere’ye teslim olmuş durumda, Ağar’ı çok rahat pasifize ederler. Erkan Mumcu İngilizler’in tam kontrolünde. Westmacott, “CHP bizimdir ve sizin en büyük yardımcınızdır” dedi. AK Parti’nin durumu ortada.

Rezalet.

Rezalet değil, tam işgal ve işgale bizler (AK Partililer) önayak oluyoruz. Sizin dedikleriniz doğru, hainler mangasıyız biz.

Bari Cem Uzan olayını da anlat.

Yine Westmacott’un ifadelerini kullanacağım; “Cem, bizim çocuktur”.

AK Parti niye ezdi geçti?

Açık söyleyeyim, ne RTE, ne Gül, ne Şener, ne Arınç, ne de Cem Uzan ve ne de ben aslında tam olarak ne olup bittiğini bilmiyoruz. Hepimizi kullanıp, pisletip atıyorlar.

Çok iyi bir sohbet oldu. Müsaade ederseniz ben bunları yazayım, siteden kamuoyuna yansıtalım.

İsmimizi yazmamanız kaydıyla. Bir de çok güldüğümüz bir operasyonumuzu anlatayım.

Kime yönelik?

Orduya yönelikti. Arkamızdaki dış güçlerin uzmanları ve emekli bir paşa ve içindeki bazı stratejistlerle birlikte TSK’yı bölüp albayların ve altındaki grubun desteğini kazanmak için basit bir söylem geliştirdik: Albaylara kadar ordu iyidir, Paşaların hepsi götoştur. Bu sözü yaymaya başladık.

Zapsu, bunu çok kullanmıştı.

Hepimiz çok kullandık. “Paşaların hepsi götoş, Albaylar da dahil alt kesim kahraman”.

Söylemin başarılı olup olmadığını anlamak için bir de istihbarat grubu kurduk. Albay, Yarbay, Binbaşı gibi alt rütbeli subaylara, “yahu bu Paşalar götoş olmuş, baksana Hükümet ülkeyi satıyor. Götoş paşalar bakıyor” diyorduk. Bir gün yine istihbarat geldi, “Bugün Paşalara götoş diyenler, yarın herkese götoş der” kim böyle diyorsa… diye; başlayan tepkilere bakınca yavaşlattık. Sonra dedik ki, “Lan bu subayların gerçekten hepsi götoşmuş” deyip deyip güldük. Böylece TSK’yı AKP’ye destekler hale getirmeyi düşünmüştük. En azından Paşalar hariç, bizi destekleseler ordu bir şey yapamazdı.

Hepiniz Harvard mezunu musunuz?

>Niçin sordun?

Süper stratejiler geliştirmişsiniz!

Buna süper trajediler deseniz daha doğru olur. İşte bir dönemin perde arkasını, perde arkasında birisinden dinledin. AK Parti’nin perde arkasındaki birisinin şahit oldukların anlattım. Özkök Paşa’nın “Fethullahçı” olduğu yalanına biz bile inandık.

Devam edelim, daha soracaklarım var.

Bunaldım. Daha sonra devam edelim.

Fetullah Hoca’ya nasıl bakıyor Tayyip?

Türkiye’ye gelirse diye patronun (RTE’nin) ödü kopar. RTE, Fethullah Hoca’yı hiç sevmez. Ama bunu söyleyemez de!..

Açalım biraz bu konuyu.

Söz bir dahaki sefere.

Biz bunu sitede yayınladıktan sonra mümkün mü?

İktidardan, koltuktan önemli şeylerin varlığını tekrar hatırlıyorum. Utanıyorum. Bunalıyorum. Yüzümüz gülüyor; ama AKP’nin içinde, oyunun farkına varanların içine kan oturmuş durumda. Sürü psikolojisini yenmek zor.

“Urgan hesabı” kıssasını biliyorsunuz değil mi?

O artık bir kıssa değil, hepimizin boynundaki ip!

Hem acı hem tatlı bir söyleşi, sohbet oldu.

