SESAR DİYOR Kİ / ÇEKİRGE BİLGİN, UZAN’DAN SONRA DOĞAN’I DA BATIRIYOR YA DA LİDERLERİ TASFİYE ETTİREN SÖZLER VEYAHUT “AKP İLE PKK BİRLİKTE” Mİ ÇALIŞIYOR?
SESAR diyor ki?!
GİZLİ SERVİSLER
“AMİRAL GEMİSİ”NİN KAPTAN KÖŞKÜNDE!
“AKP İLE PKK BİRLİKTE” Mİ ÇALIŞIYOR?
RTE Lübnan Tezkeresi esnasında “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!” şeklinde konuştu ve olanlar oldu! Bu vahim yanlışı düzeltmek için yeni yanlış serileri başlatıldı.
Hatta iş o boyuta vardı ki; 11 Eylül Tarihli Hürriyet Gazetesi’nin manşeti ve Muhabir Fatih Çekirge’nin haberi ile, AKP ile PKK’nın, RTE’nin “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!” gafını elbirliği ile düzeltmek için işbirliği yaptığı görüntüsü ortaya çıktı!
Hürriyet Gazetesi’nin “Bu Tuzağa Dikkat!” sürmanşeti ile verdiği haber; “PKK’nın şehit aileleri üzerinden yürüttüğü devleti çözme operasyonu” üzerine kurulmuştu!
Ne var ki ortada bir “geniş ölçekli devleti çözme operasyonu” olmakla birlikte Hürriyet “Bu Tuzağa Dikkat!” manşetiyle kamuoyuna servis ettiği haberde bu operasyonun taşeron parçalarından birinde takılıp kalmış (!); objektifi “geniş ölçekli operasyonda sadece bir iletken vazifesi gören PKK”ya zoomlayıp bırakmıştı!
Neden acaba?
Üstelik bu yapılırken de şehit ailelerine küfür edilmiş ve PKK ile işbirliği yapıldığı ve yapılacağı imasına yer verilmişti!
Biz objektifi, manzarayı biraz daha tepeden seyredebileceğimiz bir boyuta çekelim!
1) PKK, “şehit aileleri üzerinden yürütülen geniş ölçekli operasyon”da sadece bir “iletken”, “işlevsiz bir taşıyıcı”, “bir ara geçiş aparatı”dır!
2) Vizyondaki operasyon; “Erdoğan gibi ha düştü ha düşecek pozisyonda yer alan bir yavru Neo-Con’u biraz daha ayakta tutabilmek adına sahneye konulup PKK’ya ihale edilen geniş boyutlu bir operasyon”dur!
3) Operasyonun startını verenler, “PKK’ya bu işi ihale edip bir taşla 2-3 kuş vurmak arzusu güden yabancı istihbarat servisleri”dir!
4) Dolayısıyla MOSSAD-MI6 ya da CIA gibi güçlü gizli servislerinin, “Amiral Gemisi”nin kaptan köşkünden Türkiye’yi selamladıklarını söylemek hiç de abartı olmayacaktır!
“Zamanlama” ve “Pazarlama” Hatası
RTE’nin önüne konulan istihbarat raporunun ZAMANLAMASI ise çok ilginç! Rapor ortaya, tam da RTE’nin “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!” demecini verdiği zamanda çıkıyor!
(Halbuki “Vatan sağ olsun demeyeceğim!” sözünü ilk Asteğmen Zeki Burak Okay’ın annesi
söylemedi! Bu sözü ilk söyleyen, Bingöl’ün Genç İlçesi’nde mayın sonucu şehit olan Binbaşı
Adil Karagöz’ün (Bingöl Jandarma Özel Harekat Taburu Komutanı) annesi Fatma Karagöz’dü.)
Liderleri “Tasfiye” Ettiren Sözler
Ayrıca Türk Siyasi Tarihi’nde liderlerin seviyeyi düşürüp saçmalamaya başladıklar zaman “tasfiye kapısı”na çok yaklaşmış oldukları gerçeğini hatırlatmakta da fayda olsa gerek!
