AK KUVVETLER BİRLİĞİ / TAKKELİ FAŞİSTLER YA DA “12 EYLÜL SİVİL DARBECİ”LERİNDEN KURTULMAK İÇİN ÖNERİ: “DOKUNULMAZLIKLARI KALDIRALIM, SİVİL DARBECİLERDEN HESAP SORALIM” VEYAHUT “KUVVETLER AYRILIĞI” OLMADAN DEMOKRASİ OLUR MU?!
Ak Kuvvetler Birliği?!
“Bir kuvvet, karşısında kendi cinsinden başka bir kuvvete rastlamadıkça dolu dizgin gider. Zira ezeli bir tecrübe ile sabittir ki, kuvvet sahibi herkes, bunu kötüye kullanmaya meyledebilir ve kuvvetine hudut buluncaya kadar gider. Fazilet bile sınırlanmaya muhtaçtır.”
Montesquieu
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuvvetler_ayr%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1
——————————————————-
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP…
———————-
“12 Eylül sivil darbe” süreci kapsamında birkaç enstantane daha…
——————————————————-
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP…
———————-
12 Eylül 1922; Urla’nın Kurtuluşu!
https://www.ilk-kursun.com/2010/08/eylul-yakin-tarihimizde-zafer-ve-kurtulus-ayidir/
(…)
12 Eylül 1980; İhtilal!
https://tr.wikipedia.org/wiki/12_Eyl%C3%BCl_Darbesi
(…)
12 Eylül 2010; RTE sivil darbe!
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15724955.asp?gid=373
(…)
——————————————————-
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP…
———————-
Öncelikle…
Atatürk Türkiyesi’ni “sivil dikta rejimi”ne götüren, “Kuvvetler ayrılığı” ilkesini “Ak kuvvetler birliği”ne çevirmeye çalışan Erdoğan ve saz arkadaşları için kısa bir okuma parçası:
“Kuvvetler Ayrılığı Prensibi”
Her bir faaliyeti bir organa verilmek suretiyle devlet işlerinin muhtelif organlar arasında taksim edilmesi. Bir devlette iktidarın görmesi gereken işler ve bu işlerin icap ettirdiği faaliyetler üçe ayrılır.
Bunlar; plan, sevk ve idare ile kontrol işleri şeklinde gruplandırılabilir. Başka bir ifade ile yasama, yürütme ve yargı faaliyetleri şeklinde ifade edilebilirler.
Bu noktayı ilk çağlarda Devlet, çağdaş anlamıyla, belirli bir ülkede yaşayan insan topluluğunun, egemenlik ve bağımsızlık temelinde oluşturduğu siyasal örgütlenme. Günümüzde ulusal devletle özdeşleşen devlet kurumunun tanımı, niteliği, işlevleri ve toplumla olan ilişkisi çağlar boyunca değişik biçimler almıştır.
Aristo tesbit etmiştir. En iyi hükümet sistemini arayan bu filozof, devlet faaliyetlerini üç sahaya ayırmış ve har saha faaliyetlerini ayrı bir organa gördürmeyi tavsiye etmiştir. Yalnız, Aristo’nun bu tavsiyesine kulak asan olmamış, asırlar boyunca tarihte yaşamış devletlerin çoğunda organ ayrılması yerine, organların birliği sistemi cari olmuştur. Yani iktidarı elinde bulunduranlar, hem teşrii, hem icra, hem de çoğu kere yargı faaliyetlerini ellerinde bulundurmuşlardır.
Şu halde, siyasi iktidar, devlet kuvvetinin bütün yetkilerini elinde bulunduruyorlarsa o zaman “Kuvvetler Birliği Prensibi”nden, fraksiyonlar ayrı ve müstakil organlara bırakılıyorsa o zaman da “Kuvvetler Ayrılığı Prensibi”nden söz edilir.
Devlet hayatının organize edilmesi için iş sahalarının ve organların ayrılması, muayyen işlerin muayyen organlara verilmesi kafi değildir. Asıl olan, organların değil “iradelerin ayrılması”dır. Yani organların her birinin kendi sahasında muhtar, serbest bir irade ile hareket eder olması lazımdır. İşte asıl kuvvetler ayrılığı budur. Yoksa, işleri daha kolay yapabilmek için mutlakiyet rejimlerde ve diktatörlüklerde de bir iş bölümü ve organ ayrılması vardır; fakat iradeler ayrılmadığı için böyle ülkelerde kuvvetler ayrılığı yoktur. Zira bu ülkelerde, bütün devlet teşkilatına hakim olan bir irade merkezi vardır ki, bu, memleketine göre muhtelif isim ve ünvanlar alan diktatördür. Her sahadaki teşkilat ve personel, şefin emri ve iradesi önünde eğilmeğe mahkum bir kukla varlıktan başka bir şey değildir.
Aristo’dan daha sonraları bu meseleye on sekizinci yüzyılın Tabii Hukuk Mektebi mensuplarından Jon Locke temas etmiştir. Locke, bu nazariyeyi sırf kendi mantık ve muhakemesi ile değil, İngiltere’de o zaman mevcut durumu, İngiliz siyasi müesseselerin işleyişini göz önünde tutarak ileri sürmüştür.
