Carnegie Endowment for International Peace uzmanlarından Henri Barkey: 3 aşamalı plan düşünülmeye değer.
Carnegie Endowment for International Peace uzmanlarından Henri Barkey, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Libya için açıkladığı 3 aşamalı planını yorumladı. Barkey planın ‘ilginç ve ciddi’ bir fikir olduğunu belirtti.
ABD’deki düşünce kuruluşu Carnegie Endowment for International Peace uzmanlarından Henri Barkey, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Libya’ya yönelik üç aşamalı barış planının “üzerinde düşünmeye değer, ilginç ve ciddi bir fikir” olduğunu söyledi.
Barkey ile Türkiye hakkında kurum içi yapılan röportaj, kuruluşun internet sitesinde yayımlandı.
“Türkiye’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki isyanlara nasıl yanıt verdiğine” yönelik soruyu yanıtlayan Barkey, “önemli bir ticari güç” olan Türkiye’nin ekonomik refahının daha çok ihracata bağlı olduğunu ifade ederek, bu nedenle Türkiye’nin dış politikasında ticari çıkar ve yatırımların da önemle dikkate alındığını belirtti.
Barkey, Türk dış politikasının, Ortadoğu’ya da daha fazla ticaret, vizesiz geçiş ve ikili anlaşmalarla çok iyi entegre olduğu ve bu nedenle Türkiye’nin bölgedeki birçok rejimle güçlü bağlarının bulunduğunu söyleyerek, “Paradoksal olarak bu bağlantı Türkiye’yi, çarpıcı değişiklikleri görmeye isteksiz bir statükocu güç yapıyor ve sürpriz olmayan bir şekilde önce Libya, şimdi de Suriye, Türkiye için önemli baş ağrısı yaratıyor” yorumunda bulundu.
Libya’nın, Türkiye’nin Ortadoğu politikasında önemli zorluk yarattığını kaydeden Barkey, çatışmalar ilk başladığında ülkede 25 bin civarında Türk çalışan ile özellikle inşaat sektöründe milyar dolarlık kontratlar bulunduğunu hatırlatarak, bunların Türkiye’nin ilk başta “uçuşa yasak bölge oluşturulması ve Libya’daki muhaliflere desteğe karşı çıkmasına yol açtığını” ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın itirazı ve ardından uçuşa yasak bölge konusundaki “tereddütünden” Türkiye’nin “zarar ettiğini” ve Libya’da başta Bingazi’de olmak üzere Türkiye karşıtı gösteriler düzenlendiğini belirten Barkey, Başbakan Erdoğan’ın Libya’ya yönelik üç adımlı planından bahsederek, “Türkiye ‘partiye’ geç kalmış olmasına rağmen, üç aşamalı plan hala üzerinde düşünmeye değer, ilginç ve ciddi bir fikir” yorumunda bulundu. Barkey, planda yer alan birçok unsurun aslında, son dönemde Afrika ülkeleri tarafından sunulan planın temellerini oluşturduğunu belirtti.
“SURİYE ÖNEMLİ TEST OLACAK”
“Başbakan Erdoğan’ın Arap sokaklarındaki en popüler liderlerden biri olduğuna” da işaret eden Barkey, “ancak Türkiye’nin tüm bölge komşularıyla iyi ilişkiler kurma arzusunun bazı sorunlar da yarattığını” savundu. Henri Barkey, “Türkiye’nin Arap Baharı’nın bazı durumlarında tarihin yanlış tarafından yer alabileceğini hesap etmeli. Suriye bu hususta en önemli test olacak” değerlendirmesinde bulundu.
Ankara’nın Arap ülkeleriyle ilişkileri geliştirmede en çok çabayı Suriye için gösterdiğine ve iki ülke arasındaki ilişkilerin çok geliştiğine dikkati çeken Barkey, ülkedeki isyanların yayılmasıyla, şimdi Türkiye’nin “can havliyle” ne yapacağını çözmeye çalıştığını kaydetti. Barkey, “Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad gibi Türk hükümeti de Suriye’deki huzursuzluğun derinliğini tam olarak kavrayamadı. Ankara, Esad’ın güç kaybetmesini istemiyor. Ancak İranlılardan farklı olarak, Esad’a reform yapmasını tavsiye ediyor” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin ülkeye vizesiz girebilen Suriyeli mültecilerin akınına uğrayabileceğini de belirten Barkey, “Eğer Türkiye, Libya olayından ders almışsa, Suriye’de rejimin yanında yer alıyor izlenimi veremez. Türk hükümetinin, toplum ve siyaset üzerindeki acımasız denetimini azaltmaya ikna etmek için Esad ile temas kurmaya çalışmasının nedeni de bu. Bu aşamada, Türkiye için Suriye’de iyi bir netice görünmüyor” dedi.
