AnasayfaAlaturka Online“Evet & Hayır” Kumpanyası?!

“Evet & Hayır” Kumpanyası?!

“EVET & HAYIR KUMPANYASI” /

 

ERDOĞAN’IN DUBLÖRÜ OLMAK

 

YA DA

 

ASMAK SORUN ÇÖZSEYDİ, ERDOĞAN ÜZERİNDEN MENDERES HORTLATILIR MIYDI

 

VEYAHUT

 

HANEFİ AVCI’DAN “İNSAN ZEKASI” İLE ALAY EDEN “F TİPİ KİTAP” OPERASYONU?!

 

“Evet & Hayır” Kumpanyası?!

 

“Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen bunda karşı koyuşları yok eden olacaksın. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

TEMEL FELSEFE: “Azdan az, çoktan çok gider!” Amerikan futbolundan hoşlanana Amerikan futbolu, tamamen fiziksel güce dayalı, göze göz dişe diş kuramı… Avrupa futbolundan hoşlananlara da Avrupa futbolu; tamamen teknik ve hıza dayalı, bacak arası yapmadan tutun da, topu rakibinin boyundan aşırtıp yanından rüzgar gibi geçmeye dayalı incelik kuramı… Bu Türklerin hepsi de vatanın bir çakıl taşı için canını vermeye hazırlar. Yalnız aynı zamanda yaşamın en kutsal değer olduğuna da inanıyorlar. Yasayarak mücadele etmeyi, pisi pisine ölmeye, rakiplerini usta bir satranç oyuncusu titizliği içinde alt etmeye tercih ediyorlar. “Tük’ün Türk’ten başka dostu yoktur” sözüne inanmıyorlar. Her operasyona uygun dışarıdan müttefikler temin ediyorlar. İyi müzakereciler! Kimsenin toprağında gözleri yok… Güçlü, dinamik, Batılı ülkelerle rekabet edebilen, rekabet edebilmek için gerekli alanı yaratmaya çalışan inançlı Türkler bunlar… Modern zamanların tüm enstrümanlarını kullanmalarına rağmen, Ata’dan, dededen kalma yöntemlerden de vazgeçmiyorlar. Hilal tekniği her dönem olduğu gibi bu dönemde de revaçta! O teknik sayesinde Edelman, topuğuna baka baka ABD’nin yolunu tutmak zorunda kaldı. Bilgi toplama ve analiz etme yetenekleri İsrail’in Mossad’ına parmak ısırtacak kadar iyi. Şu anda Ultra Türkler, dünyada bilgiye en hızlı ulaşan, operasyonları aylar öncesinden deşifre edip ona göre pozisyon belirleyen dünyadaki yegane dinamik güç!

https://newsgroups.derkeiler.com/Archive/Soc/soc.culture.turkish/2005-09/msg00777.html

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

“Evet” mi?!

“Hayır” mı?!

Daha doğru ifade ile söyleyecek olursak:

Kılıçdaroğlu mu?!

Erdoğan mı?!

Yoksa her ikisi de aynı kapıya mı çıkıyor?

Bir yanda Kılıçdaroğlu!

Diğer yanda Erdoğan!

Aslında yok birbirlerinden bir farkları!

Kılıçdaroğlu, sözde AKP’den oy çalmak adına, Erdoğan’a her köşeye sıkıştığında cansuyu akıtmakla meşgul!

“Türban” diyor.

“Dersim katliamı” diyor.

General Mustafa Muğlalı gibi çok değerli bir komutanın adını kışladan sildirilmesi için “Başbakan”ına ricada bulunuyor.

Ardından “genel af”tan söz ediyor.

Sonra da “Erkeksen karşıma çık” diye amiyane tabirle Erdoğan’a koftiden babalanıyor.

Erdoğan neden perde arkasında MİT’in kukla gibi oynattığı Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıksın, nasılsa yoldaki tüm takozları “Erdoğan’ın dublörü” Kılıçdaroğlu temizlemiyor mu?!

Sözün özü:

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın dublörü!

Hatta, suflörü!

Erdoğan, laik kamuoyuna ters gelecek konulardaki ilk alıştırma açıklamalarını Kılıçdaroğlu’nun ağzından yaptırıyor.

Ki, 12 Eylül 2010 sonrası büyük değişiklikler için ortam hazır olsun.

