POSTMODERNİZE BİR BELLEK YOLCULUĞU “REMINISCENCE”
Sinema Yazarı/Film Eleştirmeni Efe TEKSOY, bilim kurgu, gizem, romantik türündeki “REMINISCENCE” filmini mitolog, filozof, düşünür ve yazın bilimcilerin görüşlerini çok yönlü araştırarak, Los Angeles merkezli ilk Türkçe internet Gazetesi @AlaturkaOnline için kaleme aldı.
Westworld dizisinin yaratıcılarından Lisa Joy’un imzasını taşıyan Reminiscence, simülatif bir karanlık dünya imgesiyle, postmodern teoriyi birleştirdiği mistik bir bilim kurguyla karşımıza çıkıyor. Başrolünü Oscar adayı Hugh Jackman’ın üstlendiği filmde, Altın Küre Ödüllü aktris Thandie Newton ve İsveçli oyuncu Rebecca Ferguson yer alıyor. Açılış sekansında kolektif bilinçaltı imgelerinden meydana gelen insanlığın ortak değerlerinin yıkıldığı, yozlaşmış ve distopik bir dünya bizleri karşılıyor. İklim değişikliğinden kaynaklı olarak, sular altına gömülmüş (postmodern bir Venedik simülasyonu diyebileceğimiz) karanlık bir Miami şehrine giriş yapıyoruz. Burada Kanadalı sosyal aktivist, düşünür ve gazeteci Naomi Klein’ın, yeryüzündeki sıcaklık artışının deniz seviyesini yükselteceği ve bunun büyük çaplı kaotik sonuçlar getireceğini belirttiği “İşte Bu Her Şeyi Değiştirir” adlı kitabının etkileri görülüyor. Ayrıca Femme Fatale ve Film Noir kavramlarının merkeze alındığı yapımda, mitolojik öğelerin ön planda tutulduğu yapımda; Orpheus ve Eurydice gibi anlatılar, hikâyenin temelini oluşturuyor. Filmde arzu ettikleri rüya evrenine yolculuk etme imkânı tanıyan teknolojik sistem ise, aynı zamanda bir Tanrıcılık Oyunu’nun kendisi olarak okunabilir ve Tanrı Mit’i olarak yorumlanabilir. Bununla birlikte Nick Bannister karakteri, Yunan Mitolojisi’nde Düşler Tanrısı olarak anılan Morpheus’u sembolize etmektedir. Anılar üzerine kurulmuş olan bu teknolojik sistem, izleyiciyi kapitalist gerçekliğin sembolleriyle dolu bir rüya imgesine doğru götürüyor. İlaveten modern felsefenin önde gelen düşünürlerinden gösterge yorumcusu ve sinema sanatını bir felsefe yaratımı olarak ele alan ilk sinema filozofu Gilles Deleuze, sinema sanatını irdelediği çalışması ‘’Sinema-I : Hareket-İmge’’ adlı eserinde sinemanın düşünce imgesini dile getiren bir yaratım tekniği olduğunu ve bu yaratımın da ‘İmge’ olduğunu belirtir. Filmde de yönetmen Lisa Joy’un, zihninde yarattığı imgeyi muhteşem bir görsel atmosfer eşliğinde beyazperdeye aktardığını görüyoruz.
Miami’nin iklim değişikliğinden batık bir şehir haline geldiği yakın gelecekte Nick Bannister, insan zihnine bağlanarak müşterilerine geçmişteki güzel anılarını tekrardan yaşatabilen bir sistemle hizmet vermektedir. Geçmişin çekici dünyasında gezinirken Nick’in hayatına giren yeni müşteri Mae, onun yaşamını tamamen değiştirecektir.
BENÖYKÜSEL ANLATI
Reminiscence filminde bizleri, Nick Bannister ve Sanders karakterleri karşılıyor. Ancak hikâyesine tanık olduğumuz ve anlatıcı olarak karşımıza çıkan kişi Nick Bannister karakteridir. 1960’lı yıllarda gelişen Yeni-Eleştiri akımının önde gelen temsilcilerinden Fransız anlatı ve yazın bilimcisi Gérard Genette, anlatı bilim alanındaki önde gelen kaynaklardan birisi olan Figures III adlı eserinde bu anlatı türünü ‘benöyküsel anlatı’olarak adlandırıyor. Yani anlattığı öyküde; kahraman olarak yer alan, türdeki anlatı. Filmde Nick Bannister karakteri bu işlevi üstlenmektedir. Bilim kurgu, gizem ve romantik türündeki Zihin Gezgini, sizleri karanlık ve bir o kadar da kaotik dünyaya serüvene çıkaracak soluksuz bir macera sunuyor.
İyi Seyirler Dilerim
EFE TEKSOY




