AnasayfaAlaturka OnlineKediyi tersine yürütmek?!

Kediyi tersine yürütmek?!

KEDİYİ TERSİNE YÜRÜTMEK / 15 NİSAN’DA ABD’NİN AKP’YE VERDİĞİ EK SÜRE DOLUYOR YA DA ERDOĞAN’DAN “İŞSİZLİK SANAL SORUN” VE/VEYA “EKMEK BULAMIYORLARSA PASTA YESİNLER” ÇIKIŞI VEYAHUT KELEBEK ETKİSİ?!

 

 

Kediyi tersine yürütmek?!

 

“Bir düşmanı yenerseniz, onunla çok fazla savaşmayın, yoksa bütün bildiğiniz numaraları ona öğretirsiniz”!

Napolyon    

…………………….

“MİT”!

Ya da…

“Made in Turkey”!

…………………

“Vatan” değil!

“Anavatan”!

“Balık” değil!

“Fil” hafızalı devlet!

Sözün özü:

“Büyük resim”deki hareketliliği dikkatle izlemek lazım.

………………..

I. Dünya Savaşı nasıl başladı?

https://tr.wikipedia.org/wiki/I._D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1

(…)

II. Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olan provokasyon?

https://tr.wikipedia.org/wiki/II._D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1

(…)

III. Dünya Savaşı resmen başladı!

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14385506.asp?gid=200

(…)

Uçak neden düştü?

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14383074.asp?yazarid=19&gid=61

(…)

Uçak niye düşürüldü?

https://www.odatv.com/n.php?n=komplo-teorileri-havada-ucusuyor–1004101200

(…)

Stalin’in kafalarından vurdurduğu 22 bin esiri anacaklardı, uçakları kafa üstü çakıldı!

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14383468.asp?gid=200

(…)

…………………

Demokrasinin bir “araç” olarak kullanıldığı 2000’li yıllarda, kürede “Enerji koridoruna hakim olma” mücadelesi bağlamında, “İstihbarat savaşları” yaşanıyor.

Bir anlamda, I. Dünya Savaşı’nın rövanş dalaşı bu!..

Klasik anlamda ise III. Dünya Savaşı!

“Post Modern” anlamdaysa “IV. Dünya Savaşı” yapılıyor.

Bir diğer ifade ile “Yıldızlar –HAARP- Savaşı” bu!

Sözün özü:

Roma’da iç savaş var!

“Nükleer zirve” öncesinde, Polonya’nın Rusya’ya sıcak bakan “devlet yöneticileri”ni taşıyan uçağın düşmesi ile birlikte resmen “III. Dünya Savaşı” başlamış oldu.

Nokta!

…………………..

İstihbarat dünyasında “Walking back the cat” (kediyi tersine yürütmek) diye bir deyim vardır.

Bu sonunda gelinen noktadan geri adımlar atarak olayın başlangıç nedenini bulmak ve olayı çözmek anlamına gelir.

Sözün özü:

Bugünün hikayesi geçmişte yazıldı!

Çankaya’da büyük bir “kördüğüm” var!

Küresel Matrix’te değişen paradigma bağlamında, “Gordion Düğümü”nü çözmek ve/veya çözecek kadronun önünü açmak lazım!

Rap… Rap… Rap…

Nokta!

………………………

Allah rahmet eylesin, rahmet istedi, sevgili dostumuz Ali Bars’ın, biz dostları arasındaki lakabı “Mr Nash”ti.

Bu “mahlas”ı ona ben takmıştım.

Rahmetli, “Matematik doğa ile iletişim dilidir. Türkiye bu iletişimini kaybettiği için yıllardır bir krizden diğerine sürüklenip duruyor” derdi.