Vs vs vs…

 

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

TURKUAZ DARBECİ ERDOĞAN: Genç kızlarımızın başörtülü olarak üniversiteye gidebilmeleri için parlamentoda eğitim özgürlüğüyle ilgili bir anayasa değişikliği yaptık. Bunu MHP ile el ele vererek yaptık. Bugünlerde CHP Genel Başkanı meydanlarda diyor ki ‘Ben başörtü sorununu çözerim.’ Keşke dürüst olsalar. Böyle bir düşünce vardı da kafanda, ufkunda, Meclis’ten bu geçtiği zaman ertesi gün niçin bunu alıp da Anayasa Mahkemesi’ne götürdün? Onun altında eski ve yeni CHP Genel Başkanı’nın imzası yok muydu? Çünkü bunu çözmeye takatin, gücün yetmez, yetmeyeceğini de biliyorsun.

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15637592.asp?gid=233

(…)

ERDOĞAN’IN DUBLÖRÜ (KILIÇDAROĞLU): Hayır deyin, özgürlüğe, kardeşliğe, doğudan batıya, kuzeyden güneye, toplumsal mutabakatla genel affın yolu açılsın. Biz toplumun her kesimini kucaklayacağız. Barışa kucak açacağız. Terörü, kardeş kavgasını bitireceğiz. Mühür sizde, kardeş kavgası bitsin. Hayır deyin barış gelsin. Başbakan, ‘neden Tuncelili olduğunu söylemiyorsun’ diyor. Şu anda Tunceli’deyim, Tunceliliyim. Sizin Kemaliniz size geldi. Hiç endişe etmeyin, Türkiye Dersim ile gurur duyacak. Ben Tunceliliyim, Hakkâriliyim, İzmirliyim. Önce insanım, insan. Ama Başbakan çıkıyor, 21. yüzyılda Hitler mantığıyla eline cetvel, pergel alıyor, insanın soyunu sopunu belirleyecekmiş. Kimsin sen, çekil o koltuktan.”

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15637572.asp?gid=233

(…)

ERDOĞAN’IN SUFLÖRÜ (KILIÇDAROĞLU): Başbakandan rica ediyorum; 33 köylünün sorgusuz sualsiz kurşuna dizen birinin ismini değiştirin. Devleti kin tutmaz!

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15636927.asp?yazarid=131&gid=61

(…)

 

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

 

Bahçeli: Demirel’e Öcalan’ı asalım dedim!

https://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&Date=26.08.2010&ArticleID=1015652

Bahçeli’nin bazı gazeteciler ile CNN Türk’teki buluşmasını izledim.

Apo’nun asılması ile ilgili medyatik sözler etti.

Bahçeli’yi tanıyanlar bilir ki, Türk Milliyetçiliği’nin hayrına ağzından doğru düzgün bir laf çıkmaz!

Neden mi?!

Anlatayım:

Ülkeyi bir anda seçime götürüp AKP’yi kim iktidar yaptı?!

Zorlanmayın, cevap vereyim, Bahçeli!

Seçimi kaybedince, istifa ediyorum deyip sonra da etmeyen kim, Bahçeli!

Abdullah Gül’ü, Koray Aydın’ın mahkeme dosyası üzerinden pazarlık edip Çankaya Köşkü’ne kim taşıdı, Bahçeli!

Irak sınırına duvar örmeyi teklif eden zeka küpü genel başkan kim, Bahçeli!

Bu listeyi uzatmak mümkün!

Demem o deme değil, şu deme:

Bahçeli’nin düşüncesi Apo’nun idam edilmesi yönündeymiş!

İyi, güzel de, bu bağlamda sormak farz oldu!

Menderes, Zorlu, Polatkan asıldı da ne oldu?!

Şimdi hepsi birer kahraman!

Asılmasalardı, tarih Menderes’ten böyle mi bahsedecekti!

Kaldı ki, şimdi iktidarda Menderes’i mumla aratacak Türk düşmanı bir Neo Nazi, “Takunyalı Führer” var.

Bu durumda hadiseye nasıl bakmalıyız!?

Elcevap; Apo, AKP iktidarında, Suriye üzerinden Türkiye’ye söylemeye cesaret edemediği sözleri söyleyip, isteklerde bulunuyor.

Demek ki, neymiş!

Konu asmak değil, mahkum bir teröristi PKK’ya karşı kullanacağım derken, yüzüne gözüne bulaştırma operasyonu imiş!