“Seçimden önce zam yapacak kadar enayi miyim?”
ya da
“Sen onu Küçük Turgut’a anlat!” diyen Özal,
İlksan Yolsuzluğu’nda “Paraları verdimse ben verdim!” gibi akıllara zarar bir beyanat veren Demirel,
AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçer!” gibi bir tespiti açıktan ortaya koyan Mesut Yılmaz,
“RP için çalışmayanlar patates dinindendir!” buyurup
“Refah’ın gelişi kanlı mı olacak kansız mı?” diye soran Erbakan
ve bu tür incilerin hemen akabinde
siyasi arenanın dışına atılan tüm lider örnekleri
şöyle bir hatırlanacak olunursa;
çiftçiye “Artistlik yapma lan! Ananı da al git burdan!” diyen
ya da “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!” buyuran
Erdoğan fotoğrafının hikmet-i kerametini algılayabilmek
çok daha kolay olur!
Bu nedenle Erdoğan’ın kullanım süresini uzatabilmek adına “şehit aileleri” üzerinden yürütülen böylesi operasyonların resmi daha trajik bir hale getirmekten öte fayda sağlamayacağını belirtmiş olalım!
Sırıtan Kurgu
“Sanal rapor üzerinden hazırlanan kurgu”daki bir diğer önemli hata ise; “Ve iki gün önce plan işlemeye başladı!” cümlesinde ortaya çıkıyor! PKK ne hikmetse bu planı RTE’nin böyle bir tarihi gaf yapacağını bildiği için önceden hazırlamış ve RTE bu “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!” beyanatının altında ezilmeye başlayınca (iki gün önce) planı işletmeye koyulmuş!
PKK planı nasıl işletmiş?
– Önce Asteğmen Zeki Burak Okay’ın ailesine başsağlığı dilemiş. (Hem şehit edip hem başsağlığı dilemek çelişkisi nasıl açıklanacaksa!)
– Sonra “Barış Anneleri”nin Okay Ailesi’nden randevu isteyeceği bilgisi gelmiş. (Dikkat ettiyseniz her şey tek taraflı! Her şey Okay Ailesi’ni suçlamaya ve RTE’yi haklı çıkarmaya yönelik. PKK RTE’nin çok battığını anlamış olmalı ki; bu sefer Hatip Dicle’nin “tepki gösteren şehit aileleri”nin tespit edilmesini ve o ailenin şehidinin “PKK’nın şehit albümü”ne alınmasını teklif eden yazısı, Özgür Gündem’de yer alıyor!
Ne paslaşma ama!
“Olur mu, AKP PKK ile paslaşır mı?” demeyiniz!
Zira görüntü aynen böyle!
Muhtemelen PKK’nın haberi bile olmadığı bu rapor çalışması;
“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!” sözünden
daha büyük yaralar açacak!
Tunalı Hilmi Caddesi’nde yürürken ya da Varan’la İstanbul seyahatleri yaparken Hatip Dicle’nin aklına birden RTE’ye yardım düşüncesinin düşüvermesi de son derece ilginç doğrusu!
“İBRETLİK” BASİT KURGU!
11 Eylül 2006 Tarihli Hürriyet’in 23. sayfasında Fatih Çekirge’nin “ibretlik” dezenformasyonu daha bir sırıtıyor!
Meğer RTE, toplumun tepkisini bile bile çekmiş!
Bu manşet haberle RTE kurtarılmak istenmiş!
1) Söz konusu istihbarat raporu (!) RTE’nin önüne, “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!” beyanatından sonra geliyor!
2) PKK’nın bu rapordaki planı “iki gün önce” işlemeye başlıyorsa; “RTE’nin tepkileri bile bile çektiği”ni yazmak, “Kurtar beni kurtarayım seni!” oyunu çerçevesinde okunabilir!
Fatih Çekirge’nin Komik ve Utandıran Atraksiyonları
Hele Çekirge’nin bazı satırlarını okuyunca, kurgunun sırıtan yanlarına daha bir tebessüm ediyorsunuz!
Bakınız Çekirge,
Adli Yıl Açılış Resepsiyonu’nda bir süre sohbet ettiği RTE’den raporu nasıl öğrenmiş!
“RTE ile yapacağı ABD gezisini, Lübnan’ı ve terörü konuştuk. Bu sohbet sırasında konuşulanları aktaracağım. Ama ondan önce çok daha önemli bir noktaya geçiyorum; çünkü resepsiyonda yaptığımız sohbetin derinlerinden (!), satır aralarından (!) bazı önemli soru işaretleri çıkıyordu!