Locke’un bu görüşleri tıpkı Aristo’nun görüşleri gibi hep nazari kalmış ve halka inememiştir. Kuvvetler Ayrılığı fikrini bugünkü anlamı ile ilk defa ortaya atan Montesquieu olmuştur. Montesquieu, muhtelif memleketlerin merci siyasi müesseselerini inceleyerek işe başlamıştır. Bu şekilde parça parça yaptığı tetkiklerden umumi ve külli neticeler çıkarmaya çalışmıştır.
Montesquieu’ye göre; “bir kuvvet, karşısında kendi cinsinden başka bir kuvvete rastlamadıkça dolu dizgin gider. Zira ezeli bir tecrübe ile sabittir ki, kuvvet sahibi herkes, bunu kötüye kullanmaya meyledebilir ve kuvvetine hudut buluncaya kadar gider. Fazilet bile sınırlanmaya muhtaçtır.”
Montesquieu’nün bu fikri 1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi’nde “Herhangi bir cemiyette vatandaş hakları teminata bağlanmamış ve kuvvetler ayrılığı temin edilmemiştir; o devletin anayasası yoktur.” şeklinde ifade edilmiştir.
Kuvvetler Ayrılığı Prensibi ilk defa yazılı bir anayasa olarak 1787 tarihli Amerikan Anayasası’nda ifadesini bulmuştur. Daha sonra on dokuzuncu ve yirminci yüzyılda diğer ülkelere de yayılmıştır.
Bugün artık Kuvvetler Ayrılığı fikri eski klasik anlamından oldukça uzaklaşmıştır. Zira mutlak anlamda kuvvetler ayrılığı rejimi, devlet iktidarını zaafa uğratmaktadır.
Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
https://www.turkcebilgi.com/kuvvetler_ayr%FDl%FD%F0%FD_prensibi/ansiklopedi
(…)
https://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&Date=19.08.2010&ArticleID=1014368
(…)
Sözün özü:
AKP’nin demokrasiyi ne kadar ileri götürdüğü ortada!
Fazla söze ne hacet!
——————————————————-
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP…
———————-
Erdoğan diyor ki:
“Evet” deyin; çünkü 12 Eylül darbecilerinden hesap sormak için Anayasa’daki geçici 15. Madde’yi kaldırıyoruz.
Ben de diyorum ki:
“12 Eylül sivil darbeci”lerinden hesap sormak için “Dokunulmazlıklar”ı kaldıralım, bunun için “Hayır” deyin!
Vs vs vs…
——————————————————-
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP…
———————-
Erdoğan diyor ki:
“Beni, sonun Menderes gibi olur diye tehdit ediyorlar! İki gömleğim var!”
Muhalefet ve sermaye diyor ki:
“Bunu kim söylüyor?”
Elcevap, ben söylüyorum!
İstiklal Marşı “Korkma” diye başlıyor.
AKP ve saz arkadaşları için hesap vakti yaklaşıyor!
(Not: Aslında adı anılmadan söylenen şu: Hani ortak karar almıştık, Hayrullah Mahmud’un adını anmayacağız, diye. Erdoğan muhatap alarak anlaşmayı bozdu. Şimdi sermaye ve muhalefet de muhatap almak zorunda kalacak! Vs vs vs…)
Asimetrik tehdit!:))
——————————————————-
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP…
———————-
AKP, “Gulyabani” gibi bir parti!
En “mağdur” onlar!
En “zalim” yine onlar!
En “ak” onlar!
En “kirli” yine onlar!
En “vurguncu” onlar!
En “yardımsever” yine onlar!
En “darbesavar” onlar!
En “darbeci” yine onlar!
En “hain” onlar!
En “vatansever” yine onlar!
En “askersevmez” onlar!
En “militarist” yine onlar!
En “demokrat” onlar!
En “demagog” yine onlar!
Vs vs vs…
Sözün özü:
Bu kadar zıtlık aynı bünyede uzun süre barınmaz!
——————————————————-
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP…
———————-
“12 Eylül Kumpanyası” bağlamında birkaç satır daha…
AKP, “Evet” diyor.
MHP ve CHP “Hayır” diyor.
Bahçeli, ABD ve AB’yi düşman olarak gösteriyor.
BDP ise boykotçu!
Kılıçdaroğlu ise “siyasi simge türban” başta olmak üzere, Erdoğan’ın sırtından “Habur yükü”nü alıp AKP’ye ait ne kadar “siyasi moloz” var ise CHP’nin arazisine boşaltmakla meşgul!
Netice:
ABD, İsrail’in işine parçalanmış bir Türkiye gelir mi?!
Gelmez!
Atatürkçü, laik rejim yerine, Humeyni rejiminin gelmesinden en çok kim etkilenir?
İsrail, ABD, AB!
Sözün özü:
AKP, CHP, MHP, BDP, bir bütünün parçaları!
Şu anda tüm siyasi partiler, AKP’nin kendilerine dağıttığı rolü oynuyor.
Kayıkçı kavgası!