“TÜRKİYE BÖLGEDE ‘KÜÇÜK AMERİKA’ HALİNE GELDİ”
Barkey, Türkiye’nin müreffeh ve demokratik bir ülke olarak bölgedeki birçok ülkenin model alabileceği bir ülke olduğunu, ancak bölge ülkelerinin kendi içerisindeki gelişmelere nasıl yanıt vereceklerini kestirebilmenin zor olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’nin model olmaktan çok ilham alınabilecek ülke olduğu yönündeki görüşüne katıldığını belirten Barkey, “Türkiye’nin rol model olup olamayacağına bakılmaksızın, AK Parti iktidarının yükselişinin Arap dünyasını cezbettiği şüphesiz” ifadesini kullandı. Bunun, ABD’nin geçmişte bölgede Türk modeli için yaptığı, ancak Türkiye’deki “baskıcı ordu” yüzünden etkili olmayan telkinleriyle zıtlık oluşturduğunu kaydeden Barkey, “AK Parti’nin, orduyu kışlasına geri göndermede başarılı olduğunu ve bunun sonucunda Türkiye’nin bölgede etkili söz sahibi olduğunu, AK Parti’nin başarısının Türkiye’ye, bölgede saygınlık ve nüfuz kazandırdığını” belirtti.
Türkiye’nin bölgedeki “poker oyununda güçlü bir ele sahip olduğunu, ancak Arap isyanlarının oyunun tüm kurallarını birden değiştirdiğini” ifade eden Barkey, “Türkiye’nin bölgedeki etkisi uzun vadede yükselişte olsa da kısa vadede bu konuda zorlukların bulunduğunu” söyledi.
Barkey, Libya’da ve diğer ülkelerdeki protestoların bazılarında görülen Türkiye karşıtı havayı örnek vererek, “İronik biçimde, Türkiye ne kadar değişimin tarafında yer aldığını düşündükçe, o derecede statükocu bir güç haline geldi. Bu noktada, bölgede ABD’nin pozisyonuna benzer bir duruma gelmiş olabilir. Türkiye’nin, kendi çıkarları, ticari kaygıları ve rejimlerle yakın bağlarıyla bölgede nasıl ‘küçük Amerika’ haline geldiği görülebiliyor. Dolayısıyla değişim, Türkiye’nin ekonomik ve ticari çıkarları için hayırlı olmayabilir. Türkiye’nin bu noktada yaşadığı sorun, ABD’ninkiyle pek farklı değil” değerlendirmelerinde bulundu.
Barkey, “seçimlerden sonra Türkiye’de de Arap ülkelerindekilere benzer protestolar veya gelişmelerin olup olamayacağına dair öngörüsünün” sorulması üzerine, bu konuda “Türkiye’nin yüz yüze olduğu en önemli problemin” Kürt sorunu olduğunu, seçimlerden sonra bu konunun “kriz noktası”na ulaşabileceğini kaydederek, Türkiye’nin “patlamayı bekleyen kendi saatli bombasının Kürt meselesi” olduğunu ileri sürdü.
Barkey, “Kürtlerin, Tahrir Meydanı’ndaki şiddet içermeyen gösterilere ve sivil itaatsizliğe özenebileceğini” belirtti.
Türkiye’nin bölgeyi Batıdan daha iyi tanıdığını söylediğini, ama isyanlara Batıdan çok daha iyi cevap veremediğini öne süren Barkey, “Türkiye’nin Batı ile aynı gemide olduğunu kabul etmesi gerektiğini, Arap isyanlarının Türkiye ile Batı arasında daha güçlü işbirliği için fırsat sağladığını” kaydetti. Barkey, bu bağlamda özellikle bölgedeki güç dengesi açısından önemli noktada olan Suriye’nin önemli bir test olacağını ifade ederek, Suriye’deki olayları izlemek, bilgi değişiminde bulunmak ve olasılık planları yapmak için Türk-Amerikan Kriz grubu oluşturulması önerisinde bulundu..