Ve ertesi gün o soru işaretlerinin peşine düştüm. Başbakan’ın sözlerinden (!), üslubundan (!), yüz ifadelerinden (!), hatta ses tonundan (!) aldığım sinyalleri, soru işaretlerini takip ettim. En yakın çevresine (!), çalışma ofisine (!), kritik makamdaki (!) bazı isimlere ulaştım.”
Evet Çekirge, konuşmayan Başbakan’ın üslubuna (!), ses tonuna (!), yüz ifadelerine (!) bakarak, bunları analiz ederek “RTE’nin masasına bir istihbarat raporu konulduğunu” anlıyor.
Bu dehşete düşüren gazetecilik sezilerini (!) RTE’nin yakın çevresi, çalışma ofisi ve kritik makamdaki bazı kişilere teyit ettiriyor.
Ve sonra da “düzmece” ve “kurgu” olduğu her halinden belli olan “RTE’yi Kurtarma Raporu”nu köşesine alıyor…
(Kıs kıs gülmeyiniz, biz Çekirge’nin çalışma ofisinden içeriye kar maskesi ile süzülüşünü, casusların kullandığı el lambaları ile masaları karıştırışını ve raporu buluşunu izledik; sizlerle de paylaşıyoruz…)
EKİP ÇÖKMÜŞ,
RTE BATMIŞ!
1) Haberin “düzmece” ve “kurgu” olduğunu analiz ediyoruz!
Neden?
Çünkü bu bir “kurgu” olmasaydı;
böyle önemli bir haber
daha önce yayınlanır ve RTE de kurtulurdu!
Böyle bir rapor olsaydı,
RTE o rapora konuşmalarında atıf yapardı!
Böyle bir rapor olsaydı, “devlet” o şehit aileleri ile
bu yeni duruma göre iletişime geçerdi!
2) Bu raporu kim hazırladı ise kurgudan sınıfta kalıyor!
Neden?
Çünkü AKP’yi PKK ile işbirliği içinde gösteriyor!
Göstermekten öte AKP ile PKK’nın birbirlerini kurtarmak için raporlaştıklarını ve “TSK’yı ortak bir eylemle yıpratma” çabası içinde olduklarını şematik olarak veriyor! (Yani bu basit kurguyla kaş yapayım derken göz çıkartıldığı net olarak gözler önüne seriliyor!)
3) Bu raporu Fatih Çekirge gibi soru işareti yüklü bir muhabir değil de, mesela Fikret Bila, Sedat Ergin, Murat Yetkin, Enis Berberoğlu veya Yavuz Donat gibi bir isim yayınlasa daha inandırıcı olurdu!
Neden?
Çünkü Fatih Çekirge’nin üslubu
“Acaba?” sorusunun dozunu artırıyor!
Hatta “Haydi canım sen de! Bu senaryo!” dedirtiyor
ve kurgu ölüyor!
Çekirge bu tür yemlere çok koşuyor ve tüm gizli servisler tarafından “ankesörlü telefon gibi” kullanılıyor!
“İnandırıcılık” sıfır!
“Senaryolaştırma” çok zayıf!
RTE BATMIŞ!
1) Çünkü RTE’yi kurtarma işi, düzmece bir rapor (!) üzerinden yürütülmeye çalışılıyor.
2) Senaryo Çekirge gibi inandırıcılığı kalmamış bir gazeteci tarafından pazarlanmaya çalışılıyor.
3) Haberde bir çok “mantık hatası” var.
4) Haberin yazılışı ve Hürriyet Gazetesi’ne geçiliş tarihi “Ben senaryoyum!” diye bağırıyor.
5) Devlette herkes Çekirge’yi “İngiliz, İsrail, ve ABD gizli servislerinin dezenformasyon kaynağı” olarak değerlendiriyor.
6) Çekirge’nin geçmişinde “28 Şubat’ın dezenformasyon kiri” duruyor.
7) Çekirge en son “Uzan’ın genel yayın yönetmeni”ydi.
8) RTE “çok derin bir yara” aldığının farkında ve bunu telafi etmek için “olmadık yollar” deniyor.
