‘KISA DÜŞ’ÜN SONU /
ATATÜRK TÜRKİYESİ’NE ŞİRK KOŞMAK
YA DA
ABD, AB, İSRAİL, “12 EYLÜL SİVİL DARBE SÜRECİ”NDE VE “İRAN OPERASYONU” ÖNCESİNDE, AKP’NİN ARKA PLANINDAN “RESMEN” ÇEKİLİRKEN
VE/VEYA
RÜŞVET ALAN CUMHURBAŞKANLARI, BAŞBAKANLAR, PAŞALARA NE OLUYOR, ONLARI KİMLER KUKLA GİBİ OYNATIYOR
VEYAHUT
AKP İLE PERDE ARKASINDA UYUMLU 28 ŞUBAT’IN PAŞALARI NEDEN ŞİMDİ “SİLİVRİ TOPLAMA KAMPI”NA KAPATILMAK İSTENİYOR?!
‘Kısa Düş’ün sonu?!
“Zaman zaman bu dünyada bir adam kalkar.
Şişinerek, “İşte buradayım” der.
Kısa bir düş boyunca sürer zaferi,
Ölüm gelmiştir bile ve “İşte buradayım” der.”
Ömer Hayam
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
“Bilinç yarılması”na gerek yok!
Eski CIA Başkanı Michael Hayden diyor ki:
“İran’a askeri harekât, her zamankinden daha yakın!”
https://www.turktime.com/default.asp?page=haber&id=101660
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
“İran operasyonu” ve AKP’nin “12 Eylül 2010 sivil darbe süreci” bağlamında birkaç izlenim notu…
Türkiye’ye “demokrasi” getireceğini iddia eden AKP, herkesin gözü önünde “sivil darbe” yapıyor.
Bu süreçte AKP’nin içerdeki gizli ya da açık ortakları:
Çakma liberallar yani II. Cumhuriyetçiler!
Kaltaban sermaye!
Siyasal İslamcılar!
Sahte Atatürkçüler!
Sahte Türk Milliyetçileri!
Sahte İslamcılar!
Sahte Demokratlar!
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
2010 yaz süreci bağlamında vaziyet analiz:
AKP, 8 yıllık iktidarı süresi boyunca…
Kendi bürokrasisini yarattı!
Kendi sermayesini yarattı!
Kendi medyasını yarattı!
Kendi istihbarat teşkilatını (derin devlet) yarattı!
Kendi Polis’ini yarattı!
Şimdi sıra kendi “Asker”ini ve “Yargı”sını yaratmaya geldi!
12 Eylül (sivil darbe süreci) referandumu ve 2010 YAŞ süreci bunun en keskin dönemeci!
AKP, bu zorlu iki eşiği aştı mı, önünde “engel” diye bir şey kalmayacak.
Hal böyleyken…
12 Eylül 2010 süreci öncesinde son durum…
AKP’nin küresel aksta, arka planında artık Batı yer almıyor.
Almanya ve İngiltere, kendi büyük ekonomik ve sosyal sıkıntıları gereği AKP’nin arka planından “resmen” çekiliyor.
ABD ise “İsrail’in güvenliğini tehlikeye attığı” gerekçesi ile AKP’nin arkasından çekiliyor.
Rusya, Çin, İran ise kendi coğrafyalarında, AKP üzerinden operasyon yapıyor ama ağırlık taşımak isteyen yok!
Enerji projeleri, büyük ekonomik kriz nedeni ile rafa kaldırılıyor.
(Kaldı ki, elektrikli otomobiller çağın yeni gözdesi ise neden enerji için bunca savaş yapıldı? Büyük enerji şirketlerinin kağıtlarını düşürüp, ucuz yoldan el değiştirmesini sağlamak için olabilir mi?! BP’nin, ABD açıklarındaki petrol kuyusu skandalının sabotaj olduğu ortaya çıkmaya başlamadı mı?!)