Denis Guedj, “Papağan Teoremi” kitabında bu anlamda şu satırlara yer verir:

“Tavşanların çoğalmasına büyük ilgi duyan Fibonacci, bir gün bir tavşan çiftinin bir yıl sonunda kaç yavruları olacağını merak etti. Ocak ayında çiftleşmeye başlayan çift, şubat ayında ikinci bir çift dünyaya getirir, bu çift de her ay bir çift doğurur. Her çift de doğumundan sonraki ikinci ayda yeni bir çift, daha sonrakiler de ayda bir çift ritmiyle devam ettirirler bu işi. Fibonacci çiftlerle ilgili olarak şu sayıları elde eder: 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233.

Bir yıl sonunda 232 çift tavşan dünyaya gelmiş olur! Bu sıralamadaki her sayı, üçüncüden başlayarak kendisinden önceki iki sayının toplamıdır. Fibonacci bu tavşan çiftleri dizisiyle matematikte, sayılar dizisini bulmuş oluyordu.”

Sözün özü:

Doğanın “iletişim dili”ni bilmeyen ya da öğrenmeyen veyahut doğadaki değişime uyum sağlayamayan her canlı yok olur!

Nokta!

……………..

1960 ‘lı yıllarda Türkiye’de, The Times Gazetesi ve Associated Press Ajansı adına görev yapmış bir gazeteci vardı.

Adı; David Hotham’dı.

Bu İngiliz gazeteci, Türkiye’deki görevi sona erince, memleketine geri döndü.

Sonra da Türkiye üzerine gözlemlerini içeren bir kitap yazdı.

Kitapta, Türkler’in iş yapma biçimi ve düşünce kodları üzerine çok ilginç gözlemler vardı.

Hotham, kitabında özetle şöyle diyordu:

“Türkiye’deki duruma bir bakın. Mantıklı bir tahminde bulunun. Sonra da önünüzdeki kağıda bunun tam zıttını yazın. Mutlaka doğru sonucu kestirmiş olursunuz!”

Daha sonra bu kitap, Türkiye’de görev yapan neredeyse tüm yabancı diplomatların başucu kitabı oldu.

Türkiye’ye operasyon yapan istihbarat servisleri de, Hotham’ın kitabını masalarının üstünden hiç eksik etmediler. 

Sözün özü:

Türkiye, “olmaz olmaz”ların ülkesi!

Her zaman “sürpriz” yapma şansı var!

………………………

Kurtuluş Savaşı’nın “çekirdek” kadrosu: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14383508.asp?gid=233&srid=4079&oid=1&l=1

(…)

Hilmi Özkök: Polemiğe girmeye mecbur bırakıldım!

https://www.milliyet.com.tr/kozmik-polemige-elestiri/fikret-bila/siyaset/yazardetay/11.04.2010/1223513/default.htm

(…)

AKP’nin İran’dan taraf “Nükleer Şerpa”sı!

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14374819.asp?gid=200

(…)

Erdoğan: İşsizlik sanal sorun!

https://www.turktime.com/haber/Erdogan-Isadamlarina-Yuklendi-Issizlik-Sanal-Sorun-Insanimin-Emegini-Somuruyorlar/91481

(…)

İngiltere’de, “Muhafazakar Parti’den “rap rap postal”lı seçim kampanyası!

https://www.milliyet.com.tr/ingiltere-de-obama-tipi-genel-secim/dunya/sondakika/03.04.2010/1221002/default.htm?ref=haberici

(…)

………………………

 

AKP’nin yaptığı gibi “Hileli seçim”le iktidar olmak…

Bir daha birkaç kez daha seçilmek mümkün ama Türkiye’nin geleneğinde seçilmiş olanların ihtilallerle gitmeleri de var.

Rahmetli Özal’a göre her mali kriz, her döviz darboğazı, bir ekonomik büyük operasyonu gerektiriyor. Operasyondan sonra hasta yatağında yatan güçsüz iktidarları ihtilaller kolayca vuruyor.

1960, 1971, 1980 İhtilalleri’nin nedeni, 1957, 1970 ve 1980 yıllarının büyük para operasyonlarıdır.

