SUSUZ YAZ / GİZLİ TANIK YA DA GİZLİ SANIK VEYAHUT GİZLİ ŞANTAJ?!
Susuz Yaz?!
Eskiler, “Merdi kıpti şecaat arz ederken, sirkatin söyler” derler.
Yani, “Çingenenin hası kendini methederken, yaptığı hırsızlıkları anlatır” mealinde bir söz.
Bugünkü Vakit’te, Serdar Arseven’in köşesinde, bu kapsamda değerlendirilebilecek bir yazı yayınlandı.
https://www.habervaktim.com/yazar/25429/sani_buyuk_ismail_pasa.html
Arseven’in köşesinden bu anlamda bir pasaj:
İsmail Yıldız; Ergenekoncuların merkez sağa takılan ‘Ülkücü’lerindendir. Hayatı boyunca şöhreti kovalamıştır. Bilgisi, birikimi, karizması bu hedefe ulaştıramayınca, sağa sola ‘çamur’ atmaya başlamıştır. Sen bir çık yola, kullanan olur!.. Biri ‘Erdoğan Yahudi soyundan geliyor, işte belgesi’ mi dedi… Yıldız araştırmaz, çakar!.. Ne gelirse geçer sitesinden… Maksadı tektir ‘çok tık almak’ ve bir an evvel ‘şöhret’ olmak!.. Kimlere çakmamıştır ki…Bütün partilerin genel başkanları… AK Parti’nin, DYP’nin, CHP’nin genel başkanları, diğer önde gelenleri… Genelkurmay Başkanları, Kuvvet Komutanları, bakanlar, milletvekilleri. Yazdıklarının, sitesine koyduklarının yüzde 99 onda dokuzu yalan çıkar. Ne gam; maksat ‘tık’ almaktır. Ergenekon dinince, bu yolda yalan mübahtır!..
Bir diğeri:
“İsmail Yıldız bana da saldırmıştır; Devlet Bahçeli’yi yıpratmak istediğimi öne sürerek… MHP düşmanlığı yaptığımı filan savunarak!.. Öyle tutarsız bir zattır ki bu; beni ‘Bahçeli’yi yıpratmaya çalışmakla suçlarken, kendisi Bahçeli’yi nerelerin nerelerin uşağı yapmıştır!.. Bütün bunları yaparken stratejisinin en ince ayrıntılarını paylaştığı, feci halde güvendiği ‘dost’u, Ergenekon furyası başladığında kendisini arkadan hançerlemiştir!.. Nasıl mı?.. Trajikomik: O ‘dost’ dosyada ‘gizli tanık’ olarak yer almıştır!..”
Aynı yazıdan son bir pasaj daha:
“İsmail Yıldız, Ergenekon’dan içeride olanların belki de en safı. En az suçlu olanı. Yaptığı ne varsa şöhret için, bir yerlere gelebilmek, adını ‘kahramanlar’ arasına yazdırabilmek için… Vah ki vah; olan çoluk çocuğa olur!.. Aynen şöyle: Üç yaşında bir oğlu var; henüz görmedi. Ailesi, kira ödeyemez duruma düştüğünden dolayı, ağabeyinin yanına sığınmak zorunda kaldı. Kız kardeşi evlendi; kocası “kaynana” istemeyince anne bir başına yaşamaya mecbur oldu. Şimdilerde Aydın ilinde yaşıyor; hayırseverlerin desteği ile… Yıldız’a malzeme gönderen Ergenekonculara gelince… Onlardan bazıları önce tutuklandı, sonra bir yolunu bulup tahliye oldu. Olan da… İsmail’e… Şöhretin peşinde koşan ‘ülkücü’ye oldu!.. Ve daha çok da günahsız ailesine!.. Bari İsmail Yıldız da çıksın hapisten!.. Çıksın ve artık aklı başında işler yapsın!.. Zararın neresinden dönse kâr; ‘Gizli tanıklar’ arasında yer almasında kendisi için de memleketim için de büyük fayda var. Hadi İsmail, vatan senden hizmet bekliyor!.. Gör acı gerçeği ve dön aslına!..”
………….
