K. 13/11 CIZ – Ra’d Süresi – Ne mutlu yaşarken ahret alemine (mânâ alemine) geçenlere; yani, ölmeden önce ölenlere.
Ayet:
“O insanın önünde ve ardında devamlı suretle nöbetleşerek görevlendirilen melekler vardır. Bunlar, Allah’ın emrinden ötürü, onu koruyup kollarlar. Bir toplum kendinde olan durumu değiştirmedikçe, hiç şüphe yok ki, Allah da o toplumda olan hali değiştirmez. Allah bir toplum için de kötülük irade buyurdu mu, onu geri çevirecek kuvvet yoktur. Artık Allah’ın dışında onları himaye edecek kimse olamaz. (K. 13/11) [Ayrıca bakınız:8/53] *
*Açıklama: Görevli melekler, insan günah işleyince onun için mühlet isterler, mağfiret dilerler yahut onu tehlikelerden korurlar veya Allah’ın emri sebebiyle insanın hallerini denetlerler.
Tefsir:
Belki her insanın geçirdiği tehlikeli olaylar vardır. İnsan bunları iyi düşünmeli, kendisinin yalnız, başıboş bırakılmadığını, ruhsal varlıkların gözetimi altında bulunduğunu bilmeli ve onlardan mahcup olmayacak işler yapmalıdır.İnsanda bulunan koruyucu meleklerin, insanın iyi ve kötü işlerini yazan melekler olduğu da rivayet edilir. Meleklerin, bizim işlerimizi yazması, bizim bildiğimiz yazı türünden değildir. Bu, tıpkı öğrenilen şeyin beyne tespit edilmesine: benzer.
Râzî’nin de dediği gibi: İnsanın yaptığı her iş, ruhunda bir iz bırakır. Bu iş tekrar edildikçe bir meleke hâsıl olur. Eğer bu meleke (yetenek), yararlı işlerle kazanılmış sevindirici bir meleke ise kişinin ruhsal mutluğu artar, ölümünden sonra onunla sevinir. Eğer bu meleke ruhuna zararlı ise ölümünden sonra ruhu onunla rahatsız olur.
İnsanın her hareketi, sükûnu, ruh cevherinde az çok bir saadet veya şekavet izi bırakır. İşte İslâm filozoflarına göre amelleri yazan melekler, fiillerin etkilerini ruha ileten kuvvetlerdir. Yazılanlar da yapılan işlerin ruh üzerindeki etkileridir. (Râzî. Mefâtihu’l ğayb. 19/21)2,
Av. Eren Bilge Balta Yorumu:
Her insanda; olumsuz bir iş yapmaya kalktığında o olumsuz işi yapmaması için kendisini uyaran bir duygu hemen hareket geçer. İçine doğan bu duygu kendisini uyarır. “Yapma! Sana yakışmaz. Suç işlemiş oluyorsun. Yargı yakana yapışır…”
Ne var ki bu arada karşıt duygu da başını kaldırır. “Eline fırsat geçmişken durma, o da sana şunu şunu yapmıştı. İyisi mi fırsat eline geçmişken yapacağını yap!”
Buradan da anlaşılıyor ki insan ruhunda karşıt iki duygu vardır. Her ne kadar Yunus Emre “Bir ben var bende benden içeri!” demişse de Yunus Emre’nin bu sözünü şu şekilde dile getirirsek daha doğrudur:
“İki ben vardır bizde bizden içeri…”
Bu konuda bir İslam ünlüsü şöyle demektedir:
“Abdullah b. Mes’ûd dedi ki: Âdemoğlunda bir şeytan, bir de melek lümmesi (yakını) vardır.
Şeytan lümmesi şer ile tehdîd ve hakkı tekzip (Yani Allah’ı tepelemesini…) eder.
Melek lümmesi ise, hayır vâad eder ve hakkı tasdik (Yani Allah’a uyulmasını…) eder.
Her kim (içinde bu hissi) (Yani doğruluğa yönelten duyguyu…) bulursa bilsin ki o Allah’tandır, Alla’ha hamd etsin.
Öbürünü hisseden de şeytandan Allah’a sığınsın…” (PEYGAMBERİMİZİN KUR’ANI TEFSİRİ. Doç. Dr. Suat yıldırım. Kayıh’an Yayınları. s. 759)
Bilindiği gibi Şeytan; kötülüğün simgesidir. Bizi daima, türlü gerekçeler ileri sürerek, kötü olanı yapmaya zorlar.
Burada adı geçen Melek ise Allah’ın simgesidir. Allah da bizi daima iyi olanı yapmaya yöneltir.
Bu ikili insan ruhunda daima bir savaş içindedir. Eğer Allah’ın sesine kulak vererek doğru olanı yaparsak tevhit kavramı gereğince Allah’ı birlemiş oluruz.
Allah, nerede olursa olsun insanla birliktedir. Bu gerçek Kuran’da şu biçimde dile getirilir: “Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.” K. 57/4)
İnsana düşen kendisini uyaran CIZ! Duygusuna uyarak doğru olanı yapmasıdır. Böylece Allah’ın çağrısına uyarak huzur ve güven içinde bir yaşam sürdürür.
İnsanın yaptığı olumsuz davranışlar tefsirde de belirtildiği gibi insan ruhunda iz bırakır ve etkisini ölünceye değin bırakmaz.
Bu sözlerimi yaşarken öbür dünyaya, ahret alemine geçenler; yani, mana aleminde kulaç atanlar daha iyi anlar.
Biline ki ahret âlemi de insan yaşarken söz konusudur. Çünkü “Allah, ölülerin değil dirilerin Allah’ıdır. (İncil. Mat. 22/32)
Ne mutlu yaşarken ahret alemine (mânâ alemine) geçenlere; yani, ölmeden önce ölenlere; İsa deyimiyle Yeniden Doğan’lara…
Av. Eren Bilge Balta