Özal ağır konuşuyor:

“Türkiye’nin 1970’ler sonunda girdiği mali krizin nedeni Süleyman Demirel’dir.”

Özal, kendisinin, döviz darboğazlarına girilmeyecek bir ekonomik politika izleyerek, demokratik rejimi güvenli sularda tutabildiğini söylüyor.

Bu bağlamda “10 yıl kanunu”:

1908’de II. Meşrutiyet oldu.

1918’de savaş sona erip imparatorluk yıkıldı.

1930’de, Serbest Fırka patlaması!

1939’da, yeniden savaş ve İsmet Paşa dönemi.

1950’de beyaz devrim ya da yeter söz milletindir diyen Menderes!

1960’da sivil diktatör Menderes’e Anayasa darbesi!

1971’de bir muhtıra!

1980’de bir ihtilal!

1990’nın 3 Aralık’ında genelkurmay Başkanı Torumtay istifa etti!

1997’de 28 Şubat süreci…

2007’de, Genelkurmay, Irak konusunda Torumtay çizgisinde olduğunu açıkladı, AKP “İran” için ABD’ye söz verdi ve Ergenekon operasyonu başladı!.

 

………………….

 

Bu anlamda, mazi kalpte bir yaradır…

Kurtuluş Savaşı’nın “çelik çekirdek” kadrosundan İsmet İnönü, “Arkadaşlar! Eğer bir memlekette erbabı namus laakal eşirra kadar sabur olmazsa o memleket behemehal batar” der.

(Eğer bir memlekette namuslular da, en az namussuzlar kadar cesur olmazsa, memleket batar) sözü sürekli gündeme geldi.
Gelin, İnönü’nün 5 Temmuz 1931 tarihinde yaptığı bu konuşmanın önüne ve arkasına bakalım biraz.
İnönü o gün diyor ki:
…Herkes herhangi bir vesile ile kendini matbuat diline düşürüp de haysiyetinin örselenmesinden, insan yüzüne bakamayacak hale gelmesinden korkuyor.”
…Matbuat, murakabe altına girmiştir ve söyledikleri aşgın ve taşgın gittikleri işler için milletin murakabesi altına girmişlerdir.”
…Matbuatın şu şirkete, bu şirkete müracaat ederek şantaj yaptıklarını dahi işitmişimdir.”
İnönü’nün o günkü konuşmasında sarf ettiği tarihi bir söz daha var:
Matbuat hürriyetinin zararlarını evvela arkadaşları olan diğer matbuat bertaraf etmek mecburiyetindedir. Evvelen matbuat yekdiğerine murakabe etmelidir.”

………………….

Erdoğan’ın “İşsizlik sanal sorun” sözleri bağlamında birkaç satır daha…

“Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!”

Bu söz, Fransız Kraliçesi Marie Antoinette’ye maledilir.

Ancak, Alphonse Karr’ın 1843 yılında kaleme aldığı kitapta yer alan ifadelere göre, bu sözleri 1760 yılında veya daha önce Toscany Düşesi sarf etmiştir.

Daha sonra Antoinette’yi halkın gözünde küçük düşürmek için bu sözler ona maledilmiştir.

Jean Jacques Rousseau’nun 1766’da kaleme aldığı “itiraflar” adlı eserinde anlattığı bir olay da bu iddiayı doğrular.

Antoinette doğmadan 15 yıl önce, yani 1740’ta Grenoble’de geçen bir olaya atıfta bulunan Rousseau, bir prensesin, “Halk ekmek bulamıyor” diyen muhafızlarına, “Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler” dediğini yazar.

Ki…

“Demir Leydi” Margaret Thatcher, Erdoğan’ın iki katı yani 15 yıl Başbakanlık yaptı.

Sonra anılarını yazdı.

Anılarının bir yerinde (sayfa 394) diyor ki:

“Kişilere hakaret etmek, politika yapmanın yerini tutamaz. Panik belirtisidir.”

