İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR /
FİNK’İN SAVAŞI
YA DA
BAYKAL’A CD’Lİ KOMPLO
VEYAHUT
ATATÜRK TÜRKİYESİ’NİN GERGEDANLAŞAN GAZETECİLERİ?!
İçimizdeki İrlandalılar?!
“Düşmanınızdan on kat büyükseniz etrafını çevreleyip hapsedin, beş kat büyükseniz saldırın, iki kat büyükseniz bölün, eşitseniz anlaşma yapmak için temasa geçin, az sayıda iseniz aralarına nifak sokmaya çalışın, zayıfsanız kaçın!”
Sun Tzu
………..
RAP… RAP… RAP…
…………
Anayasa Mahkemesi’ne gitmeye hazırlanan CHP lideri Baykal’a, “Vakit” üzerinden yapılmak istenen “belaltı vuruş” (!) bağlamında, derinliği olan birkaç satır yansıtayım…
Ünlü Romen asıllı Fransız oyun yazarı Ionesco, “Gergedan” adlı oyununda bu durumu çok güzel hicveder.
Romen halkının “suskun” kalarak “Rap… Rap… Rap…” diye açık bir şekilde ayak sesleri duyulan “Faşizm”e, “Nazizm”e nasıl teslim olduklarını, kasabada yaşayan insanların nasıl birer ikişer “Gergedan”laştığını “ironik” bir dilde anlatır.
Ionesco oyununda izleyiciye; şu mesajı verir:
“Gergedanlaşmak, sadece Romenler’in değil, baskılara, diktatörlere, faşizme ya da komünizme savaşmadan, mücadele etmeden teslim olanların, boyun eğenlerin ve satılanların genel, açık kaçınılmaz kaderidir!”
………..
RAP… RAP… RAP…
…………
Nitekim…
Baykal’a “CD’li komplo” haberi, “Atatürkçü”, “Laik”, “Çağdaş” kanat için “turnosol kağıdı” işlevi gördü.
Kim gerçek Atatürkçü, kim sahte laik, gizli Fetullahçı ortaya çıktı!
Nasıl mı?!
Anlatayım:
Bu defa operasyon için gerekli ortayı “Taraf” değil “Vakit”in internet sitesi üzerinden yaptılar.
AKP & F Tipi Medya ise bu linç sürecinde geri durdu!
“Taraf” ise en “ahlak”çı yayın kesildi!
Yapılan ortaya ise kafayı “milyar dolarlık vergi cezası” üzerinden “Doğan Medya Grubu”na uzattırdılar.
Ciner’in HaberTürk’ü “medyatik linç”e ortak oldu!
Karamehmet’in Akşam’ı geri durdu!
Güngör Mengi ise tek kelime ile “F Tipi” Sarıgül için Baykal’ı sattı!
“Neden şimdi, bu iddialar doğru mu, bu komployu kim kurdu, CD içindeki kafa kurcalayan eşlemeler vb” sorular sormak varken, “istifa et” demek ne manaya geliyor!?
Bu anlamda, ha “istifa et” demişsin, “ha çekil, Sarıgül gelsin”; arasındaki fark ne?!
Oysa ki…
Mengi, ilk eşi hasta yatağında iken, şimdi ikinci eşi olan Ruhat Hanım ile SABAH’taki odasının kapısını kapatıp “hususi” görüşürlerken, hiç kimse SABAH’ın “Başyazar”ı olan kendisine, benzer bir imada dahi bulunmamıştır!
Mengi’nin bu satırları için yapılacak değerlendirme, “Kalıbından utan, suçluluğu ispat edilene kadar herkes suçsuzdur, haysiyet cellatlığı yapma” ya da “yazıklar olsun” veyahut “ilk taşı içinizde en temiz olan atsın, ki senin ellerin temiz mi”den öteye geçmez, geçemez.
Sözün özü:
AKP’li “yandaş gazeteci”leri tanıyoruz!
“F Tipi Medya”nın mensuplarını biliyoruz!
Şimdi sıra geldi, içimizdeki İrlandalıları ayıklamaya!
“Gergedan”laşanları tasfiye etmeye!
Nokta!
………..
RAP… RAP… RAP…
…………
Baykal’a “CD’li komplo”!
https://www.milliyet.com.tr/komplo-/guncel/haberdetay/08.05.2010/1235163/default.htm
(…)
Medyatava: Gazeteler, Baykal olayını nasıl verdi?
https://www.medyatava.com/haber.asp?id=65381
(…)
CHP: Sarıgül, Baykal için suikastçi tuttu!
https://www9.gazetevatan.com/chp-den-bomba-iddia/304463/1/Manset
(…)
Emniyet: Baykal’a suikast ihbarı doğru!
https://haber.gazetevatan.com/emniyet-suikast-ihbari-dogru/304465/1/Gundem
(…)
Sarıgül: Hukuki mücadele başlatacağım!
https://haber.gazetevatan.com/sarigul-cirkin-bir-iftira/304467/1/Gundem
(…)
………..
RAP… RAP… RAP…
…………
Öte yandan…
AKP & Gülen iktidarında, “Gergedanlaşan Türk Medyası” sorunsalı bağlamında bir başka örnek:
“Fink’in Savaşı”!
