
KÖTÜLÜĞÜN SIRADAN GÖRÜNÜMÜ, “THE ZONE OF INTEREST”
Sinema Yazarı/Film Eleştirmeni Efe TEKSOY; dram, tarih ve savaş türündeki “THE ZONE OF INTEREST” filmini, Amerika’nın en çok okunan Los Angeles merkezli ilk Türkçe internet Gazetesi @alaturkaonline için yorumladı.
2 DALDA OSCAR ÖDÜLÜ
19 Mayıs 2023’te 76. Cannes Film Festivali‘nde prömiyerini yaparak hem Büyük Ödül hem de FIPRESCI Ödülü dahil 4 ödül The Zone of Interest, 96. Akademi Ödülleri‘nde de 5 Oscar adaylığı elde etti ve En İyi Uluslararası Uzun Metraj ile En İyi Ses kategorilerinde 2 Oscar ödülü kazandı. İngiliz yazar Martin Amis’in romanından uyarlanan film, 3 dalda Altın Küre Ödülü‘ne ve 9 dalda BAFTA ödülüne aday gösterildi ve 3 BAFTA kazandı. Ayrıca Ulusal İnceleme Kurulu tarafından 2023‘ün en iyi beş uluslararası filminden biri seçildi. Araştırma ve yapım süreci 10 yılı bulan ve Auschwitz kampında gerçek mekanlarda çekilen bu yapım, yönetmen Jonathan Glazer’ın Under the Skin (2013) filminden sonra tekrardan sinemaya dönüşünü müjdeliyor. Müzikleri Oscar adaylığı bulunan İngiliz sanatçı Mica Levi tarafından bestelenen yapımda;1943 yılı Nazi Almanyası’nda, Auschwitz toplama kampının hemen yanındaki yeni evinde eşi ile birlikte rüya gibi bir hayat kurmaya çalışan Alman Nazi komutanının hikayesi anlatılıyor.
Oyuncu kadrosunda; Christian Friedel, Sandra Hüller, Johann Karthaus, Luis Noah Witte, Nele Ahrensmeier, Lilli Falk, Anastazja Drobniak, Cecylia Pekala, Kalman Wilson, Medusa Knopf, Max Beck ve Julia Babiarz bulunuyor.

ŞİDDETİN TOPOLOJİSİ
Açılış sekansında tüyler ürperten müzik eşliğinde 4 dakika süren bir karanlık ekran bizleri karşılıyor. Ardından gelen kuş sesleri eşliğinde perdenin masumane bir piknik alanına açıldığını görüyoruz. Burada tıpkı Yin ve Yang felsefesinde olduğu gibi iki zıtlığın bizlere anlatılacağı mesajı veriliyor. Bu noktada, şiddetin Nazi Dönemi’nde doğallaştığı bir taraf izleyiciye gösteriliyor. Almanya’da yaşayan Güney Kore doğumlu bir filozof ve kültür teorisyeni Byung-Chul Han, “Şiddetin Toplojisi”kitabında, şiddetin görünürden görünmeze, olumsuzluktan aşırı pozitifliğe doğru değişimini ve şiddetin makro-fiziksel tezahürlerini derinlemesine araştırır. Han; “Simgesel şiddet de, alışkanlığın otomatizminden yararlanan bir şiddettir. Kendini olağanlıklar silsilesine yazdırır, alışkanlık haline gelmiş algı ve davranış biçimlerine saklanır. Şiddet aynı zamanda doğallaşır.”, diyerek hâlihazırdaki iktidar ilişkilerinin herhangi bir fiziksel, kaba kuvvete ihtiyaç duymadan süregitmesini sağladığını belirtir.

