KILIÇDAROĞLU AÇILIMI / AKP’DEN “CHP AÇILIMI” YA DA “ALEVİ AÇILIMI” VEYAHUT SEN DE Mİ BRÜTÜS?!
Kılıçdaroğlu açılımı?!
“Haksızlara baş kaldırmayanlar, onlardan gelecek kötülüğe katlanmalıdır!”
“Haksızlık önünde eğilmeyiniz, çünkü; hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz!”
Hz Ali
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————–
CHP’de “genel başkanlık yarışı” ve/veya “Referandum öncesinde, CHP’yi parçalama, zayıflatma operasyonu” bağlamında derinliği olan birkaç satır…
“Şef çok, kızılderili yok!”
Neden, niçin, niye?!
Çünkü; “CHP” tepeden tırnağa “lider”lerden kurulu bir partidir.
Her üyesi CHP’ye “genel başkan”lık yapabilecek kadar “özgüven” sahibidir.
CHP’ye “genel başkan” seçilecek kişinin, aynı zamanda “eşitler içinde birinci olacağı” unutulmamalıdır.
Bir de “Sivil dikta”yla mücadele edeceği!..
Buna rağmen, Baykal’ın onur istifası sonrasında herhangi bir aday çıkmadı!
Neden, niçin, niye?!
Çünkü, “Saygı”, “vefa”, “adam olmak” bir de “suçluluğu ispat edilene kadar herkes suçsuzdur” şiarı gereği, olması gereken buydu!
Hal böyleyken…
CHP İl Başkanları toplantısı öncesinde, Kemal Kılıçdaroğlu, resmen “genel başkanlık”a aday olduğunu açıkladı!
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————–
Nitekim…
Bu bağlamda, “Baykal istifa etsin” ya da “geri dönmesin” diyen medyada, “çarşaf açılımı” yapan Kılıçdaroğlu’na büyük destek var.
Neden, niçin, niye?!
İsmet Paşa, CHP’de yaşanan son kongre hazırlıklarını görse, Kemal Kılıçdaroğlu için “Gerdeğe girecek damat gibi sabırsızlanıyor” derdi.
Sezar görse, “Sen de mi Brütüs!”
Ki…
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan” adayı olduğunda medyanın Kılıçdaroğlu’na taktığı lakap, “Gandhi Kemal” oldu!
Ne var ki, Baykal’ın “onur” istifasının ardından acele etti, “Brütüs Kemal” oldu!
Neden, niçin, niye?!
Çünkü, Baykal, “Komplo CD” yüzünden istifa etti!
Suçlamaları kabul etmedi, “Bu bana ve partime karşı yapılmış bir komplodur” dedi.
Erdoğan gibi yapmadı!
Kaldı ki, böylesi bir ortamda, 24 saati ile kayıt altında olan, izlenen gözlenen Baykal gibi bir ismin, CHP’li bir milletvekili ile “yasak aşk” yaşadığını düşünmek, “Korku imparatorluğu”na dönüşen bir konjonktürde, “insan zekası” ile alay etmek ve/veya “bilinç yarılması” değil de nedir?!
Baykal’a “Hırsız” diyemedikleri için “çapkınlık yapıyor, eşini aldatıyor” demeye getirdiler, ama netice ortada!
Yarın Baykal’ı hedef alan “CD’nin büyük bir düzmece” olduğu ispatlanır ise merak ediyorum, Kemal Kılıçdaroğlu kamuoyunun önüne çıkıp ne diyecek?!
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14751468.asp?gid=373
Daha önce burada da yazdığım üzere Baykal’ın “eleştirilecek” birçok yönü olabilir ama şimdi bunun ne sırası ne de zamanı!
Hülasa; Kılıçdaroğlu kendisine yakışanı yapmadı, kendisinden beklenmeyeni “fırsatçılık” yaptı,” AKP perde arkalı sermaye”nin gazına geldi, “kazanıyorum derken kaybetti”!
Baykal ise “kaybettiği” zannedilirken, basınç altında sakin kalmayı becerdi, kazandı!