Saygılar,

SESAR 13 Mayıs 2006

(…)

CIA BELGESİNDE ERDOĞAN ADI: Bir CIA ajanının kimliğinin basına sızdırılmasıyla ilgili olarak ‘adaleti engellemek’ suçundan yargılanan Lewis Libby’nin notlarında, ‘Erdoğan’ ve ‘Türk Özel Güçleri’ gibi ifadeler var. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin eski Özel Kalem Müdürü olan Lewis Libby, Irak Savaşı’nın da mimarlarından biriydi. CIA ajanı Valerie Plame’ın kimliğinin ‘bir intikam eylemi’ olarak basına sızdırılması ile bağlantılı soruşturmada yalan beyanda bulunmakla suçlanan Lewis Libby’nin, adaleti engellemekten yargılandığı mahkemeye sunulan özel notlarında ilgi çekici ifadeler bulunuyor. CIA dosyasını soruşturan özel savcı Patrick Fitzgerald’ın sunduğu notlarda Lewis Libby’nin ‘şifre’ kullandığı görülüyor. Libby’nin bir notu aynen şöyle: ‘We need to be sure T< M gets info to Erdogan.’ Cümleyi, ‘Bilginin Erdoğan’a ulaştırılmasına emin olmalıyız’ şeklinde çevirmek mümkün. Ancak bu şifreli ifadeyi çözmek mümkün değil. El yazısı ile Libby tarafından kaleme alınan bir başka cümlede ise ‘Neil piece on Turkish Special Forces’ deniliyor. Notların 2003 yaz aylarında kaleme alındığı belirtiliyor. Plame’in eşi olan eski Büyükelçi Joseph Wilson, ABD devleti adına savaştan önce Nijer’e giderek Irak’ın bu ülkeden nükleer silah yapımında kullanılan malzeme alıp almadığını araştırmıştı. Wilson, sunduğu raporda, bu iddiayı destekleyecek ‘hiçbir bulguya rastlanamadığını’ bildirmişti. Ancak, Başkan George W. Bush, Ocak 2003’te Kongre’de yaptığı ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında aynı asılsız iddiaları yinelemiş ve Mart ayı sonunda da Irak savaşı başlamıştı. Wilson, 6 Temmuz 2003’te New York Times gazetesinde yayınlanan yazısında, Beyaz Saray’ı eldeki istihbaratı çarpıtmakla suçlamıştı. Bundan sekiz gün sonra da, Joseph Wilson’ın eşi Valerie Plame’in adı Washington Post gazetesinde yer almıştı. ‘Örtülü’ CIA ajanlarının kimliğini açıklamak suç. Özel Savcı Patrick Fitzgerald, birkaç yıl süren soruşturmadan sonra, Ekim 2005’te sadece Libby’yi suçladı. Washington’da geçen ay başlayan mahkemede, şimdiye kadar savcılık makamının sunuşu yapıldı. Bu hafta ise savunma tarafının sunuşu başlayacak. İfade vermeye çağrılabilecek isimler arasında Dick Cheney ve ünlü gazeteci Bob Woodward da yer alıyor. Özellikle Irak savaşı planlanırken ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin sağ kolu olan Lewis Libby’nin bir notu aynen şöyle: ‘We need to be sure T< M gets info to Erdogan.’ Burada, T’nin Türkiye için kullanıldığı tahmin edilirken, sonraki işaret (<) ile M’nin anlamları açık değil ve bilinmiyor. Cümleyi ise ‘Bilginin Erdoğan’a ulaştırılmasına emin olmalıyız’ şeklinde çevirmek mümkün. Ancak, T< ve M unsurlarının ‘kesin olarak bilinememesi’ anlamı ‘eksik’ bırakıyor. Cümle, ‘M’nin bilgiyi Erdoğan’a ulaştırmasına emin olmalıyız’ anlamına da gelebilir. Bir başka cümlede ise, ‘Neil piece on Turkish Special Forces’ deniliyor. Bu, ‘Neil’in Türk Özel Güçleri hakkındaki yazısı’ anlamına gelebilir. Kim olduğu belli olmayan ‘Neil’ın daha önce yaptığı bir sunum da olabilir. (Hürriyet / Kasım Cindemir / 13 Şubat 2007)

(…)