Peki, Apo ile görüşüp, ona avukatlarına söyleyeceği sözleri dikte ettirenler kimler?!

MİT’in üst ve alt düzeyindeki ilgili kadro!

Peki MİT üzerinden Apo’yu yönlendiren o kadroyu küresel arka planda kimler kullanıyor!?

Alman, İngiliz, ABD, İsrail, Fransız vs vs vs…

Sözün özü:

Öcalan’ı İmralı’ya bu devlet tıktı!

Ama terörist Öcalan’a siyasi kimlik kazandırma operasyonunu MİT üzerinden AKP yaptı!

Hapisteki bir mahkumu susturmaktan aciz bir yönetim, tüm PKK’yı assa, terör sorununu çözebilir mi?!

İşte soru bu!

Çünkü, taşeron terör örgütü PKK, aradan geçen zaman içinde önce DTP’yi, BDP’yi, sonra da AKP’yi teslim aldı!

12 Eylül referandumu bağlamında, AKP, PKK’nın taşeronu!

Barzani’nin AKP üzerinden enerji, finans, siyaset, inşaat ve şimdi de “medya” işine girmeye hazırlandığı bir ortamda, “PKK, AKP üzerinden devlet kurmuş çok mu?” diyenleriniz çıkabilir.

Öte yandan…

MHP’nin başında, Bahçeli gibi “şaşı” bir milliyetçi var ise…

Attığı her adım, söylediği her söz ile Turkuaz AKP’nin değirmenine su taşıyan!

Hülasa, asmak çözüm değil, Demirel haklı!

Ezcümle, devlet ciddiyetini kaybetmiş ise terör örgütü hapishaneden devlet de kurar, 12 Eylül referandumu öncesinde Cumhurbaşkanı, Başbakan ile pazarlık da yapar.

Vs vs vs…

 

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

Kartlar Açılıyor!

Lafın doğrusunu son sıfatı Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı olan Ahmet Türk söylemiş. “Artık Türkiye kırılma noktasına geldi” demiş. Gerçi oradaki “Türkiye” sözü yerine “Başbakan Tayyip Erdoğan” dese daha doğru olurdu. Çünkü gerçekten bir “kırılma noktasına gelmişlik” belirtisi onda var.
Önce bir noktaya değinelim:
Bu Demokratik Toplum Kongresi ne mene bir şeydir anlamış değiliz. Gerçi bu kardeşlerimiz iki ayda bir “parti” kurmaya, istedikleri yerde “parlamento” toplamaya, üç kişiyi yan yana bulunca “konferans” düzenlemeye meraklılar.
Son olarak da Mesud Barzani ile görüşmüşler ve Türkiye, İran, Suriye, Irak dahil dünyanın neresinde “Kürt” varsa hepsinin temsil edileceği bir “Kürt Konferansı” düzenlenmesini istemişlerdi. Lakin Barzani daha gerçekçi biri olduğu için “Altyapısı hazır olmadan böyle bir konferans yersizdir” gerekçesiyle öneriyi reddetmişti.
“O olmazsa bu olur” diyerek Diyarbakır’da topladıkları -yapısı belirsiz, kuralı belirsiz, yetkisi belirsiz, etkisi belirsiz- Demokratik Toplum Kongresi bitince, sanki orada alınan kararların, o kararlar için el kaldıranları bile bağlamadığını bilmeyen yokmuş gibi Ahmet Türk bir açıklama yaparak yukarıdaki sözleri söyledi.
Tabii onunla kalmadı. Şimdi Başbakan Erdoğan’ın “referandumdan hayır çıkabilir” korkusuyla ne isteseler vereceğini düşünerek başka talepler de sıraladı:
* Askeri ve siyasi operasyonlar (bununla bazı Belediye Başkanlarının görevden alınmasını kastediyor olabilir) fiilen dursun;
* Abdullah Öcalan’ın çözüm süresinde rol oynaması için müzakere koşulları sağlansın (yani devlet, Öcalan’la karşılıklı müzakere yapabilsin);
* Yeni bir demokratik Anayasa sözü verilsin (yani Kürt kökenli insanlara hangi ayrıcalıklar tanınacaksa söylensin);
* Siyasi nedenlerle tutuklu bulunan Barış Grubu üyeleri (PKK’nın gönderdiği terör örgütü üyeleriyle tutuklu Belediye Başkanları ve diğerleri) serbest bırakılsın;
* Milletvekili seçimindeki yüzde 10 barajı kaldırılsın;
* Terörle Mücadele Yasası yürürlükten kaldırılsın.
Unuttu mu yoksa sözcülüğünü yaptığı Kongre’de uygun görülmediği için mi değinmedi bilmiyoruz ama, “Türkiye’yi 25 özerk bölgeye ayıralım; bizimkine Kürdistan diyelim; bizim bölgenin dış ülkelerle ilişkilerini kendisinin sürdürmesini sağlayalım (Bu Öcalan’ın önerisidir); Kürtçeyi resmi eğitim dili yapalım” dememiş.
Hoş dert edinmeyi gerektiren bir durum yok. Yeni bir “kongre” düzenler, bu talepleri de onun adına ilan edersiniz, olur biter.
Nasıl olsa artık “katiyyen muhatap almadığımız” ve “hiçbir zaman da muhatap almayacağımız” Abdullah Öcalan’la doğruca temas ettiğimiz ortaya çıktığına göre, belki de yeni kongreye gerek kalmaz.
Öyle ya… “Evet” oyunun hatırına verilmeyecek ne var ki?

