
GÜZELLİĞİN SÜRREAL POLİTİKASI “ CEVHER (THE SUBSTANCE)”
Sinema Yazarı/Film Eleştirmeni Efe TEKSOY; bilim kurgu, korku ve dram türündeki “THE SUBSTANCE” adlı filmi, Amerika’nın Los Angeles merkezli internet Gazetesi @alaturkaonline için kaleme aldı.
GÜZELLİK ÇAĞI
Dünya prömiyerini 19 Mayıs 2024’te 77. Cannes Film Festivali ana yarışmasında yapan ve burada En İyi Senaryo ödülünü kazanan ‘’The Substance”, Coralie Fargeat tarafından yazılan ve yönetilen bir hicivli-vücut korku filmidir. Senaryosunu feminist temalar üzerine yazan Coralie Fargeat, asıl ilham kaynağını Oscar Wilde‘ın “Dorian Gray’in Portresi”nden almıştır. Bunun yanı sıra İskoç yazar Robert Louis Stevenson‘ın Dr. Jekyll and Mr. Hyde’dan esinlenmiş olduğunu görüyoruz. The Substance filmi, edebiyatta teknoloji tapınmacılığına karşı çıkan “Yeni Dalga” (New Wave) akımının en önemli temsilcilerinden birisi olan J. G. Ballard’ın ve sinemada “Beden Korkusu” (Body-Horror) türünün maestrosu olarak anılan David Cronenberg’in izinden gidiyor. Günümüz modern bilim teknolojisinin benliğimizde yatan Psikopatolojiyi nasıl harekete geçirebileceğini ve beden-güzellik algısı arasındaki dehşetli ilişkiyi insan sömürüsü adı altında politik bir eğretilemeyle ekrana taşıyor. Grotesk, şiddet ve vahşet unsurlarının fazlasıyla ön plana çıktığı yapımda, çağın getirdiği zalim ve ışıltılı dünyaya dair eleştirel bir tavır takınıyor. Cinsel roller ve kimliklere dair çarpıcı uçlara değinmesinin yanı sıra, 21. Yüzyılın toplumsal ve kişisel ilişkilerini de ironik bir dille beyazperdeye taşıyor ve body-horror türü yönetmenlerin izinden giderek kendi janrını oluşturuyor. Bu nedenle her izleyiciye hitap etmediğini söylemekte fayda var.
Oyuncu kadrosunda; Demi Moore, Margaret Qualley, Dennis Quaid, Hugo Diego Garcia, Oscar Lesage, Alexandra Papoulias Barton ve Christian Erickson yer alıyor.

MUTLULUK ETİĞİ
The Substance bizlere, tüketim ve eğlence kalıplarının, korkutucu ve dehşet verici noktalara ulaşabileceğini paradoksal bir biçimde gösteriyor. Öyle ki güzellik formunun, estetik kalıplarının dışına çıkabileceğini ve kadın bedeni üzerinde yıkıcı etkilere kadar varabileceği mesajını bizlere iletiyor. The Substance filmi, kadın bedeni üzerindeki toplumsal baskıyı feminist anlatı öğeleriyle birlikte eleştiren bir yapım. Feminist bir düşünür olan Fransız filozof Simone de Beauvoir‘nın modern feminizmin temellerini attığı 1949 tarihli ‘İkinci Cinsiyet’ (Le Deuxième Sexe) adlı eserinde, kadınların gördüğü baskıların bilimsel incelemesini yapar ve modern feminizmin temellerini kurduğu eserinde; varoluşçuluk, fenomenoloji ve yapısalcı antropoloji gibi kendi çağdaşı olan düşünceleri hem de Hegel ve Marx gibi felsefe klasiklerini cinsiyet düzleminde yeniden okur.

GÜZELLİĞİN METALAŞTIRILMASI
Beauvoir; “Cinsiyetler arasındaki hiyerarşinin nasıl kurulduğunu, ancak tarihöncesinin ve etnografyanın verilerini varoluşçu felsefe ışığında yeniden ele alarak anlayabiliriz.” diyen filozof ek olarak; “İnsanlık kendi varlığında kendini sorguladığı, yani yaşama sebeplerini yaşamın kendisine yeğ tuttuğu içindir ki erkek kadının karşısına kendini efendi olarak koymuştur; erkeğin tasarısı zaman içinde kendini yinelemek değil, ana egemen olmak ve geleceği kurmaktır.” diyerek erkeğin etkinliğinin yaşamın bulanık güçleri karşısında üstün geldiğini ve kadını köleleştirdiğini vurgular. Filmde de Simone de Beauvoir’nın bahsettiği etkileri; Elisabeth Sparkle-Sue karakterleri üzerinden görmekteyiz.

KAMERA ARKASI
Filmi bir yandan toplumsal mesajlar verirken diğer yandan da popüler kültür ve sinema tarihine birçok gönderme yapıyor.
-Elisabeth Sparkle karakterinin aerobik dersi vermesi, Oscar ödüllü efsane oyuncu Jane Fonda‘nın başarılı bir aktris olmaktan, “Jane Fonda’s Workout” adlı egzersiz kasetlerinde başrol oynadığı ikinci kariyerine geçişinden esinlenildi.
-Elisabeth’in geçmişini ve daha sonra Sue’nun yeniden doğuşunu ve geleceğini simgeleyen büyük panoramik pencere, Hitchcockvari bir kaliteyi çağrıştıran bir Rosco SoftDrop fonu seçilerek oluşturuldu.
-Canavar Elisabeth sahnesi, Fransız heykeltıraş Niki de Saint Phalle‘den ve de David Cronenberg‘in The Fly adlı eserinden den ilham alındı.
-Elisabeth’in banyo, gizli oda ve ayrıca koridor sahneleri ise, Stanley Kubrick’in The Shining (1980) ve 2001: A Space Odyssey (1968) filmlerinden ilham alındı.
İyi Seyirler Dilerim
EFE TEKSOY
KAYNAKÇA
BEAUVOIR, Simone de, İkinci Cinsiyet, çev. Gülnur Acar Savran, Koç Üniversitesi Yayınları, 2016
