AnasayfaHaberlerTürk kimliğinin olumlu bir biçimde duyurulması şart

Türk kimliğinin olumlu bir biçimde duyurulması şart

Ertuğ Tüfekçioğlu’nun yönettiği ‘Direk Aşk’, 64. Cannes Film Festivali kapsamındaki Short Film Corner’a kabul edildi.

Yönetmenliğini Ertuğ Tüfekçioğlu’nun yaptığı, senaryosunu oyuncu İrem Altuğ’un kaleme aldığı kısa film ‘Direk Aşk’, 64. Cannes Film Festivalikapsamındaki Short Film Corner’da ilk gösterimini gerçekleştirecek.

‘Direk Aşk’, Ertuğ Tüfekçioğlu’nun Türkiye’de yönettiği ilk kurmaca film. 15 yıldır Los Angeles’da yaşayan ve Califa Productions, LLC’nin ortağı olan Tüfekçioğlu aynı zamanda, TurksInEntertainment adlı, Los Angeles’daki genç Türkler’in başlattığı öbeğin gönüllü yöneticisi.

“Türk kimliğinin olumlu bir biçimde kamuoyunda, projelerde duyurulması şart” diyen Tüfekçioğlu, ‘Direk Aşk’ ve kısa filmcilik üzerine sorularımızı yanıtladı.


ABD’de sinema eğitimi almışsınız. Sinemaya yaklaşımda Türkiye ile ABD arasındaki temel fark nedir?

Gerek Hollywood’un, gerek Kuzey Amerika’daki bağımsızların sinemaya yaklaşımı daha bilimsel ve sonuç odaklı. Sendika kuralları, stüdyo olanakları en ucube filmde bile sağlanmaya çalışılıyor. Senaryonun iyiliği kadar yapımın profesyonelliği de önemli. Bir de genel kanının aksine fikir olsun, tarz olsun, dağıtım/pazarlama anlayışı olarak bizden çok daha özgün olabiliyorlar ki lider olmalarının bu büyük bir nedeni.

Sinema yapabilmek adına ABD’de sinemayla uğraşmak isteyenlere nasıl bir yol çiziliyor ya da yardım ediliyor?

Ben, ABD’de akademik veya kurumsal anlamda pek bir yardım görmedim. Her yer gibi çizilen yolda tek bir kelime geçerli: Bağlantı. Benim hep kendi yolumda yürümem gerekti ki, belki de uzun vadede daha verimli bir yol çünkü böylece hata yapma olanağım oldu.

Türkiye’de durum nasıl? Kısa film sürecin neresinde?

Memleketimizde filmcinin bu “bağlantı” hedefine ulaşması, Türk insanının sıcaklığı ve piyasanın küçüklüğünden dolayı biraz daha kolay. Ancak kalite ve açık görüşlülük tavanı alçak olduğundan serüvenlerin noktalandığı yerler ve süreler birbirine benziyor. Bir de kısa film, Türkiye’de hâlâ çoluk çocuk işi muamelesi görüyor çünkü ünlü bir yönetmen uzun çekti mi kısaya bir daha pek yüz vermiyor. Bu da halkın kısaya karşı algısını etkiliyor.

Kısa film yönetmenliği Türkiye’de genellikle uzun metrajdan önce yapılan bir alıştırma gibi görülüyor…

Bence iyi bir kısa film çekmek bazen iyi bir uzun film çekmekten de çetin olabilir.

Birçok başarılı kısa filmcinin birkaç kısa filmin ardından uzun metraja geçmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğal.

Peki siz uzun metraj çekmeyi düşünüyor musunuz ?

Evet ve çekmeye de hazırlanıyorum.

‘MANAV TİCARETİ GİBİ DÜŞÜNMEMEK LAZIM’

Kısa film üretimiyle ilgili dünyada birçok fon var. Türk kısa filmciler bu fonlardan ve desteklerden yeterince yararlanabiliyorlar mı?

Evet,  çok var ancak herkese öyle kolay para vermiyorlar. Özellikle de istedikleri tarzdan biri değilsen…Türk filmciler hâlâ gözlerini tam açmış değil, o yüzden dışarıda ne oluyor bilmiyorlar. Avrupa’da kısa film dağıtımı kârlı olmasa da fon olarak onlarca para dağıtan yer var. Keşke oralara daha çok saldırsak da buradaki yetenekler güzel ve bütçeli film yapmaya kısadan alışsa. Çünkü “kısa film illa yok paraya kötü kötü çekilir, normaldir” diye bir şey yok. İyi bir kısa film 100 liraya da olur, 100 bin liraya da. Sonuçta 100 bin lirayı iyi harcamayı öğrenmek de bir tecrübe. Manav ticareti gibi düşünmemek lazım. Yoksa filmler hep böyle armut olur.

Türkiye’deki kısa film piyasasına hakim misiniz? Beğendiğiniz yönetmenler var mı?

Değilim. Gördükleri uzun bir filmin kısasını yapmayan veya kendilerinin bile inanmadıkları filmleri çekmeyen her yönetmeni her an beğenebilirim. 2007 yılındaydı sanırım, Fatih Kızılgök’ün ‘Toz’ filmini seyretmiştim. Müthiş bir an yakalamış. Bir de bir deprem filmi seyretmiştim. Kamerasıyla biri göçük altında kalıyordu. Çok etkilenmiştim. Maalesef, dünyada bile, kısaların çoğu kötüdür.

