AnasayfaAlaturka OnlineKıymetli İyi İnsan

Kıymetli İyi İnsan

Kıymetli İyi İnsan,

Hayri Balta,

Maillerinizi alıyorum. Sizi azminiz, gayretiniz ve çıkarmış olduğunuz kitabınız için tebrik ediyorum.

Kitabınızı bana hediye etme düşüncenizden dolayı da teşekkür ediyorum. Bu güzel niyetinizden dolayı sizden o hediyenizi almış  kabul ediyorum. Yalnız sizden şunu istirham ediyorum ki; bana müsaade edin sizin gayretinizin eseri olan kitabınızı kendi gayretimin neticesi olan param ile almak istiyorum. Bana vermek istediğiniz kitabınızın Ankara’da satışı yapılan bir kitapçı adresini ve ismini verirseniz bizzat gidip alacağım.

Sizin ellerinizden almış gibi olacağım ve altını çize çize okuyacağım. Bir de yazışmalarımızı kitap yapacağınızı bildirmişsiniz. Buna sevindim. Bunun için de ayrıca tebrik ediyorum. Radikal Müslümanların çok şey öğreneceğini söylediğiniz bu kitap, inşallah Müslüman olmayanların da çok şey öğrenmesine vesile olur diyorum…

Kendisi için çizdiği yoldan dönmeme azminde olan büyüğüme, yolunun sonunun hayıra çıkması için dua ettiğimi bildirir.

Saygı ve sevgiler sunarım..

BİR KUL. 15.9.2002

+

Sayın Güzel İnsan,
Saygıma, sevgime layık insan,
Alınca e-mailini sevindim inan.

Kitabımı alacağın adresi veriyorum:
“Kızılay, Sakarya Cad. Konur Sok. 22/1,
Toplum Yayınevi sahibi Remzi İnanç” diyorum.

Bu adrese giderseniz,
“Av. Hayri Balta bana kitap bırakacaktı!” derseniz…

O, size bir tane verecektir.
Ve de sizden kitap bedeli istemeyecektir.
Benim bu isteğime de,
Güzel insan daha fazla direnmeyecektir…

Altını çize çize okumanı,
İşine geleni almalı,
İşine gelmeyeni almamalı…
Aklı başında bir insan,

Hiç kimseyi,
Kendisi gibi düşünüp inanmaya zorlamamalı…

Yazışmalarımızdan oluşan kitabı,
Arayış içinde olanlar okumalı…
Okuduktan sonra herkes

Kendi meşrebine uygun olanı almalı.

İşin doğrusu da budur,
Herkes yaratılışı nasılsa,

Kendini ona göre oluşturur.
Kuran’da bu oluşum:

“Biz rahmetimizi kime dilersek ona nasip ederiz!” (K. 10/56)

Diye buyrulur.
Kuran’daki bu tümcenin benzeri aşağıda İn. Rom. 8/30’da bulunur…

Bu tümceyi anlamış olsaydı Peygamberler,
Kimsenin canına kıymazlardı;

“İmana gel ya kafir!”diye teker teker…

Burada Yunus Emre’nin şu sözleri

Düşündürmeli erenleri:

“Cennet cennet dedikleri

Birkaç gılman, birkaç huri

İsteyene ver sen onu

Bana seni gerek seni”

Bu dörtlükteki “Seni gerek seni!” den murat: İnsanın nefret yerine sevgiyi yeğlemesidir.
Sevgi, Tanrı’nın ta kendisidir,
Çünkü sevgi duygusu, nefret duygusuna göre daha yücedir.

Din ilminde kötü düşünceler şeytana mal edilir;
Doğru, güzel, iyi düşünceler Tanrı diye yüceltilir.

Bir de bana derler; dinsizdir, imansızdır, kâfirdir…
Zerre kadar Tanrı bilgisi olan bana böyle dememelidir…
Çünkü çarpılır,

Ayın-bayın olur, ağzı-gözü eğrilir….

