
İlk ısırık?! Hayrullah Mahmud yazdı. Türkiye gün be gün, Ortadoğu bataklığının içine çekiliyor. Sanki bir zamanlar’ın Beyrut’u.
İlk ısırık?!
Türkiye gün be gün, Ortadoğu bataklığının içine çekiliyor. Sanki bir zamanlar’ın Beyrut’u.
1 Mart 2003 Tezkeresi öncesi ya da sonrası Bağdat’ı aratmayan enstantaneler uçuşuyor, belli belirsiz gazete sayfalarında:
“Güvenlik yok.”
“Stratejik akıl yok!”
Erdoğan her geçen gün biraz daha Saddam’laşırken, Türkiye biraz daha Irak’laşmakta.
Bir parça Yugoslavya, Suriye ya da step by step (adım adım) Ukrayna.
Büyük ermeni kürt devleti procesi için ayrılan arazi parçası’nın üzerinde, Türk askeri dolaştırılıyor.
Eşzamanlı İran nüfuz alanından, Türkiye’nin içine saldırı hazırlığı anons’lanıyor!
PANZEHİR: SİSİ Mİ?
Nitekim…
Hal böyleyken…
Cevap’ını arayan basit soru:
Nasıl bir aday çıkartılmalı ki, Erdoğan yüzde 50 baraj’ının altında kalsın?!
Real politik’te; Mursi’nin panzehir’i Sisi!
22 devlet’i kapsayan BOP prejesi’nde, Mısır’ın durum’u da Ukrayna’dan, Suriye’den, Irak’tan, Libya’dan vb farklı değil!
Mevcut tablo değişmediği sürece, Sisi koltuğunu korur!
O vakit şöyle soralım: Dünya 5’ten büyük ise Mursi neden, niçin, niye halen içeride?! Putin, Mursi’nin mi yoksa Sisi’nin mi saf’ında?!
Cevap, real politik üzerinden Sisi ise so what?!
Erdoğan’ın güvendiği dağ’lara kar yağar mı, yağar, konjonktür ortada!
Taş düşebilir, kaya yuvarlanabilir, kutup ayısı çıkabilir!
Kaldı ki; AKP’nin eş genel başkanlarından, eski bakan Abdüllatif Şener de, “Erdoğan’ın karşısına nasıl bir aday çıkartılmalı?” soru’sunun cevap’ına kafa yoran’lardan.
İsim zikredilmese de, eski TBMM Başkanları’ndan Cemil Çiçek’in profil resim’i dolaştırılıyor kulis’lerde.
Muhafazakar kesim’den oy alacak ama ulusalcı, laik kesim’e de ters düşmeyecek bir ön yüz arayış’ı!
Abdüllatif Şener’i, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile aynı kare içinde okumak mümkün.
YEK’VÜCUT OLMAK
Ki…
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ülke’yi nasıl ikiye böldü ise Gül’ün Cumhurbaşkanlığı da, benzer sıkıntılı bir süreç’e işaret ediyor.
Silivri kumpas’ının izleri çok taze.
Erdoğan’ın liderliğinde, ünlü yüzler ve/veya bazı şöhret ses sanatçıları ile sınır’a yapılan seyahat, nasıl muhalefet cephesi’nde sert tepki gördü ise BOP’un final’inde iktidar cephesi de, muhalefet kadar acımasız bir söylem içinde!
AKP / Ak Parti’ye karşı!
Ukrayna örneği orta yerde dururken, cevap’ı aranması gereken basit soru şu olmalı:
“Türkiye nasıl yek vücut olur?!”
“BOP’un tasfiye listesinden en az hasar’la nasıl çıkar?!”
İki baş’lı bünyenin devam etmesi mümkün değil!
Ukrayna’da, Çekoslavakya’da, Yugoslavya’da vb yaşandı, tecrübe edildi, hikaye parçalanma ile son buldu.
Medya’ya yansıyan ve/veya yansıtılmayan ama dillendirilen ‘anket sonuçları’na göre yüzde 51 her iki taraf için de Kaf Dağı’nın ardında!