Sözün özü:
“12 Eylül sivil darbe süreci”nin arka planında, artık yabancı hiçbir devlet yok!
ABD çekildi!
İsrail çekildi!
İngiltere ve Almanya çekildi!
Fransa çekildi!
Rusya kıyıya çekildi!
Çin, Hindistan kendi coğrafyalarında!
İran hem AKP’nin yanında hem değil hem de AKP’yi küresel aksta bir piyon gibi kullanmaya devam ediyor.
Ezcümle, AKP karşı devrim sürecini, bundan gayrı kendi adına “asaleten” yürütüyor.
Nokta!
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
“Cennet de Cehennem de senin içinde!”
Ömer Hayam
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
Bilgenin yüreğinde her dilek,
“Anka Kuşu” gibi gizli gerek!
Damla nasıl inci olur denizde:
Sedefler içinde gizlenerek.
Ömer Hayyam
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
Diyebilirsiniz ki, bu işler nasıl oldu?
Küresel aksta, Olimpos Dağı’nın tepelerinde, AKP ile kolkola giren arka planlar ile Anka Kuşu misali şöylesi diyaloglar geçmiş olabilir:
“1- Çekiliriz aradan, AKP Türkiye’deki büyük baş Yahudileri tek tek vurmaya başlar! İshak Alaton, Bension Pinto, Haleva vs! Ergenekon ucubesinin üzerine bu cinayetleri atmaya çalışsa da, ölmüş olursunuz! (İstanbul’daki kanlı sinagog saldırısı!)
2- AKP, Arap aleminde rüzgar yapmak için Batı noktalarının üzerine gitmeye başlar. Başta ABD olmak üzere, Almanya ve İngiltere sefaretlerine ve Türkiye’deki “finansal noktaları”na saldırı olur, görürüz karışmayız söylemeyiz, seyrederiz.” (İstanbul’daki İngiliz Başkonsollusluğu binasına ve HSBC merkez binasına yapılan bombalı saldırı!)
3- Türkiye’de iş gören Batılı diplomatlar ve işadamlarını AKP Özel Örgütü kaçırıp öldürmeye başlar, bu işi de ucube Ergenekon örgütünün üzerine atmaya çalışsalar da, bu süreci görür, susar, üç maymunu oynayarak bizler de sizin yaptığınız gibi her şeyi görmezden geliriz. Kendi yarattığınız canavar tarafından teslim alınırsınız.
Vs vs vs…
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
“Dervişlik dedikleri
Hırka ile taç değil
Gönlün derviş eyleyen
Hırkaya muhtaç değil
Hırkanın ne suçu var
Sen yoluna varmazsan
Vargıl yolunca yürü
Er yolu kalmaç değil
Dirsin Şeyh’in aşkına
Yalın ayak başı açık
Er var dirlik dirlikmiş
Yalın ayak aç değil
Durmuş marifet söyler
Erene Yunus Emrem
Yol eriyle yoldadır
Yolsuza yoldaş değil!”
Yunus Emre
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
“Küresel sermaye”, AKP gibi bir “Truva atı”nı içimize nasıl soktu diye soranlarınız olabilir.
Tabii ki, “rüşvet” yolu ile…
“Rüşvet” tarihte devletleri, imparatorlukları yıkan en büyük “illiyonik araç”!
Bu bağlamda, “rüşvet” alıp ya da yanlış işlere bulaştıkları ve bilindikleri halde ayakta duran bir sürü isim var!
Neden, niçin, niye?!
Çünkü “rüşvet”i bir “alan” bilir bir de “veren”!
Bu işin görünen yüzü!
Bir de o rüşvet üzerinden operasyon yapmak için tüm bu enstantaneleri kaydeden istihbarat servisleri!