Şimdi gelelim işin gerçekler boyutuna…
İsmail Yıldız, terörle mücadele yasasına göre en fazla üç yıl içerde “tutuklu sanık” olarak tutulabilir.
Birkaç gün sonra da Yıldız’ın üçüncü yılı doluyor!
Hukuk öyle diyor.
Elinizde varsa belge koyun ortaya ya da mahkemeye sunun herkes görsün öğrensin.
Belge yoksa ki yok, o “vakit” serbest bırakmak zorundasınız!
Neye göre?!
Tabii ki, evrensel hukuka göre…
Deniz Feneri davası ya da cemaatleri kapsamayan hukuka göre değil haliyle!
Sözün özü:
Vakit, küresel aksta “İngiliz istihbaratı arka planlı” bir yayın organıdır!
Yerel kapsamda ise Abdullah Gül!
Fetullahçı Zaman, Aksiyon vb yayınların arka planında ise Alman İstihbaratı vardır!
İsmailağa Cemaati’nin arka planında da İngiliz İstihbaratı vardır!
Erdoğan, Alman!
Gül, İngilizcidir!
……………..
İsmail Yıldız, çıkınca ya da içerden mektup yolu ile nasılsa kendini savunur.
Avukatı var, gerekirse açıklama gönderir, yayınlatır.
Ama ben kendisini tanıyan eski bir dostu, arkadaşı olarak hem Arseven’in yazısındaki maddi hataları düzelteyim hem de satırarasından yapmaya çalıştığı şantajı buradan faş edeyim.
BİRİNCİSİ: İsmail Yıldız, başta Özal olmak üzere, Çiller ve Yılmaz’a “stratejik danışmanlık” yapmıştır. Yaptığı işin ABD’deki karşılığı “Ulusal Güvenlik Danışmanlığı”dır. BBP genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’na da bu kapsamda bir danışmanlık hizmeti vermiştir. O günden bu yana Yazıcıoğlu’nun genel başkan yardımcısı Dursun Yassıkaya, Yıldız’ın avukatlığını yapmaktadır. Ki, Yassıkaya da BBP’den ayrılalı uzun bir zaman oldu. SESAR’ın Bahçeli ile ilgili yayınladığı analizler haklılığını Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde bir kez daha göstermiştir. İngiliz arka planlı Gül, uzlaşmadan Çankaya’ya NATO / İngiliz arka planlı Bahçeli’nin katkısı ile çıkmıştır. Kaldı ki, İsmail Yıldız hayatının hiçbir döneminde “ülkücü” olmamıştır. İlla bir yakıştırma yapılacaksa, gerçek İslamcı denilebilir. Aile hayatı da muhafazakardır. 28 Şubat sürecinde eşi başörtülü idi. Filiz Hanım daha sonra kendi isteği ile başını açmıştır. İsmail Yıldız da, beş vakit namazını kılan, dini bütün saf bir müslümandır! Sadece Vakit’te, Zaman’da konuşlanmış “bazı” Müslümanlar gibi kula kulluk edenlerden değildir, Allah’tan başka güç tanımaz, korkmaz, sürünse de tapmaz. Nokta!
İKİNCİSİ: İsmail Yıldız ve şöhret kelimeleri asla yan yana gelemez. Buna en başta kendisi ve onu tanıyanlar güler. SESAR’ın sitesi en yoğun olduğu günlerde dahi maksimum 500 kişi giriyor diye aşağılandığı hatırlanacak olursa, bu iddia da havada kalıyor. SESAR çok hit alsa ne olur az hit alsa ne olur? Debka, Oda tv gibi reklam vereni mi var?! Kaldı ki, SESAR’ın sitesi kamuoyunu yönlendirenleri yönlendiren bir siteydi!
ÜÇÜNCÜSÜ: Arseven yazıyı Erdoğan üzerinden yazmış ama Gül’e hiç dokunmamış! Kaldı ki, Yıldız’ın birinci iktidar döneminde Yahudiler tarafından kullanıldığını söylemek başka şey, Yahudi soyundan geldiğini iddia etmek başka şey! Arseven’in iddia ettiği gibi tek satırı yoktur Yıldız’ın! O iddia, Büyükanıt’ın doğum yeri bağlamında Fetullahçı tayfa tarafından söylenmiştir. Zihin karışıklığı işte! Arseven’i yönlendiren adres (!) aklı sıra Gül adına, SESAR’ı gaza getirip Erdoğan’ın ipini çektirecek! İşte buna acı acı gülerim. SESAR, profesyonel bir kuruluş olmasa, Uzan’a neden danışmanlık için teklif versin, Aydın Doğan ile görüşsün değil mi?!