Cannes bir kısa filmci için zirve noktalarından biri. Filminizin Cannes’da gösterilmesi bundan sonrası için nasıl bir açılım yaratacak?

Bir gün yarışırsam daha iyi geridönüşümlü açılım olabilir. Bu sene sadece Cannes Film Corner’a girdik ama gene de müthiş heyecanlıyım. Festival ve yarışma sevmiyorum ancak bunlar piyasamızın gerçekleri ve alışmak için kendimi zorluyorum.

Türk sinemasını sürekli Hollywood’la kıyaslama eğilimindeyiz. Bu gerçekçi bir karşılaştırma mı?

Gerçekçi tabi. Ama isterim ki biraz da Uganda sineması, Çin, Avrupa, Tayvan, Japon, Arjantin, Brezilya, İran sinemasıyla da karşılaştırsak. Hatta kendimize de baksak biraz. Sinema tarihimize ve şu anki sinema dilimize…

‘DÜRÜST BİR HİKÂYE’

‘Direk Aşk’ın senaryosu İrem Altuğ’a ait ve yine başrolde kendisi var. Senaryo size nasıl geldi?

İrem Altuğ bana senaryoyu gösterdiğinde beğendiğimi söyledim. Beraber çekmeye karar verdik. Sonuçtan çok mutluyum. Çünkü içinden geldiği gibi yazmış. Dürüst bir hikâye. Hem deneysel bir tarza açık, hem de evrensel bir fikir.

Film Türkiye’de gösterilecek mi?

Evet de ne zaman, nerede bilmiyorum.

Başka festivallere başvuracak mısınız?

Tüm dünyadan bazı film şenlikleri seçtik ve filmi yolladık. En son 14. Brooklyn Film Festivali’nden yarışmaya girdiği haberi geldi. Haziran’da New York’a gideceğiz gibi.

‘BİZ BATI’DAKİ TÜRKLER ŞANSSIZIZ’

Turksinentertainment.com sitesinin de kurucususunuz. Bu site ABD’deki Türklere nasıl bir fayda sağlıyor veya siz nasıl bir fayda sağlasın diye kurdunuz?

“Bu site müthiş bir fikir” diye düşündüğüm için kurdum. Benim fikrimdi ama öbeğin yaratıcısı Serdar Burhan Kalsın’dır. 2004’de kendisiyle tanıştığım “Artık toplanmalıyız ve beraber bir şeyler yapmalıyız” dediğinde 5-10 kişiydik. Şimdi site ve facebook sayfalarımızdaki üyeler 200’ü geçti.

Siteye üye olmak için tek şart, dünyanın herhangi bir yerinde -Türk olmak tabii ki şart değil- sanat ve eğlence dünyasında bir şeyler yapıyor olmak. Profesyonel veya amatör olarak. Elbette ki bedava ve kar amacı gütmeyen bir site. Sayfaya işgeçmişinizden, kısa film veya müzik eserlerinize kadar bir çok bilginizi de yükleyebiliyorsunuz. Bana ve diğer üyelere en büyük yararı birbirimizden haberdar olmamız ve beraber projeler gerçekleştirebilmemiz. Benim neredeyse bütün filmlerimde ben TIE’ın çok yararını gördüm. Çünkü her yerden insanlar tanımak ve tüm dünyada projeler yapma rüyasını sanırım bir çok kişiyle paylaşıyorum.

Sanat, kültür hatta ve hatta eğlence sektörü belirli bir kitleden, toplumdan ve ortak değerlerinden doğar, beslenir ve faydalanır. Biz Batı’daki Türkler bu konuda şanssızız. İçinde Türk olan bir senaryo yazıyorsun, adam gelip “Bunu İtalyan yapalım, daha çok bilet satarız” ya da “Türk yaparsak Ermeniler, Rumlar gelmez” diyor ki bence iyi filmse gelirler. Bir de insanların bir araya gelmesini sağlamak gerek. Türk kimliğinin olumlu bir biçimde kamuoyunda, projelerde duyurulması şart. TIE yani turksinentertainment.com buna hizmet etmek için var ve yakında coşacak.

ŞEBNEM ABAYGİL / HABERTURK.COM
sabaygil@haberturk.com

AlaturkaOnline
AlaturkaOnlinehttps://AlaturkaOnline.com
Amerika'nın ilk Türkçe internet Gazetesi, Alaturka Online, 2001 yılından beri Amerika'da en çok okunan, tamamen bağımsız ve tarafsız haber yapan tek Türk Gazetesi. First Turkish American Newspaper - Amerika'daki Türklere Ulaşmanın en Kolay Yolu ! Habersizsiniz ya da Haber Sizsiniz! Alaturka, Gerçek insanlar, Gerçek Haberler. Amerika'daki Aileniz - Alaturka.

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi Buraya Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

502,356BeğenenlerBeğen
88,698TakipçilerTakip Et
3,552TakipçilerTakip Et
7,662TakipçilerTakip Et
59,000AboneAbone Ol

Kaçırmayın