NÜKLEER SATRANÇ / AKP & GÜLEN CEMAATİ “İRAN” DEDİ YA DA FENERBAHÇELİ BÜYÜKANIT “İSRAİL” DEDİ VEYAHUT NÜKLEER HASAR ÖN RAPORU: RUSYA ÜZERİNDE “POLONYA”NIN UÇAĞI DÜŞÜRÜLDÜ, SAMSUN’DA ATILAN YUMRUK TÜRKİYE’Yİ KARIŞTIRDI, ÇİN’DE 6,9’LUK DEPREM OLDU, AB HAVASAHASINDA KÜL FIRTINASI?!
Nükleer satranç?!
“İki kirpi nasıl sevişir, çok ama çok dikkatle…”
Vahşi Batı atasözü
……………
Vaziyet analiz!
“Nükleer zirve” öncesinde…
ABD, İsrail, uluslararası platformda “İran”a sert yaptırımlar uygulanmasını istiyordu.
AKP, Rusya, Çin ise bu isteğe mesafeli bakıyordu.
(…)
“Nükleer zirve” sonrasında…
Perde önünde Çin, Rusya, ABD-İsrail çizgisine yaklaşmış gözükse de, perde arkasında değişen bir şey yok!
(…)
Hal böyleyken…
Toplu durum analiz:
Nükleer zirve sürecinde…
Rusya üzerinde “Polonya” uçağı yere çakıldı, bir devletin tepe yönetimi komple tasfiye edilmiş oldu..
Samsun’da Ahmet Türk’e atılan yumruk ile Türkiye karıştı!
Çin’de deprem..
(HAARP)
Vs vs vs…
(…)
Sözün özü
Küresel aksta, “Nükleer satranç” tüm hızı ile devam ediyor.
Bu yaz çok sıcak geçecek!
Ağustos’ta ise İran’ın komşusu Türkiye kavuracak!
Nokta!
…………………
Nükleer soğuk savaş!
https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14417350.asp?gid=373
(…)
Nükleer zirveden uzlaşı çıkmadı, herkes kendi plağını döndürdü!
https://www.odatv.com/n.php?n=nukleer-zirvede-neler-oldu-1404101200
(…)
Çin’de (HAARP) deprem!
https://www.sabah.com.tr/Dunya/2010/04/14/cinde_71lik_deprem
(…)
Avrupa’da “Eyjafjallajokull” dehşeti!
https://www.turktime.com/default.asp?page=haber&id=92075
(…)
Erdoğan, İran’a sahip çıktı, İsrail’e çattı: İran 300 Yıllık Stratejik Ortağımız, İsrail’e Ses Çıkmıyor!
(…)
Dalan 1 numara!
(…)
Cem Uzan’a 23 yıl hapis!
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14430884.asp?gid=373
(…)
Büyükanıt: Askeri açıdan İsrail ile ilişkilerimiz gayet iyi!
https://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=131402
(…)
Samsun’da “Türk’e yumruk” provokasyonu!
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14417289.asp?gid=373
(…)
Birand: Erdoğan, İran için neden bu kadar risk alıyor?
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14435872.asp?yazarid=69&gid=61
(…)
Bazı yaşlılar tekin değildir!:))
https://as-add.net/Dosya/rtca/diger/2126-rtca-nedr-.html
(…)
Serdar Akinan: Bir ordu dayağa neden doymaz?
https://www.aksam.com.tr/2010/04/03/yazar/15731/serdar_akinan/bir_ordu__neden_dayaga_doymaz_.html
(…)
Ege Cansen: “Parmak ısırtan Türk bankaları” iddiasının perde arkası!
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14411945.asp?yazarid=260&gid=61
(…)
ABD İşgalinin Karanlık Yüzü: İşte ABD Askerlerinin Dehşet İtirafları!
(…)
Amiral’e Eşinden Suçlama: Benim kocam hem asker, hem denizci, hem rüşvetçi, hem Ergenekoncu, hem gammaz, hem Fetullahçıların cumhurbaşkanı adayı, hem de şerefsiz çünkü bana aldığı paralardan vermedi!:))
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14418616.asp?gid=373
(…)
Fehmi Koru’dan eski medya patronu Bilgin’e, Erdoğan’dan uzaklaş mesajı!:))
https://takvim.com.tr/Guncel/2010/04/16/askeri_sir_bilgini
(…)
……………………
Hilmi Özkök: Cumhuriyetin laik yapısından asla taviz vermeyiz!
