
MARTIN SCORSESE’DEN BİR WESTERN SUÇ DESTANI “DOLUNAY KATİLLERİ (KILLERS OF THE FLOWERMOON)”
Sinema Yazarı/Film Eleştirmeni Efe TEKSOY; drama, suç ve tarih türündeki “KILLERS OF THE FLOWERMOON” adlı filmi, Amerika’nın en çok okunan Los Angeles merkezli ilk Türkçe internet Gazetesi @alaturkaonline için yazdı

FBI’IN DOĞUŞU VE OSAGE CİNAYETLERİ
Oscar-Akademi Ödülü, BAFTA ve Altın Küre sahibi usta film yapımcısı Martin Scorsese’nin yönettiği ‘Killers of the Flower Moon’, The New Yorker‘ın kadrolu yazarı olan Amerikalı gazeteci David Grann’in 2017 tarihli Killers of the Flower Moon: The Osage Murders and the Birth of the FBI adlı kurgusal olmayan kitabından uyarlandı.
Film Amerika’nın Kızılderili yerli halkının beyazlar tarafından sömürülmesinin ve yok edilmesinin tüyler ürpertici gerçek hikayesini anlatıyor. Ağırlıklı olarak 1920’lerde Vahşi Batı‘nın alacakaranlığında geçen hikaye, toprak gaspının ve kendine özgü sorunları olan bir adalet mekanizmasının doğuşunun öyküsü. Film bir yandan, Amerikan tarihinin en tüyler ürpertici komplolarından birine odaklanırken, diğer yandan ise FBI’ın doğuşu ve Altına Hücum Dönemi’nin başlattığı hırs ve açgözlülüğün kan donduran yansımalarını gözler önüne seriyor. Çıkarlar söz konusu olduğunda, insanın ne kadar acımasız olabileceğini ve gaddarlaşabileceğini görüyoruz. UWE Bristol Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler ve Siyaset alanında kıdemli okutman olarak görev yapan Philip Cole, ‘’Kötülük Miti’’ adlı kitabında Batı kültüründe kötülük kavramının felsefi tarihini araştırarak; teoloji, psikanaliz ve kurgusal temsiller ve küresel ‘teröre karşı savaş’ gibi çağdaş siyasi olaylardan yararlanarak kötülüğün kapsamlı bir açıklamasını sunar.
Cole; “Dehşet verici eylemlerin en azından bazılarını anlamanın bir yolu onları şeytani saymak, başkalarını mahvetmekten başka bir amaç gütmeden mahvetme ve ıstıraba sürükleme kararlılığı olarak görmektir. Çoğuna, öfke, cehalet veya suya düşmüş ümitlerin neden olduğu anlaşılabilir ancak bazıları ağza alınmaz ve havsalaya sığmaz eylemler olarak öne çıkar”, der ve kötülüğün canavarca ve saf biçimlerinin şeytani kötülüğe dayandığını belirtir. Filmde gösterilen kötülüğün de, Philip Cole’un bahsettiği şeytani kötülük kategorisine girdiğini görüyoruz. Alman felsefesinin en büyük filozoflarından ünlü siyaset bilimci ve toplumsal teorisyen Hannah Arendt, ‘’Kötülüğün Sıradanlığı Eichmann Kudüs’te’’ adlı kitabında, düşünme ve muhakeme yeteneğinin yok olmasıyla beraber kötülüğün nasıl sıradan bir hale geldiğini derinlemesine anlatır. Tıpkı filmde çıkarları uğruna acımasız ve gaddar hale gelen kişilerde gördüğümüz gibi.

FİLMİN KONUSU
20. yüzyılın başında petrol, bir gecede dünyanın en zengin insanlarından bazıları haline gelen Amerika Birleşik Devletleri‘ndeki Osage halkına bir servet kazandırır. Osage kabilesinin üyelerinin gizemli koşullar altında öldürülmesi, J. Edgar Hoover‘ın da dahil olduğu büyük bir FBI soruşturmasının fitilini ateşler.
Oyuncu kadrosunda; Leonardo Di Caprio, Robert De Niro, Brendan Fraser, Lily Gladstone, Jesse Plemons, Tantoo Cardinal, Cara Jade Myers, JaNae Collins, Jillian Dion, William Belleau, Louis Cancelmi, Tatanka Means, Michael Abbott Jr., Pat Healy, Scott Shepherd, Jason Isbell, Sturgill Simpson ve John Lithgow yer alıyor.