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15631637&yazarid=1&tarih=2010-08-25

Oktay Ekşi, Hürriyet, 25 Ağustos 2010

 

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

Bu işin lamı cimi yok!

Gerçekleri ve doğruları özgürce yazdığım için, İslam düşmanıyım, Ermeni düşmanıyım, AKP düşmanıyım, Kürt düşmanıyım(!)? Bugün Kürtçülük düşmanlığı günüm, izninizle biraz düşmanlık yapacağım! Artık Kürtçülerin işine karışmayayım diyorum ama olmuyor. Öylesine zırvalıklar söylüyorlar ve yapıyorlar ki istemesem de, bıkmış olsam da söz almak zorunda kalıyorum.
Nerede demokrasi yoksa orada elit (seçkin) düşmanlığı vardır. Seçkin (elit) yüksek nitelikli demektir. “Mümtaz sima” demektir. Öyle torpille, halkın oyu ile seçkin olunmaz. Seçkin olmak için tahsil ve terbiye, bilgi ve görgü, ahlak ve etik, uzgörüşlülük ve daha nice erdem gerekir. Bir seçkin ol(a)mama örneği mi istiyorsunuz, alın size Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir. Bay Baydemir bir Alman parlamentere “Bildiğim kadarıyla Almanya’nın 16 eyaleti var. Eyaletlerin var olması Almanya’yı böldü mü?” diye sormuş ve bu vesile ile bir kez daha özerklik çağrısı yapmış! (Vatan, 20.08.10)
İki gözüm kör olsun ki özerklik çağrılarına karşı değilim. Federasyona da karşı değilim, ayrı devlete de! Ama desteklemem! Ben bilgisizliğe, özensizliğe, halkı yanıltmaya karşıyım!
Bay Baydemir’in lafına bakılırsa Almanya, Türkiye gibi bir üniter devletmiş, biri eline bıçak alıp karpuz gibi 16’ya bölmüş, Bay Baydemir bildiği kadarıyla böyleymiş.
Siyasal seçkin “bildiği kadar”ıyla bilmez, “bilmesi gereken”i bilir.

AYRILMADILAR, BİRLEŞTİLER

Bay Baydemir lisede, tarih dersinde “Alman Birliği”, “İtalyan Birliği” gibi konuları okumadı mı?
Alman Birliği 1871’de Prusya’nın öncülüğünde Bismark önderliğine kuruldu. Prusya daha önce, Alman Birliği’ne hazırlık olmak üzere, Alman şehir devletlerinin katılımıyla gümrük birliği kurmuştu. Prusya’nın 1871’de Fransa’ya karşı kazandığı Sedan zaferi Alman Birliği’ni tamamladı. Bay Baydemir’in sandığının tersine, Alman şehir devletleri birleşerek federasyon kurdular. Ayrılarak değil!
Kimse İtalya’yı örnek vermiyor ama İtalya da özerk bölgelerden oluşmuştur. Roma İmparatorluğu’nun çökmesinden sonra birçok devlet kuruldu: Venedik, Ceneviz ve Floransa cumhuriyetleri, Papalık devleti, Napoli ve Sardunya-Piemonte Krallığı, Lombardiya Birliği. Bu başıbozukluk İtayla’nın Fransa ve Avusturya tarafından işgaline yol açtı. Birlik düşüncesi 1848’de doğdu ve Savoia hanedanının önderliğinde kuruldu (1870-1886). Guiseppe Mazini, Guiseppe Garibaldi ve Kont Cavour İtalyan Birliği’nin kurucularıdır.
İspanya özerk bölgeleri de taa Roma İmparatorluğu’ndan bu yana vardır. Katalunya yeni icat olmadı. Roma İmparatorluğu zamanında unvanı olan bir eyalet devlet idi.
Selahattin Demirtaş ve Osman Baydemir öncülüğünde Kürtçüler elbette özerklik isteyebilirler. Haklarıdır. Ama sakın İspanya’yı, Almanya’yı, İtalya’yı örnek göstermesinler.
Bu ülkede lise tarih bilgilerini hâlâ hatırlayanlar var.