ÇUVAL ŞİFRESİ Mİ: Hürriyet’in dün yayınladığı “CIA davasında Erdoğan adı” haberindeki ’şifreler’ bir tartışmayı gündeme getirdi. CIA ajanı Valeria Plame’ın kimliğinin basına sızdırılmasıyla ilgili olarak ’adaleti engellemek’ suçundan yargılanan ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin eski özel kalem müdürü Lewis Libby’nin notlarında, “Erdoğan” ve ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin adı geçiyordu. Haberin yayınlanmasından sonra Libby’nin notlarındaki her “kelime”nin anlamı üzerinde bir tartışma gündeme geldi. Hürriyet’in haberinde, notlarda okunabildiği kadarıyla, “We need to be sure T< M gets info to Erdogan” yazısındaki T’nin anlamı açık değil ve bilinmiyor. Cümleyi ise, ’Bilginin Erdoğan’a ulaştırılmasına emin olmalıyız’ diye çevirmek mümkün. Ancak, T< ve M unsurlarının ’kesin olarak bilinememesi’ anlamı ’eksik’ bırakıyor. Cümle, ’M’nin bilgiyi Erdoğan’a ulaştırmasına emin olmalıyız’ anlamına gelebilir. Bir başka cümlede ise, ’Neil piece on Turkish Special Forces’ deniliyor. Bu ’Neil’in Türk Özel Güçleri hakkındaki yazısı’ anlamına gelebilir. Kim olduğu belli olmayan ’Neil’ın daha önce yaptığı bir sunum da olabilir’” deniliyordu. Ancak dün, fotokopisini yayınladığımız notu inceleyen okurlarımızın da katkısıyla, bu yazıdaki; “T&M” işaretinin Turkish Military (Türk Ordusu) olarak çevrilebileceği gündeme geldi. Nottaki tam okunmayan “Neil” kelimesini isim olarak değil, “Nail” (Çivi çakmak) fiili olarak yazıldığı var sayılırsa, bu kez anlam değişiyor: O zaman, “We need to bu sure T< M gets info to Erdogan” cümlesini; “Türk ordusunun Erdoğan’a bu bilgiyi verdiğinden emin olmalıyız” diye okumak olası. Aynı varsayımla “Neil piece on Turkish Special Forces” cümlesindeki ’Neil’in yerine ’Nail’ koyarak, “Türk Özel Kuvvetleri’nin kafasına çakmalıyız” diye okuyabiliriz. “Türk Özel Kuvvetleri’nin kafasına çakmak…” Bu cümle ise bize; Süleymaniye’de Türk askerlerinin kafasına 4 Temmuz 2003 günü geçirilen çuvalı hatırlatıyor. Yani; Süleymaniye’deki Türk Özel Timi Bürosu’nu basan 100 kadar Amerikan askerinin 3’ü subay 8’i astsubay 11 Türk askerini gözaltına alarak Kerkük’e götürmesini… CIA ajanının notuyla Süleymaniye arasında bir bağ var mı? Hürriyet’in 5 Temmuz 2003 tarihli haberinde; “Amerikan tarafı, olayla ilgili verdiği ilk yanıtta, özel harekatçıların Kerkük’ün Kürt kökenli valisine yeşil hattın güneyinde bulunan bazı Türkler tarafından suikast düzenleneceği yolunda alınan bir istihbarat üzerine müsadere edildiklerini bildirdi. Türk tarafı, bu gerekçeyi inandırıcı bulmadı. Özel harekatçıların görev yaptığı Süleymaniye, Kürt bölgesini ayıran yeşil hattın kuzeyinde kalıyor” deniyordu. İddia, özel timin suikast hazırlığındayken yakalandığı şeklinde özetlenebilir. Tarih: 6 Temmuz 2003. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkan Yardımcısı Dick Chaney ile ısrarla görüşmek istediğini ve o gün saat 17.00’de Chaney’le görüşeceğini söyledi. Görüşme o gün gerçekleşti. 8 Temmuz 2003 günü Hürriyet’te, “Başbakan Erdoğan, ’Olaydan haberim yok’ diyen ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’e şunları söyledi: ’Bu nasıl iş? Powell’a soruyoruz, ’Haberim yok’ diyor, size soruyorum bilmiyorsunuz, hiç kimse bilmiyorsa kim yapıyor bu işi?’ Kimin bilgisi dahilinde oluyor? O halde yetkili kim, söyleyin onunla konuşayım” diyen haberi yayınlandı. Türk hükümetini bu kadar öfkelendiren, Türk kamuoyunda infale neden olan, Türkiye-Amerika ilişkilerinin derin yara almasına neden olan Türk askerinin başına çuval geçirilmesine neden olay, Türk özel timinin “Kerkük’e atanan Kürt valiye düzenlenecek suikast” iddiası mıydı? Eski CIA görevlisi Graham Fuller’le ortak Kürt sorunu kitabını yazan ve ’Ortadoğu, küreselleşme, Avrupa’ üzerine kitaplar derleyen, 2000 yılında Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda önemli bir görevde olan Henri Barkey, bakın Radikal Gazetesi’nde yayınlanan röpotojında Neşe Düzel’e, yıllar sonra, 5 Şubat 2007 tarihinde şunları söyleyecekti: “Amerikan askerleri, Türk Özel Kuvvetler Komutanlığı mensuplarının Kerkük valisine suikast düzenleyeceği istihbaratını aldılar ve onları tutukladılar. Çünkü valinin öldürülmesi Kerkük’te karışıklık yaratacaktı. Bence bu plan Irak’taki Türk Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın planıydı. Ankara’nın, Türk Genelkurmayı’nın bundan haberi yoktu. Genelkurmay ciddi bir kurumdur, böyle bir riski hayatta almaz. Çünkü bu bir nevi Donkişotluktur, Amerika ile ilişkileri büyük bir riske atmaktır bu. Nitekim Özel Kuvvetler’deki iki generalin emekliye sevk edilmesi, Genelkurmay’ın ’bakın tasfiye ettik bunları’ diye Amerika’ya yolladığı bir mesajdı ve Amerika gördü bunu. Ama Amerikalıların taşkınlık göstermesinin, Türk subaylarına El Kaide muamelesi yapmasının da hiç manası yoktu. Tamam tevkif ediyorsun koy kamyona yolla. Çuval falan olmaz. Ancak, Bush ya da Amerikan genelkurmayı karar vermedi buna. Oradaki Amerikalı askerlerin tepkisiydi bu. Irak’ta yakaladıkları herkese aynı şeyi yapıyorlardı. İşin aslı, bazı subaylar emekli olduktan sonra ortaya çıkar. Ben şu anda anlatılanlara inanmıyorum. Sonuçta; Türkiye’de anti-Amerikancılık muazzam körüklendi.” Şimdi; CIA davasında Erdoğan’ın adının geçmesini bir kez daha okuyun. “Türk ordusunun Erdoğan’a bu bilgiyi verdiğinden emin olmalıyız. Eğer emin olursak; bunu Türk Özel Kuvvetleri’nin kafasına çakmalıyız.” Sizce senaryo uyuyor mu? Dünkü; “CIA davasında Erdoğan adı” haberindeki “Neil”, kelimesini, “Nail” (Kafaya çivi çakmak) olarak okursanız, iş Süleymaniye’de 2003’te Türk askerinin başına çuval geçirmeye kadar gidiyor. (Hürriyet / Kasım Cindemir / 13 Şubat 2007)
Saygılar