Hazreti Ali “Devlet Adamlarına Öğütler” adlı kitapta diyor ki:

“Her söylediğine evet diye baş sallayanları değil, sana yanlışlarını söyleyenleri dinle!”

 

…………………..

 

Dr. Sam Vaknin, “Hastalıklı Kendini Sevme- Narsizm” başlıklı eserinde, Erdoğan, Gül gibi kendini beğenmiş, kibirli faniler için şu saptamaları yapar:

Fantezi veya davranışlarda en iyi bilinen örnek, kendine hayran olmak, methedilme ihtiyacı duyan, empati kurma eksikliği gibi hususlara sahip kimseler. Genellikle erken ergenlikte başlar ve farklı durumlarda kendini gösterir. Bir kişinin ‘Patalojik narsist’ sayılabilmesi için, aşağıda sıralanan 5 ya da daha fazla kriteri karşılaması gerekmektedir.

Şöyle ki:

1- Kendini önemli, çok büyük ve ihtişamlı biri olarak hissetme.

2- Limitsiz başarı, şöhret, kendini her şeye kadir gören, bir benzeri olmayan zekaya (parlak akıl, yetenek) sahip olduğunu düşünen (beyne dayalı narsizm), güzel beden ve yüksek cinsel performansa sahip olma, (fiziksel duyuma dayalı narsizm), ideallerin adamı olma ve çok daha fazlası şeklinde kendini görme. Sürekli bir şekilde bahse konu hallerde olduğunu düşünmek.

3- Tamamıyla tek ve erişilmez, özel yaratılmış olduğuna kendini inandıran. Sadece kendisi gibi yüksek seviyede, eşsiz ve erişilmez, insanlar tarafından anlaşılabilir ve ikna edilebilir olarak kendini gören.

4- Aşırı derecede ilgiye, takdire ihtiyaç duyan, aşırı methedilen, sürekli doğrulanmak ve teyit isteyen. Dile düşmekten, başarısızlıktan korku duyan bir kişiliğe sahip olanlar.

5- Kendini her şeye kadir gören, karşı taraftan sürekli olarak ve nedensizce öncelikli ve özel muamele görme isteği olan. Beklentilerinin talep etmeden ve anında tamamıyla ve otomatik olarak karşılanmasını bekleyen.

6- Başkalarını, kendi başarısı için kullanmayı iyi becerebilen ve bunda kendisi için hak gören.

7- Empati kurma yeteneğinden mahrum. Başkalarının istekleri ve ihtiyaçlarını görme ve anlama konusunda isteksiz ve başarısız olan ve bunlara önem vermeyen. 8- Başkalarının fikirlerini ve inanışlarını (hükümlerini) ancak ve ancak kendisi ile aynı olduğunda (kendi fikirleri ile örtüştüğünde) destekleyen arkasında duran kimseler veya kişilikler.

9- İşi bozulduğunda, önüne engeller çıktığında veya zorlandığında, haksız iddialarda bulunan, küstah, kaba ve itici davranışları bulunan kimse!”

Sözün özü:

İsimler ortada!

Profil ortada!

Fazla söze ne hacet!

 

………………………

 

Bir anekdot:

I. Dünya Savaşı yapılmış…

Mağlup olmuşuz.

Dönemin keskin kalemlerinden Süleyman Nazif köşesinde, “Kara gün” diye müthiş bir yazı kaleme almış.

İşgal kuvvetleri de bunun üzerine onu Malta’ya sürmüşler.

Malta sürgünleri arasında Enver Paşa’nın babası da var. Bir gün sohbette laf çapkınlığa gelmiş. Herkes gençliğinde başından geçen çapkınlık hikayelerini anlatıyormuş.

Sıra Enver Paşa’nın babasına gelince, “Allah’a şükür, ben çok masumum. Çünkü hayatımda hiç harama uçkur çözmedim” demiş.