9) RTE’yi kurtarmaya çalışanlar; “bataklıkta çırpındıkça daha çok batan adam” misali,
çırpındıkça batıyorlar.
10) PKK’nın yabancı gizli servislerle işbirliği, özellikle MOSSAD, CIA, İngiliz Gizli Servisi ile ilişkilerinin derinliği biliniyor. Bir süredir bu gizli servislerin “Türkiye’de siyasete dahil oldukları” ve “politikayı yönlendirdikleri” yazılıyor.
Hepsinden öte İsrailli Bakan
“Bizim bu başbakan ile çok özel ilişkilerimiz var!” diyorken,
“AKP ile PKK’yı aynı merkezlerin piyonu olarak algılatmak”
daha büyük hata.
“Çekirge’nin Eline Tutuşturulan Senaryo”nun Amacı
1) RTE’yi ve AKP’yi kurtarma
2) Bunun için PKK’yı kullanma
3) “Şehit aileleri”nin sesini kesme
4) “Şehit aileleri”ni zan altında bırakma
5) MOSSAD, CIA ve İngiliz Gizli Servisi ağzı ile konuşarak
AKP’yi ve RTE’yi diktatörleştirme
6) TSK’yı susturma
7) “Biz her şeyi biliyoruz!” yalanı ile
bir “korku imparatorluğu” kurma
ANKARA’DAKİ EN GÜÇLÜ ADAM; FATİH ÇEKİRGE
Çekirge’nin geçen haftaki yazısında,
Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt ile yaptığı
telefon görüşmesi vardı.
Orgeneral Büyükanıt Paşa, Çekirge’yi cevaben telefonda arıyordu.
O telefon görüşmesinde de Çekirge,
Org. Büyükanıt’ın (çok az konuştuğu halde) sözlerinden hayli şeyler anlamıştı!
Çekirge’nin RTE’ye bahsettiği makam da protokole uygun :
Başbakan’la yüz yüze görüşme.
Org. Büyükanıt Paşa’yı yaş günü tebriği için arıyor,
Paşa’nın telefonla dönüşünden “prestij” üretiyor.
Başbakan RTE de Adli Yılın Açılış Resepsiyonu’nda sadece Çekirge ile konuşuyor. Ve bir sürelik sohbetin bakışma ile geçtiği de yazıdan anlaşılıyor!
Yani sizin anlayacağınız,
“şu anda” Ankara’nın en güçlü adamı Fatih Çekirge!
Bir telefonla en üst rütbeli paşa emrine amade!
(Hangisi “üst” hangisi “ast” belli değil!
Sanki Büyükanıt Paşa kendisinin astı!)
Bir sohbetle Başbakan’ın en gizli (!) ve sanal raporu
Çekirge’nin kullanımına sunuluyor!
Bir sohbetle Abdullah Gül’ü parlatıyor!
Bir yazı ile RTE’yi ezilmekten kurtarıyor!
OYSA BİR SÜRE ÖNCE
ÇEKİRGE İLE İLGİLİ OLARAK DEMİŞTİK Kİ;
1) “28 Şubat Süreci”nde Sabah’taki gazeteciliği,
Dinç Bilgin’i tasfiye etti.
2) Sonra Star Grubu’na geçti.
Cem Uzan’ın en yakın arkadaşı oldu.
Uzan Grubu yine “Çekirgeli bir operasyon”la sindirildi.
3) Şimdi sıra Doğan’da demiştik!
Nitekim Doğan Grubu POAŞ’tan ötürü 500 Trilyonluk bir ceza aldı.
Bununla Fatih Çekirge’nin hiçbir alakası yok..!
Ama biz Aydın Doğan’ın yerinde olsak
“Ben kiminle çalışıyorum?” diye sorardık!
4) İşin ilginç tarafı;
Çekirge Hürriyet’te haber yapmaya başladığı andan itibaren
“AKP’nin penceresi” oldu.
Ama buna rağmen Doğan Grubu
POAŞ’ta “astronomik bir ceza” ile karşılaştı.
Hem Hükümet’le bu kadar içli dışlı bir Çekirge resmi,
hem de 500 trilyon TL’lik bir ceza!
Acaba neden?
EPDK’nın, Hükümet’in, Çekirge’nin ve Aydın Doğan’ın
sorunun cevabını bildiğini hiç sanmıyoruz.
