Şimdi diyeceksiniz ki böyle başlık mı olur? Haftalardır Trabzonspor hakkında iki kelam etmemişken ilk sözlerin bunlar mıydı? Haftalardır Trabzonspor hakkında gördüklerim, duyduklarım, yaşadıklarımı dile getirecek o iki kelime ile söze başlamak istedim, “Foucault Sarkacı”
Vikipedi’ye göre Foucault sarkacı, adını Fransız fizikçi Léon Foucault‘dan alan, ilk defa deneysel olarak Dünya’nın kendi ekseni çevresinde döndüğünü kanıtlayan sarkaç düzeneğidir. Foucault, dünyanın döndüğünü kanıtlamak üzere Paris Phanteon’da gerçekleştirdiği deneyde hava sürtünmesinin sıfırlandığı bir ortamda salınıma bırakılan bir sarkacın hareketlerini gözlemlemiştir. Sarkaç coriolis (savrulma) kuvvetinin etkisiyle her seferinde hareket yönünün sağına doğru bir sapma göstermiş ve çizdiği yön her defasında değişmiştir. Deneyin sonucuna göre sarkaç 360 derecelik dönüşünü 24 saatte tamamlamıştır. Yine Vikipedi’ye göre Foucault‘nun 1851‘de, bu deney sırasında Pantheon‘a yerleştirdiği bu sarkaç hala aynı yerde asılı durmaktadır.
* * *
Bugünkü Fenerbahçe Trabzonspor mücadelesini izleyen gözler, kendi sahasında 90 dakika boyunca saldıran, kaleye defalarca şutlar çeken, ancak bir türlü gole ulaşamayan Fenerbahçe’nin gayretlerine şahit oldu. Aynı maçta kalesinde devleşen, defansında canla başla mücadele eden, ancak orta sahada topa sahip olamayan, ileriye topu taşıyamayan, kaleyi bir tanesi frikikten olmak üzere ancak iki kere yoklayabilen bir Trabzonspor’u da görmüş oldu. Sonucu 0-0 biten bu mücadelenin ardından Fenerbahçe şampiyonluk yarışında iki puan kaybederken, Trabzonspor puan farkını azaltmak bir yana dursun, daha da arttırmadığına sevinerek evine geri döndü.
Maçta önce Trabzonspor’un başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun demeçleri fazlası ile ses getirdi. Fenerbahçe-Trabzonspor maçlarının kadrolu hakemi Bülent Yıldırım’ın bir kez daha müsabakaya atanması sonrasında tabiri caizse testi kırılmadan önce önlem almak için elinden ne geliyorsa yaptı. İlk olarak kasti bir hakem hatasında takımı sahadan çekeceğini ifade etti, anında PFDK’lık oldu. Maça bir gün kala hakemi aradığını, hakkaniyetli bir maç yönetmesini talep ettiğini söyleyince daha büyük yankı uyandırdı ve bir kez daha PFDK’lık oldu.
* * *
Hacıosmanoğlu göreve geldiği ilk günden beri eski başkanlardan daha farklı bir idari anlayış sergiliyor. Yöntemlerine bakarsak bu idari anlayışı Foucault sarkacının hareketlerine fazlasıyla benziyor. Trabzonspor merkezli idari anlayışında, mütemadiyen yön değiştirerek ama aynı eksende de kalmaya devem ederek kulübü döndürmeye çabalıyor.
Geldiği günden beri söylemleri ile uygulamalarını karşılaştırırsak, sıralayacağımız her bir maddede temsili bir sarkacın nasıl da yön değiştirdiğini hayalimizde canlandırabiliriz.
- “Başkan olursam bir ay sonra o kupa Trabzon’a gelecek” dedi. (Gelmedi.)
- “Trabzonspor başkanı konuşmaz icraat yapar. Biz zamanında yeteri kadar konuştuk, artık susma icraat yapma zamanımız geldi.” dedi. (İcraattan daha fazla konuşmak zorunda kaldı.)