İmparatorluğun batışından Enver Paşa’yı sorumlu tutan Süleyman Nazif atılmış,

“Ah Paşa hazretleri” demiş, “Keşke helale de uçkur çözmeseydiniz de, o zaman Enver de başımıza çıkmaz, bizler de burada olmazdık!”

 

…………………………

 

 

Ve…

Son olarak…

AKP’nin “İran” tercihi bağlamında, “kediyi geriye doğru yürütecek” olursak, karşımıza şöylesi bir tablo çıkıyor:

1 Mart kazığını yemiş Batı, AKP’ye hiç güvenmemiş!

“Deliğe süpürmeyin kullanın” ricası, ABD, AB, İsrail’de gerçek manada kabul görmemiş!

Özetle Batı, ipi AKP’nin eline verip, TSK’nın, AKP’ muhaliflerinin üzerine sürmüş ve “kendi kendini intihar et” (!) demiş!

15 Nisan keskin bir viraj!

Bu tarihte, Batı’nın “İran operasyonu” bağlamında AKP’ye vermiş olduğu “ek süre” “resmen” dolmuş oluyor.

Tüm “arka planlar” resmen değişiyor!

Batı tercihini resmen “Atatürk”ten yana kullanırken, AKP & Gülen Cemaati de eksen tercihini “İran”dan yana kullandığını “resmen” dünyaya ilan etmiş oluyor.

Bu anlamda “Ak karga” ile bir “kedi” hikayesi:

“Ak Karga”, soğuk bir kış gününde yiyecek bulmak için kanat çırpıp duruyormuş.

Hava o kadar ayazmış ki, minik karga dayanamayıp karın üstüne düşmüş.

Ak Karga, çaresiz soğuk karın üstünde ölümü beklerken, oradan geçen bir inek onun üstüne doğru hacetini gidermiş.

Karga öyle bir sinirlenmiş ki, kanatları donmamış olsa kalkıp ineği dövecek!

Bir de bakmış ki, pisliğin sıcaklığı ile kanatları çözülmüş ve yaşama geri dönmüş.

O esnada öyle bir sevinçle ötüyormuş ki, oradan geçen bir kedi bunun sesini duymuş ve inek dışkısını eşeleyip kargayı çıkarmış.

Kurnaz küçük karga bu harekete de çok sevinmiş.

“Kedi”ye tam teşekkür edecekmiş ki…

Kedi, işbilmez, yol yöntem bilmez ak kargayı yemiş!

(Çok yazık!) 

Bu hikayeden çıkaracağımız 3 ana fikir var:
1- Her üstüne doğru hacetini gidereni düşmanın sanma!

2- Seni her boktan çıkaranı dostun da sanma!

3) Ve en önemlisi, pisliğin içinde mutluysan sesini çıkarma…

Sözün özü:

“Kelebek etkisi” kavramı ya da teorisi, “Bir sistemin başlangıç verilerindeki ufak değişikliklerin, büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesi” esasına dayanıyor.

AKP & Gülen Cemaati’nin, Azrail ile ertelenen randevusu bağlamında, kaçınılmaz bir “kelebek etkisi” bu!

Ya da Michael Jackson gibi “kediyi geriye doğru yürüttüğünüzde”, karşınıza “1 Mart Tezkeresi”nin “bumerang etkisi” yapan bir başka efekti çıkıyor!

Amerikalı Harry Truman’ın altını çizdiği gibi “Eğer sıcağa dayanamayacaksanız, mutfaktan çıkarsınız!”

Sonsöz: “Uzun süre bir nehrin başında oturursanız, bütün düşmanlarınızın cesetlerinin önünüzden geçtiğini görürsünüz.”

Nokta!

 

Sevgiler

12 Nisan 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi Buraya Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

502,317BeğenenlerBeğen
88,780TakipçilerTakip Et
3,552TakipçilerTakip Et
7,662TakipçilerTakip Et
58,900AboneAbone Ol

Kaçırmayın