Onun için sadece AKP’nin gitmesi yetmez, AKP ile perde önünde ve perde arkasında danışıklı dövüş yapan siyasi kadronun da (Bahçeli, Ongun, Kılıçdaroğlu, Sav) gitmesi şart!
Çünkü onlar AKP’nin ihanet sürecindeki saz arkadaşları!
——————————————————-
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP…
———————-
Bu kapsamda bir başka soru:
ABD, Türkiye’de “AKP’yi istiyor” ve aynı zamanda “AKP üzerinden rejimi dönüştürüp Türkiye’yi parçalamayı düşlüyor” ise Irak’ta neden battı?!
İsrail, İran ile neden sorunlu?!
Afganistan’da neden başarısız oldular?!
Elcevap, BOP operasyonu bağlamında AKP ile arka kapı diplomasisi yapıp, Atatürk Türkiyesi’ni yok saymaya çalıştılar, şimdi bunun bedelini ödüyorlar.
Sözün özü:
Bu coğrafyada, “Atatürk Türkiyesi” düşer ise ilk kaybeden Batı olur, bunun çok iyi biliyor ve iliklerinde hissediyorlar.
Onun için AKP, Batı nezdinde “yok hükmünde”!
Gaz verenler, ters açıklama yapanlar vs hepsi de kaos değirmenine su taşıdığı için AKP’ye sözde destek olur gözüküyorlar.
Nokta!
——————————————————-
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP…
———————-
Rıza Türmen: 12 Eylüller ya da Anayasa değişikliği(1)
(…)
(Alman aka planlı, Erdoğan’ı destekleyen) Ramiz Ongun’dan sonra MHP Kurucular Kurulu üyeleri de ‘evet’ dedi
(…)
Putin: Nabucco’nun şansı az!
https://www.stargazete.com/dunya/putin-e-gore-nabucco-hayal-haber-292290.htm
(…)
Nabucco inşaatı, 2011’de değil, 2012’de (belki) başlayacak!
https://finans.mynet.com/Haber-detay.aspx?haber=53078788
(…)
(Özal’ın hayatına mal olan) Türkçe konuşan ülkeler 15 Eylül’de Çırağan’da buluşuyor
(…)
15 Eylül’de Turkuaz İzmir’de!
https://www.tatilsemti.com/turkuaz-havayollari-almanya%E2%80%99da-sirket-kurmaya-hazirlaniyor.html
(…)
Yargıtay Başkanı Gerçeker: Arka bahçe olmayacağız!
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15724720.asp
(…)
Uslu: TÜSİAD, hükümetlere konsomatrislik yapıyor, ben söyleyince küfür sayıyor!
https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/15724337.asp
(…)
Erdal Sağlam: Referandum iş yaşamındaki barışı bozdu!
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15724820.asp?yazarid=8&gid=61
(…)
Özbek’ten iktidara torpil suçlaması
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15724722.asp
(…)
Ateşkes ilan eden ETA’ya yanıt: Şiddet bitmeden diyalog olmaz!
https://www.hurriyet.com.tr/dunya/15724603.asp?gid=200
(…)
Liberman’dan müzakerelere darbe: Ne yarın ne de gelecek nesilde Ortadoğu barışı mümkün!
https://www.hurriyet.com.tr/dunya/15724604.asp?top=1
(…)
——————————————————-
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP…
———————-
Ve…
Son olarak…
Abdullah Gül, AKP’nin Cumhurbaşkanı!
Atatürk Türkiyesi için “Yok hükmünde!”
Türkiye, parçalanmanın, bölünmenin eşiğinde!
Sözün özü:
AKP iktidarında ortada devlet diye bir şey kalmadı.
“Partizanlık virüsü” her yere dağıldı.
Kimse kimseye güvenmiyor, kendisinden olmaması durumunda!
Bu anlamda 100 puanlık uzman sorusu:
Adaletin sadece kendisi gibi düşünenlerden geleceğini düşünmek ve devlet katında buna göre kadrolaşmak hangi siyasi düşüncenin ürünüdür?
a- Faşizm
b- Dinci Faşizm
c- Diktatörlük
d- Sivil dikta!
e- Hepsi!
——————————————————-
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP… RAP… RAP… RAP… RAP…
RAP… RAP…
———————-
Sevgiler
7 Eylül 2010
Hayrullah Mahmud Özgür

“İşsizin halinden işsiz anlar” Türk Atasözü. Demem o değil şu deme: O kadar kalgonit reklamindan sonra bizler gibi “Loser”laştirilmiş arkeolog vs.lerinde iki satir reklamini yapsaniz nasil olur? İki satir, üç değil… Ilgili buyugumuz sabah refe-, akşam -randumdan meslek erbablariyla pek haşir neşir olamiyor. Zaten “Allianoi” ayagina, “Tarkan”da olmasa kimse bizi sallamiyor… Tv programı yapan herkes, hayatinin bir bolumunde illa ki bu “uc beş taş”tan ekmek yiyor ama sadece kendi!… “Indiana Jones” bile ekmek yedirdi de… Neyse. Demem buydu. Tesekkurler. Mahlas: Devletten kadro bekleyen Arkeologlar…