Takım olabilmek
Basketbol severlerin merakla beklediği NBA’de yeni sezon müthiş 3 maç ile başladı. Bu 3 maçı da, sahanın daha geniş bölümünde, daha çok takım olabilen takımlar kazandılar.
Şunu baştan söylemekte fayda var; Miami Heat bu ligin çok çok üzerinde. Fazla derin kadrosu olmamasına rağmen, geçen 2 senede olduğu gibi bu sene de şampiyonluğun en büyük adayı konumundalar.
Sebeplerine gelince;
Heat, Bulls maçında bu takımın sadece James, Wade ve Bosh’tan ibaret bir takım olmadığını herkese gösterdi. İçlerinde yeni transfer Beasley’in de olduğu, 4 oyuncunun da oynamamasına ve Mike Miller gibi bir şutörden mahrum olmalarına rağmen, oyunun çeşitli zaman dilimlerinde yer bulan 9 oyuncudan 7’si çift haneli sayı üretti (benchten gelen oyuncular 42 sayı attı) ve bir diğer önemli konu 9 oyuncunun hepsi rebound aldı.
Daha çok koştular, daha çok mücadele ettiler, daha çok savaştılar demiyorum, çünkü bunu Bulls da yaptı, fakat bu işlerin hepsini daha akıllı yapan ve bencil oynamayıp topu iyi çeviren Heat tarafıydı, ve Heat maçı da kazandı. En iyi 3 oyuncusunun öne çıkmadığı maçı Heat’e kazandıran Chalmers ve Bettier’in etkili oyunlarıydı.
Peki Heat takımının eksiği yok mu? Tabii ki var…
Heat denince aklımıza gelen ilk ve belki de en büyük eksiklik, geçen seneki gibi bu takımın etkili bir pivotunun hala olmaması. Oden önemli bir isim kabul ediyorum ama bu transferden kim ne kadar verim bekliyor çok merak ediyorum. Bu oyuncunun “acaba”larla dolu geçmişini düşününce, Heat’in ve dolayısıyla Bosh’un geçen seneki Pacers serisindeki çaresizliği aklıma geliyor.
Heat makina gibi işleyen, iyi de bir takım. Fakat Pacers gibi yüksek, kalın ve atletik takımlar karşısında çaresiz kalabilir. İlerleyen günlerde hep birlikte göreceğiz.
Toplam reboundlarda Bulls, 41 rebound ile Heat’ın önündeydi. Fakat 11 rebound (2 hücum 9 savunma) ile başı çeken Noah’ın, özellikle savunmada üzerine binen yük, belki de bu oyuncunun hücum zaafiyeti göstermesine neden oldu. Boozer’ın 31 sayı ve 7 reboundluk müthiş performansının yanında Deng, hücumda Noah, ve kenardan gelen oyuncuların etkisiz kaldığı Bulls inanıyorum ki geçen seneki performansına kavuşup toparlayacak ve belki de şampiyonluğun en büyük adayları arasındaki yerini alacak.
Şunu söylemekte de fayda var, Bulls takımının savunmada probleminin olacağını kimse beklenmesin. Hücumdaki aksaklıklarını giderdiklerinde, buram buram geçen sene kokan, kusursuz bir takım olacaklardır.
Sistem “D’Antoni”
Geçen senenin başından beri “D’Antoni sistemi” cümlesi herkesin diline pelesenk olmuştu. Daha önceki yazılarımda bu sistemi anlatmaya çalışmıştım. Bu sistemin ana maddelerini çok koşan, iyi şut atan atletik oyuncular oluşturuyordu. Lakers’ın koçu D’Antoni bu senenin başında kendi sisteminin dişlilerini bulup, onlarla çalışma imkanı yakalayınca ortaya bu tablo çıktı. Kimsenin birşey beklemediği, fakat benim 2 aydır üzerine basa basa söylediğim, dilimde tüy bırakmayan Henry, kenardan gelip 22 sayı atıp 6 da rebound aldı. Bu performans D’Antoni sisteminin meyvesiydi aslında.
D’Antoni maçın 4. çeyreğini tamamen yedek oyuncularına bırakarak tarih yazdı ve “yeni” Lakers’ın tohumlarını dün akşam Staples Center’a attı.
7 oyuncusunun çift haneli sayı ürettiği “atletik” Lakers (yedek oyuncular 76 sayı attılar), 52 rebound alıp 23 de asist yaptı. D’Antoni en çok Farmar’ı 27:16 saniye sahada tuttu, maçın genelinde herkese şans verdi, kimin ne yapacağını gözlemledi, ve belki de Lakers’a geldiğinden beri ilk defa kendi oyun şablonunu oynatma fırsatı buldu.
4. çeyrekte bütün Lakers taraftarı ayaktaydı. Özledikleri takıma sonunda kavuşmanın mutluluğunu yaşıyorlardı.
Yeri gelmişken Doc Rivers için ayrı bir paragraph açmak istiyorum..
2009 yılından beri Clippers’ı canlı takip ediyorum ve takımdaki, gerek oyunculardaki, gerek yöneticilerdeki değişimi hayretler içinde izliyorum. Bu takım daha önce oyuncuların, yöneticilerin ve DelNegro’nun takımıydı, ama görüyorum ki, Doc Rivers Clippers’a el atmış, ve takım ciddi kabuk değiştirmiş.
Kaliteli oyuncularına rağmen ligdeki sıradan görünümlü Clippers gitmiş, ve lige herşeyiyle hazır, şampiyonluk kalibresinde bir Clippers gelmiş.
Şunu açık yüreklilikle söylüyorum, Clippers’ın tek eksiği zaman. Takım oturunca, ve Doc Rivers kafasından geçenleri, oyuncuların yapmasını sağlayınca, inanın çok farklı bir Clippers izleyecek ve bu takımdan zevk alacağız.
İyi günler,
Burak Yarkent
Alaturka Online/ Los Angeles, CA