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————–
Öte yandan…
“Basınç altındaki sakin duruş“unu bozmayan Baykal’a, Neo Roma’da yaşanmakta olan “iç savaş” bağlamında, M.S. 2. yüzyılda yaşamış ünlü Roma İmparatoru Marcus Aerulius‘tan birkaç özlü söz yansıtayım…
(…)
“Dalgaların gelip çarptıkları bir kaya kadar sağlam olmaya çalış. Onlar gibi sağlam bir biçimde çevrende fokurdayan suların sakinleşmesini bekle. ‘Ben ne kadar şanssızım. Bak bu olay benim başıma geldi’ ya da aksine ‘Ne kadar da şanslıyım, başıma gelen bu şey beni utandırmıyor, ne şimdiki zaman tarafından eziliyorum, ne de gelecek zamandan korkuyorum.’ Böyle bir şanssızlık herkesin başına gelebilir. Ancak herkes üzüntüye kapılmadan yaşayamaz. O halde neden buna şanssızlık diyoruz, bu pekala bir şans değil mi? Belki de sen bir insanın şanssızlığının kendi doğasıyla uyum içinde yaşamamasından başka bir nedene bağlıyorsundur? İnsanın doğasıyla çatışmayan bir şeye sapma denilebilir mi? O zaman çatışmanın ne olduğunu biliyoruz. Peki başına gelen şey senin adaletli, bilge, ihtiyatlı, dikkatli, içten, duygularını belli etmeyen özgür bir insan olmanı veya insan doğasının ortaya çıkmasını, kendine özgü amaca ulaşmanı sağlayacak olan diğer niteliklere sahip olmanı engelleyebildi mi? O halde karşılaştığım her güçlükte şöyle bakmalıyım: Bu yaşadığım şey şanssızlık değil, sadece ona katlanabiliyor olmak bir şanstır.”
(…)
“Eğer bir insan düşüncelerimin yanlışlığını bana gösterirse ben de düşüncelerimi değiştiririm. Çünkü ben gerçeği arıyorum, hatalarında ve bilgisizliklerinde direnenlerden başka hiç kimse gerçeklerden zarar görmez.”
(…)
“Her zaman iyilik yaptığında ve birisi ondan yararlandığında aptal insanlar gibi üçüncü bir ödül daha beklemek anlamsız. İyilik yaptığının bilinmesi ve bunun için sana iyilik yapılması da anlamsız.”
(…)
“Ne kadar kızarsan kız, onlar her zaman aynı şeyi yapmaya devam edecekler.”
(…)
“Eğer bir adam seni üzerse kendi kendine dünyada böyle insanların olmamasının imkansız olup olmadığını sor. Eğer imkansız ise, imkansızı isteme. Bir hırsızla, bir hainle veya başka kötü insanlarla karşılaştığında da böyle düşünmeye çalış. Çünkü onlar her zaman var olacaklardır. Bu kişi bana nasıl zarar verdi? Kızdığım insanların hiçbiri aklıma zarar veremedi. Benim aklıma zarar veya yarar getiren her şey benim elimdedir. Cahil adamın cahil gibi davranmasında şaşılacak bir şey yok. Belki de cahilin cahilce davranmasını beklemediğin için sen suçlusundur.”
(…)
“Uyandığında kendine doğru yaptığın için insanların seni eleştirmelerinin bir önemi var mı diye sor. Önemi yok. Diğer insanları överken ya da eleştirirken kendileriyle gururlanan bu insanların yatakta veya sofrada nasıl davrandıklarını, nelere ulaşmaya çalıştıklarını, nelerden kaçtıklarını, elleri ve ayaklarıyla değil de en değerli yanlarıyla, yani ruhlarıyla hırsızlık ve yağmacılık yaptıklarını görüyor musun?”
(…)
“Olaylara, sana düşüncelerini kabul ettirmek isteyen insanların baktıkları açıdan değil, kendi gördüğün açıdan bak.”
(…)
“Şunları asla unutma: İmparator veya yasa koyucu olarak insanların iyiliğine olduğunu düşündüğün şeyleri yap. Eğer sana yanlış yaptığını veya düşündüğünü gösteren biri olursa düşüncenden hemen uzaklaş. Fakat bu yeni düşünce adalete ve ortak çıkara yönelik olmalıdır. Seçim yaparken sadece bunu göz önünde tutmalısın. Yapacağın şeyin sana ün kazandırıp kazandırmayacağını ya da insanların hoşuna gidip gitmeyeceğine göre değil!”
(…)
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————–
Ve…
Son olarak…
Günün moda deyişi ile söyleyecek olursak:
“AKP, açılımlar serisine ‘CHP açılımı’ ile devam ediyor”!
Ya da “CHP” üzerinden “Alevi açılımı” yapıyor!
Veyahut, referandum öncesinde CHP’yi parçalama operasyonu yapıyor!
Sözün özü:
“CHP” üzerinden oynanmak istenen oyunun adı, “Azeri Türkçesi”ndeki söylenişi ile “Ayır Buyur Stratejisi” ve/veya oyunudur.
İngilizler’in deyişi ile “Böl ve yönet“!
Bakalım, CHP’nin “akil adamları” bu oyunu bozabilecek “buz gibi akıl”a sahipler mi?!
Ezcümle zaman “Kılıçdaroğlu açılımı” zamanı değil!
Nokta!
Sevgiler
18 Mayıs 2010
Hayrullah Mahmud Özgür
