Utandıran Gazetecilik. Yandaş medyanın utanç yaratan yayıncılığını TV ve sitelerde gördük. Adnan Sungur yazdı.
Utandıran Gazetecilik
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün grup toplantısında AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’ın en yakın çevresinin yurt dışına para kaçırma hikayesiyle ilgili önemli belgeler açıkladı. MAN Adası‘nda 1 Sterlin’e kurulmuş şirkete aktarılan paralar 15 milyon dolara yaklaşıyor. Sayın Kılıçdaroğlu aktarılan paralarla ilgili banka dekontuna kadar en ince ayrıntıları da düşünerek kamuoyunu bilgilendirdi.
Belgelerin sahte olup olmadığı konusunda tabii ki toplumun kafasında soru işaretleri oluşabilir. Bunun için de devletin görevlileri ve mahkemeler harekete geçer. Kısa sürede gerçek ortaya çıkar. Gazeteciler de olayın peşine düşer ve toplumun gerçeklerle buluşması için çaba harcar.
Ama dün belgelerin açıklanmasından itibaren yandaş medyanın utanç yaratan yayıncılığını TV ve sitelerde gördük. Bugün de gazetelerde gerçekten gazetecilik adına utanç duyulacak yaklaşım sergilemiş bu besleme basın…
Bir gazete gerçekten gazeteyse, önce iddiayı verir. Bu iddia ülkenin en yetkili kişisini içeriyorsa 9 sütuna manşet yapar. Sonra da savunmanın sözlerine yer verir. Uzmanlarla konuşulur, belgelerin sahte olup olamayacağını onların ağzından ortaya koymaya çalışır. Söz konusu şirketin hesabına para yatırılan banka yetkilileri ya da buradan bulacakları haber kaynaklarıyla durumu tüm çıplaklığıyla ortaya koyma cabası gösterir. Kamuoyundaki yankılarını okurla ya da izleyicisiyle buluşturur. Belgelerin nereden, nasıl, kimler tarafından ve niçin sızdırıldığını araştırır. Yazarları da kendi görüşlerini köşelerine taşır.
Bunları yaparken, eğer belgeler gerçekse bunu yapanlara karşı ama tamamen objektif bir tavır içinde olur. Çünkü gazeteci gerçeğin peşine düşerken, güçlünün değil, haklının da yanında yer alan insandır. Halk adına iktidarları denetleme görevi vardır.
Ama gördüm ki bu yandaş, besleme, basının yüz karası gazeteler sadece savunma makamının sözlerine yer vermemiş, kendi görüşlerini de, “İftara”; “Sahte belgeler”, “Dış güçlerin oyunu” falan gibi okurlarıyla buluşturmuş.
Ne yapmış, iktidar ve çevrelerine yaranmışlar ama gazetecilik adına yüz kızartıcı suç işlemişler. Bakın Cumhuriyet, Sözcü, Yurt ve benzeri gazeteler iddiayı manşetlerine taşımışlar ama savunmaya da yer vermişler. Bu gazetelerin yayın politikalarını beğenmememe rağmen ilk gün olması gerekeni aşağı yukarı yapmışlar. Gazetecilik, iktidar goygoyculuğu ya da pespaye bir şekilde çanak yalayıcılığı veya yönetenlerin tetikçisi kimliğiyle yayın yapmak değil…
Ülkemin bir gün gerçek gazetelere ve gazetecilere sahip olması dileğimle.
Adnan Sungur