Hal böyleyken…
“Rüşvetçi Cumhurbaşkanları”, “Rüşvetçi Başbakanlar”, “Rüşvetçi Bakanlar”, Rüşvetçi Paşalar”, “Rüşvetçi Emniyetçiler”, “Rüşvetçi Yargıçlar”, “Rüşvetçi gazeteci ve gazete patronları” ile rüşvet veren işadamlarının yanlış işlerinin hepsinin kayıt altında olduğunu düşünebilir miyiz?!
“Evet”, tabii ki!
Bu anlamda yeni soru şu olmalı:
AKP & Gülen iktidarında “rüşvet” alıp verip, kayda çekilip kucağa oturtulan ya da önceden bu yana kucakta olan “kirli” ve/veya “rehin düşmüş” isimler hangi istihbarat servisinin kucağına oturtulmuş durumda!?
O istihbarat servisi, bu “rüşvetçi” isimlere hangi özel hareketleri “istemleri” dışında yaptırıyor olabilir!?
Pazar günkü Habertürk’te “Rüşvet zararlı mı yararlı mı?” başlıklı bir yazı yayınlandı.
Yazıyı kaleme alan Anayurt ve HaberTürk yazarı Güran Tatlıoğlu.
Şimdi diyebilirsiniz ki, neden o yazının linkini basmadın!?
MİT’in renkli AKP’ye destek ya da el boyamayan göz boyayan bülteni, haberleri kağıdın en pahalısına basıp, içi boş haberlerle yüz sayfadan fazla sözde gazete yapıp satacağım derken, internete o yazıları koymamayı “artı” bir satış tekniği olarak gördüğünden olsa gerek.
Neyse, demem şu deme:
Bir istihbarat servisi, “Rüşvetçi Cumhurbaşkanları”, “Rüşvetçi Başbakanlar”, “Rüşvetçi Bakanlar”, Rüşvetçi Paşalar”, “Rüşvetçi Emniyetçiler”, “Rüşvetçi Yargıçlar”, “Rüşvetçi gazeteci ve gazete patronları” ile rüşvet veren “işadamları”nı kucağa oturtmuş, kedinin fare ile oynadığı gibi oynamaya devam ediyor?!
Hadiseye bir de bu açıdan bakmak mümkün!
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
AKP iktidarında Türkiye’de “iç siyaset” manzaralarına gelince…
AKP, “12 Eylül sivil darbe süreci”nde, asaleten hareket ediyor.
Dışta ortağı kalmasa da, içerde yönetsel katta “korku” ya da “tamamen duygusal” gerekçeler ile destekçisi çok!
Aynı zamanda, MİT üzerinden siyasi operasyon yapıyor AKP!
CHP’de, Kılıçdaroğlu üzerinden Baykal operasyonu!
SP’de, Kurtulmuş üzerinden Erbakan Hoca operasyonu!
DSP’de, Rahşan Hanım üzerinden, hem DSP hem de CHP operasyonu! Ecevit’in doktoru Erdoğan ile boşuna kucaklaşmadı!
BDP’de, Apo üzerinden taban operasyonu!
DP’de, Çiller ve Özal üzerinden Yılmaz operasyonu!
BBP’de, Gökçek üzerinden Yazıcıoğlu operasyonu! Ki, BBP artık tamamı ile AKP’nin stepnesi!
MHP’de Bahçeli & Ongun rekabeti üzerinden taban operasyonu!
Sözün özü:
AKP, referandum öncesinde güvenlik bürokrasisi üzerinden iç siyaseti de karıştırdı.
Böl, parçala, yönet mantığı içinde hareket ediyor.
Netice, AKP, 12 Eylül’de de sandıktan çıkar!
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
Nitelikli okur soruyor:
AKP’nin, “Silivri Toplama Kampı”na dönüş operasyonu bağlamında, “Balyoz” için düşüncen nedir diye soranlar var.
1- 28 Şubat’ın Çetin Doğan Paşası’na sahip çıkmak bana değil, başta Çevik Bir, Fatih Çekirge olmak üzere o cenaha düşer.