…………….
Ferai Tınç: İsrailli Bakan’dan önemli açıklamalar!
https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=4750179&yazarid=19&tarih=2006-07-14
(…)
Kedi & Ciğer?!
https://www.doguturkistan.net/modules.php?name=News&file=article&sid=4656
(…)
Hüseyin Vodinalı: Bu Alon Liel, o Alon Liel değil mi?!
https://www.odatv.com/n.php?n=bu-alon-liel-o-alon-liel-degil-mi–1501101200
(…)
……………..
Vakit’i kullanan İngiliz istihbaratı, Serdar Arseven’in yazısı üzerinden SESAR Başkanı İsmail Yıldız’a şu açık mesajı geçiyor:
“Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ya bizimle hareket edersin ya da…”
Arseven’in yazısından anlıyoruz ki, Yıldız’ın bu teklifi reddetmesi halinde ise sonunun Muhsin Yazıcıoğlu gibi olacağı mesajı verilmek isteniyor!
“Merdi kıpti şecaat arz ederken, sirkatin söyler” misali bir yazı kaleme alan Arseven gibi “çapsız”lar, İsmail Yıldız’a “Gizli tanık ol” çağrısı yaparken, aslında şu ana kadar ellerinde Ergenekon davasına dair “somut” hiçbir şey olmadığının bir kez daha altını çizmiş oluyorlar.
Telefon dinlemeleri, PKK’lı itirafçılar, gizli tanık kıyafeti giydirilmiş tecavüz sanıklarına dayanılarak hazırlanan iddianamenin geldiği son nokta ortada!
Büyük çöküş ya da derinleşen kaos ortamı!
………….
Derin AB, AKP (MİT) üzerinden Türkiye’yi Iraklaştırma, Erdoğan’ın Saddamlaştırma operasyonu yapıyor!
28 Şubatçı Gül ise nasıl Erbakan’ı asker üzerinden tasfiye etti ise Erdoğan’ı da askerin üzerine sürüp tasfiye etmek istiyor!
İsmail Yıldız’ın hukuken içerden çıkmasına üç beş gün kala yazılan bu yazıya dair son birkaç not daha:
İsmail Yıldız’ı mağdur eden kim?!
AKP!
Başka?!
Gülen Cemaati!
Art arda gelen hacizler, harama el uzatmamanın, vatanı bölmek isteyenler ile işbirliği yapmamanın cezası değil miydi?!
İsmail Yıldız’ın ailesi perişan ise bunun suçlusu kim?!
Elcevap: ?!
AKP iktidarında Gül, Gülen, Erdoğan ve hırsız, hain dinci tayfanın ailelerinin nasıl “7 yıldız”lı bir hayat sürdükleri de ortada!
Ki, herkesin fakirleştiği bir ortamda, dinci hırsızlar nasıl zenginleşti konusu araştırılması gerekli bir konu değil midir?!
Yıldız’ın hapse girme sürecine gelince…
İstemeseydi, onu kimse içeri alamazdı!
Çünkü içerde olmasını gerektirecek bir durumu yok!
Ama Erdoğan’ın da Gül’ün de Gülen ve tayfasının da içerde olmasını gerektiren “suç dosyası”nda belgeli suç adedi çok!
Aksi yönde düşüncesi olan, dokunulmazlığını kaldırtır!
Nokta!
……………….
Ve…
Son olarak…
Fakir olmak, suç değil!
Hz Muhammed de “Allah” adına “İslam bayrağını” açtığında fakirdi!
Fetullah Gülen gibi, İsmailağa Cemaati gibi, Vakitçiler gibi “Karun” gibi zengin değildi!
Zalimler ile hiç birlikte değildi!