Hayrullah Mahmud

**************************************************************************

YAZI HAKKINDA AVUKATLAR ARACILIĞIYLA GÖNDERİLEN AÇIKLAMA

**************************************************************************

Av. Satılmış ŞAHİN

İstanbul Barosu Sicil No: 16074

Fahrettin Kerim Gökay Cad. Poyraz Sok.

Ertogay İş Merkezi No.3 Kat.5 Kadıköy/İstanbul

Tel:0216-336 88 40 (Pbx) Faks:0216-337 93 35

 

İHTARNAME

 

KEŞİDECİ                 : Hasan Cuneyd ZAPSU (T.C.K.No:271730*****)

VEKİLİ                      : Av. Satılmış ŞAHİN –  Adres antettedir.

MUHATAPLAR        : ***** ********      -Sorumlu Müdür

İHTARIN KONUSU             : Muhatap internet haber sitenizin “ÇUVAL’IN PERDE ARKASI YA DA CIA BELGESİNDE ERDOĞAN ADI?!” başlıklı internet haberinde, müvekkilimiz  Sn.H. Cuneyd ZAPSU’ ya karşı basın özgürlüğünü aşan gerçeğe aykırı olarak yapılmış habere erişimin engellenmesi talebimizden ibarettir.

            SAYIN MUHATAP;

 

Alaturka Online isimli internet haber sitesinin  https://alaturkaonline.com/cia-belgesinde-rte-adi/ linkindeki  “ÇUVAL’IN PERDE ARKASI YA DA CIA BELGESİNDE ERDOĞAN ADI?!”başlıklı internet haberi;“…AK Parti niye ezdi geçti?

