On yılda bir kitap okumak! Okumak, böyle bir şey olsa gerek! Yapılan araştırmalar üzücü olsa da, gerçek bu! Türkiye’de okuma oranı en düşük seviyede gezinirken, halk bunun bilincinde bile değil. Marifetmiş gibi sayanlar, ülkenin hangi boyutlara geldiğini açıkça göstermektedir.
Bir Japon yılda yirmi beş kitap okurken, Türkiye’de bir kişi on yılda bir kitap okuyor. Neden okumuyoruz, yada okuyamıyoruz? Türk insanı ne için kitap okumaktan kaçınıyor? Ne için kendini kalıplara sokuyor?
Çevrenize şöyle bir bakın. En çok konuşulan konu nedir? İnanın siz bile şaşıracaksınız. Dedikodu yaptıklarını duyar duymaz çığlık atıp, “Aman Allah’ım bu ne böyle!”Diyeceksiniz Kitap okumak kişinin kendisini geliştirmesi demektir. Dedikodu yapmakta, günahlara günah katmaktır.
Bir de dikkatimi şu çekti. Türk insanı birini çekiştirmeye bayılır. Kim kiminle çıktı, kimin oğlu kimin kızına baktı, kimin kızı nasıl sokağa çıktı, kim kimden hamile kaldı gibi basit döngülerle küçük hayatları daha da küçültmektedirler.
Tercümanlık yapan Azeri kökenli hanım arkadaşımla sohbet ederken, konu kitap okumaya geldi. Rus klasiklerinden söz ederken, gözleri pırıl pırıl oldu. Aldığı eğitim Rus Dili ve Edebiyatı olunca, sohbetin tadı daha da doyulmaz oldu. Tolstoy’un “Savaş ve Barış” romanındaki karakterleri paylaşmak da ayrı bir zevkti. Sohbetin sonunda yine Tolstoy’un “Diriliş” romanını tartıştık. Yıllar önce okuduğunu söylediğinde bende o kitabın orijinali olduğunu söyleyince, kadının gözleri fal taşı gibi açıldı. Kitabı getireceğime söz verip ayrıldım.
Benim en çok dikkatimi çeken Rus Dili ve Edebiyatı eğitimi alan hanımın kitaba olan sevgisiydi. Kadına para verseydiniz bu kadar sevinmezdi. Türkiye’de edebiyat bölümünü bitirenlerin bazıları bırakın kitap okumayı, kitabın ismini bile duymak istemez.
Emekli bir öğretmende kitap okumamayı, aç mideyle kitap okunmayacağına bağladı. Dahası insanların beyinleri sadece paraya endekslendiğini söyledi. Siz ne kadar ısrar ederseniz edin, beyni paraya programlananlara kitap okutmazsınız.
Demek ki, Türk insanı paraya göre programlandı. Emekli öğretmeninin savunduğu tez böyle.
Yapılan araştırmada bunu gösteriyor. On yılda bir kitap okuyan kişiden ne beklenir? Üretken olmayan, yorum yapmayan, fikir üretemeyen nesillerin çoğalmasına neden olunmaktadır.
Kitap ufku genişletir, dar pencereden bakanları geniş açılara yönlendirir.
Duygu Karahasanoğlu
alaturkaonline.com