Yüzde 50 üzerinden cephe’leştirilen Türkiye’de, hangi aday kazanırsa kazansın, diğer taraf “öteki” olacak.
Doğu ya da Batı fark etmez, güç merkezleri tarafından ayrıştırılacak, çekiştirilecek, parçalanmaya giden yol’da her iki unsur da kullanılacak.
ÇAĞ’IN RUHU
Nüans?!
AKP içinde yaşanan sert ayrışmada, Erdoğan Doğu bloğu’nu temsil ediyor.
ŞİÖ’den, Putin’den, İran, Çin’den yana duruş sergiliyor.
Gül ise Batı bloğu’nu, NATO, ABD, AB cephesi’ni…
AKP / Ak Parti ya da Erdoğan / Gül arasında Türkiye’nin çekiştirilmesinden elde edilmek istenen fayda, büyük ermeni kürt devlet’ine giden yol ise “Büyük Resim”e dikkat kesilmek gerekmez mi?!
Gül’ü, Çankaya’ya uzlaşmadan çıkartan oy’lamaya gizli katkı veren Bahçeli, “2018 ikinci çeyrek’teki duruş’u ile hangi süreç’e gizli ya da açık destek veriyor?” diye sorgulamak gerekmez mi?!
3 Kasım 2002 sonrasında ne yaşandı ise herkes’in gözleri önünde yaşandı, mazi’nin sis’i pus’u kalmadı!
Yani?!
Sandık’a gitmeden Erdoğan’a giydirilen “Neo Enver kaftanı”na bakılacak olursa, “Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli” diyerek, “İran’la savaş”a akan süreç’in altını çizmek mümkün.
Bahçeli’nin katkı verdiği ‘Anayasa değişikliği’ne bakılacak olursa, Erdoğan, Saddam, Kaddafi’den de yüksek yetkilere sahip oluyor.
Ali kıran baş kesen!
Erdoğan üzerinden o güç’ü elde eden’in kim ya da kimler olduğuna bakıldığında, “Büyük Resim”de her şey çok net!
Federasyon Anayasası üzerinden pusu’da Barzan’cılar bekliyor.
Fırat’ın hangi taraf’ı Filistin’leşmekte dikkat kesilmek elzem ve/veya Neo Arap baharı’ndan mülhem kürt baharı için sokak’lara dökülmeye hazır’lananlar kim’ler?!
“Yüzde 1” sancısı, sinirlerin üzerine baskı yapan “diş ağrısı” gibi Ankara’yı bunaltıyor.
Ya o diş, uzman ellerde tedavi edilecek ya da kökünden çekilip alınacak, ağrı bitecek.
LADES ÇUBUĞU
Ve…
Son olarak…
Sınır’ın kıyısında “askeri kamuflaj” ile poz veren Erdoğan resmi’nin ön yüz’ünde, “TSK’nın da devlet’in de 1 numarası ben’im. Ben ne dersem odur” inisiyali var.
Arka yüz’de ise yol’un sonuna gelmiş, Batı ile Doğu kampı arasına sıkışmış bir başka Erdoğan enstantanesi var.
İran’la savaş’a mecbur!
Yani?!
“Lades çubuğu” gibi İsrail ve İran saf’laşması üzerinden çekiştirilen bir Erdoğan ya da Türkiye enstantanesi bu.
Ecevit’in, Erbakan’ın son’unu aratmayan, yeni’nin eski’si, her geçen gün biraz daha derin’leşen bir süreç bu!
Demirel, “İki ayak’la su’yun derinliği ölçülmez” diye öğütlese de, Erdoğan’ın iki ayak’ı da su’yun içinde!
Basit soru:
Sisi ile iş’gören Putin, Erdoğan’ın yerine hazırlanan isim’le iş’yapar mı ve/veya iş’birliğine girer mi?!
“Real Politik”te duygulara yer yoktur.
Elma’nın denenmesi yenmesi ise ‘kayan eksen enstantanesi” kapsamında, “ilk ısırık” Putin’den!
Nokta.
7 Nisan 2018
Hayrullah Mahmud