Milliyet Gazetesi’nin tarihi ile ilgili bir çalışma yapılıyor. Gazetenin bugüne kadar yayımlanan birinci sayfalarından oluşan bir seçki de bu çalışmanın bir parçası.
Çalışmayı yürüten arkadaşlar, Genel Yayın Müdürü olduğum döneme ilişkin bazı sayfaları da seçmişler, üzerlerine bazı notlar yazmam için bana ilettiler.
Dün bu sayfalara bakarken dikkatimi 9 Ocak 2003 tarihli gazetenin birinci sayfasındaki bir sürmanşet çekti.
Zamanın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün gazetecilere verdiği bir resepsiyondaki konuşması bu. Konuşmadan satır başları:
– “Başbakan Abdullah Gül’ün Yüksek Askeri Şûra kararına şerh koyması irticaya cesaret verdi.”
– “Yüksek Askeri Şûra müstesna bir olaydır. Anayasa maddesinin uygulanma istemine muhalefet şerhi koymak, idarenin kanunların uygulanmasını sağlama sorumluluğu ile çelişmiştir.”
– “Cumhuriyetin laik yapısından asla taviz vermeyiz. Türbanın siyasi bir dayatma, Cumhuriyet geleneklerini aşındıran bir sembol ve eylemi olarak kullanılmasını hoş görmemiz beklenemez.”
Gazeteciler, Orgeneral Özkök’e “28 Şubat devam ediyor mu” diye de sormuşlar. Yanıtı şöyle:
“28 Şubat irticaya karşı o dönem alınan önlemlerdir. Tehdit devam ettiğine göre sorunuz cevaplanıyor.”
Görüldüğü gibi 2003 yılının Genelkurmay Başkanı da, o günün “komutanlarının bazılarından” yani bugünün “zanlılarından” çok da farklı düşünmüyormuş!
Yedek subay okulunda da bize zaten böyle öğretmişlerdi: Başarıdan da, başarısızlıktan da, yani bir karargâhta olan biten her şeyden komutan sorumludur!
Mehmet Yılmaz, Hürriyet
https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14392075&yazarid=148&tarih=2010-04-12
………………
Özkök’ten “Siz ihtilal süreci nasıl bir şeydir, bilir misiniz?” mesajı!..
Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ün dünkü açıklamasını birlikte okuduk…
Balyoz darbesi teşebbüsü hakkında bende belge ve bilgi yok, diyordu Hilmi Özkök…
Demek darbeyi onun önlediği iddiaları doğru değil… Duymadığına göre önlemesi de söz konusu değil…
Zaten duysaydı darbeyi hazırladığı söylenen emekli Org. Çetin Doğan Birinci Ordu Komutanlığı görevindeyken ya da o yıl emekli olunca bir soruşturma açtırırdı.
Dünyanın en ilginç darbe teşebbüsü bu olsa gerek.
Genelkurmay Başkanı temsilci de gönderdiği darbeden haberdar olmuyor.
İstihbarat kademeleri darbeyi sezip yukarı bildirmiyor.
Ancak 7 yıl sonra, Taraf gazetesine gönderilen bir bavul belge ile darbe hazırlığı ortaya çıkıyor.
Sonuç; generaller, amiraller, albaylar bu darbeyle ilgili olarak hapiste…
Darbe hazırlığının ana belgesi 11 sayfalık bir plan…
Planın altında Çetin Doğan’ın imzasının bulunduğu söyleniyor ama yok…
Çetin Doğan’ın avukatı Hüseyin Ersöz’e bu plandaki unsurları soruyoruz…
– Bu plan Çetin Doğan’a ve bize verilmedi, diyor…
– Nerede bu plan peki?
– Sadece savcılarda ve Taraf gazetesinde var.
Çetin Doğan ve avukatları ülkeyi sarsan davaya temel olan planı, alınmış olan kısıtlama kararı sonucu, göremiyorlar.
Taraf gazetesinde çalışanlar canları sıkıldığında açık okuyabiliyorlar.
Çünkü belgelerin kopyaları onlarda çok muhtemelen mevcut…
İlginç bir dava öyle değil mi?
Melih Aşık, Milliyet
…………………….
Cem Uzan’a verilen ceza bağlamında bazı nitelikli okurlarımız soruyor:
“Ne diyorsun?”
Ne diyelim!
Ölülerin arkasından konuşmak yakışlık almaz.
Allah rahmet eylesin!
Kaldı ki, Uzan ile irtibatlı Fatih Çekirge, Can Ataklı, Yavuz Semerci, Emin Şirin vb isimler bu sorunuza daha net cevaplar verebilir.