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15631613&yazarid=72&tarih=2010-08-25

Özdemir İnce, Hürriyet, 25 Ağustos 2010

 

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

En çok bu iddiayı ciddiye alıyorum

Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın “Haliçte Yaşayan Simonlar” isimli kitabında ciddi bir iddia var.
Avcı, Emniyet İstihbarat’ta bir arama yapılsa, “cemaatin adamları tarafından yurtdışından getirilen ve gizli dinlemelerde kullanılan araç gerecin bulunabileceğini” iddia ediyor.
Günlerdir bir savcının bunu ihbar kabul etmesini bekliyorum ama kimse oralı değil.
Telefonla yapılan isimsiz ihbarları bile ciddiye alıp dağı taşı kazan, askeri kamyonları durdurup arayan bir sistemin, adın sanı belli, görevi gereği ciddiye alınması gereken bir kişiden gelen bu ihbarı duymazdan gelmesi tuhaf değil mi?
Avcı, kitabında sadece telefon numaraları üzerinden değil, telefonların IMEI numaraları üzerinden de dinleme kararları alındığını iddia ediyor.
Avcı, bunu kitabında yazmadan önce Adalet Bakanı’na da bizzat şikâyet etmiş.
Adalet Bakanı’nın, bu durumu Telekomünikasyon İletişim Başkanı’na sorduğu ve ondan “çok sayıda isimsiz dinleme yapıldığını” da öğrenmiş.
İsimsiz dinleme kararlarıyla kimlerin dinlendiğini elbette hepimizin öğrenmesi gerekmiyor.
Ama hiç kuşkusuz ki bir savcı bunu öğrenebilir ve terörle mücadele görüntüsü altında başka amaçlarla dinleme yapılıp yapılmadığını da ortaya çıkarabilir.
Bu sorunun üzerine gitmek ve gereğini yapmak da herhalde herkesten önce hükümetin işi olmalı.
Ama hükümet de bu gizli dinlemelerle elde edilen bilgilerden, görüntülerden yararlanıyorsa durum başka tabii!
O zaman bu dosyayı açmak, iktidarın değişeceği güne kadar beklemeyi gerektirecek!

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15628619&yazarid=148&tarih=2010-08-25

Mehmet Y. Yılmaz, Hürriyet, 25 Ağustos 2010

 

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

 

Hanefi Avcı!

Bugün NTV’deydi.

https://www.turktime.com/haber/Kitabi-Yazarken-Riskli-Oldugu-Icin-Internet-Bile-Kullanmadim-Cunku-Cemaat-Haber-Alirsa…/105682

https://www.turktime.com/haber/Hanefi-Avci-dan-Soke-Edecek-Karar-Eskisehir-Emniyet-Mudurlugu-Gorevinden-Affini-Istedi-/105731

Özetle dedi ki:

“Bu kitap 10 Nisan polis bayramında çıkacaktı, yetişmedi. Mayıs’ta da olmadı. Bugüne kaldı. Kitapta anlattıklarımı Gülen Cemaati’nin üst düzeyi ile de paylaştım. Onların da haberi var”

Yani “F Tipi Konsey” biliyor!

Bu sözlerin Türkçesi:

“Fetullah Hoca’nın adamlarının olduğu bir toplantıda Hocaefendi ile video konferans yolu ile konuştum, operasyonu bu toplantının öncesinde hep birlikte planladık. Ben bana verilen rolü oynuyorum”

Kaldı ki, Avcı’nın konuşmaları çelişkilerle dolu!

