Lütfü Türkkan AKP’nin Gizli Planlarını İfşa Etti!
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Lütfü Türkkan Kosova’dan 25 bin ton yağ ithalatına izin verildiğini ifade ederek “Kosova’dan bütün yıl boyunca üretilen yağ miktarı ne kadar, kaç tane yağ fabrikası var diye baktığınızda bunu üretmeleri mümkün değil. 10 sene Kosova yağ üretse Türkiye’ye 25 bin ton veremez. Niye bunu yapıyorlar? Aradaki gümrük vergisi birilerinin cebine girsin diye, aynı sistemle bir yerlerden yağ alarak Türkiye’ye Kosova yağı diye sokacaklar. Ben bu akla şapka çıkarıyorum. Bu aklı keşke Türkiye için yorsanız. Niye geldiniz bu Meclis’e. Biz 20 bin lira para alıyoruz. Bunu karşılığını verin. Bunu karşılığını vermezseniz, bu millet size gereken cevabı verir” dedi.
Lütfü Türkkan AKP iktidarının 18 yılda Türk tarımını sistematik olarak yok ettiğini belirterek şunları söyledi:
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün güzel bir sözü var: “Kılıç ve saban; bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima yenildi.”
Şu an kemiklerinin sızladığına eminim. Çünkü ne çiftçi bıraktı bu iktidar, ne de ektiğinden karnı doyan üretici. Küresel dünyada eskiden tarımda dışa bağımlı olmak belki çok önemli değildi. Paranız vardı ve ithal ediyordunuz. Ancak tüm dünya, yaşanan pandemi sürecinde acı bir gerçeğin farkına varmak zorunda kaldı:
Petrol, doğalgaz, yeraltı kaynakları, ürettiğiniz teknoloji ürünleri her şeyi çözmeye yetmiyor. En gelişmiş ülkeler bile, yaşanan salgında, en temel ihtiyaçlara mahkum hale geldi. Hepimiz modaya, tekstile yön veren ülkelerin bile 3 kuruşluk maskeye nasıl muhtaç kaldığını gördük. Ancak asıl daha kötüsünü görmedik. İlerleyen dönemde insanların asıl ekmeğe muhtaç olduğunu göreceğiz.
Her şey 2006 yılında çıkarılan 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile başladı. 14 yıl önce çıkarılan bu kanun, Türkiye’de yerli tohumu bitirdi. Bu yasanın arkasında, iktidarın ağzından düşürmediği dış güçler var. Yani bize düşman olarak gösterdikleri lobiler, aslında kapalı kapılar ardında iktidarın en büyük dostları.
Tohum olmadan üretemezsiniz. Hiçbir şey yetiştiremezsiniz. Tohumunuz neyse onu eker, onu biçer, onu yersiniz. Türkiye’de tohum pazarının yüzde 70’i yabancıların, GDO’lu tohumların yüzde 90‘ı ise ABD’li şirketlerin elinde.
Köylü milletin efendisiydi. Milletimizin efendisi artık küresel tarım çeteleri, küresel tarım lobileri oldu. Tıkır tıkır işleyen bir planla Türk köylüsü, Türk çiftçisi ipotek altına alındı.Tohum üzerinden Türk toplumuna büyük bir oyun oynandı. Türkiye, tohumda başta İsrail ve Hollanda’ya bağımlı hale getirildi.
Günümüzde tarımla uğraşan nüfusun üçte ikisinden fazlasının yıllık geliri 2 bin doları bile bulmuyor. Bu dönemde çiftçilerin yüzde 20’si tarımdan vazgeçti, 3,5 milyon hektar arazi boş kaldı. Tarımın istihdamdaki payı yüzde 35’den yüzde 19’a geriledi.
2002 yılında nüfusumuz 65 milyondu toplam 26,5 milyon hektar tarım arazisi varlığımız vardı, 2019 yılında nüfusumuz 83 milyona çıktı, tarım arazisi varlığımız 23 milyon hektara düştü. Yani nüfus yükseldi ama açlığa mahkum olduk. Şu an gidin köylere. Görün çiftçinin halini. Aileler perişan. Hepsi borç içerisinde yüzüyor. AK Parti’nin her bir Tarım Bakanı aslında birer trajedidir. Köylüyü, çiftçiyi bitiren zanlılar başımıza bakan diye getirdikleri şahıslardır.