2- Paşa da olsa fark etmez, kazık kadar adamlar, kendileri ile AKP’nin oynadıklarını düşünüyor iseler oynatmasınlar. Yok eğer açıkları/rüşvet olduğu için AKP bu isimler üzerinden operasyon yapıyor ise söylenecek fazla bir söz yok! Çekecekler! Biz temiziz, açığımız yok diyenler var ise ki var, onlar başlarını kaldırsınlar, konuşmaya başlasınlar.
3- Büyük demokrat (!) Nazlı Ilıcak, patronundan izin alıp patronunun danışmanı Çevik Bir ile ne zaman söyleşi yapacak!?
Vs vs vs…
Sözün özü:
AKP, İran operasyonu öncesinde, emekli görevde fark etmez, devlet, medya, işdünyası içindeki “28 Şubatçı yol arkadaşları”ndan kurtulmak istiyor.
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a şehit cenazesi sırasında bir kadın, “Biz madalya falan istemiyoruz, durdurun bunu” diye tepki göstermiş.
Başbuğ da bu tepki üzerine, “Gerekirse bu ülke için ben de canımı veririm, o kadar” diye bir cevap vermiş.
Bu sözlerin daha orjinalini, vakti zamanında Hilmi Özkök, Başbakan Erdoğan’ı korumak için söylemişti.
Bir şehid cenazesinde, gözlüklü Erdoğan’a isyan eden bir şehid annesine Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, hiç gereği yokken, “Ne bağırıyorsun, sadece senin çocuğun mu öldü” diye terslemişti.
Sonra da başta karısı olmak üzere herkesten tepki görmüştü!
Şimdi AKP medyasının gündeminde Başbuğ ve ailesi var.
Bu bağlamda, Alman din adamı & şair Martin Niemöller’den birkaç mısra:
“Almanya’da, Naziler komünistleri içeri attı.
Sesimi çıkarmadım!
Çünkü Komünist değildim.
Sonra Yahudileri içeri tıktılar.
Bu kez de sesimi çıkarmadım.
Çünkü Yahudi de değildim!
Derken sıra sendikacılara geldi.
Hala susuyordum!
Çünkü sendikacı da değildim.
Sonunda beni de götürdüler.
Ama sesini çıkaracak kimse kalmamıştı!”
Vs vs vs…
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
VIP gündem:
İran…
YAŞ!
12 Eylül sivil darbe süreci…
Finansal kriz!
İstanbul depremi!
Köşk savaşları!
Medyada yeni ortaklıklar!
Kırılma nokta!
Değişen arka planlar!
Bumerang etkisi!
Derinleşen kaos ortamı!
Vs vs vs
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
Ve…
Son olarak…
Muhyiddin Arabi “gizli şirk” bağlamında der ki:
“Allah’ın kulları üzerindeki en büyük hakkı, ‘şirk’ koşmamaktır. Her şeyi yaratan, alan veren Allah’tır. Yalnız, dünyada birtakım sebepler koymuş, alemde cari hadiseleri o sebeplere bağlamıştır. Onların sebepler, kanunlar olduğunu unutup onlara meyletmek ve işlerini onlara bağlayıp Allah’ı unutmak ‘gizli şirk’tir. Mü’mine en zararlı şey, esbaba bağlı olmaktır. Allah’ın varlığını, birliğini hemen hiç inkar eden yoktur.”
Sözün özü:
Devletler de aynı mantık ile çalışır.
AKP iktidarında, “Atatürk Türkiyesi”ne şirk koşan fanilerin vay haline…
13 “Eylül’de gel” demiştim sana!
Vs vs vs….
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
“İnsanlar sadece çözebilecekleri meseleleri kendilerine mesele ederler.”
Karl Marx
———————-
RAP… RAP… RAP…
———————————–
Sevgiler
26 Temmuz 2010
Hayrullah Mahmud Özgür