KÖTÜLÜK MİTİ
Alman felsefesinin en büyük filozoflarından ünlü siyaset bilimci ve toplumsal teorisyen Hannah Arendt, ‘’Kötülüğün Sıradanlığı Eichmann Kudüs’te’’ adlı kitabında, düşünme ve muhakeme yeteneğinin yok olmasıyla beraber kötülüğün nasıl sıradan bir hale geldiğini derinlemesine anlatır. Nazi Almanyası’nda Yahudileri toplama kamplarına ve gettolara nakil işlemlerinden sorumlu ve Yahudi soykırmının mimarı olarak anılan SS yetkilisi Adolf Otto Eichmann’ı ele alır. Aslında Eichmann’ın duygusuz ve bilinçsiz bir şekilde sadece verilen emirleri hiç çekinmeden yerine getiren bir görevli olduğunu; “Davalının kendisini bir insan olarak değil de sadece bir görevli olarak hareket etmesine, bu görevde kendisinin yerine kuşkusuz başka birisinin de olabileceğine dayanak savunması… Sadece istatiksel olarak bekleneni yaptığını.” sözleriyle açıklar.

ACIMASIZLIĞIN SIRADANLIĞI
Filmdeki Nazi subaylarının da, (tıpkı Arendt’in eserinde belirttiği gibi) büyük bir soğukkanlılıkla ve acımasız bir biçimde tüm bu kötülükleri yaptığını ve çarkın sadece bir dişlisi olduğu gösterilmektedir. Fakat diğer yandan; Rudolf Höss karakteri ve ailesinin, normal bir aile gibi günlük hayatlarını yaşadığını ve arka planda Auschwitz toplama kampında gerçekleşen tüm vahşeti görmezden gelerek hayatlarına sıradan bir şekilde devam ettiğini görmekteyiz. Filmdeki bu iki uçtaki tezat durum, (tıpkı Arendt’in felsefesinde anlattığı gibi) acımasızlığın kan donduran sıradanlığını bizlere çarpıcı bir dehşet eşliğinde sunuyor.

ŞİDDET VE DEHŞET
Sloven filozof, sosyolog, ve kültür eleştirmeni Slavoj Žižek; “Şiddet” adlı kitabında, Hannah Arendt’in görüşüne ekleme yapar. Žižek; “Hannah Arendt haklıydı: bu figürler Byronvari yüce şeytani kötülüğün kişileşmiş halleri değillerdi; şahsi yaşamları ile eylemlerinin yol açtığı dehşet arasında devasa bir uçurum vardı.” diye görüşlerini belirtir.
KAMERA ARKASI
-Çekimler sırasında belirli bir zamanda, yönetmen Jonathan Glazer yaklaşık on kamera kurmuştu; Johnnie Burn, oyuncuları müdahale olmadan yakalamak için yaklaşık otuz mikrofon kullanıyordu.
-Alışılmadık çoklu kamera kurulumu nedeniyle Glazer ve ekibinin, düzenleme sürecinin daha başlangıcında; 800 saatin üzerinde ham görüntüleri vardı.
-En küçük çocuğunun davul çalması, Günter Grass‘ın romanından uyarlanan “Teneke Trampet (1979)” filmine hicivli bir göndermedir.
DEHŞETİN İÇERİSİNDEKİ MUTLULUK
Drama, tarih ve savaş türündeki “The Zone of Interest” filminin çekimleri, Polonya’da gerçekleşti. İzleyiciyi etkileyen dramatik yapısı ve güçlü sinematografisiyle, ödül sezonunun favori yapımlarından birisi.
İyi Seyirler Dilerim
EFE TEKSOY
KAYNAKÇA
ARENDT. Hannah, Kötülüğün Sıradanlığı: Adolf Eichmann Kudüst’te, çev. Özge Çelik, İstanbul: Metis Yayınları, 2017
HAN. BYUNG-CHUL, Şiddetin Topolojisi, çev. Dilek Zaptçıoğlu, İstanbul: Metis Yayınları, 2015
ZIZEK. Slavoj, Şiddet, çev. Ahmet Ergenç, İstanbul: Encore Yayınları, 2018
