
Diyet Borcu Olan Hiç Kimse Gazeteci Olamaz. Adnan Sungur yazdı.
Diyet Borcu Olan Hiç Kimse Gazeteci Olamaz !
Bir gazetecinin, birilerinin imzasıyla birlikte, devlet kurumunda çalışmaya başladığına dair bilgiler gelmişti. Şaşırmamak elde değil. Eğer bir gazeteci, birilerinin inayetiyle bir yerlere geliyorsa, onlara biat etmek, mutlaka diyetini ödemek zorundadır. Bu nedenle artık bu kişi gazeteci değil, tetikçidir.
Bu noktada başımdan geçen iki olayı anlatmak istiyorum.
Doğan Haber Ajansı’nda çalışıyordum. Spor Müdürü Esat Yılmaer aramıştı. “Adnan, bundan sonra Hürriyet Gazetesi’nde Trabzonspor yazarlığını sen yapacaksın” demişti. Ben de birkaç maç yorum yorumu yaptım. Bir gün Tad Pizza’ya gitmiştim. Dönemin başkanı Atay Aktuğ orada oturuyordu. Aramızda o dönem çok iyiydi. Daha sonra yasaklı gazeteci haline getirilmiştim onun tarafından…
Masalarına davet ettiler. Oturduk, sohbet ederken, “Hürriyet Gazetesi’nde yazarlık yapmana sevindim. Bunu sen hak ettin. Benim de bunda rolüm oldu. Hatta senin yazmanı ben önerdim” dediğinde kafamda bir anda şimşekler çakmıştı.
‘Nasıl yani?” diye sorduğumda ise, “Hürriyet Gazetesi’ne ziyarete gitmiştik. Burada Gazetenin üst yönetimi ile sohbet ederken, Trabzon’dan Trabzonspor yazarı olmamasını eleştirdim ve senin bu işi çok iyi yapabileceğini söyledim” sözleri dudaklarından döküldü.
Benim tepkim ise, “Demek ki bundan sonra Hürriyet Gazetesi’nde yazmayacağım” şeklindeydi. ‘Neden?’ dediğinde ise, “Benim bir gazetede yazmamı sağlayan kişi, yarın o gazetede yazmamamı da sağlayabilir. Ve en önemlisi de, birçok kişiye bana yardımcı olduğunu söyleyerek gazetecilik ilkelerime ters düşebilecek bir durumun içine sokabilir” karşılığını verdim.
Hemen büroya döndüm ve Esat Yılmaer’i aradım, “Bundan sonra Hürriyet Gazetesi’nde yazarlık yapmayacağım” dediğimde afallamıştı. “Ne oldu ki?” sorusuna karşılık, “Bu şirkette 17 yıldır muhabirlik yapıyorum. Benim yazar olup olamayacağıma siz değil, Trabzonspor Başkanı Atay Aktuğ karar vermiş ve sizlere de önermiş. Bir kulüp başkanının önerisiyle yazmam” dediğimde Yılmaer’in tepkisi ise, “Ben, senin çok iyi bir gazeteci olduğunu söyledim. Bundan sonra senin Trabzonspor’u yazacağını ifade ettim. Atay bey de bunun üzerine, ‘Evet Adnan iyi bir gazeteci, biz de onu çok seviyoruz’ şeklinde sözler sarf etti. Yani senin yazmanı ben istedim” dedi.
Esat Yılmaer’e, “Kusura bakmayın, Atay Aktuğ, burada benim yazar olmamı önerdiğini ve ön ayak olduğunu söylüyor. Bu şartlarda yazmam. Atay bey Trabzonspor başkanlığından ayrılana kadar yazmayacağım” diyerek konuşmaya son noktayı koydum.
Buna benzer başımdan çok olay geçti. Asla birilerinin imzasıyla, inayetiyle, tavassutuyla birlikte bir gazetede çalışma, ya da orada makam mevki sahibi olmayı asla kabul etmedim.
Bundan sonra da etmem.
Bir gazetecinin babası da olsa asla ve asla kimseye diyet borcu olmamalı diye düşünürüm ve buna göre hareket etmeyen hiç kimseyi de gazeteci kabul etmem.
Benimle aynı mesleği yaptığını söyleyenler kusura bakmasın…
Eğer bir yere gelmek için birilerini aracı yapıyorlarsa onlar artık gazeteci değil, birilerine diyet borcunu ödemek zorunda kalacak olan artık birer kukladan farksızdırlar!
Her mesleğin hakkını verenlere saygılarımı sunuyorum. Ama hangi meslek olursa olsun ki, gazetecilik başta geliyor, bunu kendi içindeki ahlaki değerlere göre yapmayanlara lanet okuyorum.
Ve mesleğini ilkelerine uygun yapan tüm dostlara selamlar.
Adnan Sungur