Hatta hiçbirisinin sorunun cevabını bilmediğini biliyoruz.
Yoksa Çekirge sorunun cevabını biliyor mu?
HÜRRİYET’E ÜZÜLMEK
Ertuğrul Özkök’ün, Çekirge’nin tutturduğu düzeyden hiç ama hiç memnun olmadığını biliyoruz. Ama “El mecbur!” durumunu da anlıyoruz..!
Hürriyet’in 2007 Yılı başlarında
“Amiral Gemisi” olmaktan çıkıp
“sıradan bir gazete”ye dönüştürüleceğini
bizler biliyoruz.
Eminiz ki Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök de biliyorlar.
Acaba neden Hürriyet’in küçültülmesine izin veriyorlar?
Sabah, “Amiral Gemisi” olmak üzereyken
“Çekirge Operasyonu” ile battı! (Bakınız 28 Şubat Dönemi)
Star da tam gazete olup iş yapmaya başladığında,
bu defa Uzan Grubu “bir Çekirge’lik operasyon”la karşılaştı!
Şimdi sıra Hürriyet’te ve Aydın Doğan’da!
Kimse yanlış anlamasın ama;
birileri Türkiye’de hep çok kullanılan adamı ve grubunu hedef alıyor.
Onun için Hürriyet’e üzülüyoruz.
“Demek ki Hürriyet’in bir Çekirgelik canı varmış!”
demek istemediğimizden üzülüyoruz….
NEDEN HÜRRİYET..?
Türkiye’yi bir “hiper kaos”a iterek
“İngiliz, ABD, İsrail kontrollü bir sahte İslamcı diktatörlük”
inşa edilmesinin önündeki en büyük engel;
yerleşik sermaye ve medya yapısı!
Bu sebeple önce Sabah’ın,
sonra Star’ın,
şimdi de Hürriyet’in işinin bitirilmesi gerekiyor.
Üstelik bunu “dışarıdan” değil,
“içeriden” yapmak gerekiyor!
Sahte Atatürkçülük, sahte İslamcılık, sahte liberallik
ve sonrasında da diktatörlük!
Peki Fatih Çekirge bu “film”de ne rol oynuyor..?
Kendisi bunun farkında olmasa da
İngiliz, İsrail ve ABD gizli servislerinin operatörü,
dezenformatörü ve manüplatörü olarak;
görev yaptığı gazeteyi ve grubu bitiriyor!
“Haydi canım siz de!” diyen iki patron (Bilgin ve Uzan)
Türkiye’deler
ve halen ne olduğunu anlamakla meşguller..!
En iyisi mi siz,
orijinal adı A Bug’s Life (Bir Böceğin Yaşamı) olan
animasyon filmi izleyin!
Mucit karınca Flik,
kolonisini Hopper tarafından yönetilen “beleşçi çekirgeler”e karşı savunmak
amacıyla “savaşçı böcekler”i kiralar.
“Flik’in süvarilerinin pire sirki oyuncularından bir grup olduğu”
açığa çıkınca;
her şey “çok komik bir kargaşa”ya dönüşür.
(Filmin tanıtım yazısı;
Vatan Gazetesi’nin televizyon sayfasından alınmıştır.)
( Önemli Not :
Biz söz konusu habere yönelik dünkü deşifremizin hemen akabinde
bu daha detaylı analizi hazırlarken,
Hürriyet’in bugünkü baskısı ise
Fatih Çekirge’nin aynı konuya ilişkin 180 derecelik dönüş içeren
bir diğer haberi ile dağılıyordu.
Çekirge’nin “Bu Oyuna Asla Gelmeyiz!” başlığıyla verdiği
bugünkü haberinin son sözleri ise;
tutmayan planın en net göstergesi!
Bakınız nasıl bitirmiş Çekirge haberi;
“Evet, Türkiye bu sinsi plan karşısında önemli bir sınav verdi
ve kenetlendi.
İşte bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir!”
Sanırız o sınav 2 gün içinde verildi ve bitti!
“Dezenformasyonu servis ettik tutmadı; biz de çaresiz geri çektik!”
deseniz daha iyi olurdu Sayın Çekirge!
Ama kendinizi üzmeyin; anlayanlar anladı zaten!
Saygılar
SESAR