- “Kulübümüzü, hem saha sonuçlarıyla hem de kurumsal yapısıyla Avrupa standartlarına getirmek için birçok hamle yaptık. Özümüze döndük, kendi değerlerimize görev ve yetki verdik.” dedi. (Öze dönülemediği gibi mevcut değerler de birer birer gönderildi. M.R.A., Hami Mandıralı, Yumlu, vb. Bu arada, 1461 projesi de küme düşürüldü.)
- “Vahid Hoca giderse bende giderim” dedi. (Vahid hoca gitti, kendisi kaldı.)
- “Aralık ayında şampiyonluğa oynayan bir takım yoksa ben giderim” dedi. (Şubat geldi.)
- Erkan Zengin transferinde imza atılmadan önce fotoğraf çektirildi sonra imza attırıldı. Bu yöntem bir zafer göstergesi olarak lanse edildi. (Tolgay transferinde oyuncu ile fotoğraf çektirildi, transfer son anda iptal oldu. Bu başarısızlıktan sonra fotoğraf çekmek yasaklandı. Aslına bakarsanız imza atılmadan önce fotoğraf çektirmek borsaya açık bir şirket olan Trabzonspor’da spekülasyonlara sebep olacak türden bir hareketti.)
- Mustafa Yumlu ve Zeki Yavru için ,“Biz olduğumuz sürece bu iki futbolcunun affı mümkün değil” dedi. (Bosingwa sakatlandıktan sonra Zeki affedildi, Mustafa geri dönme ihtimali olacak şekilde kiralık verildi.)
Bu demeçlerin ve sonuçlarının yaşandığı zaman zarfında Trabzonspor’da 4 teknik direktör ve sayısız futbolcu değiştirildi. Özellikle bu sezonda ve devre arasında büyük maliyetlerle yapılan transferlerle takım baştan aşağı yenilendi. Hatta sezon başında kurulan kadronun Trabzonspor’u bu sezon şampiyonluğun en önemli adayı yaptığı dillendirilmeye bile başlanmıştı. Bugünkü sonuca bakılırsa bu öngörünün fazlası ile uzağında kalındı.
* * *
Maça geri dönersek oyunun başından sonuna kadar Trabzonspor defansı elinden gelen mücadeleyi gösterdi. Sol ve sağ bek bölgelerine yerleştirilen Yusuf ile Salih’in oynadıkları yerler orijinal mevkileri değildi ve Fenerbahçe bu bölgelerden yüklenerek Trabzonspor’un dengesini bozmaya çabaladı. Bu ataklarda, Aykut ve Medjani kanatlardan yapılan ortaların büyük bölümünü savuştururlarken, defansın yetişemediği yerlerde ise Trabzonspor’da bulduğu forma şansı ile ikinci baharına göz kırpan Hakan Arıkan kalesinde devleşti.
Orta sahada Constant, Özer, Ekici ve Erkan Zengin kendi aralarında organize olamadıkları için baskı yapan rakibe defalarca top kaptırdılar. Özellikle ayağında topu fazla tutan Constant’ın kaptırdığı toplar takımı adına olası tehlikeleri başlamadan bitirdiği gibi, rakibin de yeni tehlikeler oluşturmasına vesile olmuş oldu.
Kanatlardan top gelmediği için ileride yalnız kalan Cardozo’nun bu oyun düzeninde etkili olması beklenemezdi. Fenerbahçe’de bugün Cardozo ayarında bir golcü olsaydı skoru kendi lehlerine çevirebilirlerdi. Trabzonspor’da ise Emenike ayarında bir forvet yer alsaydı, ileride daha çok top tutabilir, kale önünde etkili olma şansını yakalayabilirlerdi.
* * *
Trabzonspor şu an için bakıldığında iyi bir kadroya ve teknik ekibe sahipmiş gibi gözüküyor olabilir. Ancak gelen ve giden oyuncular, sakatlar, Afrika kupası vb. sebeplerle her maça ayrı bir kadro ile çıkmaları iyi işleyen bir takım haline gelmelerinin sürekli gecikmesine sebep oluyor. Sezon başından beri yapılan transferlerin yanı sıra, devre arasında transfer dilen Hakan Arıkan, Erkan Zengin ve Aytaç Kara ile takım biraz daha güçlenmiş durumda. Yine de Ersun Yanal’ın elindeki bu ekibin takım olabilmesi için daha çok zaman geçmesi gerekiyor.