Bana gelince…
Geçmişte, AKP iktidarını yıkmak varken, perde arkasında Erdoğan ile danışıklı dövüş yapmayı tercih eden, 20 milyar dolar ve hatta Şirin’in ifadesi ile 100 milyar dolar civarında tazminat kazanma hayali ile yanlış yola sapan bir fani için fazla söylenebilecek bir şey yok.
Çünkü ne söylenecek ise geçmişte söylenmiş!
Şimdi devir icraat devri!
Bakınız, Uzan’dan sonra Doğan, Dalan, Koç, Yahudi işadamları derken, şimdi de AKP & Gülen Cemaati’nin “odak”ındaki isim Karamehmet…
Hülasa, Behçet Necatigil’in dediği gibi:
“Ya ümitsizsiniz!”
“Ya da ümit sizsiniz!”
“Ya çaresizsiniz!”
“Ya da çare sizsiniz!”
Veyahut Goethe’nin dediği gibi:
“Parasını kaybeden adam, bir şeyini kaybetmiştir. Namusunu kaybeden adam çok şeyini kaybetmiştir. Cesaretini kaybeden adam her şeyini kaybetmiştir!”
Bu anlamda bir Yunan atasözü şöyle der:
“Arhi andra diknisi!”
Mealen Türkçe’de şu anlama geliyor:
“İktidarda kimin olduğunu, iktidara gelince anlarsın!”
Sözün özü:
Düşüncem odur ki, iktidardaki zihniyetin nasıl bir zihniyet olduğunu AKP ile danışıklı dövüş yapan ve/veya “AKP’nin kime ne zararı var ki, ne güzel para kazanıyoruz” diyen tüm işadamları da anlamıştır.
https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/14434991.asp?gid=254
https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/14442367.asp?gid=254
Nokta!
………………..
Ve…
Son olarak…
Bu bağlamda bir fıkra…
Nükleer zirve sonrasında Obama’yı almış derin bir düşünce…
Tüm danışmanları ile kafa kafaya verip, çizilen karizmayı nasıl düzeltiriz, konusuna kafa patlatmaya başlamışlar.
Danışmanlarından beyaz olanının aklına “ölüleri diriltme” fikri gelmiş.
Çakma zenci Obama, bu fikri çok beğenmiş.
Hemen talimat vermiş, Beyaz Saray Sözcüsü’ne!
Bunun üzerine anında açıklama yapılmış kamuoyuna:
“Başkan Bush, Irak’ta, birçok insanın ölmesine sebep olmuş olabilir! Ama artık herkes bilmeli ki onun yerine seçilen Mr Obama hidayete ermiştir. Ölüleri diriltebilmektedir!”
Bu açıklama halk arasında büyük heyecan yaratır ve Obama’nın puanları yeniden yükselişe geçmeye başlar.
Hal böyle olunca, Hamas, El Beşir, Yasin El Kadı, Ahmedinejad’dan yana saf tuttuğu için Türkiye’de karizması derin çizik yiyen Erdoğan, bunun altında kalmak istemez.
O da hemen atağa geçer ve hepsi seçmece, birer zeka küpü (!) olan danışmanlarını yamacına toplar.
Ardından da basar kalayı:
“Sizler sayesinde Cehennem’in kapısından içeri adım atmak üzereyim, söyleyin bakalım paçayı kurtarmak için ne yapmam lazım?”
Bunun üzerine tüm danışmanlar aynı anda başlarlar düşünmeye…
İçlerinden en entel olanı Ömer’in aklına çok parlak bir fikir gelir:
“Madem Obama öyle yaptı, o halde sayın Başbakan’ım, siz de 100 metreyi 2 saniyenin altında koşarım diye kamuoyuna açıklama yapın!”
Bunun üzerine Erdoğan öfkelenir:
“Nasıl olacak o iş, bu yalana herkes güler. Koş deseler koşamam ki?!”
Tercümanı lafa girip, şöyle der:
“Sayın Başbakan, o tarafı kolay. Davet ederiz Bush’u Türkiye’ye! Dirilt deriz Anıtkabir’de yatan Atatürk’ü?!”
“Eh ne olacak sonra” der Erdoğan:
Bu defa cevap, içlerinde kafası her türlü şeytanlığa en çok çalışan bonus kafalı olandan gelir:
“Ne olacak Tayyip Bey! Eğer Obama, Gazi’yi diriltebilirse, o vakit, siz de, biz de 100 metreyi 2 saniyenin de altında koşar, dünya spor tarihine adımızı altın harflerle yazdırırız!”
Sevgiler
17 Nisan 2010
Hayrullah Mahmud Özgür
