Yemeksepeti’nin yeni ofisi Yemeksepeti Park. Yemeksepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın, Levent’in göbeğindeki yeni ofisi Yemeksepeti Parkı tanıttı.
Yemeksepeti’nin yeni ofisi Yemeksepeti Park
Yemeksepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın, Levent’in göbeğindeki yeni ofisi Yemeksepeti Parkı tanıttı.
518 kişinin çalıştığı mekân, sekiz ayda tamamlanmış, altı milyon dolar harcanmış!
Google, Apple ve Facebook’un çalışanlarına sunduğu ofis ortamlarını andıran Yemeksepeti Park.
Hürriyet yazarı Ayşe Arman, Yemeksepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın’a, Levent’in göbeğindeki yeni ofisi Yemeksepeti Park’ı sordu.
Vayyy! Nedir burası? Türkiye’nin Google’ı mı?
– Google’ı ya da Facebook’u örnek almışlığımız yok. Ama evet, o kafa! Burası, insanların daha rahat bir ortamda çalışabildikleri, birbirleriyle daha rahat iletişim kurdukları, bir ev ortamı gibi. Her şeyin son derece şeffaf şekilde gözler önünde olduğu bir ofis. Daha bir kolej havasında, start-up havasında… Gerçi 510 kişinin çalıştığı bir yeri ‘start-up’ diye nitelendirmek mümkün değil ama olabildiğince heyecanımızı, dinamizmimizi yansıttığımız bir yer yaratmaya çalıştık.
Sizin bir önceki yeriniz de ilginçti
– Burası benim ‘ustalık’ dönemim oluyor biraz. Orayı ‘kampüs’ diye adlandırıyorduk. Oradan mezun olduk, buraya geldik. Buranın adı Yemeksepeti Park. İki tarafta ortak olan ne var? Şeffaflık ve iletişim. Burada öne çıkan iki konsept daha var. Takım ruhu ve dinamizm. Takım çalışmasına odaklı bir yapı. Bu arada toplantı kültürüne inanan insanlar değiliz.
Nasıl yani? Toplantı yapmıyor musunuz?
– Yapıyoruz da… Böyle iki saat toplantıya gir, üç saat sürsün, böyle bir şeye inanmıyoruz.
Neye inanıyorsunuz?
– Beş ila 10 dakika arasındaki toplantılara! Sonuca yönelik ve sonunda belli bir şey elde ettiğimiz görüşmelere. Bir de tabii her şeyin açık ve şeffaf olmasına. Bizde bütün odaların kapısı cam. Herkesin ne yaptığı gözüküyor. Kapalı kapılara da inanmıyoruz!
Hadi şimdi tek tek say, bu iş yerinde başka yerlerde olmayan ne var?
– Öncelikle bizde ‘power-nap’ diye bir konsept var. Gün içinde 15- 20 dakikalık ya da yarım saatlik uykuları fevkalade önemsiyoruz! Bu kısa kestirmelerin insana güç verdiğine inanıyoruz. Tüm dünyada power nap’in faydalarını anlatan pek çok araştırma var. İşte bizim de ekip arkadaşlarımıza bu imkânı sağladığımız sekiz uyku odamız var. Acayip izole bir ortam. İsterlerse uyurlar, istelerse meditasyon yaparlar.
E peki bağlı olduğu müdür sinir olmaz mı? “Nereye gitti?” “Uyku odasına, biraz kestirmeye…”
– Bizim kurum kültürümüzde böyle şeylere sinir olmak yok! Gidecek tabii. Bilardo salonuna da gidebilir, PlayStation odasına da, langırt oynamaya da… O yüzden var tüm bunlar bizim ofisimizde. Karşı olsak, bunların hiçbiri olmaz. İnsanların çalışırken keyifli zaman geçirmesini istiyoruz. Zaten şirkete girdiğinde ona bir kit veriyoruz. O kitte, yastık kılıfı da var. Kendi yastık kılıfıyla uyuyor orada.
Odanın bir perdesi de var…
– Evet, yatağa oturduğunuzda kendi ağırlığınızla perde otomatik kapanıyor.
Başka neler var?
– Spor salonu, yoga ve pilates yapabileceğiniz yerler, bilgisayar oyunları oynayabileceğiniz odalar var. Retro oyunlar da var. Onları bulmak için bayağı uğraştık. 30 sene öncesinin bilgisayar oyunlarından söz ediyorum. River Raid’ler, Karate Kid’ler… Sonra müzik dolabımız var…
Bir de girişte dev bir ekran var
– Evet ona ‘split flap’ deniyor. Bayağı yatırım yaptık, İtalya’da yaptırdık. Roma’daki tren istasyonunda olanın birebir aynısı. Bizim ihtiyacımız, çalışanla iletişimi daha interaktif yapabildiğimiz bir mesajlaşma yöntemiydi. Tamam e-posta var, Facebook grupları var ama bunun dışında kapıdan içeri girdiğinde, “Bugün ne olmuş, dün ne olmuş?” diye baktığında, küt diye görebilecekleri bir şeye ihtiyaç duyduk.
Çalışanlara değer verdiğin için mi bütün bunları yapıyorsun?
– Elbette. Benim için çalışanların rahatı ve sağlığı çok önemli. Mesela hepimizin çalışma sandalyeleri aynı konforda. İyi bir çalışma ortamı için dünyanın en konforlu sandalyelerini seçtik. Tanesi 1200 Euro. Çünkü 10 saat oturuyorlar üzerinde. Olay sadece “Çalışanlara öyle bir ortam sunalım ki, onlar da daha verimli olsun, şirkete daha çok katkıda bulunsunlar!” değil. Hayatlarında, işle ilgili bir şey düşündüklerinde, konuştuklarında yüzlerinin gülmesini ve gıpta edilen bir yerde çalıştıklarını hissetmelerini istiyorum.
Peki tüm bu iş yeri ne kadar mal oldu?
– Altı milyon dolara.