Şöyle ki:

1- Devletteki F Tipi yapılanmadan Hocaefendi’lerinin haberi yok ise “Gatagulli” esprisini kim yaptı, ki Gülen 28 Şubatçılar’a bağlılıklarını bildirmiş bir fani değil midir?!

2- Avcı kendisinin de yoğun olarak izlendiğini söylüyor. Kitabı basılması için yayınevine mart ayında verdiğine göre, düzeltmeleri Fetullah Gülen ile birlikte yaptıkları için mi baskısı bu kadar uzun sürdü ya da bu nasıl bir izleme imiş ki, bu kadar sürüklenen, yayınevine gidip gelen bir kitabın tek kopyasını dahi ele geçiremiyor?!

3- Küresel aksta arka plan değişikliği ile Gülen cemaati içinde gözden çıkarılan isimler hangi isimler ya da Hocaefendileri şimdi hangi otoriteden izin alıp, kendi cemaati içinde temizlik yapma kararı aldı!?

Sözün özü:

Hanefi Avcı, Erdoğan adına AKP Özel Örgütü’nü kuran isim!

Emin Şirin’i “Erdoğan’ın yeminli muhalif”i yapıp Jandarma’ya operasyon için yollayan isim!

Avcı bu kitap operasyonu üzerinden özetle demeye çalışıyor ki:

Fetullah Gülen ve Erdoğan’ın ortak talimatı ile Gülen Cemaati içinde “eksen temizliği” yapıyoruz!

Tam Türkçesi ile cemaat içinde Gül’cü (İngiliz arka planlı) olanları ayıklama operasyonu yapıyoruz.

Hülasa, Hanefi Avcı’nın kitabında fazla mantık aramayın, çünkü çelişki çok! Bu da Avcı’nın ne kadar büyük bir istihbaratçı (!) olduğunu ortaya koyuyor. Fetullah Gülen’in adamı, Erdoğan ve Gülen’den özel izinle cemaat içinde “ses bombası” patlatıyor.

Ezcümle, Avcı, Erdoğan, Gülen herkesin gözü önünde cambaza bak oyunu oynasa da, onların tamamını havaya zıplatacak ses&görüntü bombaları patlatmaya az kaldı.

 

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

 

Değerli bir kardeşim şöyle yazmış:

Kürşat Başar’ın CNN’deki programında Mesut Yılmaz vardı.

Özetle şunu söylüyor:

1- Referandum paketi makyajlanmış sivil darbedir.

2- AKP demokrasi teamüllerini yalnızca sandıkta en çok oyu ben aldım diyerek hiçe saymaktadır. (Burada Jörg Haider ile benzerlik kurdu)

3- AKP kendini iktidarda kalmaya mecbur hissediyor; çünkü iktidardan düşünce yüce divan’a gideceğini biliyor.

4- İstememe rağmen halen siyasetin içinde bulunmamın sebebi kendimi AKP’ye karşı bir şeyler yapmaya mecbur hissetmemdir.

Uzun zamandır hiç gözükmemesine rağmen bir anda belirmesi bana sizin “ortaya çıkıp fotoğrafı vermek zorundalar” sözünüzü hatırlattı.

Umarım öyledir.

(…)

CNN’deki Yılmaz’lı programı ben de izledim.

Ne var ki, ekranı asıl yıllar geçse de güzelliğinden ve diriliğinden hiçbir şey kaybetmeyen hanım meslektaşımız (Nilgün Cerrahoğlu) doldurdu.

Hem soruları hem birikimi hem de vücud dili ile…

Mesut Yılmaz’a gelince…

Bodrum’da güneşlenirken, şezlongundan şöyle bir kalkıp, biz garibanlara iki lakırdı etmek için ekrana çıkmış hali vakti yerinde bir “gani” gibi konuştu.

Ağzından bazı lakırdılar döküldü ama vücud dili ile senkron tutmadı.

Cerrahoğlu ve Başar’ın sivil darbe sorularına Latin Amerika’dan örnekler verdi.

Erdoğan gibi diktatörleşmekte olan Sarkozy, Putin, Berlusconi örneklerine hiç girmedi.

Dünyanın dalga geçtiği, itibarları yerde olan “Avrupalı liderlere” la yüs’eş muamelesi yapan Yılmaz’dan kime ne fayda!?
Sözün özü:

Yılmaz’ı birilerinin iyice bir silkeleyip, gaflet uykusundan uyandırması şart!

Ekran karşısında da marabalar hitap etmiyor.

