İstanbul’da üçüncü köprü güzergahı ile ilgili tartışmalar sürüyor.
Üçüncü köprünün güzergahı açıklandığında “hayııııııııır” diye bir çığlık yükseldi içimden.
Nedeni de Garipçe.
Avrupa yakasının en saklı balıkçı köyü GARİPÇE.
Sarıyer’den sonra Rumeli Feneri-Kilyos yönünde 6 km. uzaklıkta
Garipçe Köyü; Boğazın Karadeniz girişine hakim manzarası, temiz havası, taze balıkları, antik kaleleri ile huzur arayanları kucaklıyor.
İki kıtayı ayıran nehir görünümlü boğazın muhteşem görünüşü daha yolda etkiliyor insanı.
Garipçe; İstanbul Boğazı’nın Karadeniz girişinde yer alan, Rumeli Kavağı ile Rumeli Feneri arasında yer alan; Sarıyer ilçesinin ise 9 köyünden biri… İlçeye 10 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Beykoz ilçesinde bulunan Poyrazköy ise Karadeniz’e en yakın yerleşim yerlerinden biri.
2008 senesinde, İstanbul’da kahvaltı keyfi yapmak uğruna çekilen çileye, alternatif mekan olarak gösterdiğim Garipçe Köyü ile ilgili bir makale yazmıştım.
O yazımın başlığı ise; “Bir Tatlı Huzur Almaya Geldik” idi.
Garipçe Köyünün halkının doğallığından, define avcıları sayesinde neredeyse harabeye döndürülmüş Ceneviz Kalesi’nin muhteşem manzarasından ve nefis kahvaltısından bahsetmiştim.
Köprünün güzergahı açıklanınca Garipçe’yi bilen herkes gibi biz de çok üzüldük.
Eskisi gibi olmayacak artık.
Bütün gözler o bölgeye çevrildi bile.
Bölgedeki arsa fiyatları şimdiden değişmeye başladı.
Yeşil alanlar tahrip edilecek.
Binlerce yetişkin ağaç kesilecek.
Süregelen yaşam şekli, kim bilir nasıl değişecek.
Yetkililer “bölgedeki yabani hayatın zarar görmemesi için bazı geçişlere viyadük ve tüneller yapılacak” diye açıklama yaptılar.
Cümlede geçen viyadük ve tünel, yabani hayatı çoktan etkiledi bile.
“Köprünün çevre dostu olması için her türlü önlemi alıyoruz” dediler.
Trafiğin yayacağı tonlarca karbondioksit ne olacak?
“5 yılda 2.5 milyon fidan dikeceğiz” dediler.
O fidanlar koca ağaçların yerini kaç senede dolduracaklar?
3. köprü; 6 milyar dolara mal olacak, yapımı bittiğinde dünyanın en büyük 11. asma köprüsü olacak.
“Ne kadar güzel, oh rahatladık” dediğinizde, boşalan trafiği, daha fazla araçlar doldurmayacak mı?
5-10 yıl sonra yine aynı çileli trafik sorunu başlamayacak mı?
3 değil 6 köprü yapılsa yine olmaz.
Olan güzelim doğaya olur.
Neyse hemen organize olup Garipçe’ye gittik.
Garipçe’ye yaklaştıkça o temiz orman havasını olabildiğince içimize çektik.
Fırsatını bulur bulmaz ilk sorduğum şey “Köprü” meselesi idi.
Yerel halk; köprünün Garipçe’den 1.5 km aşağısında olacağını ve oradaki yaşantının fazla etkilenmeyeceğini düşünüyor.
Garipçe de yaşam çok fazla etkilenmeyeceğe benziyor.
En azından halkın söylediklerine göre öyle gözüküyor.
Bu beni biraz rahatlattı.
Garipçe’ye vardığınızda nerede yesek acaba diye düşünmeniz için fazla seçeneğiniz yok.
Köye varıp arabayı park ettikten sonra sağda iki ayrı işletme göreceksiniz.
Kıvırcık Ali’nin yerini bulmanızı tavsiye ederim. (İlk göze çarpan yerin arkasındaki yer)
Karadeniz mutfağının en leziz yemeklerini orada yiyebilirsiniz.
Tek kelime ile muh-te-şem tatlar.
Yemeğinizi yerken balıkçı teknelerinin hazırlıklarını ve çocukların sandal keyfini izleyebilirsiniz.
Ali Bey ile orada yapılacak değişiklikleri konuştuk biraz.
Verdiği bilgilere göre, Ceneviz Kalesi 65 milyon dolara tekrar yenilenecekmiş.
İçinde restaurantları, hamamı, müzesi ile güzel bir proje hazırlanıyormuş.
Kale üzerinde yürüdüğümüz alanlara giriş yasağının konması, bu yüzden olsa gerek.
Bu yeniliklerin oradaki harabe görüntüyü kaldıracağını ve yaşam hayatı için daha iyi olacağını, ayrıca 3. Köprünün de; yolun daha aşağısında olacağını ve oraya fazla bir etkisi olmayacağını söyledi Ali Bey.
Trafik sorunu 3. Köprünün yapılmasıyla çözülemez.
Bir süreliğine rahatlatacak belki.
Daha sonra insanlar ona da alışacak ve yine trafik çekilmez hale gelecek.
Olan boşa giden paralara ve doğal hayata olacak.
Umarım öyle olmaz.
Sevgilerimle,
Olcay M. Gardner
alaturkaonline.com



