Yavuz Sultan Selim tahta çıktıktan sona İran’a bir sefer düzenleme kararı verir. Savaş çıktı çıkacaktır. İki taraf birbirlerine heyetler gönderir ve barış yolları aranır. Ancak savaş kaçınılmazdır.
İşte bu heyetler görüşmesinin birinde ilginç bir hadise yaşanır.
İran hükümdarı Şah İsmail Elçisi aracılığıyla Osmanlı padişahına gönderdiği bir paketle aklı sıra Osmanlı İmparatorluğu’yla alay etmek ister.
İran elçisi huzura gelir ve bütün devlet erkanının hazır bulunduğu divanda kızara bozara elindeki hediye paketini Osmanlı padişahına uzatır. Paketi açan padişahımız birde ne görsün?
Paketin içi “hayvan gübresi” ile doludur. Padişahımızın birden kasları çatılır. Devlet erkanı titremeye başlar. Öyle ya “Şah İsmail kim oluyor ki, padişahımıza böyle ağır bir hakarette bulunabiliyor. Koca Osmanlı Sultanı, hele hele Yavuz Sultan Selim böyle bir hakareti kaldıramaz ve elçinin kafasını hemen vurdurur” diye düşünürlerken padişahımız gayet rahat bir şekilde emrini verir; “Gidin bana İstanbul’un en iyi aşçılarını getirin.”
Emir yerine getirilir. Yavuz Selim aşcılara talimat verir ve İran Şahı’na gönderilmek üzere bir hediye paketi hazırlatır. Padişah paketi elçiye bizzat verir ve paketin yanında elçiye bir de ferman uzatır.
Elçi Şah’ın huzuruna çıkar. Şah İsmail çok heyecanlıdır. “Acaba benim o büyük hakaretime Osmanlı Sultanı nasıl karşılık vermiştir” diye düşünerek, gönderilen paketi açar. Bir de ne görsün! Paketin içinde birbirinden güzel tatlılar vardır. Hiçbirşey anlamaz, kendisi “hayvan gübresi” göndermiştir, karşılığında ise “tatlı” gönderilmiştir. Bunda bir bit yeniği var deyip tatlıdan etafındakilere yedirir. Tatlıdan yiyenler “bu zamana kadar böyle muhteşem tatlı yemedik” derler. Şah’ın kafası daha da karışmış bir vaziyetteyken elçi devreye girer ve Padişahın fermanını Şah’a uzatır. Fermanda şu yazılıdır;
İSMAİL,
“HERKES YEDİĞİNDEN GÖNDERİR.”
Bu hadise sonrası zaten kaçınılmaz olan ilk Osmanlı – İran savaşı 23 Ağustos 1524 Çaldıran’da Osmanlı’nın büyük bir zaferi ile sonuçlanmış ve İran Şah’ı tüm mal varlığını ve hatta otağını dahi bırakarak savaş alanından kaçmıştı.
İşte değerli okuyucularım, bende bu akıl dolu hadiseye istinaden diyorum ki; bu zamana kadar yoğrulduğum ilim dalları, öğrendiklerim ve bundan sonra dağarcığıma katacaklarımla burada sizlerle birlikte olacağım.
Öyleyse Merhaba “Alaturkaonline” okuyucuları!
Ahmet Önerbay
ahmet@alaturkaonline.com
alaturkaonline.com

Tebrik Ederim Abim Başarılarının Devamını Dilerim 🙂 TÜRKİYEDEN Selamlar 😉
aslan kardeşim şuzekana hayran kaldım. şöhretinin tadını çıkar.istanbul hayatının özlemini çekiyorum