TOPRAĞI DİNLEMEK
Kültürel çarpışma, Scorsese‘nin olağanüstü işlerinin tamamında işlediği bir temaydı ve “Dolunay Katilleri”nin özünde de bu tema yatıyor. Senaryosu henüz geliştirme aşamasındayken yapım için ön planlamalar şekillendi ve birkaç önemli karar alındı.
Bunlardan biri de, filmi Oklahoma‘da Osage bölgesinde, bir asır önce Korku Krallığı Dönemi‘nin yaşandığı kasaba ve topluluklarda çekmekti. Scorsese’nin aldığı bir başka karar da filmin yapım sürecinde Osage Halkının tam iş birliğine başvurmak oldu. Osage’lara ulaşan Scorsese; onların tarihini, kültürünü, geleneklerini ve kaygılarını öğrenecek, hikâyelerini dinleyecek, hayallerini duyacak ve yapımın her aşamasında toplulukla ilişki kuracaktı. Dahası; Osage halkına baştan sona saygı ve hürmetle yaklaşılmasında ısrarcı olarak hikâyelerinin gerçeğe uygun ve doğru bir şekilde anlatılmasını sağladı.
Scorsese ve ekibi, filmin yapım sürecinin ilk adımı olarak 2019 Baharında Osage bölgesine giderek mekân keşfi yaptı ve Osage topluluğuyla doğrudan bir araya geldi. Scorsese ile Osage Halkının Baş Şefi Geoffrey “Dik Duran Ayı” arasında özel bir görüşme ayarlandı ve derin bir bağ kuruldu.

KAMERA ARKASI
Scorsese ile ilk defa çalışan efsanevi yapım tasarımcısı Jack Fisk, ilk çıkışını Terrence Malick‘in 1973 tarihli başyapıtı “Kanlı Toprak” ile yaptı. O zamandan beri efsane yönetmenle “Cennet Günleri“, “İnce Kırmızı Hat” ve de “Hayat Ağacı” dahil yedi filmde daha birlikte çalıştı. Dış mekân setleri kurma konusunda uzman olan Jack Fisk, David Lynch‘in “Mulholland Çıkmazı”, Paul Thomas Anderson’ın “Kan Dökülecek” ve Alejandro González Iñárritu‘nun, başrolünde Oscar Ödüllü Leonardo DiCaprio‘nun oynadığı “Diriliş” filmlerini tasarladı. Fisk’in üstesinden gelmesi gereken zorluklardan birisi Osage topraklarında mevcut yapıları yeniden tasarlayarak ya da sıfırdan inşa ederek hikâyeyi anlatmaktı. Asıl kasaba olan Fairfax‘in büyük bir kısmı çağdaşlaştırılmış ya da harap olmuştu. 1920’lerde geçen

bir dönem filmi, Osage topraklarının zenginliğini yansıtan geniş açık alanlara ihtiyaç duyacaktı ve hazırlanması gereken birkaç ev ve ofis de gerekti. Fisk, “Osage Halkı kısa süre önce Pawhuska’daki Ana Cadde’nin hemen dışında, eski yük istasyonunun bulunduğu yerde büyük bir arazi satın almıştı. Burayı temizleyip park ve rekreasyon alanına dönüştüreceklerdi. Onlardan planlarını ertelemelerini istedik. Bu geniş alanın amaçlarımıza mükemmel bir şekilde uyduğunu gördük ve tren istasyonumuzu burada inşa etmek için izin aldık, üç yüz altmış beş metrelik ray ve gerçek bir lokomotif getirdik. Burası mükemmel bir seçimdi.” diye anlatıyor.

KILLERS OF THE FLOWER MOON
Açılış sekansını sessiz film türüyle yapan yönetmen, finali ise kendisinin de cameo olarak yer aldığı bir radyo tiyatroyusla sonlandırarak perdeyi kapatıyor. Tarih, suç ve drama türü film hayranlarının beğeniyle izleyeceği bir Martin Scorsese yapımı.
İyi Seyirler Dilerim
EFE TEKSOY
Kaynakça
ARENDT. Hannah, Kötülüğün Sıradanlığı: Adolf Eichmann Kudüst’te, çev. Özge Çelik, İstanbul: Metis Yayınları, 2017
COLE. Philip, Kötülük Miti, çev. Reha Kuldaşlı, İstanbul:Türkiye İş Bansı Kültür Yayınları, 2022