Karnı tok, sırtı pek olabilir ama AKP iktidarında milletin anası ağladı.

Birçok insan suçsuz yere içerde!

Kendisi bunu yüreğinde hissetmiyor olabilir ama en azından duygularında samimi olduğunu karşı tarafa hissettirmeye çalışabilirdi.

Hülasa, Yılmaz’ın ciddi bir vücud dili sorunu var. Gazete sayfalarında pek belli olmuyor ama ekranda sırıtıyor.

Ezcümle, ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol, aksi halde verdiğin tüm mesajlar çöpe gider.

 

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

 

Bir diğer ruhsuz konuşma da, taze ve hatta çiçeği burnunda “Genelkurmay Başkan adayı” Işık Koşaner’den geldi.

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15637813.asp?top=1

Askerler, siyasetçiler gibi bir anda zirveye tırmanmazlar.

Sindire sindire o göreve gelirler.

Koşaner de öyle!

“Ulusalcılar pamuklara sarmaladı” diye dış medyada hakkında haber analizler çıksa da, AKP ile arası iyidir.

Erdoğan ile akıcı ve esprili konuşur.

Kahkahaları meşhurdur.

Kara Kuvvetleri’ndeki devir teslim töreninde kıçı kırık üç satır, o da yazılı metin okunacak, yazan da kendisi değil ama o hala kıvrana kıvrana okuyor.

Neredeyse utancından üstünden terler boşalacak!
Gören de diyecek ki, çok heyecanlandı.

Karşısındakiler de yabancı değil!

Kaldı ki, subaylar Harbiye’den mezun olmadan önce de sonra da en yüksek perdeden tekmil vermeyi de, kitleler önünde nutuk çekmeyi de bilirler.

Coşkulu konuşurlar ama asla heyecanlanmazlar.

Kaldı ki, Hilmi Özkök’ten bu yana kötü konuşma, yazılı metni okurken kekeleme, tekleme sorunu var.

O halde Koşaner’in derdi ne?!

Altı üstü yazılı üç beş satırı okurken neden kötü okuyor!

Işık Paşa’ya not: Bu işi yapamayacaksan yok yakınken ayrıl, bizi de kendini de yorma!

Yazılı metinleri senden daha coşkulu ve lirik okuyacak isimler fazlası ile mevcut!

Ezcümle, bu söylem ile yola ile devam etmekte kararlı isen, bilmelisin ki ve biliyorsun ki, seni pamuklara sarmalayacaklar ama bu defa o pamuğa sarmalama işlemi senin hiç hoşuna gitmeyecek!:((

Nokta!

 

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

 

Ve…

Son olarak…

“En güçlü olduğu an, en güçsüz, en savunmasız olduğunuz ana tekabül eder.”

11 Eylül saldırısı öncesinde ABD’de olduğu gibi!

Şu anda çok güçlü gözüken AKP örneğinde görüldüğü gibi!

Hülasa, kırk küpü üst üste dizdiler, en attakini çektiklerinde seyreyleyin gümbürtüyü!

Bu bağlamda birkaç enstantane daha…

(…)

Gölge CIA Raporu: MİT dışa bakacak, F Tipi Polis içe!

https://www.cumhuriyet.com.tr/?im=em&em=cu/cumhuriyet/w/c01.html

(…)

Cumhuriyet: Hanefi Avcı, Belgesiyle Emniyette Cemaat örgütlenmesi!

https://www.cumhuriyet.com.tr/?im=em&em=cu/cumhuriyet/w/c01.html

(…)

İki İran uçağı acil iniş yaptı!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15639982.asp?gid=373

(…)

Gizli CIA raporunu da yayınladılar!

https://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=168182&kw=Gizli+CIA+raporunu+da+yay%FDnlad%FDlar+

(…)

AKP’ye HAARP ilanı!

https://www.askerhaber.com/kose-yazisi/281/akp-ye–haarp-ilani.html

https://alaturkaonline.com/?p=5762

(…)

Hitler’i durduran (gazeteci, siyasetçi) adam!

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15628824&tarih=2010-08-25

(…)

 

 

 

———————————————————-

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…

RAP… 

—————————————————————

 

 

 

Sevgiler

26 Ağustos 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi Buraya Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

502,124BeğenenlerBeğen
88,916TakipçilerTakip Et
3,552TakipçilerTakip Et
7,662TakipçilerTakip Et
58,900AboneAbone Ol

Kaçırmayın