Mustafa Kemal de “milli direniş” bayrağını açtığında zengin miydi?
Ailesi varlıklı mıydı?!
Serveti kime kalmış?!
Geçmişi olmayan bir fani olarak, sadece Allah’a yaslanarak bu vatanı işgal eden İngiliz’in, Fransız’ın, İtalyan’ın, Yunanlı’nın üzerine yürüyen o Mustafa Kemal değil miydi?!
Bu bağlamda sormak farz oldu:
Suçsuz yere bir insanı üç yıl içerde yatırmak Müslümanlık’tan mıdır!?
Çalmadığı, çırpmadığı, vatan bölünmesin dediği için beş vakit namazında olan İsmail Yıldız gibi Müslüman’lara edilen zulmün hesabı bu dünyada sorulamaz ise Allah’ın adaletinden tüm inananlar şüphe etmez mi?!
Hatırlayın Lut kavminin, Firavun’un sonunu!
Onun için, Allah’ın yolu “AKP ve işbirlikçileri”nden hesap sormaktan geçiyor!
AKP’nin kaptan köşküne özetle diyeceğim şudur:
İsmail Yıldız işe yaramaz bir adam ise neden şimdi kendi safınıza davet ediyorsunuz?!
Yok işe yarar bir adam idi ise neden vakti zamanında yaptığı uyarıları dinlemediniz?!
Aklınız şimdi mi başınıza geldi?!
NOT 1: İngiliz arka planlı Gül ile Alman arka planlı Erdoğan üzerinden “Cumhurbaşkanlığı savaşları” yapılıyor! Erdoğan ile Gül, “adam asmaca” oyunu bağlamında birbirine düşman! İkisinden biri ayakta kalacak, diğeri?!
NOT 2: AKP, ekseni Batı’dan Doğu’ya, yani Kudüs&Vatikan ekseninden Tahran & Patrikhane eksenine kaydırmaya çalışıyor! Derin dünya savaşları!
NOT 3: 2010 yaz şartlarında hem içte hem de dışta kördüğüm olmuş bir AKP var! AKP tarafından yönlendirilen bir CHP, MHP realitesi var! Kılıçdaroğlu, Baykal’ın seçilme şekli nedeniyle protesto ettiği Gül için “Cumhurbaşkanı çağırırsa gideriz” diye açıklama yapıp, aklınca AKP’nin işgal ettiği cumhurbaşkanlığı makamını legalleştirme peşinde! Gül’ün yargıda ifade vermemek için yaptığı hokkabazlıkları burada tekrarlamaya gerek yok! Erdoğan & Kılıçdaroğlu koalisyonu olmaz, operasyon sırıtıyor! Kılıçdaroğlu “AKP’den hesap sormakta kararlı” ise önce genel başkanlarına komployu kuran adresi açığa çıkartsın, ondan sonra diğerleri! AKP Özel Örgütü, MİT tarafından yönlendirilen bir adamdan iktidar olur mu ya da çalandan hesap sorabilir mi?! Çalmamak meziyet değil, Ecevit de çalmadı, Akbulut da çalmadı! Daha fazla söyletmeyin adamı!
NOT 4: PKK, BDP, adını açıkça telaffuz etmese de özerklik adı altında bölünme istiyor! AKP’li godamanlar adi suçtan hapse gireriz korkusu nedeni ile dokunulmazlıkların kaldırılmasına sıcak (!) bakmıyor! PKK da buradan aldığı güç ile bastırmaya devam ediyor! Bu arada, PKK’lı yöneticilerin Apo, Karayılan dahil olmak üzere “CV”lerine hiç göz attınız mı, atmadı ise atınız! Ekranlarda saatlerce PKK şunu demek istedi, bunu demek istedi diye yorumlar yapılıyor. Adamların özgeçmişlerini okuyun PKK diye bir şey olmadığını anlarsınız! O adamlarda istihbarat toplayacak, analiz edecek beyin nerede!? Onun için, enerji savaşlarının göbeğinde “PKK’yı kim neden kullanıyor” diye bakmak en doğru olanı! MİT Ankara’nın oyuncağı “Vakit”e burada büyük iş düşüyor! Erdoğan, Gül, Gülen başta olmak üzere, herkesi “temiz toplum” için yargıda aklanmaya davet edebilirler!