Açık söyleyeyim, ne RTE, ne Gül, ne Şener, ne Arınç, ne de Cem Uzan ve ne de ben aslında tam olarak ne olup bittiğini bilmiyoruz. Hepimizi kullanıp, pisletip atıyorlar.

Çok iyi bir sohbet oldu. Müsaade ederseniz ben bunları yazayım, siteden kamuoyuna yansıtalım.

İsmimizi yazmamanız kaydıyla. Bir de çok güldüğümüz bir operasyonumuzu anlatayım.

Kime yönelik?

Orduya yönelikti. Arkamızdaki dış güçlerin uzmanları ve emekli bir paşa ve içindeki bazı stratejistlerle birlikte TSK’yı bölüp albayların ve altındaki grubun desteğini kazanmak için basit bir söylem geliştirdik: Albaylara kadar ordu iyidir, Paşaların hepsi götoştur. Bu sözü yaymaya başladık.

Zapsu, bunu çok kullanmıştı.

Hepimiz çok kullandık. “Paşaların hepsi götoş, Albaylar da dahil alt kesim kahraman”.….”  şeklinde yayımlanmıştır.

Söz konusu yazıda geçen yukarıdaki ifadeler, müvekkilimiz Sn. H. Cuneyd ZAPSU’yu doğrudan itham etmektedir. Müvekkilimiz H. Cuneyd ZAPSU’ nun isminin özellikle ifade edilmesi ve doğru olmayan ifadelerde geçmesi, basın özgürlüğü ile ifade edilemeyecek kişilik haklarına saldırı niteliğinde ve gerçeğe aykırı ifadeler olduğu her türlü izahtan varestedir.

İlgili internet haber sitesinde, müvekkilimiz hakkında kamuoyu nezdinde yanlış algı ve itibar kaybına sebebiyet veren, basın özgürlüğünün sınırlarını aşan, habercilik ilke, prensip ve etik değerler ile bağdaşmayan kişisel haklara saldırı niteliğinde ve gerçeğe aykırı ifadeler kullanılmıştır.

“ÇUVAL’IN PERDE ARKASI YA DA CIA BELGESİNDE ERDOĞAN ADI?!”başlıklı internet haberinde müvekkilimiz aleyhine yapılan tüm ifadeler asılsızdır. Üzerine basarak vurgulamak isteriz ki Müvekkil H. Cuneyd ZAPSU’ nun iddia edildiği gibi “Albaylara kadar ordu iyidir, Paşaların hepsi götoştur.” Şeklinde çirkin ve ağır itham içeren ifadeler kullanmamıştır. Bu iddia tamamen asılsız olup, müvekkilimiz H. Cuneyd ZAPSU’ nun kesinlikle bu sözler ile bir alakası bulunmamaktadır. Söz konusu haberin hangi kaynaklardan elde edildiği tarafımızca merak konusudur. Zira burada müvekkilimiz üzerinde bir algı yönetimi operasyonu yapılmaya çalışılmaktadır. Kamuoyu nezdinde maksatlı ve haksız olarak yaratılmaya çalışılan bu algı operasyonunun önlenmesi kapsamında ilgili linke erişimin engellenerek internet haber siteniz yönetimince mağduriyetimizin giderilmesini talep etme zarureti hasıl olmuştur.

            Sonuç olarak;  Yukarıda açıkladığımız sebeplerle; 5651 sayılı kanunun 9. maddesi gereğince erişimin engellenmesi talebi ihtarın tebliğinden itibaren en geç 24 saat içerisinde cevaplanması, talebimiz cevaplandırılmadığı takdirde talebimiz reddedilmiş sayılacağından, sair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 5651 sayılı yasanın 9. maddesi gereği Sulh Ceza Mahkemesine ve tüm hukuki yollara tereddüt etmeksizin başvuracağımızı ihtaren bildiririz. 07.01.2015

 

                                                                                                           Keşideci Vekili

Av. Satılmış ŞAHİN

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi Buraya Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

499,723BeğenenlerBeğen
96,054TakipçilerTakip Et
3,552TakipçilerTakip Et
7,662TakipçilerTakip Et
58,800AboneAbone Ol

Kaçırmayın