Bu nedenle derim ki ister benim gibi düşün, ister tam tersi…
Benim insan olandan beklediğim,
Eğer o insan kötü olanı yapmıyorsa,
Görmelidir, nefret değil, sevgi…
Bu nedenle demiştir Yunus Emre:

“Bana seni gerek seni…”

Her zaman söylemişimdir yine söyleyeyim bari.
İnsan, hiçbir zaman çıkarmamalı aklından İncil’deki şu tümceyi:
“Tanrı sevgidir.

Sevgide yaşayan Tanrı da yaşar.

Tanrı da onda yaşar!” (İn.Yuh. 4/16)

Eğer nefrete layık insan varsa, yani kötü yolda ise,
Tanrı’yı (Doğruyu, güzeli, iyiyi… Hak’kı…) tepelerse,
Onu cezalandırmak bize düşmez…
Tanrı (Toplum örfü, akıl, sağduyu, vicdan…)

Ona ceza vermeye üşenmez…

Ben Tanrı (Bilgelik, doğruluk, dürüstlük, erdem, iyilik, güzellik, hoşgörü…) yolundayım,
Varsa insanlığa aykırı bir davranışım, gösterin doğrultayım,

Tanrı benim doğruluğumdur, doğruluk benim kayamdır.
Tanrı’nın velilerine (Olumlu davranışlara, Üstün değerlere, yüce kavramlara, genel doğrulara sahip çıkanlara Tanrı velisi denir. Yoksa camiye, kiliseye, localara, sinagoglara gidenlere değil…)

Korku haramdır…

Çünkü: “Tanrı (Sağduyu, akıl, vicdan, insanlık değerleri…)

ayırmış olduklarını çağırdı.
Çağırdığı kişileri doğrulukla donattı.

Doğrulukla donattıklarını yüceliğe kavuşturdu.

(İn. Romalılara, 8/30) diye yazılmıştır. (Benzeri için: Bak yukarda Kuran, 10/56)

Bu satırlarımı okuyan;

Diyecek ki Hıristiyan mı, yoksa Müslüman mı bu adam…
Ne Hıristiyan’dır, ne Müslüman’dır bu adam;

Kendini akılcılığa, bilgiye, bilgeliğe, erdeme

Adamıştır bu satırları yazan…

Denir: Dört kitabın dördü de haktır;
Bu kitaplarda günümüze uyan da vardır, uymayan da vardır.
Marifet;

Bu kitaplardan günümüze uyanı almak, uymayanı almamaktır.

Cahildir, ya da bencildir, insanları kâfir-mümin diye ayıran,
Düşmemeli böyle diyenlerin ardına aklı başında olan…

Şimdi kal sağlıcakla,
Saygılar, sevgiler sana..
Bir de güzel insanın

Saygı değer hanımına…

Av. Hayri Balta, 16.9.2002

Hayri Balta
Hayri Baltahttps://www.AlaturkaOnline.com
Hayri Balta Kimdir? 1932 yılında Gaziantep’te doğdu. 10 yaşında iken annesi öldü. Çocukluğunun kış günlerini Gaziantep’in Tabakhane semtinde; yaz günlerini de Gaziantep’e yakın İbrahimli köyündeki bağlarında geçirdi. Zorlu bir çocukluk ve gençlik döneminden sonra, 1974’te Ankara Hukuk Fakültesine girmeyi başardı ve hem çalışıp hem okuyarak 1979 yılında Hukuk Fakültesini bitirdi ve bir yıl da staj gördükten sonra 1980 yılında (48 yaşında) avukatlığa başladı. Avukatlık yaptığı sırada Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucularından oldu. İlk iki Yönetim Kurulunda Genel Sekreter yardımcısı olarak görevli iken 11 Mart 1991 tarihinde ağır bir kalp krizi geçirince kalbinin % 70’i çalışamaz bir duruma geldi. ADD’deki görevinden ayrıldı ve doktorların sözü üzerine avukatlığı bıraktı. O günden bu güne değin de evinde yazarlık yapmaktaydı.

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi Buraya Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

501,526BeğenenlerBeğen
91,917TakipçilerTakip Et
3,552TakipçilerTakip Et
7,662TakipçilerTakip Et
58,900AboneAbone Ol

Kaçırmayın