Trabzonspor mevcut durumda şampiyonluk iddiasından oldukça uzaklaşmış durumda. Gerçekçi olmak gerekirse bu sezonu ilk 4 içinde tamamlamaları önemli bir başarı olur. Avrupa kupalarında Napoli’yi bir ihtimal eleyebilirlerse, Türkiye Kupası’nda da finale kadar işi götürüp kupayı kaldırabilirlerse bu sezon kısmen de olsa başarılı sayılabileceklerdir. Önemli olan, “Önümüzdeki sezon Ersun Yanal yönetimindeki Trabzonspor’un saat gibi işleyen bir takım haline gelebilecek mi?” sorusunun nasıl cevap bulacağıdır.
Bu arada İbrahim Hacıosmanoğlu’nun maç öncesindeki eylemleri sonuç vermiş olacak ki, hakem kararları her iki takım adına oldukça makul gözüktü. Maç sonucunda Hacıosmanoğlu hakem Bülent Yıldırım’a teşekkür ederek, istediği gibi bir maç yönetildiğini de ifade etmiş oldu. Bir TV kanalında yorumculuk yapan Rıdvan Dilmen’in şu sözleri de bir yandan bu görüşü destekler nitelikte iken, diğer yandan da bir itiraf niteliğindeydi aslında.
“İbrahim Hacıosmanoğlu’nun hakemi araması hakemi etkiledi mi? Bence etkiledi. Hakem Trabzon’u ezdirmedi”
Maç sonunda İsmail Kartal ve Mahmut Uslu Trabzon’u ezdik, perişan ettik vb. demeçlerle üzüntülerini bastırmaya çalışmışlar. Nihayetinde çok pozisyona girene değil gol atana puan verildiğine ve her iki takım da 1’er puanla haftayı tamamladıklarına göre bu sözler kendilerini ve camialarını kandırmak veya tatmin etmekten öteye gitmeyecektir. 1996 yılında Rüştü’nün Hami Mandıralı’nın frikikleri ve şutlarını 90’dan çıkarttığı, Trabzonspor’un Fenerbahçe kalesini ablukaya aldığı anları hatırlayalım. Trabzonspor’un 1 golüne karşılık 2 gol atan Fenerbahçe o sezon şampiyon sayılmıştı değil mi? Hatta bu maçında öncesindeki müsabakada Vanspor kalesini ablukaya alıp bir türlü gol bulamayan Trabzonspor Erkan’ın attığı golle 3 puanı kaybetmişti. O maçın bugün bile “Vanspor Faciası” olarak anıldığını, maç sonunda ne yöneticilerin ne de teknik ekibin rakibi ezdik, sildik, yok ettik tarzı demeçler veremediklerini, verseydiler bile bu demeçlerin komik olmaktan öte bir anlam taşımayacağını hatırlayalım. Sözü devam ettirmeme gerek yok sanırım.
Trabzonspor bugün liderin 13 puan gerisinde 6. Sırada yarışa devam ediyor. Puan tablosuna bakılırsa, bırakın şampiyonluğa oynamayı bir sıra önünde yer alan Şenol Güneş’li Bursaspor’un bile uzun bir süredir önüne geçemedikleri bir gerçek. Bu arada, Şenol Hoca’nın Bursaspor başındaki performansı ise ayrı bir yazı konusu olacak nitelikte.
* * *
Sözün özü, hem yönetim hem de Trabzonspor adına zaman hızla akıp gidiyor, krediler birer birer tükeniyor. Diğer yandan da Foucault Sarkacı salınımına devam ediyor. Bakalım, sarkacımız sezon sonunda bize hangi koordinatı işaret edecek? Merakla bekliyor olacağız…
Ercüment Yılmaz