II. Dünya Savaşı sonrasının en seçkin Alman yazarları arasında yer alan Martin Walser tarafından kaleme alınmıştır.
Romanın kahramanı Stefan Fink, kendi halinde bir devlet memurudur.
Almanya’nın Wiesbaden kentindeki bir devlet dairesinde, tamı tamına 18 yıldır kilise ve din işlerinden sorumlu bir memur olarak çalışmaktadır.
Seçimlerde hükümet el değiştirince yeni “Devlet Bakanı” yalan ifadeler kullanarak ve hatta iftira atarak Fink’i bir başka yere tayin ettirip, yerine de hükümete yakın birini getirir.
Bakan, görevden almaya gerekçe olarak da, Fink’in görevini kötüye kullandığını, hakkında şikayetler olduğunu ileri sürer.
Artık bundan sonrası hikayenin kahramanı Fink için yalnızca bir yer değişikliği sorunu değil, aynı zamanda “onurunu kurtarma” sorununa dönüşmüştür.
İktidar partisi tarafından alçakça suçlanan Stefan Fink, savaşmaya karar verir.
Bunun için de elinden gelen her şeyi yapar.
Tanıdığı politikacıları devreye sokarak, kilolarca belgeyi gizlice kopyalar.
Yitirdiği saygınlığını, zedelenen onurunu kurtarmak için “tek kişilik bir ordu” gibi çılgınca didinir. İktidara karşı taarruza geçer.
Artık Fink’in iade-i onur savaşı başlamıştır.
Walser eserinde işte bu onurlu mücadeleyi anlatır.
Sözün özü:
AKP & Gülen iktidarına kadar, adlarının önünde “Cesur, kahraman, dürüst, soruşturmacı gazeteci” yazan fanilerin uğradıkları “metamorfoz” ya da “hamamböceğine dönüşme” süreci ortada!
O tür gazetecilerden bıraktım “Fink’in onurlu direniş”ini göstermelerini beklemeyi, ekran dolaşıp “ağlaşmayı kessinler yeter” ya da Güngör Mengi gibi “gölge etmesinler” başka “ihsan” istemeyiz!
………..
RAP… RAP… RAP…
…………
Ve…
Son olarak…
Bu anlamda bir fıkra:
Genç ve güzel bir kadın San Fransisco’da tramvaydadır.
Yanında oturan delikanlı onu bir süre süzdükten sonra, “Ne kadar güzel ayaklarınız var” der.
Kız elinde olmadan ayaklarına bakar.
Balmumumdan dökme gibi ayakları incecik bantlı sandaletler içinde gerçekten hoştur.
Ancak yanıt vermez.
Bakışlarını pencereye çevirir, dışarıyı seyretmeye koyulur.
Aradan az bir zaman geçer, delikanlı bu kez, “Görebildiğim kadarıyla bacaklarınız ve incecik ayak bilekleriniz de adeta eski bir Yunan heykeli gibi çekici. Üstelik de soğuk mermerden değil. Isınızı gözlerimle bile algılayabiliyorum” der.
Kız biraz yukarılara kaymış eteğini olabildiğince aşağı çekiştirir, kapatır.
Artık sadece dizleri görünmektedir.
Delikanlı bu kez, “Dizlerinizin yuvarlağı gururunuzu simgeliyor. Hiç kimsenin önünde diz çökmediğiniz nasıl da belli. Haklısınız, bu güzellik diz çökmez. Sadece önünde diz çöktürür” der.
Bu sözler üzerine kız gene ses çıkarmaz, pencereden bakar.
Bu kez delikanlı, “Ne kadar da…” diye söze başlayacak olur ama sonunu bir türlü getiremez.
Tramvay durakta durmuştur.
Yanındaki genç kız ayağa kalkmıştır, inmektedir.
Bu arada, tam tramvayın merdivenlerinden inerken, delikanlıya döner ve ilk kez sükuütunu bozarak ona bir mesaj verir:
“İncil’in 34. sayfasını açın 2. paragrafın ilk satırlarını okuyun!”
Genç kız bu sözü söyledikten sonra hızla uzaklaşır.
Delikanlı sonraki durakta iner.
En yakındaki kitapçıya gider.
Bir İncil satın alır.
34. sayfayı açar, 2. paragrafın ilk satırlarını okur.
Orada şunlar yazılıdır:
“Ey zavallı fani! Gözünü hep aşağılarda gezdirerek kendini yere, küçüklüğe hapsetme, biraz gözünü kaldır, yukarılara bakmayı öğren!”
Kıssadan Hisse: Baykal’a kurulmak istenen “CD’li komplo” bağlamında F Tipi İstihbarat Örgütü’ne de benzer bir tavsiyemiz olacak:
“Ey zavallı faniler! Gözünü hep aşağılarda gezdirerek kendini yere, küçüklüğe hapsetme, biraz gözünü kaldır, yukarılara bakmayı öğren!”
“Neden, niçin, niye?”, diye soracak olursanız…
Çünkü, “Kartallar yüksek uçar”!
Sevgiler
9 Mayıs 2010
Hayrullah Mahmud Özgür