NOT 5: Doğan Medya Grubu, “Aşk-ı Memnu” vb diziler üzerinden AKP’ye destek operasyonuna devam ediyor. 22 Temmuz 2007 seçimleri öncesinde “televole hayatlar” üzerinden AKP, tabanını tüm yanlışlarına rağmen yanında tutmayı başarmıştı. (Merkez sağı da Ağar üzerinden çökertip “ağzımızın tadı bozulmasın” diyerek, oylarını katlamıştı. AKP’nin oy matematiğinde değişen bir şey yok!) Şimdi art arda şehid cenazelerinin geldiği bir ortamda, her dört kişiden ikisi ya da üçü Aşk-ı Memnu’nun final bölümünü izledi diye haber yapmak, ne derece doğru?! Her şeyle oynandığı bir ortamda, reytinglerin doğruluğu neden tartışılmaz?! Ki, şehrin merkezinde izlenmiş olsa da, uçlardakiler neyi izliyorlar, neyin yasını tutuyor? Bunca mağdur, mazlum, fakirleşmiş halkın “aşkı memnu”nun peşinden koştuğunu iddia etmek, tek kelime ile alçaklıktır! Ayşe Arman’ın yayınladığı Eren Talu söyleşisi de aynı amaca hizmet ediyor! Talu bu söyleşiden sonra AKP’den ve Gülen Cemaati’nden alamadığı desteği muhakkak alacaktır! Demem o deme değil şu deme: Laikleri, Atatürkçüleri nasıl bilirsiniz diye sorduklarında, Doğan Medyası’nın yayınlarına, Eren Talu gibi fanilerin açıklamalarına bakın anlarsınız, dediklerinde ne cevap vereceksiniz! Onun için sahte Atatürkçülerden, içi çürümüş insanlardan da yayınlardan da uzak durmak lazım! Sözün özü: Bu hali ile tüm yıpranmışlığına rağmen sandıktan AKP çıkar! İzmir, Antalya gibi CHP’li şehirlerdeki yönetsel beceriksizlikleri koyun bir kenara, tüm değirmenler AKP’ye, karşı devrime su taşıyor! Nokta!
NOT 6: Yeri gelmişken hem yurtiçindeki hem de yurtdışındaki dostlarımıza soralım: AKP’yi nasıl bilirsiniz?! Memnun musunuz?! Memnunuz derseniz, yanınıza üç fil daha vereceğiz! Değilseniz, adam gibi durduğunuz yerde durun, “düşünmeyin, denileni yapın” yeter! İsmail Yıldız çocuğunu göremez ise buradan Erdoğan ve Gül’e açıkça söylüyorum, sizler de çocuklarınızı göremezsiniz! Sözün özü: İtlerinize söyleyin ellerine, dillerine hakim olsunlar, sonra canınız çok acır! Nokta!
NOT 7: Neden yazı periyodu düştü diye soranlar var; daha önce de söyledim: Artık e-mail kutusunun içinden çıkıp, bu hakikatleri medya üzerinden halkımız ile paylaşmaya geldi sıra! Şimdi o sürecin içinden geçiyoruz. Yaz sıcak geçiyor olabilir, biz nice susuz yazlar gördük, bu yaz da AKP ve işbirlikçileri için susuz geçmiş çok mu?! Gündem: AKP’yi iktidara getirenler ile AKP arasında “alacak-verecek” kavgası var! Erdoğan ve Gül arasında Cumhurbaşkanlığı kavgası var! Fetullah Gülen’in can korkusu nedeni ile dış mihrakların elinde oyuncak olması durumu var! Bir de AKP’nin iktidardan nasıl götürüleceği ile ilgili olarak gündem kamplaşması var: Rap… Rap… Rap… Sözün özü: Şimdi sıra, “Milli forma” ile mücadele ettiğimiz uzun post modern savaş süreci ve/veya yüksek siyaset liginden inip, süper ligde top koşturmaya geldi. Hangi takım diye sormayın, Audi A6!
Sevgiler
1 Temmuz 2010
Hayrullah Mahmud Özgür
