“ŞER”DEKİ “HAYIR” / BİR KAPIYI KIRK KERE Mİ ÇALMALI, KIRK KAPIYI BİRER KERE Mİ ÇALMALI YA DA LİMAN VE KAPTAN VEYAHUT MEVZU-U BAHİS VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR?!Kaptan & liman?!
“Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyebilenindir. Başarı ise ‘Başaracağım’ diye başlayarak sonunda ‘Başardım’ diyebilenindir.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
———————
RAP… RAP… RAP…
————————–
Eski bir Çin hikayesi şöyledir.
Köyün birinde yaşlı bir adam yaşarmış.
Çok fakirmiş ama Kral’ın bile kıskanacağı bir ata sahipmiş.
Kral bu at için ihtiyara neredeyse Hazine’nin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.
“Bu at, bir at değil benim için bir dost, insan hiç dostunu satar mı?” demiş.
Bir sabah kalkmışlar ki at yok!
Köylü ihtiyarın başına toplanmış.
“Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler.
İhtiyar, “Karar vermek için acele etmeyin” demiş.
“Sadece ‘at kayıp’ deyin, çünkü gerçek sadece bu. Ötesi sizin yorumunuz. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa şans mı bunu henüz bilemiyoruz.”
Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler.
Aradan 15 gün geçmeden, bir gece ansızın at dönmüş.
Meğerse çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.
Dönerken de vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.
———————
RAP… RAP… RAP…
————————–
Bunu gören köylüler ihtiyardan özür dilemişler.
“Tamam,” demişler, “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için. Şimdi bir at sürün var.”
“Karar vermek için yine acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar.
“Sadece atın geri dondüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?”
Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmişler ve “Bu adam sahiden budala” diye iç geçirmişler.
Bir hafta geçmeden, ihtiyarın tek oğlu vahşi atları terbiye etmeye çalışırken attan düşmüş ve bacağını kırmış.
Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun bir süre yatakta kalacakmış.
Köylüler gene gelmiş ihtiyara “Bir kez daha haklı çıktın,” demişler.
“Bu atlar yüzünden tek oğlun uzun süre bacağını kullanamayacak. Sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın!”
İhtiyar, “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.
“O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin yorumunuz, sizin verdiğiniz karar. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.”
Birkaç hafta sonra düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış.
Kral son ümitle eli silah tutan herkesi askere çağırmış.
Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu hariç bütün gençleri askere almışlar!
Köyü matem sarmış.
Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş.
Giden gençlerin öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.
Köylüler gene ihtiyara gelmişler, “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki hiç dönmeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, şansmış meğer!”
“Siz erken karar vermeye devam edin,” demiş ihtiyar.
“Oysa gelecekte ne olacağını kimse bilemez. Bilinen tek gerçek var, benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde! Bunların hangisinin talih, hangisinin şansızlık olduğunu kim bilebilir ki?”
———————
RAP… RAP… RAP…
————————–
Bu öyküyü, Mümin Sekman’ın “Her Şey Seninle Başlar / Kişisel Kurtuluş Savaşınızı Başlatın” başlıklı kitabının 91. sayfasından aldım.
Yaşamda buna benzer nice öykü var.
Sekman kitabında, bu Çin öyküsünün altına şu notu düşmüş:
“Doğada başarı ya da başarısızlık yoktur, sadece sonuçlar vardır!”
“Eski Tapınak Duvarındaki Yazıt”ın bir yerinde ise şu sözler yer alır:
“Hey Kaptan! Yolcular, denizde karşılaştığın fırtınalarla ilgilenmezler. Gemiyi limana yanaştırıp yanaştıramadığınla ilgilenirler!”
Bu bakımdan yaşamda verilen mücadeleden de önemli olan “rota” ve yanaşılmak istenen “liman” tercihidir!
Türkiye’nin “rota”sı ve yanaşmak istediği “liman” yıllardır belli!
Mustafa Kemal ve Mehmed Akif’in hükmü şahsiyetinde beliren kılavuz tercihi de!
———————
RAP… RAP… RAP…
————————–
Ve…
Son olarak…
Bir Afrika atasözü şöyle der:
“Afrika’da her sabah bir Ceylan uyanır. En hızlı Aslan’dan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa ona yem olup öleceğini bilir. Afrika’da her sabah bir Aslan uyanır, en yavaş Ceylan’dan hızlı koşması gerektiğini, yoksa açlıktan öleceğini bilir!”
Bu bakımdan yaşamda ayakta kalmak için “Aslan” ya da “Ceylan” olmanızın önemi yok!
Her sabah uyandığınızda, Atatürk Türkiyesi’nin ilelebet devam edebilmesi için koşmanız ve/veya “yanlış liman” tercihinde bulunmaya cür’ret eden “Kaptan”dan hesap soracak kadar “cesaret”e sahip olmanız yeter!
Aksi halde “Aslan” da olsanız fark etmez!
“Ceylan”
sürüsünün peşinde yok olup gidersiniz.
Ezcümle, mevzu-u bahis vatan ise gerisi teferruattır.
Sevgiler
Hayrullah Mahmud
6 Aralık 2005
